Onlar sanıyorlar ki; Biz sussak mesele kalmayacak Halbuki biz sussak, tarih susmayacak.. Tarih sussa, hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki, bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Halbuki bizden kurtulsalar, vicdan azabından kurtulamayacaklar. Vicdan azabından kurtulsalar, Tarihin azabından kurtulamayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar, Tanrı'nın gazabından kurtulamayacaklar
   
 
  Yaşam ve Cinsellik - Sefa Saygılı
Doç. Dr. Sefa Saygılı
Yaşam ve Cinsellik
 
Sosyal Yaşam Dizisi: 11
DİZİ YÖNETMENİ Ali İhsan Bayrak
EDITOR
YAYINA HAZIRLIK       GÖRSEL YÖNETMEN
Rahime Demir
Derya Şenol
Yasemin Yentur
Yaşam ve Cinsellik
ISBN                 : 975-8821-04-0
Birinci Basım    : İstanbul, Ocak 2004 Kapak Tasarımı : Ferhat Çınar Renk Ayrımı      : Mat Yapım Baskı & Cilt       : Tavaslı Matbaacılık
Psikiyatrist Doç. Dr. Sefa SAYGILI
2002, Mozaik Yayınlan
Tüm yayın haklan anlaşmalı olarak Mozaik Yayınlan'na aittir. Kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir. İzinsiz çoğaltılamaz, basılamaz.
MOZAİK YAYINLARI
Çatalçeşme Sokak No- 48 Bateş Han      34410 Cağaloğlu I İstanbul Tel: (0212) 511 84 50 (pbx)   Faks (0212) 526 71 14
www.mozaikyayinlan.com e-mail. bilgi@mozaikyayinlari.com
 
 
Doç. Dr. Sefa SAYGILI
1956 yılında İskenderun'da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini bu şehirde tamamladıktan sonra girdiği İstanbul Tıp Fakültesi'nden 1980 yılında mezun oldu. Ardından aynı fakültenin Psikiyatri Kliniği'nde uzmanlık eğitimine başladı ve 1984 yılında psikiyatri uzmanı oldu. Girne Askeri Hastanesi'nde yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra 1985 yılında Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde çalışmaya başladı. 1991 yılında İstanbul Tıp Fakültesi'nde girdiği sınavla psikiyatri doçenti unvanını aldı.
1990'daki şef muavinliği görevinin ardından 1 992'de psikiyatri klinik şefi olarak SSK Vakıf Gureba Hastanesi'ne tayin oldu. Halen bu görevini sürdürmektedir.
1989 yılında seçildiği Yeşilay Genel Başkan Yardımcılığı görevi¬ni halen sürdürmektedir.
"Doktorunuz Diyor ki", "Dengeli Beslenme Sağlıklı Zayıflama", "Sağlık Bilinci", "Dünyayı Aldatanlar", "Ayhan Songar", "Mazhar Osman", "Evlilikte Mutluluk Sanatı", "Annemi istiyorum", "Babacığım Neredesin?", "Gerçeği Arayanlar", "Beyin ve Ruh", "Ergenlik Sorunları" adlı kitapları bulunan ve daha önce Mozaik Yayınları'ndan "Sağlıklı Beslenme" adlı bir kitabı çıkan Saygılı 2003 yılı başından beri "Sağlık Yolu" adlı üç aylık bir dergi yayınlamaktadır.
Yurt içi ve yurt dışında 50'nin üstünde bilimsel yayını bulunan Saygılı evli ve iki çocuk babasıdır.
Tecrübe ve birikimini yazarak topluma faydalı olmayı kendine ilke edinen Dr. Saygılı ayrıca çeşitli gazete, dergi ve radyo yayın¬larıyla çalışmalarını sürdürmektedir.
İçindekiler
BÖLÜM 1             <
EVLİLİK ÖNCESİ
Çocuklara Cinsel Eğitim..........................................................   13
Çocukluk Dönemi ve Cinsellik ............................................   15
Cinsel Eğitim Fikri Nasıl Doğdu?....................................   15
ideali Ailede Verilir......................................................   16
Ergenlikten Once Odaları Ayrılmalı................................   16
Prensip Ne Olmalı? ......................................................   17
Çocuklarda Cinsel Eğitimle ilgili Sorulara Cevaplar ..............   17
Ergenlik...................................................................   23
Erkeklerde Ergenliğe Giriş.................................................   23
Ergene Cinsel Eğitim ......................................................   24
Nasıl Konuşmalı?..........................................................   25
İlk Cinsel Tecrübe................................................................   26
Fahişelik Nedir?............................................................   29
Kadınlar Satılırsa ..........................................................   30
Topluma Faydalı mı? ....................................................   31
Kızlarda Regl Dönemi..........................................................   32
Reglde Dikkat Edilecekler ..............................................   33
Bekaret Zarı ve Önemi........................................................   34
Şekilleri........................................................................   34
Zar Koruma Altındadır ..................................................   35
Kızlık Zarının Faydalan ..................................................   35
Kanama Her Zaman Olmaz ..........................................   35
Acı Olur mu?................................................................   36
 
Bekaret Önemli mi?......................................................   36
Cinsellikle İlk Tanışma ........................................................   37
Niçin Sevgi? ................................................................   38
Sadece Sevgi Yetmez ....................................................   38
Sevgi mi? Kara Sevda mı?..............................................   39
Bunalım Sebebi ............................................................   40
Nişanlanmanın Amacı ..................................................   40
Nişanlılık Önemli..........................................................   41
Nişanlılığın Süresi..........................................................   43
Nişanlıların Cinselliğe Bakışı Nasıl Olmalı? ....................   43
Cinsel Dalga Cinselliğe Zarar Verdi......................................   44
Cinsel Problemler de Artıyor ..........................................   45
Müstehcen Yayın Zararlı ..............................................».   45
Rağbetin Sebebi............................................................   46
Gençlere Etkisi..............................................................   47
Ne Yapmalı? ................................................................   48
Mastürbasyon (istimna)........................................................   48
Sık Olmamalı................................................................   50
Zararları Abartılmamalı..................................................   50
istimna Yapılmadığında..................................................   51
İstimnanın Çaresi..........................................................   51
Evlilik Öncesi İlişki..............................................................   52
Medya Pompalıyor........................................................   53
Sonuçlar Ortada ..........................................................   55
Zararları Çok................................................................   55
Ebeveyn Ne Yapmalı?....................................................   56
Erkek Ergenlerin Cinsel Problemlerine Cevaplar....................   57
Genç Kızların Cinsel Problemlerine Cevaplar........................   73
BÖLÜM 2
EVLİLİK VE CİNSELLİK
Cinsel Organlar......................................................................   83
Kadın Cinsel Organları ......................................................   83
Erkek Cinsel Organları........................................................   85
?'•j ?'     *                                      -Jçuıdeküet ?
Evlilik    .................................................................................. 89
Evliliğin Faydaları................................................................   89
Balayı Dönemi....................................................................   91
Nerede Geçirilmeli?......................................................   92
Turistik Gezi Değil ........................................................   92
Ölçü Kaçmamalı ..........................................................   93
Evlilikte İlk Gece ................................................................ 93
Birbirine Alışmalı ..........................................................   94
Kabalıktan Kaçınmalı ....................................................   95
Birleşme Gecikebilir......................................................   95
Düzenli Cinsel Hayat Sağlık Getirir......................................   96
Kadını Erkeğe Bağlar ....................................................   99
Erkeğe Tutku ve Bağlılık Aşılar........................................   99
Sağlıklı Cinsel Hayatın Şartları ............................................   99
Birleşme Öncesi ve Sonrası ................................................ 100
Yaradılış Farkı .............................................................. 103
Birleşme HerZaman Mükemmel Olmaz ........................ 103
Cinsellik Sevgi İledir...................................................... 1 04
Dokunmanın Önemi .................................................... 104
Nasıl Teknik?................................................................ 104
Birleşmeden Sonra........................................................ 1 05
Cinsel Birleşme ve Döllenme .............................................. 106
Orgazmın Aşamaları .................................................... 106
Döllenme Nasıl Olur? .................................................. 108
Enerji Gerektirir mi?...................................................... 109
Hamilelik.......................................................................... 110
Cinselliğe Hazır Olmalı...................................................... 1 1 1
Cinsellik Şart................................................................ 113
Yabancı Kadına Şehvet.................................................. 1 14
Erkeğe Düşen .............................................................. 114
Eşler Beraber Aynı Yatakta Yatmalı ...................................... 115
Cinselliğe Darbe Vuran Davranışlar .............................. 116
Temizliğe Dikkat Etmeli ...................................................... 1 16
Cinsellikte Değişik Pozisyonlar ............................................ 1 1 7
 
Değişik Pozisyonlar ...................................................... 118
Tercih Hangisi?............................................................ 1 19
Ters ilişki Zararlıdır ............................................................ 1 19
Lohusalıkta ilişki ................................................................ 120
En Yakın Örnekler........................................................ 121
Büyük Bir Tehlike.......................................................... 121
Adet Halinde Cinsel ilişki.................................................... 122
Erkeğe de Zararlı.......................................................... 123
İlişki Dışında Sevişme Serbest........................................ 1 23
Cinsel İlişki Sıklığı Ne Olmalı?............................................ 123
Her Zaman Aynı Olmaz................................................ 125
Eşten Uzun Süre Ayrı Kalmamalı.................................... 1 25
Erkekte Sıvı......................................................................« 126
idrar Meniye Karışır mı?................................................ 1 26
Gusül Ne Zaman Gerekir?............................................ 127
Cünüplük Pis midir?...................................................... 127
Konuyla ilgili Kadınların Sorularına Cevaplar........................ 127
Konuyla İlgili Erkeklerin Sorularına Cevaplar   ...................... 145
Doğum Kontrol Metodları ...................................................... 151
Konuyla ilgili Sorular ve Cevapları ...................................... 155
Doğum Kontrol Haplarının Kullanılmadığı Durumlar........ 158
Doğum Kontrol Metodlarının Karşılaştırılması ...................... 168
Kürtaj ve Zararları.............................................................. 1 69
Kürtajın Tehlikeleri........................................................ 169
Dünyanın Kürtaja Bakışı................................................ 170
Psikolojik Etkileri .......................................................... 1 70
Sünnetin Faydalan.............................................................. 1 71
Sünnetlinin Hanımı da Korunuyor.................................. 171
Kaç Yaşında Olmalı?.................................................... 172
Sünnetin Tıbbî Faydaları................................................ 1 73
Çıplaklık............................................................................ 173
Erkek ve Kadında Cinsel Problemler........................................ 175
Yanlış Görüşlere Saplanmamalı .......................................... 1 75
Erkekte Cinsel Soğukluk...................................................... 177
Oçindekiûet ? 9
Kim İktidarsızdır?.......................................................... 178
iktidarsızlığın Sebepleri.................................................. 1 79
Hanıma Düşen Görev .................................................. 182
Erkeğin Sertleşmesi Aniden Kayboluyorsa ...................... 183
Viagra ........................................................................ 184
Erken Boşalma .................................................................. 184    ,
Sebepleri .................................................................... 1 85
Tedavide Neler Yapılabilir?............................................ 186
Kadında Cinsel Soğukluk.................................................... 188
Stres ve Cinsel Arzu...................................................... 1 89
Doğum Kontrol Hapları ................................................ 190
Erkeğin Hatası.............................................................. 1 90
Kadının Doyumu Geçtir................................................ 191
Vajinismus ........................................................................ 1 92
Vajinismusun Sebepleri ................................................ 193
Va|inismusun Tedavisi.................................................... 1 94
Tedavi Eşiyle Beraber Olmalı ........................................ 1 94
Depresyon ve Cinsel Hayat ................................................ 195
Depresyonun Tedavisi .................................................. 196
Konuyla ilgili Sorular ve Cevapları ...................................... 197
Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklarla ilgili Sorulara Cevaplar .... 205 Kaynaklar.............................................................................. 217
 
Evlilik Öncesi
Bölüm 1
 
Çocuklara Cinsel Eğitim
Çocukta birinci yaştan itibaren sinir ve kas sisteminin gelişmesiy¬le birlikte, çocuk anneye bağımlı olmaktan çıkar ve giderek özerk hale gelir. Hele adım atıp yürümeye başlaması çocuk için harika bir olaydır, işte bu devrede çocuklar yavaş yavaş cinsel organlarının far¬kına varmaya başlarlar. Yalnız bu farkına varma cinsel haz şeklinde değil daha çok duyumsal seviyededir. Mesela özellikle erkek çocuk¬lar bezleri değiştirilirken sürtünmeye bağlı hoş duyumlar hissederler. Tesadüfen elleri penislerine değdiğinde bundan hoşlanırlar.
Bu dönemden sonra zihinsel gelişimine de paralel olarak çocuk büyük bir merakla kendisini ve etrafını keşfetmeye başlar. Hepimiz biliriz ki, üç-dört yaşlarındaki çocuklar sürekli sorular sorar. Cinsel konulardaki sorular ve merak da işte bu genel keşfetme çabasının bir parçasıdır. Özellikle bu dönemden sonraki ana baba tutumları, çocukların sorularına cevap verme şekli çok önemlidir. Anne ve ba¬baların korkutarak veya öfkelenerek tepki vermekten kaçınmaları, bütün sorularına olduğu gibi cinsellikle ilgili sorularına da çocukların anlayabileceği şekilde cevaplar vermeye çalışmaları gerekir.
Bebeklerin nereden geldikleri çocukların en çok merak ettikleri konulardan birisidir. Bizim toplumumuzda genellikle "leylekler getir¬di" veya "hamamdan tuttuk" şeklinde cevaplanır. Bunlar belki de hiç
 
cevap vermemekten daha ehvendir ama yine de en güzeli çocukla¬rın anlayabileceği şekilde olabildiğince doğruları söylemektir. Mese¬lâ böyle bir soruya, "Bebekler önce annelerinin içindedir. Annelerinin karnında bebeklerin sıcacık yumuşak bir yuvalan vardır. Orada mışıl mışıl uyuyup büyürler. Vakti gelince de annelerinin içinden çıkarlar." Tabi böyle bir açıklamadan sonra çocuklar soracaklardır: "Peki an¬nelerinin neresinden çıkarlar?" Bu tür soruları cevaplamakta ebe¬veynler genellikle zorlanır. Ama çocuğun zihinsel durumuna da uy¬gun, şöyle bir cevap verilebilir: "Annelerin karnında minik bir delik veya kapı vardır. Bebekler çıkacakları zaman bu minik kapı açılır, be¬bekler dışarıya çıkarlar."
Görüldüğü gibi çocuğun cinsellikle ilgili merakı cinsel hazla ve¬ya erişkin cinselliğiyle ilgili değildir. Her şeyi merak etmenin bir par¬çasıdır. Zaten çocuğun yaşının gereği bu konuları merak etmesi bek¬lenemez.
Bir başka önemli nokta da; çocuklara yalnızca merak ettikleri şeyler anlatılmaya çalışılmalıdır. Yoksa "modernliğin ya da çağın ge¬reği" gibi gerekçelerle çocuğa cinsellikle ilgili ayrıntılı bilgi vermek büyük bir yanlışlık olur. Ayrıca bazen çocuklar anne ve babalarının cinsel hayatlarını da merak edebilir. Böyle bir durumda uygun bir üs¬lupla cinsel yaşantıların özel konular olduğunu, başkalarıyla paylaş¬manın veya açık şekilde konuşmanın uygun olmayacağı anlatılmaya çalışılmalıdır.
Çocukların altı-yedi yaşlarında cinsellikle ilgili merakları giderek azalmaya başlar. Cinselliğe olan ilgi ergenlik döneminde tekrar or¬taya çıkmak üzere kaybolur. Çocukluk döneminde anne ve babala¬rı tarafından uygun bir şekilde muhatap alınan çocuklar ergenliğin başlangıcındaki problemlerinde de ebeveynle iletişim konusunda daha rahat olacaklardır.
ÇOCUKLUK DONEMİ VE CİNSELLİK
Cinsel eğitimin ne olduğu ve nasıl yapılması gerektiği hep tartı¬şılan bir konudur.
Bir defa cinsel eğitim birtakım tekniklerin öğretilmesi değildir. Bizde basın bu konuyu çarpıtmakta, bazı değişik anlayışlar olarak sunmaktadır.
Cinsel eğitimin nerede verilmesi gerektiği de tartışılmaktadır. Prof. Dr. Refia Uğurel, "Cinsel eğitim en rahat, en müessir şekilde a-ilede verilebilir." demekte ve eklemektedir: "Doğru yol, çocuğun ala¬bileceği ve istediği kadarını zamanında verebilmektir."
Zaten cinsel eğitim çocuğun cinsiyetine, yaşına, ilgi durumuna, ergenliğe girip girmediğine hattâ her çocuğa göre değişir. Yine uz¬manı tarafından verilmelidir. Bilgisiz ve tecrübesiz öğretmenlerce ve¬rildiğinde fayda yerine zarar doğurabilir.
Cinsel Eğitim Fikri Nasıl Doğdu?
Batı'da geçtiğimiz yüzyıla damgasını vuran "cinsel özgürlük" ce¬reyanı ile birlikte 12-13 yaşında kızlar anne olmaya veya kürtaj yap¬tırmak zorunda kalmaya, AİDS başta olmak üzere cinsel yoldan bu¬laşan hastalıklar hızla artmaya başlayınca tedbir almak için ergenler bilgilendirilmek istendi, işte cinsel eğitim bu şekilde gündeme geldi.
Gelişigüzel cinsel eğitim çocuklara çok zarar da verebilir. Nite¬kim Rusya'da ilk defa 1918 yılında başlatılan cinsel eğitim doğru şe¬kilde planlanamadığı için, aşırı oranlarda gayrimeşru hamileliklere ve kürtajlara sebep olmuştur. Bu yüzden 1948'de cinsel eğitimden vazgeçilmiştir.
Belirttiğimiz gibi cinsel eğitim, cinsel özgürlüğün meydana çıkar¬dığı sayısız mahzuru azaltabilmek için ABD'de uygulamaya konul¬muştur, istanbul'daki bir kongrede konuşma yapan ve ABD'de öğre¬tim görevlisi olan Prof. Dr. Sabri Derman, oradaki cinsel eğitim ders-
 
 
£vûiiik Ön
171
lerinde cinsel sapıklıklar, doğum kontrolü, cinsel yolla bulaşan has¬talıklar ve AİDS gibi konuların işlendiğini söylemiştir. Prof. Derman, "ABD'de 12-13 yaşlarında düşük yapmak, babasız çocuk doğurmak son derece sıklaştı. Bu yüzden cinsel eğitimi erkene aldılar." demiştir.
ABD'de her yıl bir milyon genç kız gayrimeşru yoldan hamile kal¬makta ve 600 bin babasız çocuk doğmaktadır. Cinsel eğitim teknik öğretilmek için değil rastgele ve evlilik dışı ilişkilerin zararlarına kar¬şı tedbirler almak amacıyla başlatılmıştır.
ideali Ailede Verilir
Peygamberimiz, "Hakkı öğrenmede ve sormada Allah size haya etmenizi emretmez." buyurmuştur. Bu yüzden bilgisizlik sebebiyle ço¬cukların zarar görmesi doğru değildir.
Anladığımız manada cinsel eğitim, aslında hayatın vazgeçilmez bir parçasıdır ve doğal gelişimi içinde alınıp uygulanır, öğretilir.
Dinimize göre, bu anlamda cinsel eğitim daha çocuğun doğu¬şunda başlar. Kılık kıyafetten davranışlara, oyun ve oyuncaklara ka¬dar pek çok hususta kız ve erkek çocuklar cinsiyetlerine has şekilde farklı terbiye edilirler. Hattâ Peygamberimiz torunu Hz. Hasan'ın do¬ğumunda, sarıldığı sarı kundağı beyaz ile değiştirerek, o yaşta bile kılık kıyafette cinsiyete göre farklılığın gözetilmesi gerektiğine işaret etmiştir.
Ergenlikten Önce ödaîari Ayrılmalı
Bir hadiste çocukların yataklarının yedi yaşlarında ayrılması ge¬rektiği ifade edilmektedir. Ergenliğe varmadan odalarını ayırmak ge¬rekir. Bu şekilde cinsiyetlerine özgü davranış modelleri rahatça geli¬şir.
Yine ergenler, karşı cinse karşı davranışlarını en uygun olarak a-ilede öğrenebilirler. Bu yavaş yavaş, yıllar boyunca çevresindeki kişi-
lerin, özellikle ana-babasının birbirlerine olan karşılıklı tavırlarında kavranılır.
Ergenlikte, dinimize göre öğrenilmesi farz olan bazı bilgiler var¬dır ki bunlar aynı zamanda cinsel eğitimin temeli sayılırlar: Gusül ab-desti almak, kızlarda bazı özel haller gibi... Bu konuda kızlara anne¬leri, erkeklere babaları veya yakın akrabaları gerekenleri öğretmek zorundadır.
Prensip Ne Olmalı?
Cinsel eğitimde kural, çocuklarımızın küçük yaşlardan itibaren cinsel hayatla ilgili soracakları soruları, kesinlikle terslemeden ve fa¬kat ayrıntıya girmeden, onun merakını alevlendirmeden, tabii, dürüst ve yaşına uygun bir şekilde kısaca cevaplandırmaktır. Çocuğun me¬rak ve dikkati başka konulara çekilmelidir. Bilhassa, ergenlik çağında dinî mükellefiyet ve ilmihal bilgisi aktarılırken bu konular edep, haya duygularını zedelemeden, normal bir akış içinde verilebilmelidir.
Aksi takdirde, devamlı tahriklerle çocuğun cinsel konulara me¬rakı artacak veya çevresinden yanlış, zararlı bilgiler edinecek veya¬hut piyasadaki ticari gayeli müstehcen neşriyatın tuzağına düşebile¬cektir.
İşte bu prensip, çocukta uygulayacağımız genel kuraldır. Bu çerçevede onların sorularını cevaplamalıyız.
ÇOCUKLARDA CİNSEL EĞİTİMLE İLGİLİ SORULARA CEVAPLAR
O Cinsiyet ve üreme konusunda çocuğumu bilgilendirmeli miyim?
Evet. Bu işi siz yapmadığınızda başka kanallar devreye gire¬cektir. Bu konudaki bilgileri çocuktan saklamanın hiçbir anla¬mı yoktur. Önemli olan nasıl, ne zaman verileceğidir.
, _ , •!   '
18
•fam im C^btseââik
 
Çocuklar bilgilendirilirken onların kafasındaki muammanın aydınlatılma hedefi güdülmeli, ancak merakını arttıracak şe¬kilde uzatma ve tariflere girilmemelidir. Çocuğa, insan haya¬tının en önemli yönlerinden biri olan üreme konusunu ana babasından öğrenme fırsatı tanınmalıdır. Çoğumuz, cinsiyet ve üreme konusunda, ana babalarımız tarafından yeterince eğitilmemiş olmanın acısını çekmişizdir. Buna rağmen, bu yanlış tutumu kendi çocuklarımıza karşı sürdürmekte de dire¬niriz. Çocuğumuza üremeye ilişkin gerçekleri söylemekten ka¬çınmak saçmadır; yanlış bilgi vermekse sadece saçma olmak¬la kalmayıp aynı zamanda tehlikelidir de.
O Üremeye ait bilgilerle cinsel duygulan tarif etmek arasında fark var mıdır?
Evet. Aradaki farkı gözetmek son derece önemlidir. Küçük ço¬cukların cinsiyet konusundaki ilk soruları, cinsel duygular konusunda değil, üreme konusundadır. Çoğu zaman çocu¬ğun bütün bilmek istediği üremeyle ilgiliyken, ana babalar cinsel duygulara ilişkin konuların anlatımına girişirler. Bu doğ¬ru değildir. Çocuk, henüz bu konuları sindirme safhasına gel¬memiştir. Sadece temel konuları, çocuğun merakını giderecek ölçüde kısa bir şekilde vermelidir. Çocuğunuza cinsiyet konu¬sunu, yani insanların birbirlerine karşı aşk ve bununla birlikte fizikî bir eğilim duyduklarını herhangi bir uygun zamanda a-çabilirsiniz, fakat ilk etapta bunları ele almak doğru olmaz.
O Cinsel hayata ait gerçekleri başkalarından öğrenmesi çoa> ğum için zararlı olabilir mi?
Evet. Üreme ve cinsiyete ait bilgiler son derece önemlidir. O-na bu bilgileri aktaran siz olmalısınız ki çocuğunuz cinsiyet ve üremeye ilişkin gerçeklerin ancak yabancılarla konuşulabile¬ceği düşüncesine kapılmasın. Çocuğunuzla cinsiyet ve üreme
 
konularını tartışmaktan kaçınırsanız bu konuların, "yasak", "kotu", "sözü edilmemesi gereken" şeyler olduğunu düşün¬mesine yol açabilirsiniz. Ayrıca, bu konuyla ilgili bilgileri ver¬me sorumluluğunu üstünüze almanız size çocuğunuzun neler öğrenmiş olduğunu anlama veya yanlış, bulanık düşüncelere kapılmış ise onları aydınlatma imkânı sağlayacaktır. Buna ek olarak sizin ilk bilgi kaynağı olmanız gerekliliğinin belki de en önemli sebebi, bu yoldan alacağı bilgiyi en iyi şekilde kontrol etme imkânına sahip olabilmenizdir. Çünkü çocuğunuzun duygularını en iyi siz anlayabilirsiniz.
O Çocuğuma ne zaman bilgi vermeye başlamalıyım?
Soru sormasını bekleyin. Genellikle çocuklar, iki veya üç gibi çok erken yaşlarda, en geç de dört yaşında soru sormaya baş¬lar. Sorulara çoğu zaman bir çocuk daha bekleyen annenin de¬ğişmiş bedeni veya bir kardeşin dünyaya gelişi yol açar. Çocuk¬ların ilk soruları, genellikle gayet açık ve basittir: "Ben nereden geldim?" veya "Bebekler nereden gelir?" vb. gibi. Bu sorularla karşılaştığınızda gerçeklere dayanarak cevap vermelisiniz.
O Kardeşini açıklarken ona hangi kelimeleri kullanmalıyız?
Bu, büyük ölçüde soruyu sorduğu yaşa ve ailenin tutumuna göre değişir. Fakat yaşı ne olursa olsun dürüst bir şekilde, cı¬cık olarak kavrayabileceği bilgilerle cevap verin. Çabuk ve sade kelimeler kullanın
O Haberi verirken babasının onun yanında olması gerekir mi?
Bu şart değildir. Ama hamileliğin sadece anneye ait olmadı¬ğını çocuğun anlaması açısından faydası olabilir.
O Bu haber ona ne zaman verilmeli?
Bu, çocuğun ailenin içindeki değişiklikleri fark etme hızına bağlıdır. Eğer annesinin hastalandığını görüyor ve huzursuz o-
I 20 ?   ]Jaşanı oe dnseMik
 
luyorsa beklememekte fayda vardır. Ancak haberi ona hamileliğiniz dört veya beş aylık olduğunda vermeniz daha doğru olur. Zira bu dönemde düşük yapma ve diğer riskler a-zalacaktır. Böylece muhtemel bir tehlikede kafası karışmamış olur.
O Cinsellikten bahsedilme!! mi?
Her türlü açıklama çocuğun yaşına bağlıdır. Eğer küçükse de¬taya gerek yoktur. Ancak durum kafasında çok fazla soru işa¬reti meydana getiriyorsa merakını giderecek cevapları verebi¬lirsiniz. Altı yaşından itibarense daha geniş ama basit bilgile¬ri anlayabilir.
O Doğumun nasıl olacağı açıklanmalı mı?
Bu hassas bir konudur. Eğer muhakkak açıklama ihtiyacı du¬yuyorsanız doğumun sancılarını ve acılarını anlatmamalısınız. Bazı resimlerin ve kitapların faydası olabilir.
O Hamileliğin nasıl oluştuğunu sorarsa?
"Bebece annesinin karnında büyür, orası bebek için yapılmış ö-zel bir odaaktır." şeklinde bir cevap yeter. Burada kısa, sade cümlelerle verilen cevap önemlidir. Çocuğun anlayacağı ben¬zetmelerle izah edilmelidir.
Bazı anneler rahim (dölyatağı) yerine mide derler. Bu doğru değildir. Yalan söylenmemelidir.
Ayrıca sorulara cevap verilirken ses tonu ve cümlelerin akıcı¬lığı, genel olarak aldığınız tavır ve yüz ifadeniz de önemlidir. Bunlarda bir değişiklik olursa çocuğunuza cinsel bilgilerin a-payrı bir konu olduğunu belirtmiş olmaktasınız. Oysa ki en yerinde olan, çocuğun cinsel bilgileri bütün öteki bilgilerden ayırmaması ve hiç olmazsa olgunlaşana kadar, kayıtsız bir tu¬tumla karşılamasıdır. Bulûğ çağına vardığında, cinsel yönden
uyarılmanın ne olduğunu yavaş yavaş anlayacağında, çocu¬ğunuz vermiş olduğunuz genel bilgileri daha gerçekçi, aynı zamanda da daha duygusal bir şekilde çeşitli yönlerden yo¬rumlayabilecektir.
O Üreme konusundaki bilgileri hayvanları örnek göstererek a-çıklamam uygun olur mu?
Olmaz. Pek çok ana baba, konuya, "kuşlar ve an/ar"dan söz ederek girmenin daha kolay olacağını düşünür. Bu kaçamak bir yoldur, faydası yeterli değildir.
O Çocuğumun sorularını ne ölçüde cevaplandırmalıyım?
Herşeyden önce, verdiğiniz açıklamanın çocuğunuzun mera¬kını dürüst bir şekilde gidermesi gerekir. Çocuğunuz, soruları büyük bir ihtimalle gökteki uçaklara duyduğu tabii merak ve safiyetle sormaktadır. Sorusunu cevaplandırdığınızda merakı tatmin olana kadar soru sormayı sürdürecektir.
Çocuğunuzla ne şekilde konuşmanız gerektiğini tam olarak söylemek mümkün değildir. Ancak ilk sorularını sormaya başla¬mış normal bir çocuk şu tipte bir açıklamayı kavrayabilecektir:
"Bebe/c, bahçeye dikilen çiçek tohumlarına benzetilebilecek bir tohumdan gelişir. Tohum, annenin midesinin yakınlarında bulunan dölyatağı (uterus —rahim) adlı organda büyür. Anne¬nin gelişmeye hazır pek çok tohumu vardır, fakat her ay bun¬lardan yalnızca bir tanesi annenin dölyatağına gelir. Tohumun büyüyebilmesi için babanın bedeninde oluşan ve erbezlerin-den gelen bir sıvı gerekir. Babadan gelen bu sıvı (sidikle karış¬tırılmaması gerekir) sperma (meni) adını taşır ve annenin döl¬yatağına penis yoluyla akıtılır. Böylece penisten annenin döl¬yatağına boşalan sperma, annedeki tohumla karşılaşarak onu büyütmeye başlar. Nasıl bir bitki tohumu toprağa ekilmedikçe gelişemezse, annedeki tohumlar da babanın spermasıyla kar-
22
 (ZuısetiiÂ
 
cLvÛiâik (Jncesi
123
şılaşmadıkça büyümeye başlayamaz. Annedeki tohum, baba spermasıyla aşılandıktan sonra, yavaş yavaş büyümeye ve yi¬ne yavaş yavaş bir bebek şeklini almaya başlar."
O Bu cevabı bir çırpıda mı söylesek?
Hayır. Çocuğun sorularına göre merakını tatmin edecek nok¬tada bırakmalısınız.
O Çocuklarımıza evlilik dışı ilişkinin kötülüğünü nasıl anlatalım?
Bulûğ çağına yaklaşan veya girmiş olan bir çocukla konuşur¬ken pek çok ana babanın düştüğü hataya düşülrnemelidir. Şöyleki, cinsiyet konusunda ahlâkî açıdan öğüt veren ana ba¬ba, cinsiyetin ancak evli olunması şartıyla gü^el olduğunu be¬lirtmek gereği duyarlar. Aynı zamanda evlilik öncesi cinsel i-lişkilerin kötü olduğunu, hattâ zararlı olduğunu belirtirler ama niçin böyle olduğunu belirtmezler. İşte burada islâmî, ahlâkî ve sosyal yönlerden mahzurlu olduğunu söylemek gereklidir.
O Çocuğum, üreme ve cinsiyetle ilgili soru sormadığında nasıl davranmalıyım?
Bu, ender karşılaşılan bir durumdur. Sebeplerini araştırın. Ge¬nellikle çocuk, bilgiyi sizden başka bir kimseden edinmektedir. Geçmişte sormuş olduğu sorulara kaçamak, yalan yanlış cevap¬lar vermiş veya vermekten kaçınmış iseniz, size sormaya son ver¬miş olabilir. Bu arada kendisine sizin söylemiş olduklarınızdan çok daha doyurucu ve geniş bilgi veren bir kimseyle karşılaşa¬rak size başvurma gereğini hiçbir zaman hissetmeyebilir.
Çocuğu soru sormaya yöneltmek daha doğru bir yoldur. O-na cesaret verin.
Ergenlik
Ergenlik, cinsel gelişimin başlangıcından tamamlanmasına ka¬dar geçen bir süreç olarak tarif edilebilir.
Erkeklerde ergenlik, testis (yumurtalık) ve penisin (kamış) büyü¬mesi ve cinsel organların çevresinin tüylenmesiyle başlar. Kızlarda ilk işaret, göğüslerin irileşmesidir.
Kızlar için ergenlik, görülebilir bir olayken erkekler için durum farklıdır. Erkek ergenliği, daha çok kişisel ve özel bir olaydır. O ka¬dar özeldir ki çocuğun kendisi bile ergenliğe girdiğini fark etmez.
ABD'de yapılan bir araştırma, erkeklerin ortalama 14 yaşında er¬genliğe girdiğini göstermektedir. Üstelik ergenliğe girme yaşı giderek erkene çekilmektedir. Bunun sebebi de çevresel faktörlere bağlıdır.
Çevresel Faktörler
O    Gıdalarda hormonların rastgele ve yaygın kullanıl'
ması.
O    Daha iyi beslenme. O    Medyadaki cinsellik bombardımanı, bu faktörlerin
başında gelir.
ERKEKLERDE ERGENLİĞE GİRİŞ
Erkekler kızlardan ortalama iki yıl sonra ergenliğe girerler. Gelişme¬lerinin en büyük bölümünü 13-15 yaşları arası yaşarlar, ama bazıları
I 24 ?   yaşam o e L.inseMik
18 yaşına kadar bekleyebilir. Bu gelişmenin büyük bölümü kollar ve ba¬caklardadır, bu sebeple genç sakarlaşabilir. Görünümünün acaip oldu¬ğunu düşünür, kendisini tuhaf hisseder. Bu duygulara, utangaçlık ve hu¬zursuzluk eşlik eder. Hormonal değişiminin bir başka dışavurumu kol¬tuk altlarının ve kasıkların kıllanmasıdır. Penisinde cinsel düşüncelerle hiç ilgisi olmadan beklenmedik sertleşmeler yaşar. Daha sonraki cinsel yaşamın provası olan sertleşmeler, ergenliğe giriş işaretidir. 14-16 yaş¬ları arasındaki erkek çocuklarda sperm üretimi başlamaktadır, işte bun¬dan dolayı gece yatağın ıslanması durumu ortaya çıkar.
ı
Ergenlik döneminde boşalma dışında erkekte şu değişiklikler de ortaya çıkar:
O   Yüzde sivilceler görülebilir.                  »
O    Sakal ve bıyık olur.
O    Bazı bölgelerde (koltuk altları ve penis çevresinde): kıllanrna ortaya çıkar.
O    Ses kalınlaşır, erkeğe özgü hal alır.                          ;
O    Kaslar gelişir, kemikler irileşir.
O    Penis (kamış) ve testis (yumurtalık) büyür.
ERGENE CİNSEL EĞİTİM
Ergenlik çağındaki gençlere cinsel bilgiler vermek, pek çok an-ne-baba için zordur. Özellikle günümüzde medyadan ve arkadaş çevresinden erken yaşlarda birçok şeyi yanlış-doğru öğrenmektedir¬ler. Bu yüzden ebeveynin cinsellik hakkında gence neler söyleyeceği hususunda tereddüde kapılması olağandır.
15 yaşındaki Murat arkadaşlarının "Ergenliğe adım attın mı?" sorularına muhatap oluyor ve anlatılanları bir türlü yaşamadığı için alay ediliyordu. Sonunda konuyu babasına açmıştı. Babası ise panik
 
içinde muayenehaneye gelmiş, Murat'a karşı nasıl bir tutum takına¬cağını öğrenmek istemişti.
Rahime 1 3 yaşındaydı ve ebeveyni şöyle diyordu: "Göğüs/en çık¬tığından ve menstruasyonu (regl dönemi, adet kanaması) başladığın¬dan beri tamamen kendi içine kapandı. Çok değişti. Bazen, onun ar¬tık bizi sevmediğini düşünüyorum. Ona sarılmamıza izin vermiyor, bi¬ze mesafeli duruyor."
14 yaşındaki Çetin'in anne-babası ise değişik bir problem anlat¬mışlardı. "Televizyonda açık saçık filmleri izlemeye meraklı. İnternet¬te kotu sitelere girdiğini gördük. Sizce ne yapabiliriz?"
Nasıl Konuşmalı?
Görüldüğü gibi ergenlik çağındakilerle cinsellik üzerine konuş¬mak ebeveynleri zorlamakta, konuya yaklaşmakta problemler yaşa¬maktadırlar. Ayrıca ergenlik dönemi sadece bedensel (saç sakal çık¬ması, ses kalınlaşması, adet görme gibi) köklü değişimler değil, ö-nemli ruhsal değişimler ve çocuk-ebeveyn ilişkisindeki çatışmalarda demek olduğu için olay karmaşıktır. Ergenlik çağında genç ya içine kapanır veya saç modeli ya da dış görünüşü yoluyla kendini dışa vu¬rur. Kendilerini ana-baba ve kardeşlerine kapatarak yaşıtlarından o-luşan gruplarla konuşmaya başlar. Ebeveynlerinin koyduğu sınırlar ve değer yargılarından rahatsız olur, onlara karşı koyar.
Böyle bir durumda ebeveynin yapması gerekenlere gelince: O Gencin cinsellik konusunda daima soruları ve bilmek istediği hususlar olduğu akıldan çıkmamalıdır. Ergenin yaşadığı her yaş ve her bir gelişim aşaması, gençlerin bakış açısından de¬ğişik soruları da beraberinde getirir. Bu sorular ebeveynleri zorlar ve yeni soruları da gerekli kılar. Cinsel eğitimin hiçbir zaman sonu yoktur.
Bir defa uzun konuşulduğunda artık ihtiyaç kalmaz diye düşü¬nülmemelidir.
cU?Mik Öncesi ? 27
O Ebeveynin ergenlik çağındaki çocuklarının geri çekiliş ve içi¬ne kapanışlarını umursamaz tavırla karşılaması doğru değil¬dir. Onunla her istediği zaman konuşmaya hazır olmalı, ço¬cuğa yardımcı olacağımızı izah etmeliyiz.
O Sorulmadığı zaman, kesinlikle nasihat vermemelidir. İyi niyetle yapılmış olsa bile, sorulmadan bu konuda öğüt vermeye kalkış¬mak genellikle çocukla olan iiişkide bir gerginliğe yol açar. Kendiliğinden gelip sorana kadar beklemeli, açık davranmalı¬dır. Samimi olduğumuzu görmeli, aynı zamanda üstü örtülü so¬rulara dikkat etmeliyiz. Bazen gençler, kendi problemlerini baş¬ka bir genç yaşıyormuş şeklinde anlatarak çözüm yolu sorarlar.
O Sadece sorulanlara cevap vermeli, konferans vermeye kalkış¬mamalıdır. Gence, "Bununla ne demek istiyorsun?" veya "Bu konu hakkında sen ne düşünüyorsun?" gibi'karşı sorular so¬rarak sorusunun anlamını keşfetmeye çalışmalıdır. Samimiyet¬le verilen doğru cevap, en uygun ve en mükemmel bir karşı¬lık olacaktır. Ayrıntılı ve uzun cevaplar vermek gencin cesare¬tini kırabileceğinden bundan kaçınmalıdır.
O Sorunun cevabı bilinmiyorsa ertesi gün devam edileceği söy¬lenip konuşma kesilmelidir. Ayrıca gencin merakını ceibede-cek imalarda bulunmamalıdır. Küçük gören tavırlardan, u-tanç verici yaklaşımdan kaçınmalıdır.
O Çocukla cinsellik hakkında konuşurken doğal olmalı, gülüm-semeli, kendi ergenlik çağındaki deneyimlerimizden söz et¬meliyiz. Şaka ve tebessüm insanı mutlu eder, soğukkanlılığı korumayı sağlar, cinselliğin doğal bir konu olduğunu gösterir.
O Üzücü deneyimlerden korumak için endişelerimizi bildirmeli, ancak zorlamalardan kaçınmalıyız.
İLK CİNSEL TECRÜBE
18 yaşındaki genç, ağlamaklı bir yüz ifadesiyle muayene odası¬na girdi. Oldukça kederli olduğu anlaşılıyordu. Sormadan anlatma¬ya başladı:
"Arkadaşlar beni geneleve götürdüler. Aslında gitmek istemezdim oma bütün gençlerin böyle yaptığını söylediler. Bütün harçlığımı ver¬dim. Fakat heyecandan menim geldi, boşaldım. Kadın bunun üzeri¬ne benimle alay etti. Acaba ben evlenemez miyim? Yoksa eşcinsel
n/r
mıyım <
Bir baba ise şunları anlatmıştı:
"Oğlum 20 yaşında, yakında askere gidecek. Ancak içekapanık. Kendine güveni yok. Geneleve gitmesi için zorladım, açılsın istiyor¬dum. Ancak orada başarılı olamayınca daha da içekapandı. Gizli gizli ağlıyor, ne yapacağımı şaşırmış haldeyim. Bir görseniz kendini."
Birçok genç, hayatlarının en zevkli ve gizemli deneyimlerini evle¬nip helallikieriyle paylaşacakları yerde maalesef böyle izbe ve temiz olmayan mekanlarda, kendileriyle para için birlikte olan kadınlarla paylaşmaktalar. Genellikle de ömür boyu silinmeyecek, onları cin¬sellikten soğutacak ve hattâ tiksindirebilecek hatıralar edinmekteler. Bu da onlarda başka tehlikeleri bir yana, ruhsal ve cinsel travmaya yol açmaktadır.
Hasan Özsan, Altın Yayınları arasından çıkan "L/yanın... Artık Delikanlı Oldunuz!" adlı yararlı kitabında genelevleri şöyle anlat¬maktadır:
"Pek çok genç bu nedenlerle mastürbasyona, kırsal bölgelerdeki gençlik ise hayvanlarla ilişkiye yönelmektedir. 18 yaşın üzerinde ve bu yaşın altındaysa bazı kaçamaklarla cinsel ilişkide ilk deneyimleri¬ni genelevlerde edinmektedirler.
'Müşteri' olarak gelen erkeklerle cinsel ilişkide bulunmayı meslek edinmiş, kendilerine bu iş için bir belge (vesika) verilmiş olan kadın¬lara 'genelev kadını', bu kadınların çalıştıkları yerlere de 'genelev' denilmektedir.
Genelev kadınlarıyla cinsel ilişkide bulunmuş olan pek çok genç, bazı yanlış tutum ve davranışlardan, daha doğrusu yanlış değerlen-
28 ?    faştım ve (—inseûûik
 
tofâik Öncesi ? 29
dirme ve algılamalardan dolayı cinsel sorunlarla karşılaşmaktadır. Ö-zellikle ilk cinsel deneyimi sırasında genelev kadını karşısında heye¬canlanan, penis sertleşmemesi, erken boşalma, birleşmeyi bir türlü becerememe gibi olumsuzluklar nedeniyle alay edilen, azarlanan hatta horlanan genç bu olayları ciddiye almakta ve etkilenmektedir. Sonuçta kendini cinsel olarak yetersiz ve başarısız bularak bunalıma düşmekte ve cinsel sorunlarını (ileride) evlilik yaşamına bile yansıta-bilmektedir.
Şimdi durumu birlikte değerlendirelim ve sonra kararımızı verelim.
Genelev kadınlarının tek amaçları vardır; para kazanmak! On¬lardan sevgi, anlayış, saygı ve karşılıklı uyum beklemek anlamsızdır. Zaten çoğu cahil denilebilecek bir durumdadır. fCo^u bir argoyla, kü¬fürlü konuşurlar. Hoşgörüleriyse değişkendir. (Onların bu özelliklerini anlayışla karşılamak gerekir, yaşam biçimleri kolay değil ve bu mes¬leği isteyerek seçenleri yok gibidir.)
Genç genelevden içeri girer. Birkaç genelev kadını yarıçıplak bir halde 'müşteri' beklemektedir. Yapmacık bir şekilde yakınlık göster¬meye çalışanlar olsa da çoğu kayıtsızdır. Gencimiz 'vizite' denilen üc¬reti kasaya öder. (Bu ücret tarifenin epeyce üstündedir. Bir de çıkar- j ken kadına bahşiş verilir.) Odaya çıkar. Oda başta yatak olmak üze¬re pis ve bakımsız olup, ortalıkta hoş olmayan bir koku vardır. Gen¬cimiz sadece ceketini ve pantolonunu çıkarır. Bekler. Kadın gelir. Ko- ı nuşmaz bile. Yatağa sırtüstü uzanır. Sadece külotunu çıkarır. Genci¬miz iki üç dakika içinde cinsel ilişkiyi bitirmek zorundadır. Öpmeye, okşamaya kalkışırsa terslenmesi yüzde yüzdür. Genç hemen boşalır. Kadın kâğıt bir peçeteyle temizlenir, çıkar gider. Odada tek başına kalan genç lavaboda penisini yıkar, giyinip çıkar.
Bakın, bu örnek olayda yer alan genç o genelev kadınıyla cinsel ilişkiyi başarabilmiş biridir. Sevgi yok, anlayış yok, uyum yok, saygı yok, sevişme yok, içten gelen hoş güzel sözler yok, çıplaklık yok... Ancak acelecilik var, kabalık var, duygusuzluk var, yalnızlık var...
Böylesi bir ilişkiyi ölçü alarak gencin kendi cinsel yaşamı hakkın¬da sağlıklı bir sonuç elde etmesi olası mı? Hayır. Bir genelev kadınıy¬la doğru, sağlıklı bir cinsel ilişki kurulamaz. Aslında genelev koşulla¬rında ilişkiyi başaranlara şaşma/c gerekir. Bırakın genelev kadınının anlayışsızlığını ve kabalığını, az önce onun başka erkeklerle yatmış olduğunu düşünmek bile insanı rahatsız eder.
Cinsel yaşam kadın için de, erkek için de bir bütündür, bir ta¬mamlamadır. Birlikte yaşanır. Sevgiyle, hoşlukla, güzel duygular için¬de paylaşılır. Doğru ve sağlıklı bir cinsel ilişki böyle olur."
Fahişelik Nedir?
Fahişelik, klasik lügat ve ansiklopedilerde "para kazanmak ama¬cıyla bazı kadınların rastgele erkeklerle girdiği cinsel ilişki" şeklinde tarif edilir. oı Resmi yönetmeliklerdeki tanımı, "Herhangi bir ayırım yapmadan, bir kadının menfaat karşılığı iffetsizlikte bulunmas/"dır. Prof. Dr. Rasim Adasal ise şöyle demektedir: "Bazen maddi menfaat sebebiyle, bazen duygusal ve cinsel dürtülerle, vücutlarını meşru ol¬mayan şekillerde yabancı erkeklere teslim eden kadınlar ve hatta ho¬moseksüel eğilimli erkekler görülmektedir. Fakat fahişelik deyince ö-zellikle kadınların evlilik dışı cinsel ilişkileri ve zina akla gelmektedir. Fahişelik, en ücra köylerde bile bazı izleriyle görülmekle beraber, e-sas itibariyle sistemli olarak ancak uygar toplumlarda vardır ve özel¬likle insanlık tarihinin şehvani denilen devrinden sonra belirmiş bu¬lunmaktadır." (2>
Görülüyor ki fahişelik, para veya zevk için yapılan, evlilik dışı i-lişkilere denmektedir. Eski devirlerden beri toplumlarda az veya çok, gizli veya açık mevcutsa da hem sistemli ve yaygın olarak hem de le¬gal (yasal) olarak ancak son devirlerde yerini almıştır.
Fahişelerin toplu olarak bulunduğu mekan olan genelevin ilk a-çıldığı yer Yunanistan'ın Sparta şehridir. Ünlü devlet adamı Solon ta¬rafından M.O. 640-558 yıllarında faaliyete geçirilmiştir. (3) ilk vesika
30 ?    yaşam ve Cinselâik
uygulamasına da Roma'da başlanmıştır, işin ilginç yönü ise bu tatbi¬katlardan bir süre sonra bu devletlerin yıkılmasıdır.
Fuhuş ve fahişelik hakkında toplum içinde değişik fikirler mev¬cuttur. Özellikle büyük şehirlerde genelevler açılmakta ve bu yerler "fuhuşun yayılmasını önleyen emniyet sübapları" olarak zarurî sayıl¬maktadır. Resmi ideolojinin yanında kamuoyunun muhafazakâr ola¬rak bildiği bazı kaşarlanmış politikacılar bile bu fuhuş yuvalarını "sa¬rayın tuvaleti" olarak tarif etmekte, genelevi olmayan şehirleri "her tarafına pislenen saray"a benzetmektedirler.
Kadınlar Satılırsa
Kadının satılması, köleliğin ve insan ticaretinin kaldırıldığı söylenen çağın ayıbıdır. Genelev kadınları modern çağın çağdaş köleleridir.
Kadının satılması ve köleliğinin sürdürülmesi onu ikinci sınıf in¬san olarak gören zihniyetin ürünüdür. Bu "çağdaş" denilen ama çağdışı olan genelevci kafa, aynı zamanda müstehcenlik ve pornog¬rafinin, ilgisi olmayan reklamlarda bile kadın imajı kullanımının da sahibidir.
Yine kadının genelevlerinde bedenini satılığa çıkarması, "sara¬yın pislenilecek yeri" olarak tarif edilmesi onların erkekler tarafından bir insan değil de "cinsel meta" şeklinde görülmesine yol açmakta¬dır. Kadın bu zihniyette alınıp satılan, yeri geldiğinde dövülen ve ev¬den kovulan, kişiliği olmayan bir maldır, eşyadır.
Aslında kadınların bu şekilde ruh ve bedenlerinin sömürülmesi, reklam ve medya dünyasının kadına bakışıyla başlamaktadır. Her türlü malın satışını tahrik edici bir kadınla özdeşleştiren reklam dün¬yası, çıplak kadınlarla izlenme oranını arttıran medya bu işin sorum¬luları arasında ilk sıradadır
Genelevler, yine "modern" toplumun bir başka çifte standardını göstermektedir: Erkeklere evlilik dışı ilişki serbest, kadınlara yok. Bu da erkekle kadını farklı derecelerde görmektir.
 
Îi4iâik öncesi m Zi
Gelişmiş ülkelerin feministlerinin kadınlık şeref ve haysiyetini cı¬yaklar altına alan genelevlere karşı olmalarına rağmen Türkiye'deki-lerin bu yerlere sessiz kalmaları, hatta taraftar olmaları yine çelişkili bir durumdur ve ülkemiz için yüz karasıdır.
Topluma Faydalı mı?
Bazı kişiler erkeklerin ilk tecrübelerini genel kadınlarla yaşadık¬larında daha uyumlu bir evlilik hayatına sahip olacaklarını iddia et¬mektedirler. Bu kesinlikle doğruyu yansıtmamaktadır ve çarpıtmadır. Çünkü ilk evlilik acemiliklerini eşlerin birbiriyle gidermelerinde hem cinsel hem de ruhsal olarak bir mahzur bulunmamakta, aksine bu durum eşlerin birbirine ısınmalarında olumlu bir faktör olmaktadır. Üstelik bu gibi yerlerde kadınların çoğu gençleri aşağılamakta ve a-lay etmektedir. Genç, bundan sonra cinsel beraberliğe karşı soğuk¬laşmakta ve yanlış hükümlerin sahibi olmaktadır. Bu yüzden de ikti¬darsızlık (empotans), cinsel sapmalar, kadınlardan tiksinme gibi psi¬kolojik illetlere yakalananlara sık rastlanılmaktadır.
O Sanıldığı gibi genelevi dolduran erkekler bekarlar değil, da¬ha çok evli olup da "kaçamak" yapanlardır. Yani cinsel açlık¬la değil, başka saiklerle gelmişlerdir. O Yine geneleve gittikten sonra vicdan azabı çeken, AİDS ve
zührevi hastalık korkusuna yakalananlar da sıktır. O Ne kadar denetlenirse denetlensin bu kadınların mikrop kap¬maları ve bunu yaymaları çok kolaydır. Bu yerler, tehlikeli o-labilen bulaşıcı hastalıkların yayıldığı mekanlardır.
O Daha önce de sözünü ettiğimiz gibi bir toplumda genelevle¬rin olması erkeklerin kadınları cinsel meta, alınıp satılan bir mal bir eşya olarak değerlendirmesine yol açmaktadır. Kadın¬lar, bu zihniyete göre ikinci sınıf insanlardır. Kadının kocasına bağlılığını yersiz gören kafa, onun "top/umun malı", "genel kadın" olmasını savunmaktadır.
32 ?    ^faş
 aşam oe
"İnsan Haklan" ve "Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Kaldı¬rılması" beyannameleri ile kapatılması için bütün dünyada faaliyete geçilen genelevlerin yeri ülkemizde de olmamalıdır. Genelevleri in¬sanlık onurunun ayaklar altına alındığı yerlerdir. Unutulmamalıdır ki bu beyannamelere Türkiye de imza atmıştır. Genelevler kapatıldığın¬da toplumda değil ancak onu savunan çağdışı zihniyetin kafasında fuhuş patlar.
 
Kaynaklar
1 -    Ana Brıttanıca ve Buyuk Laruasse Ansiklopedileri   Fuhuş maddesi
2-      Normal ve Anormal Cinsiyet ve Evlilik Prof Dr Rasım Adasal, Ankara, 1975
3-     Kadın Ticareti   Prof Dr Türkan Saylan, Cumhuriyet, 2 Kasım 1991
KIZLARDA REGL DÖNEMİ
Kızlar ergenlik çağında üreme melekesini kazanır ve regl döne¬mi (adet kanaması) geçirmeye başlarlar. Takriben 50 yaşlarına ka¬dar süren adet görme, ortalama 29 gün aralıklarla her ay üç-beş gün kadar süren kanamayla ortaya çıkar.
Doğurganlık dönemi diyebileceğimiz bu süre içinde dişiler ayda ancak bir defa yumurtalıklarından bir tek yumurta üreterek döllene¬bilirler.
Genç kızlarda regl dönemi (aybaşı kanaması) 11-13 yaşlarında görülmeye başlar. İlk yıllarda kanama düzenli olmayabilir.
Genç kızı rastgele kişilerin değil bizzat annesinin bu konuda bil¬gilendirmesi gerekir. Günün birinde adet kanaması göreceğini bilen genç kız ilk kanamada aşırı bir telaş ve korkuya kapılmaz. Hatta bu olaydan sevinç ve coşku duyar. Artık o da yetişkin bir kız olmuştur. A-ilenin büyükleri arasına katılacaktır. Çocukluk günleri sona ermiştir, gerçek benliğine kavuşmaktadır.
 
Eski çağlarda hastasını muayene eden kadın hekimler
Bu dönemde anne ve babanın mutlaka yardımcı olması gerekir. Artık o genç kızdır ve böyle muamele edilmesini bekler. Eğer zayıf ya¬ratılışta ise bu dönem tehlike arzeder. Kendisine bir parça anlayış gösterene, yetişkin bir kadın muamelesi yapana dört elle sarılmak is¬ter. Bu davranışların gizlediği art niyetleri anlayamayacak kadar tec¬rübesiz olması, genç kızı çok yanlış davranışlara sürükleyebilir.
Reglde Dikkat Edilecekler
Genç kızlar aybaşı kanaması sırasında olabildiğince temiz ol¬mak zorundadırlar. Eczaneden gerekli gereçler alınabileceği gibi es¬ki temiz kumaşlardan kesilip hazırlanabilir de. Bunlar sabunlu suda iyice kaynatılmalı, kurutularak ütülenmeli ki iyice mikroplardan arın¬sın. Ancak artık marketlerde satılan hazır pedler her bakımdan ter¬cih edilmektedir. Çünkü bunlar hem ucuzdur hem de zahmetsizdir.
Sık sık, mümkünse günde üç defa ılık su ile cinsel organ yıkan¬malıdır. Genelde aybaşı kanaması geçirirken normal hayatın aksatıl¬masına gerek yoktur. Fakat kanama sırasında sancı olur, akıntı şid¬detlenirse sırt üstü uzanmalı ve dinlenmelidir.
 
Cinsellik
Ağrı ve sancılar artarsa ağrı kesicileri kullanmakta mahzur yok¬tur. Ancak kanama şiddetliyse aspirin kullanmamalıdır, çünkü kanı sulandırarak kanamayı arttırabilir.
Yine bazı kızlar adet kanaması döneminde sinirli olabilirler ve e-linde olmadan, haklı haksız demeden önüne gelene çatabilirler. Bu¬günlerde tartışma ortamından uzak kalmaları uygun olur.
Genç Kızlarda Ergenlik Belirtileri
• Adet görme
• Göğüslerde büyüme
• Cinsel bölgede ve koltuk altında kıllanma
• Vücut ölçülerinde hızlı artış                     *
• Kalçaların genişlemesi, göğüslerin olgunlaşması            i
__j
BEKARET ZARI VE ÖNEMİ
"Bekaret" özellikle kızlara has bir durumdur. Hiç cinsel ilişkide bulunmamış kızların dölyoiu ağzında kızlık zarı denilen bir iç deri do¬kusu bulunur. Kızlık zarı (hymen) vajina mukozasının devamından ve dölyoiu (hazne) ağzında bir kıvrıntı meydana getirmesinden oluşmuş bir zardır. Kızlık zarı hemen her kadında vardır. Hiç yokmuş gibi gö¬rünen kızlarda bile çok dar ve ince bir zar bulunur.
Şekilleri
iki farklı görünümde kızlık zarı vardır: Halka ve perde biçiminde.
Halka şeklindeki, dölyoiu ağzını çepeçevre yüzük halkası görünü¬münde sarar. Yarım ay veya at nalı şeklinde kızlık zarları da olabilir.
Perde şeklindeki, nadir görülen kızlık zarı ise dölyolunun ağzını perde gibi kapatır. Çok seyrek olarak bu zarda hiç delik olmayabilir ve zar dölyolunu bütünüyle kapayabilir. Bu durum kızın ilk adet gör-
 
£oâiâik Ön
135
düğünde, adet kanının dışarıya akmamasıyla bir takım klinik şikâyet¬lerin ortaya çıkması sonucu genellikle tespit edilir. Tedavisi çok basit¬tir, ufak bir kesik ile zar açılır.
Zar Koruma Altındadır
Kızlık zarı yapısı itibariyle çok iyi bir korunak altındadır. Atlama, zıplama, ata veya bisiklete binme veya bir yerden düşme ile kızlık za¬rı yırtılmaz. Kızlık zarının yırtılabilmesi için dişilik organının içine pe¬nis veya benzeri sert bir cismin girmesi gerekir.
Kızlık Zarının Faydalan
Kızlık zarının faydalı görevleri vardır. Bu zar olmasaydı, kadınla¬rın pek çoğunda görülen iltihap hadiseleri, ciddi akıntı halleri kızlar¬da da görülürdü. Kızlık zarı, enfeksiyonlara ve çeşitli hastalıklara karşı bir sigortadır. Meselâ kısırlığa bile yol açabilen yumurta kanalı iltihapları genç kızlarda hemen hiç görülmez. Bunun sebebi, kızlık zarının bir çeşit muhafaza olmasıdır.
Kanama Her Zaman Olmaz
Kızlık zarının yırtılması sırasında, bazen kanama görülmeyebilir. Bunun sebebi de kızlık zarının sahibi olan genç kızın biyolojik yapı¬sıdır. Eğer yırtılan yerde hiç kılcal damar yoksa, kanama olmaz. Bu gibi durumlarda erkeğin, hemen karısının bakire olmadığını düşün¬memesi gerekir.
Çocuk doğurduğu halde kızlık zarı sağlam kalan kadınlar mev¬cuttur. Kadınların % 30'undan fazlasında ilk cinsel birleşmeleri esna¬sında hiçbir kanama olmamaktadır.
Bu yüzden gerdek gecesi yeni evli çiftin kapısında nöbet bekle¬yerek "kanlı bez" bekleme geleneği mantıklı olmadığı gibi gençler i-Çİn de örseleyicidir. Bu durumun Islâmiyetle ilgisi yoktur, aksine is-
lâm'ın idealleri ile tam bir zıddiyet teşkil etmektedir. Kadının alçaltıl-masından başka bir şey değildir.
Acı Olur mu?
Genelde normal bir kızlık zarının yırtılması sırasında büyük bir ci¬ci duyulmaz. Hissedilen acıyı, parmağa batırılmış bir toplu iğnenin verdiği acıyla kıyaslayabiliriz. Duyulan acı aslında kızlık zarının yırtıl¬masından değil; kızın korkuları, ruhsal gerilimleri sonucu kendini kasmasından kaynaklanır.
Eğer zifaf sırasında ön sevişme yeterli yapılırsa zaten sevişmenin heyecanıyla hiç acı duyulmaz bile...
Bekaret Önemli mi?
Hem dinimize hem de geleneklerimize göre bekaret eşe sunulan bir hediyedir ve öyle olmalıdır. Bu yüzden kızlık zarının önemi vardır.
Gerçekten bir erkeğin bakire karısının kilidini açan ilk kişi olma¬sı ne güzel ayrıcalıktır. Ve bir kadın olarak kocasıyla beraber olan ilk kişi olmak ne büyük bir güzelliktir.
Ancak bir ameliyat veya kaza sonucu kızlık zarının yırtılması mü¬him değildir, çünkü esas önemli olan iffet ve bekarettir.
Yoksa yırtılan kızlık zarını ameliyatla diktiren bir genç kız iffetli hale gelmez. Aynı zamanda eşini aldattığı ve yalan üzerine bir evli¬lik kurduğu için daha kötü bir durum ortaya çıkarır.
Yalanla, sahtecilikle kurulan bir yuvanın ömrünün uzun olmadı¬ğını düşünüyorum. Bakire olmadığı halde bir genç kızın kendisini ba¬kire gibi gösterdikten sonra kocasının yüzüne her gün nasıl bakabi¬leceği garibime gidiyor.
Kızlık zarını tamir ettirerek evlenen kızlar en az üç sebeple hata-ıdırlar: inancımızın evlilik öncesi birleşme yasağını ihlal etmişlerdir; erkeklerin himen saplantısına boyun eğmişlerdir; suni kızlık zarı va-
 
sıtası ile bakirelik maskesi takmak gibi ahlâkî bir aldatmacada bu¬lunmuşlardır. Böylesi bir büyük güvensizlik ilişkisi ile başlayan evlilik hayatının hayırlı sonuçlar doğurmayacağı bellidir.
Böyle bayanların yapabilecekleri tek şey, onları oldukları gibi ka¬bul eden anlayışlı bir erkekle evlenmeleridir. Bu yüzden talipliye du¬rum bütün açıklığıyla anlatılmalıdır. Sonuç onun merhametine kal¬mıştır. Olduğu gibi kabul ederse ne ala, etmezse ona da hak vermek gerekir.
CİNSELLİKLE İLK TANIŞMA
Çocuklar ergenlik yaşına kadar, yani 12-14 yaşlarından önce cinsiyetin farklı oluşuyla ilgili değillerdir ve yalnız kendi cinsleri ile il¬gilenirler. Hemcinsleri olan, zamanın ünlü şahsiyetlerinden kahra¬manlar ortaya çıkarırlar. Sporcu, sinema yıldızı, siyasetçi gibi toplu¬ma mal olmuş kişilerin kimliklerine bürünürler ve onları adeta idol-leştirirler. Bu durum ergenlik çağına varıp, birtakım heyecanlar du¬yulmaya başlandığında değişir.
Her cins, karşı cins ile ilgilenmeye başlar. Başlangıçta kız olsun, erkek olsun hepsi birbirlerine duyduğu ilgiden, karşılıklı çekicilikten utanır. Bazı çocuklar bu duyguları içlerine gömmek isterler. Ama benliklerinde doğan bu duygu, onların çabalarına rağmen gitgide çoğalır ve güçlenir. Artık duygularını saklayacak yer kalmaz. Ve bir gün gelir, heyecan dalgası dışarı taşar. Bu duruma geldikten sonra önceleri kabul edemedikleri şeyi tanımaya başlarlar. Her cins karşı cinsi etkilemek için çaba harcar.
Çocuklar artık büyümüşlerdir. Giyimlerine özen gösterirler. Kızlar makyaj yapmak ister, erkekler ise saçlarına önem verirler.
Ergenlik çağının ilk yıllarında her cinsin öteki cinse karşı ilgisi ge¬neldir ve bir özelliği yoktur. Bir kız bütün erkeklere veya bir erkek bü¬tün kızlara ilgi gösterir. Ancak bir süre sonra erkeğin ilgisi yalnız bir
38 ?    ^f
 aşam oe
kız üzerinde toplanır ve yalnız onu düşünmeye başlar, hayallerini hep onunla süsler.
Aslında böyle bir sevgi ve ilgi gence tatlı gelir, heyecan verir. Bu sevgi ileride aşka dönüşecek bir başlangıç da olabilir. Ancak genel¬likle bu duygular gelip geçicidir. Gençlerin çoğu duygularının sakin¬leşmesinden ve sevgilerinin son bir hedefte toplanmasından önce buna benzer birkaç heyecan hâli yaşarlar.
Niçin Sevgi?
İlk aşkların cinsellik hormonlarının aktifleştiği ergenlik yaşlarında başlaması boşuna değildir. Benim kanaatim bu sevgide etkili rol oyna¬yan unsurun cinsellik olduğudur. Kanaatime göre platonik aşkın erkek ile kadın arasında yeri yoktur. Çünkü cinsellikten kopuk görünen bu tip sevginin de temelinde cinsellik yatar, ancak kendini açığa vurmaz.
Seven kişi, sevgilisine yakın olmak, onun dikkatini üzerinde top¬lamak ve ona hizmet etmek için çırpının Böylece bir süre sonra o-nunla evlenmek ve birlikte yaşamak istediğini belli etmeye çalışır. Ki¬şinin bu sırada evlilik hakkındaki düşünceleri tamamen belirsizdir. Hatta cinselliğin fizikî gereklerini düşünmez bile. Bu dönemin sevgi¬si şehvet değil yalnızca fedakârlık ve yüce duygular bulundurur. Fi¬ziksel ihtirasın giderilmesi düşünülmediği sürece, bu romantik sevgi sürüp gider. Ne var ki günün birinde fiziksel ihtiras kendini duyurma¬ya başlar. Cinsel gerginlik dayanılmaz olur. İşte bu durumda evlen¬me olayı gündeme gelir.
Sadece Sevgi Yetmez
Bir eş seçmek genellikle rastlantıya, çevreye, kişinin hayat şartla¬rına bağlı olarak gerçekleşir. Bu arada kişi kendini tamamlayacak birini tercih edebilir. Ancak yalnız sevgi duyduğu, "aşık olduğu" için evlenenler daha sonra beklentilerinin karşılanmadığını görerek ha¬yal kırıklığına uğrayabilirler.
 
Serdar böyle bir gençti. Karşılaştığı bir kıza tutuldu. Kızdan gö¬zünü ayıramıyordu, sanki büyülenmişti. Kaderin bu kızı kendisi için yarattığını bile düşündü. Kalbi göğsünden dışarı fırlayacakmış gibi çarpıyordu.
Devamlı genç kızı düşünüyor, onunla konuşmak için fırsat arıyor¬du. Derken kızın izini kaybetti. Muayene için geldiğinde, "Doktor bey, o kız hep aklımda. Aşığım ben. Onsuz yaşayamam. Fakaf uza¬ğa gitti ve bir şey yapamaz oldum" demişti.
Kendisine, "Zaman gönül hastalıklarına şifa veren en güçlü ilaç¬tır." dedim. Gerçekten Serdar kendini etkileyen, hattâ büyüleyen bu güzel yüzü yavaş yavaş unuttu. Birkaç ay sonra arkadaşlarıyla tatile çıktı. Orada karşılaştığı bir başka kıza tutuldu. Daha önce aşık oldu¬ğu kıza benzetmişti. Yine kalbi çarpmaya başladı. Bu sefer hemen kızla tanıştı. Kısa bir süre sonra evlenme teklifini götürdü. Yakışıklı ve varlıklı bu genci kız reddetmedi.
Evlendiklerinden 6 ay sonra beraber geldiler bu defa. Serdar sö¬zü aldı ve "Devam// kavga ediyoruz, hiçbir hususta anlaşamıyoruz. Halbuki ilk bir-iki ay evliliğimiz ne güzel gitmişti." dedi.
Evliliğin yükümlülüklerini, sorumluluklarını, eşlere karşılıklı düşen fedakârlıklarını kaldıramamışlardı. Yani aşkın sonu Türk filmlerinde¬ki gibi değildi. Sevince herşey hallolmuyordu.
Tek dayanağı cinsellik olan sevgi, evlilik hayatında ortaya çıkma¬sı muhtemel olan fırtınaları atlatmak için yeterli değildi.
Sevgi mi? Kara Sevda mı?
Ergenlerin çoğu sevgi ile kara sevdayı birbirine karıştırır. Ann Landers bu iki kavramı birbirinden şöyle ayırt etmiştir:
"Karasevda birdenbire çiçek açar. Sevgi ise genellikle kök salar ve her gün biraz daha büyür. Kara sevdaya bir belirsizlik hissi eşlik e-der. Kıpır kıpır, heyecanlı olursunuz ama gerçekten mutlu değilsiniz-
 
I 40 ?   ^faşam ve dnseûûik
dir. O olmadığı zaman kendinizi çok kötü hissedersiniz, onu tekrar görmek için sabırsızlanırsınız.
Sevgi bir güven duygusuyla başlar. O uzakta olsa bile, yakınlığı¬nın verdiği hisle ısınırsınız. Uzaklıklar sizi ayıramaz. Onun yanınızda olmasını dilersiniz ama ister yanınızda olsun, ister uzakta, size ait ol¬duğunu bilirsiniz ve bekleyebilirsiniz.
Kara sevda, 'Hemen evlenmeliyiz, onu kaybetmeyi göze ala¬mam.' der. Sevgi ise, 'Hiçbir şeyi aceleye getirme. Birbirinizden emin¬siniz. Geleceği güvenle planlayabilirsiniz.' der."
Bunalım Sebebi
Ergenlik çağındaki genç kızlar ve delikanlılar üzerinde yapılan çalışmalar aşkın depresyona ve alkol, uyuşturucu, sigara kullanımı¬na; hattâ intihara teşebbüse sevkettiğini göstermektedir. Çünkü kar¬şı cinsten birine bağlanmakla ergenin ailesiyle ilişkileri bozulmakta, okuldaki performansı düşmekte ve aradaki problemlerden dolayı ay¬rılık vukubulduğunda ayrıca sıkıntılar ortaya çıkmaktadır.
Nişanlanmanın Amacı
Nişanlılık devresi, ileride evlenecek olan şahısların birbirlerini ve bizzat kendilerini denemeleri, anlamaları için mühim bir süredir. Bu devrede karakterlerin uyuşup uyuşmayacağı anlaşılmış olur. Bu zamanda yalnız zekâ ve heyecana değil, düşünceli bir değer¬lendirmeye de ihtiyaç vardır. Uyum sağlamayan yönlerin evlilikte nasıl giderileceği, bunlara nasıl tahammül edileceği düşünülmelidir.
Diğer taraftan bazı nişanlıların dini nikah yaparak, kendilerini evlilikteki yakınlık derecesine bıraktıklarına rastlamaktayız. Kanaatimizce bu doğru değildir. Bu devrenin anlama ve tecrübe devresi olarak devam etmesi lâzımdır. Çünkü taraflardan birisi evlen¬menin doğru olmayacağına inanarak nişanı bozabilir. Bu durumda da hiç evlenmeden dul kalınabilir. Dinî nikahı böyle yanlışlara alet
. 'neesı
141
etmemelidir. Ayrıca nişanlılıkta cinsel ihtiyaç giderilmeye kalkılır ve buna düşkünlük gösterilirse diğer yönlerin incelenmesi ihmal edilir. Masum bir başlangıç ekseriya nefse hakim olmayı zayıflatarak kolayca, henüz arzu edilmeyen taraflara kayabilir. Bu da hem beden hem de ruh sağlığı için mahzurlu olur. Nişanlılıkta ileri gidilmemenin mükafatı evlilikte görülür.
Bazı kimseler, nişanlılıkta cinsel anlaşmayı ve uyuşmayı anlamak için yakınlığa ihtiyaç olduğunu iddia etmekteyseler de bu doğru değildir. Bunu anlamak için cinsel hayatın zirvesine çıkmaya hiç gerek yoktur. Bu noktaya ulaşmadan, cinsel hayat hakkında bilgi edinilebilir. Uyuyan bir kimseye dokunulduğu zaman onun kımıldadığını görmek onun canlı olduğunu ve tamamen canlanabileceğim anlamaya kâfi gelir. Yani genç nişanlısının sesini duyunca veya onu görünce sevinç ve coşku hissediyor, içi kıpır kıpır oluyorsa mesele yoktur.
Nişanlılık Önemli
Bazen bakıyorum gençler daha nişanlılıkta veya flört döneminde hep kavga ediyor, adeta birbirlerini yiyorlar. Buna rağmen evleniyor ve geçimsiz bir çift oluyorlar.
Geçimsiz oldukları için, evlilik problemlerinden dolayı muayene¬ye gelen çiftlerin genellikle nişanlılıkta da anlaşamadıklarını görüyo¬rum. "O zaman niçin evlendiniz?" diye sorunca, "Toplum ne der? Ayrılmayı çevremiz kabul eder mi?" şeklindeki sorularla cevap veri¬yorlar. Bence nişanlılıkta geçinemeyen ve hep böyle kavga eden kişiler hemen beraberliklerine son vermeyi düşünmeliler. Çünkü ev¬lenmeleri kavga etmelerini önlemez. Hattâ sürekli beraber olacakla¬rı ve üstlenecekleri yükümlülükleri artacağı için, kavga daha sıklaşa-cak ve gitgide daha acılı durumlar ortaya çıkacaktır.
Tabi burada demek istediğimiz nişanlılıktaki önemli ve sürekli problemlerin evliliğe taşınacağının bilinmesidir. Yoksa "belki olur; deneyelim." diye rastgele nişanlılık yapılması doğru olmaz.
42 ?   yaşam oa d'uısalİlk
Genç kız ve erkek evlenmeden önce birbirlerinin kusurunu bil¬melidir. Hiçbiri ötekinden eksiğini saklamamalıdır. Çünkü gizlenen kusur, açıklanmayan zaaf ilerde nasıl olsa ortaya çıkacaktır. Taraflar¬dan biri ötekinin bu eksikliğine hoşgörü ile bakmayabilir. Kaldı ki böyle bir davranış sahtekarlıktan başka bir şey değildir. Belki kusur veya zaaf önemsenmez, ama sahtekarlık kolay kolay bağışlanmaz. Evlilik hayatında yapılan bir yanıltma tamir edilmesi çok güç, olum¬suz sonuçlar doğurur.
Bu yüzden flört dönemindeki kişiler birbiri hakkında yeterince bil¬gi edinemez. Sevgililer genellikle birbirlerinin zayıf noktaları veya ku¬surları hakkında çok şey öğrenemeyebilir. Bazı açık kusurların düze¬leceğini sanırlar veya bunları görmezlikten gelebilirler.
İster kız olsun, ister erkek herkes eş seçme konusunda yanılabilir. Yanılmayı önlemek için çiftler evlenmeden önce birbirlerini iyice araştır¬malıdır. Böylece yanılma ihtimali düşecektir. Ancak şuna çok dikkat et¬melidir: Birbirini seven kız ve erkek birbirini tanımaya, birbirini anlama¬ya çalıştıkları dönemde sevginin fiziksel yanından yararlanmaya kalkış¬mamalıdırlar. Eğer sevginin fiziksel yanından yararlanır ve daha sonra evlilik de gerçekleşmezse hoş olmayan durumlar ortaya çıkar.
Didem böyle bir genç kızdı. "Aşkın gözü kördür, sonunu göreme¬dim." diyordu. Sevdiği gençle cinsellikte ileriye gitmiş, beraberlik hüsranla neticelenmişti. Aslında aşk olmayan bir duyguyu aşk san¬mıştı. Bu duygu şehvet olabilir, bir anlık zayıflık, yalnızlık veya o an bir problemden çıkış yolu duygusu olabilirdi. Genç de ona iltifat e-dince aşık olduğunu sanmıştı. Şimdi ise vicdan azabı ve suçluluk duygusu ile acı doluydu. Halbuki ciddi olarak evlilik düşünen erkek¬ler, evlenecekleri kadının daha çok tatlı, sadık, dürüst ve anlayışlı ol¬masını isterler. Didem cinselliğini kullanarak bir süre delikanlıyı elin¬de tutmuş, ancak evlilik konusu gündeme gelince genç ortadan kay¬bolmuştu.
 
Didem ilişkiye girmeseydi bu birlikteliği bitirmesi kolay olurdu. Çünkü kadınlar cinselliği yaşadığı erkeğe daha derin duygusal bağ¬larla bağlanırlar.
Gençlere tavsiyem şudur: Sakın birbirinizi tanımaya çalıştığınız sıralarda fiziksel olarak mesafeyi bozmayın. Sağlam bir irade ile duy¬gularınıza gem vurun. Mantığınızı ön planda tutun.
Nişanlılığın Süresi
Nişanlılık devresinin uzun veya kısa sürmesi konusunda netbirşey söylemek zordur. Bu müddet daha çok evvelce cereyan eden hadiselere ve nişanlıların durumuna bağlıdır. Yalnız nişanlılık, tarafların birbir¬lerini iyi anlamaları ve uyuşmanın mümkün olup olmayacağına karar vermeleri için, yeterli derecede uzun olmalıdır. Sözlülük devre¬si varsa bu dönem kısa sürebilir. Cinsel hayat bakımından, nişanlılık uygun bir devre sayılamaz. Çünkü bu devre cinsel arzuyu kamçılar. Şiddetlenen bu hissin tamamen yatıştırılmasına henüz imkân yoktur. Bu hal çok defa sıkıcı olur. Hatta bazen sıhhati bile bozar. Nişanlılık süresine taraflar karar vermelidir.
Nişanlıların Cinselliğe Bakışı Nasıl Olmalı?
1. Cinsel arzu fıtrî ve tabiî bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyaç insanın gıdaya, nefes almaya olan ihtiyacı gibidir. Gerçekten bu arzu iyi kul¬lanıldığında ve hayatın diğer sahaları ile güzel bir şekilde sen-tezlendiğinde şahsın cemiyete faydalı olması hususuna çok yardım eder.
2. Cinsel arzu yalnız neslin devamına hizmet etmez, aynı zaman¬da insanları birbirine bağlamaya ve aralarında sevgi oluştur¬maya da yardım eder. Cinsel ilişki, her şeyden önce sevginin yüksek bir ifadesidir.
? 44 ?   paşanı ve dinseMik
3. Cinsel ilişki, şayet evlilikte normal hudutlar dahilinde yapılır¬sa, vücudun fikrî ve fizikî sağlığını artırır, heyecanları tanzim eder. Sevgiyi canlandırır, destekler ve geliştirir.
4. İnsan vücudu bir bütündür. Bunun bir kısmını adî, ayıp telakki etmek anormal ve haksız bir görüştür. Birleşme öncesi sevişmede vücudun hiçbir sahası sevilmekten hariç tutulmamalıdır.
5. Cinsel ihtiyaç ve onun belirtilerini yalnız normal bir hadise gibi kabul etmemeli, aynı zamanda evlilikteki arkadaşlık sevgisini devam ettiren tabiî bir mesned olarak kabul etmeli ve mem¬nuniyetle karşılamalıdır. Birleşmede iki tarafın cinsel kudretinin tam tatmin olması, cinsel sevginin gelişmesi için zaruridir.
6. Sevişen evliler için cinsel arzuyu gereksiz ^ere kısmaya hacet yoktur. Aşırı sun'i uyarılar olmaksızın kendiliğinden meydana çıkan karşılıklı arzuya göre hareket etmek, rehber olmalıdır. Hayatın her sahasında ölçülü hareket etmek icap eder. Cinsel ilişki bundan istisna edilemez.
CİNSEL DALGA CİNSELLİĞE ZARAR VERDİ
Medya devamlı cinsellikten bahsederek aslında insanları seksten uzaklaştırmaktadır. Çünkü kitle iletişim organlarının salgılattığı hor¬monlar, insanlar üzerinde feci şekilde baskı oluşturmaya, insanları cinsellikten soğutmaya başlamıştır. Reklamlarda, kliplerde, film ve TV şovlarında sanki hayatın merkeziymiş gibi görünen seks, yavaş yavaş yatak odalarından bile uzaklaşır olmuştur.
Almanya'da yapılan bir anket, cinselliğin insan hayatındaki yeri¬nin altıncı sırada kaldığını göstermiştir. Kişinin arkadaşları, eşi-dos-tu, çocukları, gezmesi, eğlenmesi, müzik, hoşgörü kişinin kendini gerçekleştirmesi gibi değerleri hep cinselliğin önünde görülmektedir.
 Öncesi M 45
Cinsel Problemler de Artıyor
"İnsanın Cinsel Davranışları" konulu yeni bir araştırmanın so¬nuçları dünyaca saygın Amerikan Tıp Dergisi'nde yayınlanmış ve da¬ha ilk günden büyük yankılar uyandırmıştır.
1948 yılındaki Kinsey Raporu'ndan bu yana, en sarsıcı sonuçlar ortadadır. Her beş kadından ikisi, her üç erkekten biri, şu veya bu şe¬kilde cinsel probleme sahiptir. Bu problemler cinsel soğukluktan tat¬mine ulaşamamaya kadar geniş bir yelpazeye yayılmıştır.
Problem gençlerde daha büyük boyuttadır. Zaten cinsel yetersiz¬lik ilacı Viagra'ya bir çılgınlık gibi sarılmanın sebebi de erkeklerdeki cinsel yetersizlik korkularıdır.
Günümüzde iş hayatından gelen baskı ve stresler, sağlık sorun¬ları, başta AİDS olmak üzere cinsel yolla bulaşan hastalıklardan kor¬ku yanında müstehcen yayınlar ve cinselliğin mahremiyetinden ko¬parılarak aşağılık hale getirilmesi, ayrıca cinselliğin aşırı ön plana çı¬karılması gibi birçok faktör cinsellik problemlerini arttırmaktadır.
Kısacası tahrik edici yayınların artması ve cinselliğin sıradanlaşa-rak bayağılaştırması cinsellikle ilgili problemleri içinden çıkılmaz hale getirmiştir.
Müstehcen Yayın Zararlı
insanlarda çoğalmaları için tabii olarak varolan şehvet duygusu¬nu istismar eden, tahrik eden yayın, film vs. şeylere "pornografi" ve¬ya "müstehcen yayın" adı verilir. Müstehcenlik gazete, dergi, roman, sinema ve televizyon filmi; cd veya kaset şeklinde olabileceği gibi yü¬rüyüş, hareket, giyiniş ve davranışla da olabilmektedir.
Bilim ve teknolojide geri olan ülkemizin müstehcenlikte dünya¬daki birkaç ülke ile yarış eder duruma getirildiğini görmek üzüntü ve¬ricidir. Müstehcenlik, şu an bir salgın gibi ortalığı kaplamıştır. Üstelik
146
faş ant ve i^.lııse§Û'tk
ABD ve Avrupa ülkelerinde dejenere yayınlara karşı bilim adamların¬dan, ciddi çevrelerden ve sivil örgütlerden tepkiler geldiği halde ül¬kemizde porno yayınlar rahatça at koşturmaktadır.
Bugün Türkiye'de tirajı en yüksek gazeteler, reytingi en üstte te¬levizyonlar uyduruk haberle dolu müstehcen neşriyatla bunu sağla¬maya çalışmaktadır. Sırf bu maksatla parlak kâğıtlı dergiler çıkmak¬tadır. Üstelik büyük gazeteler ek olarak düşük fiyatlarla bu muzır ya¬yınları kitlelere ulaştırmaktadır.
Kahire'de dolaşırken ülkemizdeki bazı gazete eklerinin orada porno yayın olarak satıldığını görmüştüm.
Rağbetin Sebebi                              *
Bugün psikiyatride kabul edilen görüşe göre, insanın davranışla¬rı zihindeki üç bölümün tesiriyle olmaktadır: Superego (üstben), ego (benlik) ve id (şuuraltı, altego).
insanın şuuraltı (yani nefsi), tatmin olmamış ve tatmini de müm¬kün olmayan birtakım istek, arzu ve güdülerle doludur. Zevke yöne¬liktir. Baskın isteklerinden biri de şehvettir. Bu bölüm, superego dedi¬ğimiz ahlakî, dinî, vicdanî, sosyal ve kültürel bilgi ve inanışlardan meydana gelen kısmın bastırması ve sansürü ile dengede durur. E-go, bu ikisinin kararıyla ve hangisinin üstte kaldığına göre hareket e-der.
Şuuraltının isteklerinin bu şekilde dengede tutulması ve meşru yollarla giderilmesi halinde nefs, faydalı bir enerji kaynağıdır ve top¬lumların devamını sağlar. Şimdiki toplumlarda üstego dediğimiz kuv¬vetlerin zayıflamasıyla, davranışlar daha çok nefsî fiillere yönelmiş durumdadır. Böylelikle toplum; ahlakî güzelleşmeye, yardımlaşma¬ya, kalkınmaya, kültürlenmeye ayıracağı enerjiyi müstehcenlik ve şehvet yolunda harcamaktadır.
 
Idiİik Ön
147
Burada rağbetin mühim bir sebebi de müstehcen yayınların yay¬ın oluşudur. Kişinin şehvet gibi iptidaî nefis duygularını tahrik ve is¬tismar etmek, bazı karanlık kişilere para ve başka menfaatler kazan¬dırmaktadır. Para için her şeyini ayaklar altına alabilecek kimseler çoğalmıştır. Müstehcenlik dejenerasyona yol açar, dejenerelik de müstehcenliğe. Böylece toplum felakete doğru yol alır.
Müstehcenliğin arttığı toplumlarda aşırı cinsel tahrik sonucu cin¬sel soğukluk (empotans) çekenler çoğalır. Ayrıca cinsel sapıklıklar, mastürbasyon, ruhsal hastalıklar, problemli gençler, intihar, fuhuş, zi¬na ve sonuçta da inançsızlık ve dejenerasyon (yozlaşma) artar. Bilim ve teknikte söz sahibi olabilecek gençlerin yetişmesi engellenir. Sağ¬lam karakterli insanlardan oluşan bir toplum değil de, nefsinin pe¬şinde koşan insanlardan meydana gelen bir yığın haline gelinir.
Gençlere Etkisi Maddeler halinde sıralarsak:
1. Çocuk normal gelişme sürecinin sonunda, cinsiyetini hissetme¬ğe başlar. Yaygınlaşan müstehcen yayın ve filmler, gençlerin cinsî yönden erken uyarılmasına yol açmaktadır. Gencin dik¬katini tedbirsiz ve mevsimsiz olarak böyle yayınlarla bu konu¬ya yoğunlaştırırsak, hayal gücünü çalıştıracak ve aklı, durumu¬na hakim olmaktan çıkacaktır. Bu da gençlerin ruhî gelişmele¬ri açısından oldukça zararlı bir haldir. Genç, zihninin gelişme çağını öğrenmeye, çalışmaya, kültür ve becerisini artırmaya, kısacası olgunlaşarak milletine faydalı bir kişi olmaya ayıraca¬ğı yerde, bu enerjisini şehveti yolunda harcayacaktır.
2. Bu şekilde erken uyarılma ve müstehcen yayınlar, sık sık şehe¬vî arzuları hatırlatarak, gençte cinselliğe karşı bir bıkkınlık meydana getirebilir.
3. Gençler üzerindeki diğer bir tesiri, mastürbasyona teşvik etme¬sidir. Genç, tahrik edilen isteklerini gidermek için daha çok bu yola başvuracaktır. Bu da yine bir enerji kaybıdır. Ayrıca ruhî yapı olarak şizoid veya nevrotik olanlarda mastürbasyonla ha¬yal kurma içe kapanıklığı artırır, genci daha problemli yapar ve sonuçta kışı karşımıza psikiyatrik hasta olarak gelebilir.
4. Gençler üzerindeki diğer bir tehlikesi, cinselliği hayatın birin¬ci gayesi ve ilk unsuru olarak görebilmelerine yol açmasıdır. Böyle gençler, yaratılma gayesinden bîhaber olarak şehvetle¬rinin peşinde koşabilirler.
5. Bir diğer zararı, gencin yanlış cinsel bilgiler edinmesidir. Sırf para için basılmış yayınlardan doğru cinsekterbiye kazanmak mümkün değildir.
Ne Yapmalı?
Gençleri porno yayınların tesirinden korumak ebeveynlere düşen görevdir. Ayrıca bu konuda sivil toplum kuruluşlarının ve devletin de sorumluluğu büyüktür.
Yine genci spora, egzersize, millî kültürle donanmış insanların bulunduğu topluluklara katılmaya teşvik etmek gerekir.
MASTÜRBASYON (İSTİMNA)
Toplumdaki ölçüsüz kadın-erkek içiçeliği, televizyon düğmesine basınca fışkıran müstehcen yayınlar, karşı cinsin davranışları ve giyim¬leri gençlerdeki cinsel enerjinin kontrolünü fevkalade zorlaştırmaktadır. Aslında bu ihtiyaçların meşru tatmin zemini evlilik hayatıdır. Aile çatısı altında karı-koca ilişkileri dışındaki her "tatmin" yolu, tıbben de dinen de az veya çok normalden bir sapma olarak değerlendirilir.
Bu yollardan özellikle gençlerde en yaygın olanı mastürbasyon (istimna) denen elle tatmindir. İstimnanın belli başlı sebepleri; meşru
<Lviiûik Öncesi ? 49 ?
ölçüler içinde cinsel münasebetten uzak kalmak, yalnızlık, aşırı cin¬sel arzular ve tahrik edici ortamda devamlı bulunmak sayılabilir.
Genel olarak istimna, özellikle sık yapıldığında birçok zararlar ortaya çıkarabilir, ileride evliliğe intibakın zorlaşmasından içe kapa-nıklaşmaya, kişideki enerjinin boşa harcanmasından halsizlik ve kuv¬vetsizliğe kadar değişik mahzurlar sayılabilir.
Ancak bu zararlar kişinin içinde bulunduğu şartlar ve çevre ile birlikte değerlendirilmelidir, istimnanın zararlarını mübalağa ederek, ısrarla durarak, gençleri korku, karamsarlık ve ümitsizliğe itecek be¬yanlar fayda yerine zarar getirir. Zira zararlı ve mahzurlu olduğunu bilerek istimnadan kaçamayan ve bunun ezikliği içinde bulunan gençler, bu tür korkutucu telkinler karşısında, daha şiddetli buhran¬lara düşerler.
istimnanın kaide dışı bir davranış olduğu muhakkaktır. Ancak belli bazı şartlarda istimnaya, "ehven-i şer" olarak izin verilmiştir.
Bu şartlar, zinaya düşme tehlikesinin bulunması, evlenme imka¬nının maddi veya özel sebeplerle mevcut olmayışı ve şehvet hissinin aşırı derecede tahrik ediliyor oluşudur.
Prof. Dr. Faruk Beşer bu durumu; "Hanefi/erce genel olarak ha¬ram görülmüş, ancak kişi bekârsa veya hanımından uzakta ise ve şehvet kafasını aşırı derecede meşgul ediyorsa ya da zinaya düşme endişesi varsa ve istimnayı teskin için yaparsa bunda günah olmaya¬cağı umulur." şeklinde belirtmektedir.
Tabii sırf şehveti celbetmek, kendisini zorla tahrik için bu yola başvurmak ve istimnayı bir zevk vasıtası haline getirmek uygun gö¬rülmemiştir. Ancak aşırı tahrik ortamlarında, daha büyük haramlar¬dan kaçınmak için bu yola müracaat edilebilir. Bunun da seyrek ol-ması gerekir.
 IJ-
 -aşam ve dinscûûik
 
İmanvı Birgivi, "Birgivi Vasiyetnamesi" adlı muteber e-serinde istimnanın dinî açıdan değerlendirmesini şöyle yapmıştın
"Eliyle oynayıp inzal etmek haramdır. Ancak üç şartla caizdir.
1- Zevcesi olmamak.
2-   Şehveti çok fazla olmak.
3- Şehvetlenmeyi, şehvet yerine getirmek değil, şehveti teskin için yapmak.
Bu üç şart kişide olduğu zaman, kişi mazur olur, istim¬na onun için caiz olur."                            *
Sık Olmamalı
İstimnanın hiç yapılmaması, mecburiyet hissedildiğinde de seyrek yapılması gerekir. Yoksa, devamlılık kazanırsa hem beden sağlığı, hem manevi hayatın huzur ve istikrarı açısından zarar doğurur.
Zararları ÂbartıJmamali
İstimna kadar zararlı olan bir durum da istimnanın mahzurlarını abartıp gençleri korkuya salmaktır. Çeşitli hastalıklara sebep olduğu, sağır yaptığı, kısırlığa ve iktidarsızlığa yol açtığı, eşcinselliğin sebebi olduğu, evlenince normal ilişkiyi engelleyeceği şeklindeki iddialar doğru değildir. Bugün tıbbın genel görüşü, seyrek yapıldığında sağ¬lık üzerinde hiçbir zararının olmadığı şeklindedir.
Yanlış olan, istimnayı alışkanlık haline getirip bir zevk aracı ola¬rak görmektir. Aşırı şehveti olan ve harama düşme korkusu bulunan kişi içinse, sırf fazla şehveti atabilmek için yapıldığında bir zararı ol¬mayacağını belirtelim.                                                                       '
£j}tâik Öncesi «51 ?
Bazı gençler istimnanın yorgunluk yaptığına dair sorular yönelt¬mekte I er. Meselâ Selim şunu söylüyor, "Ne zaman kendimi doyuma ulaştırsam beklenmedik bir yorgunluk ve bitkinlik duyuyorum. O gü-nQm halsiz geçiyor, adeta yürümek bile istemiyorum."
Aslında seyrek olarak yapılan istimna için harcanan güç böyle bir yorgunluğa sebep olmayacak kadar azdır. Bitkinlik, korkudan ve suçluluk duygusundan ileri gelmektedir. Ancak aşırıya kaçılır, zevk i-çin yapılırsa o zaman Selim'in yakınması yerinde olur.
İstimna Yapılmadığında
Bekar olan ve istimna yapmayan bir kişi zaten rüyada boşalarak meni birikimini giderir. Bünye, üretilen meniyi bir yolla atmak duru¬mundadır ve devamlı yenisi üretilir. Kişi farkında bile olmadan idrar¬la karışık olarak da bunu boşaltır. Fizyolojik yolla bu mümkün olur.
Şunu da belirtelim: İdrarın içinde, şehvetsiz olarak meni atımı gusül abdesti almayı gerektirmez. Ancak şehvet ile fışkırma tarzında¬ki boşalma gusülü farz haline getirir.
İhtilâmın anormal bir yanı yoktur, tabiî karşılanacak bir olaydır. Bazı gençler gece boşalmasından korku ve endişe duyarlar. Bu yüz¬den ergenlik çağından önce yetişkin bir (gencin babası, dayısı, am¬cası veya yaş farkı olan ağabeyi olabilir) delikanlıya bu konuda bil¬gi vermelidir.
Gece boşalması ayda bir ile haftada üç kez görülebilir. Sabah u-yandığında külotunu ıslak gören genç gusül abdesti almalıdır.
İstimnanın Çaresi
Peygamberimiz; "Gençler! imkân bulanlarınız evlensin, çünkü bu, gözü ve iffeti daha iyi korur. Bunu yapamayan oruç tutsun, çün¬kü orucun bunu sağlayacak bir kamçısı vardır." buyurmuştur.
I 52
asam o e Cinseitik
Evlilik, istimnanın en doğal ve geçerli çözüm yoludur. Ancak ev¬lilik için olgunlaşması gereken bazı şartlar da gerekir. Özellikle gü¬nümüzde gencin tahsilini tamamlayıp bir iş sahibi olmadan evlenme¬si daha büyük mahzurlara yol açabilmektedir.
Bu yüzden bu alışkanlıktan kurtulmanın yolu olarak; zihni de¬vamlı yüksek meselelerle, faydalı düşüncelerle meşgul etmek, yara¬dılış gayesini daima hatırda tutmak, ibadetleri aksatmamak, hayatın ve ölümün manasını devamlı olarak düşünmek, müstehcen yayınlar¬dan kaçınmak, harama nazar etmemek, güzel alışkanlık ve faaliyet¬lerde bulunmak, spor ve egzersiz yapmak, oruç tutmak, az yemek sayılabilir.
«
EVLİLİK ÖNCESİ İLİŞKİ
Gençlerin öğrenmesi gereken en önemli konulardan birisi ancak meşru dairedeki cinselliğin zevkli ve tatmin edici olduğudur. Cinsel¬liğin bir nimet olarak verildiği, şehvetin ve cinsel dürtülerin imtihan olduğu, sadece sevgi ve bağlılık birlikte olduğunda yani evlilik için¬de yaşanmasının gerektiği bilinmelidir. Üstelik bu yalnız manevi ve ahlâki hassasiyetin değil aynı zamanda ergenin zihinsel, duygusal ve fiziksel sağlığı yanında evliliğin gelecekteki istikrarı açısından da çok önemlidir.
Gencin cinsel tutkularına ve hislerine hakim olması, hayır diye¬bilmesi, cesaret ve güç göstergesidir. Bunu ispatlaması gerekir. Genç, iffetini korumakla Yaratıcısı'nın yasaklarına uyması karşılığın¬da pek çok yönden faydalar elde edecektir.
 
 
Evlilik Öncesi İlişkiden Sakınmanın Yararlan
O    Gençler AİDS, frengi, belsoğukluğu gibi cinsel has-talıklardan ve hamilelik gibi istenmeyen bir durunvj dan uzak duracaktır.                                            1
O    Suçluluk duygusundan ve kendine saygısını kaybet¬mekten korunacaktır.
O    Başkaları tarafından kullanılmaktan, sömürülmekten kurtulacaktır.
O    Kendine güveni artacak, kişisel gelişim firsatlan ÇO'1 ğalacaktır.
O    Kendini daha çok sevecek, kendinden hoşnutluk duyacaktır.
O    Evlendiğinde cinsel ilişki daha tatmin edici olacaktır. ,
Yeni evlenen Elif şunları anlatmıştı:
"Doktor Bey yazın dediklerimi. Bazı arkadaşlarımın nişanlıyken i-lişkiye girip sonra kendilerini ezdirdiklerini biliyorum. Kocamla ilk de¬fa evlendiğimiz günün gecesinde seviştik. Gözümü açtığım ilk erkeğim kocam oldu. Cinsel açıdan uyumlu olduğumuzu görmek bizi daha da mutlu etti ama zaten bunu tahmin ediyorduk. Çünkü birbirimizi görün¬ce heyecanlanıyor, seviniyor, adeta elektrikleniyorduk. Herşeyin yolu¬na gireceğine işaretti bu durum. Kocam Allah'ın bana kısmetidir, onu çok seviyorum, lyiki de kendimizi sınırlamış ve ilk ilişkiyi evliliğe sakla¬mışız. Evlilik bağımız ilişki ile kuvvetlendi. Bir keresinde bana, benim-'e tanışmadan önce başka hiçbir kadınla birlikte olmadığını söylemiş¬ti- Yani biz birbirimiz için yaratılmışız. Çok mutluyum."
Medya Pompalıyor
Günümüzde televizyon ve gazeteler gençleri evlilik öncesi cinsel deneyime özendirmektedir. Sanki böyle erken ilişkilere girmekle ye-
54 ?   }Jaşam oe (—inseûiik
tişkin olduğu izlenimine gençleri sürüklemektedir. Anne ve babalar böylesine garip bir mantık karşısında şaşırmaktalar. Adeta ergenin etrafındaki her şey sapık zihniyetin çığırtkanlığını yapmaktadır. Cin¬sellik sıradan bir şeymiş, ilişkiler gerçekleştirilmesi şart ihtiyaçlarmış gibi sunulmaktadır. Ergen nereye baksa, erişkinliğin cinsellikte başa¬rı olarak empoze edildiğini görmektedir.
Bülent daha 16 yaşındaydı ve 15 yaşındaki kız arkadaşıyla prob¬lem yaşadığı için tedavi amacıyla getirilmişti. Artık onlar evli gibi dav¬ranmaya başlamışlar, devamlı ilişkiye girer olmuşlardı. Ancak kız arka¬daşı bunun sonu olmadığını söyleyerek konuyu ciddi olarak görüşmek isteyince, ilişkinin verdiği geçici zevke alışmış olan Bülent sıkıntıya gir¬miş, ağlayıp bağırarak ve fenalaşarak ailesini telaşa düşürmüştü.
Bülent gibi gençler evlilik öncesi erken ilişkiye girerek yanlış yapı¬yorlar. Bu yanlış, sadece dinimizin kurallarına uymamak da değildir.
Eviilik Öncesi ilişkinin Zaradan
O Kîfi hem kendisinin, hem arkadaşının gerçek duygu¬larını anlamasına engel olur, her iki tarafin da belir¬sizlikten kafası karışır.
O Erken ilişki, evlilik için hazırlık da değildir. Çünkü cinsellikle meşguliyetten gençlerin birbirlerini tanı¬maya fırsatları olmaz.
O Birbirlerine güvenleri sarsılır. Her önüne geldiği kişiyle cinselliği yaşayan biri olarak değerlendirilebi¬lir. Özellikle kızın erkek gözündeki değeri düşer.
O Benlik saygısı kaybedilir. İç huzur bozulur. Suçluluk duygulan hissedilir.
O Tıpkı Bülent'te olduğu gibi bağımlılık gelişir, ilişkisiz duramaz hale gelir. Aranan sadece geçici zevktir, insanî yön kaybolmuştur. Artık eğitimine ve gelece¬ğine gereken önemi vermez duruma girer.
 
Sonuçlar Ortada
Erken ve gayri meşru cinsellik ise gelecekteki evlilikleri mutsuzlaş-tırması bir yana, birçok probleme yol açmaktadır. Günümüzde her yıl | milyon Amerikalı ergen (küçük kız çocuğu) hamile kalmaktadır. Bun¬ların beşte dördü evli değildir. Yarısından fazlası kürtaj olarak bebek¬lerini aldırmaktadır. Yani "bebe/c doğuran veya bebek öldüren çocuk¬lar" durumuna düşmektedirler. Diğer mahzurları da göz önüne alın¬dığında, ergenin cinselliği evlilik hayatına ertelemesi şarttır.
Özellikle kızlar için erken ilişki tam bir kâbus olabilmektedir. Er¬keklerine sunacakları en değerli hediyelerini geçici zevk peşinde ko¬şan birine kaptırmanın ezikliğini yaşamaktadırlar.
Sevilay şunları anlatmıştı: "Ismet'i seviyordum ve evlenmek isli¬yordum. Onu kendime çekebilmek için cazibemi sundum. Yanılmı¬şım! O, işi bitince, evlilik fikrinden tamamen uzaklaştı. Şimdi hayal kı¬rıklığı içindeyim."
Aslında kızların erkekleri kendilerine bağlama yolu ilişkiden geç¬mez. Cinselliklerini kullanarak belki bir süre onu elinde tutarlar ama erkek bu durumda evliliği düşünmez. Bir düşünürün dediği gibi, "Ko¬lay elde ettiklerimize fazla değer vermeyiz; elde etme yolunda karşı¬laştığımız güçlüklerdir onun değerini artıran."
Zararları Çok
David Mace evlilik öncesi cinsel birleşmenin zararları üzerinde fi¬kir yürütmüş bireysel ve toplumsal hayat için gerçek felâketler olan bir dizi olayın uzunca bir listesini yapmıştır (*): Zührevi hastalıklar, zorla evlenmeye götüren istenmeyen gebelikler; gayri meşru çocuk sahibi olma veya kürtaj; cinsel tecrübenin bir aleti olmanın meydana getir¬diği duygusal yeterlilik veya yetersizlik; geçerli kuralların ve gelenek¬lerin ihlâl edilmesi; artan bir suçluluk duygusuna sahip olma endişe¬si ve toplum dışı kalma; fiziksel ve şahsî tatmine gereğinden fazla de-
!*)     Cinsel Ahlâk ve Bıyolo|ik Tehlike Münevver Ahmed Enis İz Yayıncılık, 1 994
I 56 ?   ^f aş anı o e dlnsaûûik
ğer verme; teslim olan kadınlara karşı erkeklerde gelişen olumsuz ta¬vırlar; kadınların evlilik öncesi cinsel birleşmenin devam etmesi konu¬sunda baskı altında kalmaları; takip eden evlilik dönemi içinde evlilik öncesi ilişkinin açığa çıkması; suçlamaya suçlama ile mukabele et¬me, geçmiş cinsel tecrübelerle hoş olmayan kıyaslamalar; eşin evlilik öncesi taleplerine duyulan kızgınlık; sadakatsizlik şansı; prestij kaybı; çocuklara zarar verilmesi; özgürlük ve sorumluluk arasındaki ahlâkî anlam; bencilce zevk peşinde koşma ve ailevî istikrarsızlık.
Ebeveyn Ne Yapmalı?
O Çocuğuyla samimi ve doğrudan konuşmalıdır. Sıkıntılı değil, soğukkanlı ve rahat olmalıdır. Kendinden emin olmalıdır, en¬dişeli değil! Prensiplerde kararlı ve açık olmalıdır. Oynak ve belirsiz algılanmaktan kaçınmalıdır.
O Yine anne babanın çocuğuna güven duyması şarttır. Sık sık bu konuda "başına bir şey gelip gelmediğine dair" sorular sorarak güvensizlik gösterisinden kaçınmalıdır.
O Ebeveyn çocuğuna sevgisini her fırsatta göstermelidir. Genç belli etmese de anne babasının kendini sevdiğini bilmeye ih¬tiyacı vardır. Yoksa sevgiyi yanlış yerlerde aramaya kalkabilir. Evet, evlilik öncesi cinsellik, gencin ruhsal ve fiziksel sağlığı i-çin zararlı olacaktır. Onu korumak ise en başta anne babası¬na düşer. Batı toplumlarında 13 yaşına düşen cinsel ilişkiye başlama zamanı, bizi şaşırtmamalıdır. Onlar bunun acısını şimdi çekiyorlar ve önlemek isteseler de engel olamıyorlar. Dr. George H. Orvin, "Ergenlik" adıyla dilimize çevrilen kitabın¬da şöyle demektedir:
"Batı toplumları erken ergenlikteki cinsel faaliyetlerden onayı¬nı çekmiştir. Bunun sebebi yalnızca ahlaki açıdan doğru bul¬mamak değildir. Aynı zamanda, psikolojik ve sosyal olarak hazır bulunmaması da göz önünde tutulmuştur."
 
 ö
 ncesi
 57
ERKEK ERGENLERİN CİNSEL PROBLEMLERİNE CEVAPLAR
O Mezî ve medî, meniden farklı şeyler midir? Hepsinde letmek gerekir mi?
Mezî; cinsel oynaşma, hayal etme ve şakalaşma sonunda, cinsel organdan gelen, ince, şeffaf ve kaygan sıvıdır. Geldiği¬nin farkına varılmayabilir. Erkekte de kadında da olur. Ve-di'nin tersine bu, kadında daha çok bulunur. Vedî ise; soğuk, ağır kaldırma vs. sebebiyle genellikle idrardan sonra gelen, koyu, kesik kesik ve renk olarak meniye benzeyen maddedir. Gelmesine bazen de cinsel oynaşma sebep olabilir. Şöyle ki, uyanma olur, meni gelip şehvetle boşalma olmaksızın uyan¬ma geçer ve idrar yapıldıktan sonra kesik kesik gelir. Menî i-se, şehvetin en üst düzeyinde (şehvetle) ve hızla (difk) gelen ve kendine has kokusu ve rengi olan bir sıvıdır (kokusu yaşken hurma tomurcuğu, kuru iken yumurta kokusunu andırır). Gu-sül de sadece bundan dolayı gerekir. İlk ikisinin gelmesiyle sa¬dece abdest bozulur, geldiği yer yıkanır ve abdest alınır. (Daha geniş bilgi için bkz Dr Faruk Beşer Hanımlara Özel Fetvalar)
O Üç konuda dertliyim:
1. Bazen kalktığımda çamaşırımda bir yaşlık oluyor. Tıpkı su gibi. Hiçbir kayganlığı olmuyor. Fakat kuruyunca ça-maşırın ıslanan bölgesi sertleşiyor, ekşimtrak bir kokusu oluyor. Bu sıvı ne olabilir ve guslü gerektirir mi?
2. Bazen 3-4 gün arka arkaya ihtilam oluyorum. Fakat bu 3-4 günde gelen meni miktan, normalde bir seferde gelme¬si gereken miktar kadar oluyor. Bu durum normal mi?
3. Çok çekinerek soruyorum ama geleceğimi ilgilendirdiği i' çin mecburum. Mastürbasyonla yani el ile tatmin olami'
58 ?   paşanı o e (Zinseûiik
yorum. Sadece ihtilam oluyorum. Bu kısır olduğum anla¬mına gelir mi? Evlenince bir mesele olur mu?
1. Bahsettiğiniz muhtemelen mezidir. En azından ihtiyaten gusül abdesti almalısınız.
2. Normaldir. Kese henüz tam dolmadığındandır.
3. Kısırlıkla hiçbir ilgisi yoktur. Evlenince bir mesele olmaz, i-çiniz rahat etsin.
O 19 yaşındayım. Gece uyuyorum, sabah kalktığımda akıntım olduğunu görüyorum. Boy abdesti alıyorum. Her gün böy¬le. Derdimi kimseye açamıyorum.
Bahsettiğiniz durumunuz tamamen normaldir ve bekarlıkla il¬gilidir. Evlendiğinizde düzenli cinsi ilişkiniz olursa şikayetiniz kaybolur.
Bekar iken azalması için ise az yemek yiyiniz, şehveti tahrik e-dici şeylerden uzak durunuz, kendinizi derslerinize veriniz, i-badetlerinizi aksatmayınız. Ayrıca bol yürüyüş yapmak, hoşu¬nuza giden bir spor şeklini uygulamak da çözüm sayılabilir.
O Yaşım 20'yi geçmesine rağmen geceleri ihtilam olamıyorum. Duyduğum kadarı ile bir genç, haftada en az bir kere olsun bu durumla karşılaşırmış. Ben ise, çok nadir oluyorum. Bu i-se beni rahatsız ediyor. Acaba ben farkında olmadan, idrar' la birlikte bu olay da gerçekleşiyor mu? Şayet böyle ise (in-şaallah değildir) demek ki ben farkında olmadan cenabet o-larak mı geziyorum yoksa?
Testislerin salgıladığı sıvı olan meni, ihtilam veya ilişki ile ol¬masa bu defa idrarla boşalır. Yani vücut muhakkak kesede biriken meniyi bir yolla dışarı atar. Bu yüzden endişe etmeyi¬niz. Bu durum normaldir.
 
ik Öncesi »59
idrarla atılan meni için gusül abdesti gerekmez. Gusül için meninin şehvetle ve parça parça atılarak gelmesi lazımdır. Hatta ilmihal kitaplarında, yüksekten düşme sırasında inzal olunduğunda bile gusül gerekmeyeceği kaydedilmiştir. Bu ko¬nudaki endişeleriniz yersizdir.
O Çevrede gördüğüm açık saçık durumlar karşısında nefsim U' yanıyor, fakat erkeklik organımdan herhangi bir akıntı gelmi¬yor. Bazı durumlarda sertleşiyor, fakat kendiliğimden boşa-lamıyorum. Karşı cinse karşı istek var. Şu an 22 yaşındayım ve okul bitince ailem evlendirmek istiyor. Evlendiğimde ak' saklık çıkar mı? Acaba kısır olur muyum? Bahsettiğiniz şikayetler tamamıyla fizyolojiktir, yani normaldir. Sağlıklı bir erkeksiniz. Bünye, şehvetin artması ile birlikte ken¬disine boşalmayı hedef alır. Bu yüzden erkeklik organı şişer ve ancak boşalma ile rahatlar. Evlenmenizde hiç mahzur yoktur. Aksine evlilik, rahatlamanızı sağlar. Kısırlıkla bu durumun hiç ilgisi yoktur.
O İdrardan sonra beyaz sıvı akmaktadır. Ne yapmalıyım?
Prostat sıvısı olup normaldir. Genellikle bekarlarda görülür. Meni değildir, gusül abdesti almayı gerektirmez.
O Genç erkeğim. Yakında evleneceğim, ama her zaman sert¬leşme olmuyor. Evliliği bu yüzden erteletiyorum.
Durumunuz tamamen psikolojik. Evlenme tarihini ileriye at¬manıza gerek yok. Evliliğe intibakla birlikte şikayetiniz kalmaz. Kendinizi üzmeyiniz.
O 24 yaşında bekâr erkeğim. İktidarsızlık çekiyorum. İstediğim gibi erkeklik organım uyanmıyor. Yalnız akşamları uyudu¬ğumda sertleştiğini müşahede ediyorum. Evlenmekten kor¬kuyorum.
60
 ae C—inseiûLk
Bahsettiğiniz durum iktidarsızlık değildir. Uykuda sertleşme ol¬duğuna göre cinsel probleminiz psikolojik sebeplere bağlıdır. Evlenebilirsiniz. Erkeklerde istenildiği an sertleşme olmaz. A-normal bir hal sayılmaz.
O 20 yaşındayım. Penisimden sıvı geliyor. Kısırlık ve iktidarsız¬lık korkusu beni sardı. Ne yapmalıyım?
Erkekte 20-22 santimetrelik dış idrar yoluna; meni kanalları, prostat bezinin kanalları yanında birçok küçük kayganlaştırıcı maddeler salgılayan salgı bezlerinin kanalları açılır. Bu kanal¬lardan beyaz-sarı, yapışkanımsı salgılar özellikle idrardan sonra ve ıkınma esnasında gelebilir. Bu durum normal, tabiî bir hadise olup gusül abdesti gerektirmez,,
O 22 yaşındayım. 3 yıldır büyük abdestimi yaparken haftada bir iki defa menim akmaktadır. Bu bir hastalık mıdır? Gusüi gerektirir mi?
Büyük abdestle ıkınırken veya idrar yaptıktan sonra akıntı gel¬mesi normaldir. Yeteri kadar boşalmayışından ortaya çıkar. Hastalık kabul edilmez ve guslü gerektirmez.
O 27 yaşında gencim. Bulûğ çağma erdiğim 16 yaşından ben her sabah kalktığımda kilotumda küçük san lekeler görüyor ve çok rahatsız oluyorum. Bu gelen akıntı nedir acaba? Gu' sül gerektirir mi? Bu lekelerden nasıl kurtulabilirim? Kısırlık yapar mı? Sırf bu yüzden evlenemiyorum.
Olur olmaz zamanda kamıştan gelen akıntı prostat salgısıdır. Meni değildir. Meni, tüm vücudun terlemesi ve cinsî haz ile birlikte gelir. Prostat salgısı ise eğer prostatit varsa yani kronik prostat iltihabı mevcutsa büyük ve küçük abdestten önce ve¬ya sonra, hafif ıkınmalarda geliverir.
Tedavisi için prostat masajı ile alınan salgının kültür-antibi-yogramı yapılır ve böylece en hassas antibiyotik tespit edile-
 
<tüâiiik Öncesi ? 61
rek verilir. Tedavi uzun sürebilir. Bununla beraber 27 yaşında¬ki hastamızın evlenmesi rahatsızlığı açısından bırakın mahzur¬lu olmayı çok faydalıdır, hattâ gereklidir bile. Tıbbî tedaviyle birlikte düzenli aralıklarla boşalması şarttır. Prostat salgısının gelmesi gusül abdestini gerektirmez. Çünkü gelen meni değil mezidir. Gusül gerektirmez. Antibiyogramla belirlenen ilaç iltihabı kurutur, kısırlık yapmaz. Ailenizin ısrarı yönünde ve bizim de tavsiyemiz doğrultusunda, tedavinizin tam olabilmesi için evlenmeniz uygun olacaktır.
O 24 yaşında bekâr bir gencim. Penisim ister şehvetli ister tabiî anlarda olsun, sertleştiği zaman parlak bir sıvı akıyor. Sizden isteğim, şehevî hislerimi frenleyici bazı ilaçlar tavsiye etme' niz. Ayrıca gusül gerektirir mi?
Penisten, daha çok cinsel uyanma anında gelen, renksiz, kaygan sıvı meni değildir. Gusül gerektirmez. Bu sıvıyı idrar yolu (üretra) çevresindeki bezler salgılar. Cinsel birleşmenin kolay olmasını, kayganlığı sağlar. Bazen prostat salgısı da gelebilir. Tüm bunlar normal ve zararsız olduğundan, korkularınız yersizdir. Yaratılıştan size verilmiş olan ve canlılar için gerekli bir duy¬guyu ilâçla kesmeye doktorun hakkı yoktur. Dinimizde de ha-dımlama veya ilaçla şehveti bastırma yasaklanmıştır. Ancak harama nazar etmeme, oruç tutma, az yeme gibi tedbirlerle bu hisler azaltılabilir.
O Bazen yolda yürürken, bazen otururken, bazen de başka bir durumdayken gördüğüm tahrik edici bir görüntü karşısında tenasül uzvumda uzama oluyor. Hiç kötü düşüncem olma' sini istemediğim zamanlarda bile durup dururken olabiliyor, bu halimden nasıl kurtulabilirim?
Evli mi bekar mı olduğunuzu yazmamışsınız. Fakat herhalde bekarsınız ve gençsiniz.
62
Maşam ve L^inseûâik
Bahsettiğiniz durum normaldir. Özellikle genç bekar erkekler¬de, kabına sığmayan cinsi enerji sebebiyle meydana çıkabilir. Evlenince düzenli bir cinsi hayatınız olur ve şikâyetiniz geçer. Şimdilik bunun normal bir bedeni fonksiyon olduğunu düşü¬nüp önemsememeye çalışınız.
O Yaşım 15, Büyük bir sorunum var. Normal bir şekilde otu¬rurken, ders dinlerken cünüp oluyorum. Arkadaşlarla kaldı¬ğım için hergün okuldan gelince su ısıtmak, banyo yapmak çok zor oluyor. Şehevi şeyler düşünmediğim halde bu oluy¬or üstelik.
Bahsettiğiniz sıvı meni değil. Mezidir. Meni şehvetle ve parça parça atılır. Mezi ise sızıntı şeklinde gelir ye daha az yoğun¬dur. Gusül abdestini gerektirmez. Normal abdest yeterli olur.
O 23 yaşında inşaat mühendisi bir gencim. Yakında evlenece¬ğim. Rüyamda kadına el değer değmez boşalıyorum. Hadis-i Şerifte; "cinsi münasebetten önce sevişme" emrediliyor. Bende, bırakın cinsi münasebeti, sevişmeye daha başlarken boşalma olursa, ne yapmam gerekir?
Bir kimsenin cinsel fonksiyonlarının yerinde olup olmadığını anlamak için cinsel ilişkide üç şartın yerinde olması gerekir. Birincisi uygun eş, ikincisi uygun yer, üçüncüsü uygun zaman. Bunların üçü beraber olduğunda cinsi fonksiyonlarda bir ak¬sama olup olmadığı anlaşılır.
Siz rüyaya dayanarak karar veriyorsunuz ki bu hiç doğru değildir. Rahatlıkla evlenebilirsiniz. Bir problem çıkacağını sanmıyorum.
O 23 yaşındayım. Cinsi organımın küçük olması veya öyle zannet¬mem beni yiyip bitirdi. Penisim 13 cm. ve teslislerim bir yumur¬ta kadar. Normal uzaması oluyor. Şu an nişanlanmak üzereyim.
 
 Ö
 ncesi
 63
Bildirdiğiniz ölçüler tamamen normal sınırlar içindedir. Evlen¬menizde mahzur yoktur. Korku duymanız gereksizdir. Penis boyunun, toplumda yaygın olan kanaatin tersine cinsel hayattaki başarıda bir tesiri yoktur. Çünkü kadının cinsel has¬sasiyeti yalnızca dölyolunun uyarılmasına dayanmaktadır. Ka¬dınlarda tatmin genellikle bızırın baskı sonucu uyarılması ile ortaya çıkmaktadır. Bu sebeple 8 cm. uzunluğundaki hatta bunun altındaki bir penisle bile (sertleşmiş durumda) cinsel i-lişki başarılı olmaktadır. Hatta çok büyük bir penis, kadında acıya sebep olabileceği için cinsel doyumu engelleyebilir.
O Kadının cinsel tatmininde penisin büyüklüğünün rolü nedir?
Karşılıklı zevk için penisin (kamış) büyük olması gerekmez. Bü¬yük bir penisin kadına daha fazla zevk vereceği düşüncesi yanlıştır. Zira kadınların vajinalarının (hazne) dış kısmının üç¬te birinin orgazmla ilgili hassas sinirlere sahip olduğu, vaje-nin penisin büyüklüğüne göre kendisini ayarladığı bilinmekte¬dir, o sebeple penisin büyüklüğü orgazm için önemli değildir.
O Penisi büyütmek mümkün müdür?
Zaman zaman çeşitli icatların reklamları medya organlarında karşımıza çıkıyorsa da penisin boyutları hiçbir fizikî egzersiz (penisin çalıştırılacak kası yoktur), hiçbir krem veya merhem ve hiçbir alet veya teknikle büyütülemez. Söz konusu reklam¬lar son derece aldatıcı ve gerçek dışıdır. Tıp yalnızca "mıkropenis" durumunda, yani erkeğin bütün fonksiyonları normal olduğu halde, penisinin inanılmaz dere¬cede küçük (yaklaşık 2 cm.) olması halinde bir şeyler yapabil¬mektedir. Mikropenis hemen her zaman organizmadaki tes-testeron (erkeklik hormonu) eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Bu durumda, ama sadece bu rahatsızlıkta ürolog, gerekli kan tahlillerini gerçekleştirip, problemin hormon kökenli olduğu-
64 ?   paşanı ae dinseilik
nu kati şekilde tespit ettikten sonra, yüksek dozda testesteron vererek tedaviyi gerçekleştirmektedir. Bu tedavi her zaman çok başarılı olmayabilmektedir. Hemen her zaman orta sevi¬yede iyileşmeler görülmekte, bazen de iyi netice alınmaktadır. Bu sebeple, mikropenis dışındaki durumlarda, penisin birkaç santim küçük olmasını mesele yaparak sevişme zevkini berbat etmek manasızdır.
O 19 yaşında bekâr bir erkeğim. Testislerime baktığımda sağ taraf-takinin biraz daha büyük olduğunu fark ettim. Hiçbir rahatsızlı¬ğım yok. Acaba bir hastalık mı? Diğer bir problemim, sabahlan kalkınca erkeklik organım hep uyanık oluyor. Bu neden?
Her iki testisin birbirine eşit olması şart değil. Sabah uyanın¬ca bahsettiğiniz sertleşme olayı, idrar torbasının dolu oluşu¬nun yaptığı basınca bağlıdır ve normaldir. Her erkekte olabi¬lir. Veya görülen rüyalarla ilgilidir.
O 20 yaşında üniversite öğrencisiyim. Penisim uyarılmış du¬rumdayken baş kısmını sıkınca küçülüyor. Yani o kısım tam sert şekilde durmuyor. İktidarsızlıkla alâkası var mı?
Organın uç kısmının, diğer kısımlara göre yumuşak olması normaldir. Üzerinde durmayın, iktidarsızlıkla bir ilgisi yok.
O Cinsel organımın üzerinde çok kıl var. Ne yapmalıyım?
Vücuttaki kıllar, her bölgede aynı oranda değildir. Ancak bu bölgedeki kıllar genellikle diğer taraflardakilerle orantılıdır. Ba¬zı ırklardan olanların vücutlarında, özellikle de cinsel organları çevresinde oldukça fazla tüy bulunur. Bu sebeple kendinize dert edinmeyin. Üstelik erkekler, kadınlardaki bu kıllardan rahatsız¬lık duymazlar. Ancak cinsel organ çevresindeki kıllar kısa bir sü¬re içerisinde gözle görülür bir artış gösteriyorsa bu bir hormon dengesizliğidir. Doktora müracaat edilmelidir.
 
£ı4iûik Öncesi ? 65
O Erkeklik organımın üzerinde bir damarın belirgin vaziyet al¬ması beni üzüyor. Doktor varis dedi ve tedaviye gerek olma¬dığını söyledi. Evlilikte zararlı olur mu ve kısırlık yapar mı?
Doktorunuzun dediği gibi bu varistir ve size hiçbir zararı yok¬tur. Evliliğe mahzur teşkil etmez. Aldırış etmeyiniz. Kısırlıkla bir ilgisi yoktur.
O Penisimde hafif bir eğrilik var. Yakında evlenmeyi düşünü¬yorum. Cinsel birleşme sırasında herhangi bir zorluk olur mu? Tedavisi nasıl olur? 18 yaşındayım.
Eğrilik doğuştan olabilir veya sonradan gelişebilir. Doğuştan olan eğriliklerde yapılacak bir şey yoktur. Normalde eğrilik hafif derecede olur. Eğrilik sonradan meydana gelmiş ise se¬bep genellikle müzmin bir rahatsızlıktır. Bazı metodlarla teda¬vi edilir.
Ancak mektubunuzdaki şekilden eğriliğin fazla olmadığını ve problem çıkmayacağını düşünüyoruz. Eğrilik çok fazla ise cin¬sel birleşmeyi engeller.
O 18 yaşında bir gencim. Derdim penisimle. Penisim sola doğ¬ru bir santim kadar eğik. Durumu arkadaşlarıma anlattığım¬da beni çok korkuttular ve evlenmememi dahi söylediler. Moralim çok bozuk.
Gördüğüm kadarıyla muzip bir arkadaşın sana kötü bir şaka yapmış. O kadarcık eğrilik tüm erkeklerin penisinde bulunur ve hiçbir sorun teşkil etmez. Böyle şeylerle kafanı yorup ken¬dini boşu boşuna üzme. Kaldı ki, eğri penisin doğrultulması diye bir operasyon söz konusu değildir. Arkadaşların bu tip tatsız şaka yapmakla çok kötü yapmış, onları kınadığını lütfen söyle.
 
66
 on
O 25 yaşında, üniversite mezunu gencim. İslâm'da edep hari¬cine çıkılmadıkça utanma yoktur düsturuyla derdimi şöyle anlatacağım: Penisim sertleşme halinde neredeyse kemik sertliğine erişiyor ve 10^12 cm. yi buluyor. Ancak indiği za¬man büzülüp 2-3 cm. gibi komik bir hal alıyor. Soğuk hava¬larda veya yorulduğumda dibinden sanki içeriye kaçıp kay¬bolacak diye korkuyorum.
Testislere (yumurtalık) gelince, sanki onlar da küçük gibi. Bi¬rer ceviz büyüklüğündeler. Özellikle sıcak havalarda biri biraz biçimsiz gibi. Sanki dışa doğru. Bunlar evliliğimi etkiler mi? Bu geniş açıklamalara dayanarak diyoruz ki, dış cinsel organ¬larınız, penis ve teslisler tamamen normaf. Penisin büzüşmesi üstelik avantaj sayılır. Yaşlılıkta pörsür ve sarkar, elastikiyeti azalır.
Size diyoruz ki; "Göğüslere vesvese verenlerin şerrinden Al¬lah'a sığının ve ilk fırsatta evlenin, yuvanızı kurun." Hiç prob¬lem çıkmadığını göreceksiniz.
O Edindiğim bilgilere göre, bir erkeğin menisinin kalın ve be-yaza yakın bir renkte olması gerekir. Halbuki benimki kalın, ancak sarıya yakın bir renktedir. Acaba nedendir? Yoksa kı¬sır mıyım?
Sahip olduğunuz özellik normaldir. Kısırlıkla hiç ilgisi yoktur. Kısır olup olmadığınız ancak spermiogram testiyle anlaşılır.
O 22 yaşında bir erkeğim. Cinsi problemim için muayene ol duğum doktor geneleve gitmemi tavsiye etti. Haram olduğv için gidemem. Acaba rahatsızlığım düzelmez mi?
Yapılan araştırmalara göre ilk cinsi tecrübesini genel kadın¬larla kuranlar arasında daha sonra cinsi problemli olanlara çok sık rastlanmaktadır. Yeterince zaman ve gizlilik olmaması
sebebiyle, bu ilişki sadece cinsi gerilimden kurtulmak anlamı¬nı taşımaktadır. O sırada kadın sadece bu amaca hizmet e-den bir araç olarak görülmektedir
Ayrıca profesyonel kadınların itici, aşağılayıcı yaklaşımları yi¬ne birçok cinsi problemin kaynağı olabilmektedir. Bu yüzden haram olması bir yana genci buralara yöneltmek bir nevi cinayettir ve ömür boyu çekilecek cinsi meselelerin başlangıcıdır.
O 19 yaşında bekâr bir gencim. Büyük sıkıntım erken boşalma¬dır. Şöyle ki, çıplak bir kadın görsem sertleşme oluyor ve bo-salıyorum. Evlenmeye bu yüzden çekmiyorum. Sizden gelen meni değil mezidir. Mezi, yolu kayganlaştıran ve meniden önce gelen sıvıdır. Gusül abdesti gerektirmez. Bahsettiğiniz, cinsi perhiz içinde olanlarda görülebilen bir du¬rumdur ve normaldir. Evlenmek bu durumda mahzurlu olmaz, aksine şikayetinizin geçmesini sağlar.
O Birkaç yıldır istimna (mastürbasyon) yapmayı alışkanlık hali' ne getirdim. Ne yaptıysam bir türlü kurtulamadım. Yaptıktan sonra her şeyimle yıkılıyor, bunalıyor ve çeşitli komplekslere giriyorum. Bu belâdan nasıl kurtulabilirim?
Cinsî açlık içinde olan genç erkeklerde istimna alışkanlığına sık olarak rastlanmaktadır. Ama bu kadar kendinizi üzüp, psi¬kolojinizi bozmanız uygun değildir. Yapacaklarınıza gelince; oruç tutmanız, tahrik edici şeylere bakmamanız, daha çok i-badet etmeniz, derslerinize daha yoğun çalışmanız, sosyal ve bedenî faaliyetlerde daha çok bulunmanız yararlı olur. Bunla¬ra rağmen seyrek olarak mastürbasyona başvurursanız buna üzülmeyiniz. Çünkü harama düşmekten ehvendir. Çevre tah¬rik edici yayın ve televizyonlarla doludur.
68 ?   paşanı oa CinsMlk
<LoHiiik Öncesi ? 69
O 22 yaşında bir erkek öğrenciyim. Şikayetim uykuda boşalma. Genellikle iki günde bir uykuda boşalıyorum. Bazen 3-4 günde bir boşalma oluyor. Sebebi nedir, çaresi var mıdır? Bedenimiz ürettiği fazlalıkları fizyolojik yolla atar. Bahsettiğiniz durum tamamen normaldir ve bununla beden rahatlar. Çünkü bekâr olduğunuzdan meni kesesi dolmakta¬dır ve vücut yenisini yapacaktır. Yani bu sağlıklı bir erkek ol¬duğunuza işarettir. Ve ancak evlilikte düzelir. Sabrediniz.
O Mastürbasyon hakkında çok ağır şeyler duydum. Buna rağ' men yapmaktan kendimi alıkoyamıyorum. Bu yüzden ölme' yi dahi düşünüyorum. Acaba imanım mı yok diye şüpheye düşüyorum. Yaşım 21, öğrenci ve bekâr*bir erkeğim.
Mastürbasyon (istimna) konusunda abartmalardan kaçınmak lazımdır. Çeşitli hastalıklara sebep olduğu, sağır yaptığı, kısır¬lığa yol açtığı, eşcinselliğin sebebi olduğu, evlenince normal ilişkiyi engelleyeceği şeklindeki iddialar doğru değildir. Yanlış olan, istimnayı alışkanlık haline getirmektir. Aşırı şehve¬ti olan ve harama düşme korkusu bulunan kişi içinse, sırf faz¬la şehveti atabilmek için yapılırsa bir zararı olmaz. Tabii ki en tabii cinsel tatmin yolu evliliktir.
Bu yüzden kendinizi suçlamayınız. Güzel faaliyetlerinize de¬vam ediniz. İçinizdeki enerjiyi kendinizi geliştirmek için har¬cayınız. Suçluluk psikolojisinden sıyrılınız, çünkü bu psikoloji kendini tatminden daha zararlı sonuçlar doğurur.
O 21 yaşında üniversite öğrencisi bir erkeğim. İstimna yapmi' yorum. Rüyada da boşalma olmuyor. Acaba erkekliğimde bir eksiklik mi var?
Durumunuz tamamen normaldir. Bünye yapılan meniyi bir yolla atar ve devamlı yenisi üretilir. Siz farkında bile olmadan idrarla karışık olarak kese boşaltılır. Fizyolojik bir yoldur.
idrarın içinde, şehvetsiz olarak meni atımı ise gusül abdesti almayı gerektirmez. Ancak fışkırarak ve şehvet ile boşalma gusülü gerektirir.
j O 19 yaşında üniversite öğrencisiyim. Sık sık uykumda ihtilam oluyorum (haftada 3-4 defa). Bu yüzden çok zayıf düştüm, güçsüzüm. Şeklim bozuldu. Müthiş bir hafıza kaybı var. Ay' rica ihtilam olduğum zaman çok moralim bozuluyor ve hiç¬bir şey yapmak istemiyorum. Bir iş yaparsam çabuk yorulu¬yorum. İçimde bir sıkıntı oluyor ve konuşmak dahi istemiyo¬rum.
Bahsettiğiniz uykuda ihtilam olma (yani boşalma) durumu ta¬mamen fizyolojik bir olaydır. Vücut bununla rahatlar. Zayıf ve güçsüz olmanızın sebebini bunda aramayınız. Başka yönleri araştırırsanız iyi olur.
İhtilam olduğunuz geceler kalkıp ılık su ile gusül abdesti alı¬nız ve şükrediniz. Bu durum fizyolojik, günah olmayan bir tat¬min şeklidir. Moralinizi bozmak yerine kendinizi şen ve neşeli tutunuz. Ayrıca gıdanıza ve uykunuza dikkat ediniz. Vazifeleri¬nizi yapınız.
O 3 aylık evli, birbiri ile uyumlu çiftiz. Eşimin adeti bazen 2-3 gün geç veya erken olabiliyor ve 5 gün devam ediyor. Bir de cinsî temasdan sonra bana ait olan sperm (meni) geriye ge¬liyor. Bu herkeste böyle midir? Bu yüzden mi eşim hamile olmadı?
Eşinizin adetleri normaldir. Bazen günler değişebilir. Geriye akması da olağan bir durumdur. Herkeste böyle olur. Ama hamilelik çabuk gerçekleşsin diyorsanız, kalçasını yastıkla yükseltmeniz ve ilişkiden sonra 2-3 saat sırt üstü hareketsiz kalmasını sağlamanız uygun olur.
70
 ı>e Cinseûâik
Hamilelik için daha erken. Normal olarak 3 ay değil 1 yıl j. cinde hamile kalması gerekir. Kalmazsa o zaman sebebini a-raştırırsınız.
O 16 yaşında bir gencim. Uyurken hiç rüya görmeden kendili¬ğinden boşalma oluyor. Bu boşalma bazen bir hafta devam ediyor. Bazen de 1'2 gün kesildiği oluyor. Önceleri bu du¬rum hiç yokken, son bir aydır başladı. Bunun ileride yaşan¬tımda bir yan etkisi olur mu diye korkuyorum. Ergenlik dönemine girdiğiniz anlaşılıyor. Bu dönemde cinsi dürtüler aniden yükselir ve ilk belirtisi de uykuda boşalmalar¬dır. Rüyalara gelince, normal bir uyku süresinde ortalama 1,5 saat aralarla rüya görülen dönemler olur.^Yani 7 saatlik uyku¬da 4-5 defa rüya görülen dönemler vardır. Bizim hatırladıkla¬rımız ise uyanmaya yakın olanlardır. Çoğu zaman bunları da hatırlamayabiliriz. Ancak biz hatırlamasak da rüya görürüz. Bahsettiğiniz tabii gelişiminize bağlı bir durumdur. Yaşınız iler¬ledikçe, evlenip düzenli bir cinsel hayatınız olduğunda uyku¬da boşalmaların sayısı azalacak veya kesilecektir.
O Acaba mezi ile eşim hamile kalır mı? Daha doğrusu cinsel birleşme esnasında dışa boşalıyorum. Buna rağmen çocuk O' lur mu?
Bu tip doğum kontrolü metodunda, spermlerin dölyatağına u-laşarak yumurtayı döllemesi önlenmiş olmaktadır. Ancak yüz¬de yüz etkili değildir. Çünkü önce gelen sıvıda az da olsa sperm bulunur. Bu durumda düşük ihtimal olarak hamile ka¬lınabilir.
O Sorunum testis. Sol taraftaki torbaya inmemiş. Sağdaki ise normal büyüklükte ve yerindedir. Şu an üniversite 3. sınıfa gidiyorum. Fakat derdim beni kahrediyor.
'c Ön
71
İçinde bulunduğunuz rahatsızlık sebebiyle bunalmanıza gerek yoktur. Çocuğunuzun olup olmayacağını bir spermiogram testi yaptırarak anlayabilirsiniz. Erken boşalma ile bu duru¬mun bir ilgisi yoktur. Ayrıca evli olmadığınız için böyle bir probleminizin olup olmadığını anlayamazsınız. Aslında çok küçük yaşta ameliyat ettirilmeliydiniz. 2 yaşını aştık¬tan sonra testislerde sperm üretme özelliği bozulmakta ve ergen¬lik çağında, inmemiş testiste sperm üretimi hiç bulunmamakta¬dır. Ayrıca tek testisin normalde çocuk olmasına yeterli miktarda sperm ürettiğini belirtelim. Tavsiyemiz bir üroloji uzmanına baş¬vurmanız olacaktır. Ameliyatınız her şehirde yapılabilmektedir.
O Tahrik olduğumda boşalmazsam acı duyuyorum. Neden? Erkekler tahrik oldukları zaman cinsel organlarına ve onun çevresine yoğun miktarda kan birikir. Boşalma ile bu kan ge¬ri çekilir. Ancak boşalma gerçekleşmezse erkek bu bölgede rahatsız edici bir basınç hisseder. Bu da acıya sebep olur. Bir süre sonra buradaki kan kendiliğinden çekileceği için acı da ortadan kalkar. Dolayısıyla boşalmanın verdiği sıkıntı dı¬şında herhangi bir zararı yoktur.
O 17 yaşındayım. İdrar yaparken her defasında idrarla birlikte meni benzeri bir akıntı oluyor. Berrak ve yapışkan gibi. Her seferinde az az geliyor.
Erkeklerde idrarın sonunda, büyük abdest yaparken idrar yo¬lundan beyaz veya açık krem-sarı renkte kaygan bir akıntı ol¬ması normaldir. Bu durum hastalık değildir. İlaç veya başka bir tedavi sözkonusu olamaz.
O 27 yaşındayım ve bekârım. Bende meni akıntısı oluyor. Üs' telik çok cıvık. Dışarı boşaldığımda su gibi akıp gidiyor. Gitti'
I 72 ?   paşanı ae dlnseâiik
ğim doktorlar ilaç bile vermediler. Ameliyat da etmiyorlar. Çaresiz kaldım.
Bekâr erkeklerde söylediğiniz türden akıntılar olabilir. Bu me¬ni değil prostat salgısıdır. Büyütüp, dert etmeyin. Ameliyat söz-konusu değildir.
O 25 yaşındayım. 18 yaşındayken kabakulak hastalığına yaka¬landım. Sol yumurtalığa atladı ve şişme oldu. Tedaviyle iyi-leştim. Sonraki yıllarda sol yumurtalığımda küçülme olduğu¬nu gördüm. Bir de büyük abdestimi yaparken meni şeklinde beyaz, bazen san renkte bir sümüksü sıvı geliyor. Acaba kı¬sır mıyım?
Kabakulak, bulûğ çağından sonra geçirijrniş ve ilâve olarak kabakulağa bağlı yumurta iltihabı gelişmişse, o yumurtada sperm yapımı ve iletimi bozulabilir. Kısırlık ihtimali olmasına rağmen bu oran çok yüksek değildir. Bu yüzden sperm anali¬zi (spermiogram) yaptırırsanız, yumurtanın etkilenme derecesi öğrenilebilir. Kısır olup olmadığınız anlaşılır. Büyük abdest yaparken, idrar yolundan yapışkan bir sıvının gelmesi erkeklerde normal, fizyolojik bir olaydır. Evlendiğiniz¬de düzenli cinsel hayat ile normale döner.
O Sol testisimde (yumurtalık) herhangi bir ağrı veya sızı olma' yan, şişme gibi bir durum var. Daha doğrusu üst kısmında bir kabarma var. Devamlı değil, arada sırada gelip kayboluyor. Daha çok damara benziyor. Nişanlıyım ve kısırlıktan korku-yorum.
Tarifinizden sizde varikosel denilen rahatsızlığın olabileceğini düşünüyorum. Varikosel, testisdeki damarların genişlemiş, va¬risli bir hal almasıdır ve hemen daima sol taraftadır. Gözle ve damara dokunmakla teşhis konur. Çoğu hastanın hiç şikâye¬ti yoktur.
 
£vûiHik Öncesi ? 73
Ancak ilerlemiş varikosel kısırlığa sebebiyet verebilir. Bu yüz¬den bir üroloji uzmanı hekimin muayenesi uygundur. Ameliyat gerekli olabilir.
GENÇ KIZLARIN CİNSEL PROBLEMLERİNE CEVAPLAR
O Her insanda hem erkek, hem de kadın hormonlan var mıdır?
Her iki cinste de hem erkek, hem kadın hormonları vardır. Di¬şilik hormonu östrojen, erkeklik hormonu androjendir. Kadın puberteye ve yetişkinliğe doğru ilerlerken, kandaki er¬keklik hormonları yavaş yavaş azalır. Erkekte de bunun tam tersi olur.
Hormonlar çok karmaşık olup, sağlık konusunda büyük rol oy¬narlar. Hormon dengesinin sağlanması da karışık bir olaydır. Hormon dengesizliğinden kuşkulanıldığında, kan tahlilleriyle bu durum saptanıp, gereken tedaviye hemen geçilebilir. Birçok okuyucu, aynı kişide erkeklik ve kadınlık hormonlarının bulunmasının homoseksüelliğe sebep olup olmadığını soru¬yor. Erkek ve kadın özelliklerinin değişimlerinde hormonların bir rolü olabilir. Ama homoseksüellikte bedensel ve ruhsal bir¬çok etken bir aradadır.
O Hormon nedir, vücut neden kadınlık hormonuna ihtiyaç duyar?
Vücuttaki bazı organlar tarafından üretilen salgılardır. Bedeni¬mizde ve ruhsal durumumuzda meydana gelen her değişimde hormonların rolü büyüktür. Hormonlar, haberci maddelerdir. Bir hücreden diğerine haber taşırlar; vücut fonksiyonlarını hız¬landırıp, yavaşlatabilirler. Hormon üretiminin kontrolü arabeyin ve hipofizde olup, bu organlar ruhsal etkilere ve strese karşı hassastırlar. Hormonlar, kan yoluyla taşınırlar.
74 ?   }Jaşatn ve Clnseâilk
£üâiiik Ön
75
En önemli hormonlardan biri, östrojendir. Vücutta, yirminin üzerin¬de östrojen bulunur. Bu hormon sadece âdet dönemini ve hami¬leliği düzenlemez, aynı zamanda metabolizmanın düzenli çalış¬masını ve sağlıklı kemik gelişimini de sağlar. Östrojen; kalbi, do¬laşımı ve hücreleri korur, osteoporozu önler ve beyin fonksiyonla¬rının yaşlılıkta kaybedilmemesini halleder. Göğüsteki büyüme ve gelişme işlemlerini hızlandırır, derinin pürüzsüz olmasını sağlar. Az miktarda da olsa, erkeklerde östrojen oluşumu mevcuttur.
 
A
O Adet görme yaşı küçülüyor mu?
1 900'lü yıllarda, çoğu genç kız ilk âdetini 15 ve 16 yaşında görürdü. 70'li yıllardan itibaren ortalama yaş 1 1 -12'ye düştü. Uzmanlar bunu düzelen beslenme ve hayat şartlarına bağlı¬yorlar. Bazı kızlarda âdet görme yaşı 9 hatta 8'e düştü. Bu ge¬lişme sadece ender durumlarda bir hastalığın belirtisi olabilir.
O Ülkemizde kızlar kaç yaşında adet görürler?
Türkiye şartlarında bir genç kızın 13 yaşında adet görmesi gerekir.
Başlangıçta adetler bir yıl için muntazam olmayabilir. Meselâ çok sık, ağrılı ve kanamalı olabilir. Bazılarında ise bunun tam tersi, adet kanamaları çok kısa ve aralıkla olabilir. Kanama¬ların düzene girmesi için bir yıl beklenebilir.
O Adet bozuklukları sağlığı tehlikeye atabilir mi?
Âdet siklusu çok az kadında aynı uzunluktadır. Birkaç günlük gecikmeler için rahatsız olmaya gerek yoktur.
Âdet kanamaları normalde 4-5 gün sürer. Fakat alt sınır 3, üst sınır 10 gün kabul edilir. İlmihal bilgilerimize göre de böyle¬dir. Yani 3 günden 10 güne kadar normal kabul edilir ve ka¬dın adetli sayılır.
Bir kadın hamile değilse ve üç ay veya daha fazla bir süre ka¬naması olmazsa, âdet yokluğundan sözedilir. Özellikle 16 ve
23 yaşlan arasında, bu durum tehlikeli olabilir. Çünkü bu yaşlarda kemik gelişiminin son aşaması yaşanır ve vücudun östrojene ihtiyacı vardır. Adetin düzenli olmaması vücudun çok az östrojen üretmesi demektir. Aylarca âdet görmeme de¬ğişik sebeplere bağlanabilir.
Adet Görmeme Sebepleri
O    Fonksiyonel bozukluklar, yumurtalıkların az çalış¬ması O    Hormon dengesini etkileyen hastalıklar
O   Vücudu yıllarca gücünün üzerinde çalıştırmış ol'
mak, çok yormak
O    Stres, gerginlik ve sıkıntı altında olmak O   Yapılan ağır rejimler (beslenme diyetleri) O    Kullanılan bazı psikiyatrik ilaçların yan etkileri
O Âdetin kaç gün gecikmesi normal sayılır?
Âdet görmenin 5 güne kadar gecikmesi gayet normal sayılır ve şimdiye kadar söylenenin tam aksine gecikme, hormon bozukluğunun ilk ve önemli işareti değildir. Yapılan araştırma¬lar, kadınların üçte ikisinin ideal sayılan 28 günde âdet gör¬medikleri gerçeğini göstermektedir. Âdet konusunda her kadı¬nın kendine has bir takvimi vardır.
O Adet dönemi temizliği ve tampon kullanma konusunda ne dersiniz?
Adet döneminde atılan kanın çevreyi kirletmemesi için ya dış¬tan bir bağ kullanılır veya vajinaya (hazne) tampon konur. Bağ, kilotun iç bölümüne yapışkan bir madde ile yapışabilir. Bu bağların en büyük üstünlüğü adet kanını daha fazla emme-
76 ?   paşanı ve dinseMik
£viiiik Öncesi ? 77
sidir. Adet kanamaları fazla olan kadınlar kimi günlerde tam¬pona ek olarak bir de bağ kullanmak zorunda kalırlar. Bağı dört, altı saatte bir değiştirmek gerekir, yoksa kötü kokabilir. Tamponlar vajinaya elle veya özel yapılmış bir yerleştiriciyle konulur. Genç kızlar adet kanamaları düzene girmeden, 1 7-19 yaşından önce tampon kullanmaya kalkmamalıdır. Tam¬ponlar pamuk veya rayondan yapılmış olmalıdır. Vajinada u-zun süre çıkarılmadan tutulabileceği öne sürülenleri, selüloz¬dan yapılanları veya deoderonlar gibi kimyasal maddeler ek¬lenmiş olanları kullanmayın. Tamponlar kullanışlı, etkili olduk¬ları için ve dışarıdan belli olmadıkları için tercih edilir. 4-6 sa¬atte bir, gece yatmadan ve sabah kalkar kalkmaz değiştirmek gerekir. Kimi zaman adet kanamasının sollunda, vajinada bir tampon unutulabilir. 3-4 gün sonra bu durum şiddetli vajinal akıntıya sebep olur. Vajina kendi kendine temizleyebilir. Tam¬pon çıkarıldıktan sonra yapabileceğimiz bir şey yoktur. Akıntı 48 saat içinde geçmezse doktora müracaat uygun olur.
O 8 yaşındaki kızım için ağlayıp duruyorum. Kendisi 5 yaşında mecburi bir ameliyat oldu ve kızlık zarı ortadan kalktı. Gerçi ben bu ameliyat için belge aldım. Fakat ona durumu nasıl izah ede' ceğim ve ileride evlenirken bu büyük problem olmayacak mı?
Kızlık zarı, hanımların çoğunda olan ve ilk ilişki ile bozulan bir organdır, insanın tek noktası dahi lüzumsuz yaratılmamıştır. Muhakkak hikmetleri vardır. Islâmî terbiyesi olan, hatta evlili¬ğe saygısı olan her hanım, bu değerli büyük hadiseyi eşine saklar. Son yıllarda iffetsizlik, ahlaki değerlerde çözülme ile birlikte bu geleneğin yıkılmak istendiğini görüyoruz. Ama sizin durumunuz tamamiyle farklıdır. Tıbbi bir mecburi¬yetten dolayı yapılan bu işlem, kızınızın temiz fıtratına zerre kadar dahi zarar vermez. Çünkü kızlık zarı sembolik bir olay¬dır. Bu yüzden üzülmenize hiç gerek yok. Önemli olan temiz-
liktir, iffet ve ahlak sahibi olmaktır. Yani kızınızın böyle olması ona hiç zarar vermez. Üstelik elinizde belge de var. Ona ne zaman açıklayacağınız sualine gelince; ancak genç kızlığa adımını attığında izah ediniz. Göreceksiniz aldırış bile etmeyecek. Çünkü aklı selim, evlenince gelen bir damla kan¬dan değil iffetten yanadır.
Bisiklete binmek, kahve içmek bekâreti bozar mı? Bir de zi' faf gecesi birleşmesinde kanama olmayabilir mi?
Bisiklete binmek veya kahve içmek bekâreti bozmaz. Zifaf ge¬cesi kanama olmayabilir. Karı-kocanın birbirlerine güvenme¬si çok önemlidir.
Genç kızım. Merakım bekâretle ilgili: Avret mahallinden içe^ riye giren epey miktarda su ile bekâret bozulur mu? Bir de bu su vücuda zarar verir mi? Kısırlığa sebep olur mu?
Sıvı girmesi ile bekâret bozulmaz. Yalnız su kirli ve mikroplu i-se o kısımda iltihabî bir rahatsızlığa yol açması mümkündür. Kısırlığa sebep olacak ciddi bir üst üreme organ iltihabı yap¬maz. Endişe etmenize gerek yok.
17 yaşında, genç bir kızım. Aşırı kıllanmadan muzdaribim. İnsanlardan kaçıyorum. Ne yapabilirim? Rahatsızlığım ne? Genç kızların yüzde 1 5'inde adet bozukluğu ve aşırı kıllanma hastalığı mevcuttur. PCO denilen bu rahatsızlığın tedavisi vardır. Genç kızlar yetişirken beslenmelerine dikkat etmelidirler. Bol karbonhidrat ve hamurla beslenmek doğru değildir. Oysa "o-besite" denilen şişmanlıkla; karbonhidrat ve hormonlar ara¬sında çok sıkı bir ilişki bulunur.
PCO'lu kızlar ülkemizde devamlı epilasyona giderler. Zaman zaman diyet yapıp sonra bozarlar. Böylece de hormonal den¬gesizlikler başlar. Bütün bunlar bir araya gelince toplumdan
78
 o a Cins ettik
kaçan, ruhî problemleri olan bir genç kız tipi belirir. Huysuz, hırçın, okulda başarısız bir kişilikle karşımıza çıkarlar. Halbu¬ki kanda yapılan bir hormon tetkiki ve karından yapılacak ci¬lan ultrason tetkiki hastalığın halledilmesi için yeterli olabilir. PCO'da adetler gecikerek meydana gelir. 45 gün, 60 gün ve¬ya 3 ay gecikmeler görülür. Şiddetli kilo alma eğilimi vardır. Tipik olarak meme başlarında, karında, çenede tüylenme şeklinde görülür.
Temeldeki hadise, yumurtalıklardaki bir bozukluktan dolayı östrojen (kadınlık) hormonu yerine bir miktar erkeklik hormo¬nu yapılmış ve bunun kana karışmış olmasıdır. Bu hormon dengesizliği düzelmediği takdirde ileride kısırlık tablosu dahi ortaya çıkabilir. Halbuki bugün hormon bozukluğunun düzel¬tilmesinde kullanılan yumurtlatma ilaçlan mevcuttur.
Adetler normale döndüğünde, yani tedavi yapıldığı takdirde düzenli yumurtlama sağlanır. Kıllanma önlenir. Eski kıllanma azaltılır. Düzenli epilasyonla da şikâyetler tamamen önlenir.
O 18 yaşında, normal güzelliğe sahip, genç bir kızım. Fakat be¬denime gelince aynı şeyleri söyleyemiyorum. Çünkü ten O' larak çok az esmer olmama rağmen koltuk altlarım ve kasık¬larım siyah, göğüslerim sarkık, ayrıca koltuk altlarımda ve ka¬sıklarımda kıllanma var.
Bunları giderebilir miyim? Gideremezsem bu halimle evlenirsem mesul olur muyum? İsteyen tarafa bunlan söylemeli miyim?
Kendinize çok haksızlık ediyor, gereksiz endişeler duyuyorsu¬nuz. Koltuk altları ve kasıklar her hanımda teninden daha ko¬yu renkli olur. Esmer olanlarda bu koyu rengin artması tabii¬dir. Yüzde, meme başı etrafında, göğüste, sırtta, kasıklardan göbeğe kadar uzanan kısımda sert koyu renkli kıllar çıkarsa aşırı kıllanmadan söz edilir.
 
îotâik Öncesi
79
Göğüslerinizin sarkmaması için sutyen kullanıp, göğüsleri dik tutacak egzersizler yapabilirsiniz.
Katiyetle özürlü değilsiniz. Rahatça evleniniz. Kendinizde kusur olarak gördüğünüz şeyleri evleneceğiniz kişiye söylemeniz hem gereksizdir hem de doğru olmaz. Müstakbel eşinize bedeniniz¬den çok huyunuz ve tavırlarınızla kendinizi sevdiriniz. İyi yanları¬nızı görün, nimetlere şükredin. Gereksiz evhamlara kapılmayın.
O 18 yaşında, nişanlı, genç bir kızım. Sorunum ilk gece hakkın' da. Kime sorsam kızlık zarının bozulması olayı için "çok can yakıcı" diyor. Benim de gözüm korkuyor ve devamlı düğün tarihini erteliyorum.
Sana bu olumsuz cevapları verenler konuyu abartmış, boşu bo¬şuna kafanı karıştırmış. Bütün kızlar sevinerek ve böyle bir korku¬nun izi dahi olmadan evleniyorlar ve hiç de problem çıkmıyor.
Bekaretin izalesi sadece parmağa iğne batmış kadar acı ve¬rir. İyi bir ön sevişme yapılmışsa onu duymazsınız bile. Öyle bilir bilmez kimselerin kulaktan dolma sözlerini ciddiye alıp evlilik gününü erteletmeyin.
Evlilik çok kutsal ve güzel bir olaydır. Ümit ediyorum sen de kısa zaman sonra evlenecek, bekaret olayının korktuğun gibi olmadığını görecek, yeni ve mutlu bir hayata adım atacaksın.
O 12 yaşındaki ikizlerimize cinsel yaşam hakkında neler söyle' memiz gerektiği konusunda kocamla anlaşamıyoruz. Ailece bir açık oturum yapmamız daha mı iyi olur?
Bir kez, anne ve babalarının izniyle cinsel konularda ailece yapılmış bir açık oturumu videodan izlemiştim. Amaçsız ve o kadar bilgisizce yapılıyordu ki, çocuklar bu karmakarışık ko¬nuşmalardan ne anlayacaklar diye merak ettim.
801
paşanı ı>e L^inseââik
Cinsel eğitim, gelişme halindeki çocukların bu önemli sorun¬ları konusunda uzmanlaşmış kişilerce yapılmalıdır. Bir hasta¬nın, tüberküloz geçirdi diye, bu konuda tıp öğrencilerine ders vermesi gerekmez. Öyleyse, anne ve babalar çocuklarını cin¬sel ilişkiyle dünyaya getirdiler diye onları bu konuda eğitme¬leri söz konusu olmamalıdır. Daha doğrusu onlara iyi örnek olarak, huzurlu ve sıcak ortam oluşturarak, sordukları soru¬lara kısa ve doğru cevaplar vererek görevlerini yapmalıdırlar.
Anne ve babaların çoğunun, bu sözümona cinsel bilgi açık o-turumlarından son derece rahatsız olduklarını gördüm. Ger¬çekte birçoğu kendi cinsel yaşamlarındaki düğümleri çocuğu¬na aktarmakta ve bu çok duyarlı insanlara kısıtlamalar getir¬mektedirler.                                                 *
Eğitimcilerse, çoğunlukla anne ve babalar için zor olan konu¬ları rahatça ve bilerek tartışabilirler.
Uzun zamandır inanıyorum ki, küçük yaştan sonra çocukların tedavisiyle, ergenlik alanında uzmanlaşmış doktorlar uğraş¬malıdır. Bu doktorlar onlara, cinsel olgunlaşmaya götüren yolda önderlik de yapabilirler. Bu arada, gelişigüzel cinsel ı-lişkiler ve zührevi hastalıklar üzerinde de bilgi verebilirler. Ne yazık ki, okullardaki alışılmış cinsel eğitim çoğunlukla yetersiz olup, asıl amacından uzaktır.
 
Cinsel Organlar
KADIN CİNSEL ORGANLARI
Klitoris: Kadın üreme organının en üst kesimindeki hassas or¬gandır ve yalnız başı görülür. Cinsel heyecan sırasında klitoris büyür, sertleşir ve orgazm sırasında doyum noktasını oluşturabilir. Kadında cinsel uyarılmaya yol açan en hassas bölgedir.
Vajina (Hazne): Vajen veya dölyolu da denir. Rahim ağzından ba¬caklar açıldığında vulvaya kadar uzanan yaklaşık 8 cm. uzunluğun¬da bir kanaldır. Vajina çok elastiki olup erkeğin penisi etrafında veya doğum sırasında bebeğin çevresinde kolaylıkla gerilerek genişler.
Vajina çeşitli fonksiyonlara sahiptir:
1. Menstrüasyon (adet) esnasında kanın dışarı akmasını sağlamak.
2. Cinsel ilişkiyi sağlamak.
3. Spermler (erkek üreme hücreleri) için bir havuz görevi görmek.
84 ?    j^aşatn ae Cinseiiik
Cinseâûik   m 85
4. Doğumda çocuğun dışarı çıkması için yol oluşturmak.
Asit ve biyolojik ortamı sebebiyle bakterilere karşı bir perde oluş¬turarak yukarı genital organları enfeksiyonlara karşı korur.
Rahim ağzı: Rahim ağzı genellikle tamamen kapalıdır ama ayba¬şı zamanında içinden kan akabilecek kadar ufacık bir delik bulunur.
 
Rahim
ARKA
 
ON
Mesane
İdrar yolu
Küçük dudak Büyük dudak
Kadın üreme ve cinsel organlarının şematik gorunumu
Rahim (Uterus): Ters çevrilmiş armut boyunda ve şeklindedir. Kastan yapılmıştır ve içinde bebek büyümeye başladıkça genişler.
Uterus, corpus (cisim) ve servix (boyun) olmak üzere iki bölümde incelenir.
Sefv/x bölümü:
   Spermleri haznenin zararlı ortamından korur.
   Döllenme periyodu dışında spermlerin rahim boşluğuna geçi¬şini engeller.
   Sağlıklı spermlerin geçişine izin verir.
Corpus (rahim cismi) ise döllenme halinde cenin rahim boşluğu¬na yerleşip burada büyümeye başladığında önemlidir. Rahim duva¬rını oluşturan kaslar doğum esnasında kasılarak normal doğum için gerekli kuvveti sağlarlar. Gebeliğin sonuna doğru rahim tüm karnı dolduracak boyutlara ulaşmış olur.
Yumurta kanalı (Tüpler): Yumurtalıklardan rahime giden iki yu¬murta kanalı bulunur.
Tubalar spermlerin geçişi için yol oluşturur. Döllenme burada o-luşur. Yumurtalıktan atılan yumurtayı yakalayan ve içine alan organ¬dır. Döllenmiş yumurtanın rahim boşluğuna taşınmasını temin eder.
Yumurtalık (Överler): Her biri badem büyüklüğünde olan iki tane yumurtalık vardır ve yumurta üretirler.
Överlerde her ay bir yumurta olgunlaşarak atılır ve tüp tarafından yakalanır. Överler aynı zamanda bazı hormonların da sentez yeridir.
İdrar torbası: idrarı tutan kas ve elyaflı dokudan oluşan kesedir.
İdrar kanalı: idrar torbasından idrarı taşıyan kanaldır.
Anüs: Barsakların alt ucunun dışa açıldığı ve dışkılamanın yapıl¬dığı delik. Bu delik iki kasla kapalı tutulur.
ERKEK CİNSEL ORGANLARI
Penis (Kamış): Süngerimsi dokudan oluşan ve uyarıldığı zaman içine kan dolarak dikleşen ve sertleşen organ. Penis sertleşip dikleş-tiği zaman boyu ortalama 9 ile 19 cm. uzunluğunda olur.
Penis başı: Penisin miğfer şeklindeki uç kısmıdır. Yumurtalık torbası: Erbezlerini bulunduran torbadır.
Erbezleri (Testisler): Sperm hücrelerini üreten yumuşak, yuvarlak erkek cinsiyet bezleridir. Ayrıca erkek karakterinin oluşmasında ö-
? 86 ?   paşanı o e Cins ettik
nemli rolü üstlenen testosteron hormonunun yapılmasında önemli rol alan organdır.
Prostatın içinden geçen boşalma kanalı
Sperm kanallarının başlangıç kısmı
 
£otiiik oe Cinseldik   ? 87
İdrar yolu
Penis
süngerımsı doku
Dış idrar deliği
Erkek üreme ve cinsel organlarının şematik gorunumu
Yumurta şeklinde ve dışlan kaygan, sert bir zarla çevrili olan tes-tisler, penis kökünden aşağı doğru sarkan skrotum adlı deri torbası¬nın içinde yer alırlar. Sol testis çoğunlukla daha aşağıda olur. Skro¬tum, cilt altındaki ince adale lifleri yardımıyla kasılıp gevşeyebılme ö-zellıği taşır.
Soğuk ortamda büzüşerek testisleri vücuda doğru yaklaştırırken, sıcak ortamlarda gevşer ve testisleri vücuttan uzaklaştırır. Böylece testislerin kendine has, vücudun normal ısısından düşük olan ısısı ko¬runmuş olur. Cinsel uyarı anında da skrotum kasılarak testisler vücu¬da doğru toparlanırlar.
Sperm: Minicik iri başlı, kamçı kuyruk¬lu hücrelerdir ve kadının yumurta hücre¬siyle birleştikleri zaman yumurtayı döller ve yeni bir hücre olan cenini o-luştururlar.
Meni: Spermin içinde yüz¬düğü sıvı. Bebek yapabilmek için yumurtanın döllen¬mesinde sperme ihti¬yaç vardır. Meni için¬deki spermler, idrar kanalı boyunca bo¬şaltılır. İdrar kanalı genellikle idrar ta¬şır ama boşalma sırasında idrar sperme karışmaz. Ortalama olarak bir çay kaşığı meni içinde yaklaşık 300 milyon sperm bulunur.
İdrar kanalı: İdrar torbasından idrarı ve (sperm dahil) meniyi pe¬nis içine taşıyan kanaldır.
Yumurta
Yumurta, sperm kanalları ve meni keseciğinin şematik kesiti
 
<Lotiiik
(Zinseûâik   m 89
Evlilik
İnsanoğlunun dünya üzerinde ilk görülmesinden beri evlilik mev¬cuttur ve tarihin kaydettiği bütün topluluklarda aile kurumu baştacı edilmiştir. Bu durum, dişi ve erkeğin aileler kurarak bir arada yaşa¬malarının yaradılış gereği olduğunu göstermektedir. Evlilikle iki cins birbirlerini tamamlarlar, iki vücud, iki kalp, iki ruh ve daha doğrusu iki şahsiyet birleşir.
Evlilik, günlük zevklerin ötesinde erkek ve kadını bir birlik olarak kaynaştıran, onlara müşterek mukadderat çizen, ızdırap ve mutluluk¬larında aynı duyguları oluşturan ve gelecek kuşakları bir kan yakın¬lığı ile bağlayan bedeni, ruhi ve sosyal birleşmedir.
EVLİLİĞİN FAYDALARI
Evlilik birçok ihtiyacımızın tatminini sağladığı gibi birçok avantaj¬ları da beraberinde getirir. Onları kısaca sıralarsak,
O Kişinin hayatı düzene girer. Beslenmesi, ısınması, giyinmesi ve barınması tertipli olur.
90 ?   paşanı oe LJnseûûik
O Ruh sağlığını tehdit eden yalnızlık ve sıkıntı hissi, ailenin sıcak ortamında kaybolur. Evlilik, tek başına yaşamaktan daima daha güven vericidir.
O Annelik ve babalık gibi, zevklerin en güzeli tadılır.
O Hanımlar ekonomik emniyet duygusunu ve ihtiyacını tatmin ederler.
O intihar, bunalım, ruhî hastalıklar evlilerde, bekarlara oranla daha az görülür. Çünkü evlilik kişiye bir taraftan sosyal ba¬ğımlılıklar ve sorumluluklar getirirken, aynı zamanda sosyal i-tibar ve korunma sağlar.
O israf, kumar, alkol ve benzeri kötü alışkanlıklara düşkünlük, sıkıntı, boşluk hissi, amaçsızlık, zaman israfı, kavgacılığa me¬yil, çabuk öfkelenme gibi problemler bekarlarda evlilere cı¬rcınla daha sıktır.
O Evliliğin sağladığı faydalardan en önemlisi ise cinsel ihtiyaç¬ların doyumu için bedenî, ahlâkî ve hissî yönden geçerli en i-yi çözüm olmasıdır.
O Evlilikle psikolojik ve emosyonel birliktelik sağlanır. Aile içinde bütün bireyler ve öncelikle de karı ve koca arasındaki karşılıklı i-lişkiler menfaate dayalı değildir. Ruhsal bir ilişki de söz konusu¬dur ve bu ilişki sevgiyi, şefkati, merhameti, sevecenliği, karşılıklı güveni, fedakârlığı, teselli ve yardımı doğurur ve devam ettirir, insan tabiatının kendini en iyi şekilde ifadesi bu ilişki ile filizlenir. Erkek ve kadının ruhsal potansiyeli sadece aile kurumu çerçeve¬si içinde realize olur ve aile çevresi ve dış dünyada bu sayede ı-yilik ve fazilet duygularını yeşertir. Evlilik arkadaşlığında her eş sürekli artan bazı sorumlulukları yerine getirme duygusu yaşar. Aileye çocuklar da katılınca sevgi, şefkat ve fedakârlık değerlen gerçekliğe dönüşür ve sabit kişilik özellikleri haline gelir.
O Eşlerin sevdiği, güvendiği, cesaret verdiği, birlikte gülüp bera¬ber geliştiği ve kendisine -yalnızca kendisine- ait olduğunu
 
CinseMtk   ? 91
bildiği birinin olmasının getirdiği güven duygusu evliliğin bir diğer faydasıdır. Evliliğin amacı, eşleri kısıtlamak değil, ikisini bir bütün yapmaktır; karşılıklı destek, sevgi ve teşvikle müm¬kün olan en üst seviyeye kadar geliştirmektir. Kur'an-ı Kerim'de evlilik ve aile hakkında: "içinizden, kendileriy¬le huzura kovuşacağınız eşler yaratıp; aranızda muhabbet var etme¬si, O'nun varlığının belgelerindendir. Bunlarda düşünen milletler için dersler vardır." buyurulmuştur.
Gerçekten aile toplumun temelidir ve hep var olmaya devam e-decektir.
BALAYI DÖNEMİ
Evliliğin başlangıcındaki birkaç aylık döneme fazlaca tatlı olu¬şundan dolayı balayı denmiştir. Henüz bir arada yaşamanın getirdi¬ği problemler gündemde değildir ve gençler en başta cinsellik olmak üzere birlikteliğin tadını çıkarmakta, adeta yeni bir dünyaya girmek¬tedirler.
Bu dönemde erkek açısından cinsellik ilk planda iken genç kız i-çin aile baskısından kurtulup günlerini gönlünce değerlendirmek im¬kanına kavuşması daha önemli görünür. Kadın, cinselliği yavaş ya¬vaş öğrenecektir. Kusursuz bir beden yapısı ve eşini sevmesi, cinsel birleşmeden zevk alması için yeterli değildir. Kadının doyumu ve cin¬sel isteği öğrenmesi için belirli bir sürenin geçmesi gereklidir. Seviş¬me ile bir ölçüde uyanmaya başlarsa da ancak birkaç hafta sonra isteklenme belirtileri gösterir.
Balayı, çiftlerin yeni döneme girmeleridir demiştik. Çiftler artık bencillik duygularını köreltirler ve iki insan için ayarlanmış bir hayata yönelirler
Daha ilk geceden başlayarak eşlerine hoş görünmeyen yönleri¬ni ve davranışlarını değiştirmeye çalışırlar. Bu bakımdan balayı dö-
 
£*>âiâik ire dnsaûûik   ? 93
nemi bir çılgınlık zamanı değil, bir bütünleşme, kaynaşma ve birbiri¬ne yaklaşma zamanıdır.
Nerede Geçirilmeli?
Maddi imkanları ne olursa olsun, gençlerin ilk geceyi aile çevre¬lerinin dışında geçirmeleri temel prensiptir. Yakın akrabaların bulun¬duğu bir evde yeni evlilerin ağır strese girecekleri bellidir. Daha kö¬tüsü, çok eski bir gelenek gereği kapıda "kanlı bez" bekleyenlerin olmasıdır. Özellikle kırsal bölgelerde bu gelenek günümüzde bile terk edilmemiştir. Kızın "bakire" çıkışı ve erkeğin ilk gece olayı halle¬derek ne kadar "güçlü ve muktedir" olduğu tespit edilecektir. Hatta bazı yörelerde havaya ateş açılarak bu "mutlu hadise" kutlanmakta, köye ilan edilmektedir.
32 yaşındaki Saniye Hanım 13 yıllık evliydi ve hala ilk geceden son¬raki problemleri unutamıyordu. Gerdek gecesi kız çıkmadığı iddia edilmiş, kayınvalidesi onu reddetmişti. Sonradan yanlışlık olduğu söylenip özür dilenmişse de bu örseleyici deneyimin etkisinden hiç çıkamamıştı. "Bana nasıl böyle derler, nasıl benden şüphelenirler?" diyordu.
Bu ortamda ve bu bakış açısıyla cinselliğin hakkıyla yaşanmaya¬cağı ortadadır, ilk gecenin yaşandığı ev boşaltılmalı, mümkünse ba-layına çıkılmalıdır.
Turistik Gezi Değil
Uzun yolculuklar yaparak ilk cinsel heyecanı bastırmanın anlamı yoktur. Yine gençler balayına gezmek amacıyla veya turistik amaçla çıkmamalıdırlar. Fiziksel yorgunluklar uykularını ağırlaştırabilir, cinsel isteklerini azaltabilir.
Yabancı bir şehirde diğer bir yorucu faktör de alışverişlerdir. Sa¬bahtan akşama çarşı pazar dolaşan gençler farkında olmadan ener¬jilerini boşuna harcarlar. Oysa, balayı sırasında başbaşa kalmak çok önemlidir. Erkek ve kadın birbirlerinin vücutlarına alışmak zorundadır-
|ar. Bu yüzden yeni evliler kalabalık turistik merkezler yerine sakin, a-^a neşeli, manzaralı ve iç açıcı tabiatı olan kırlık yerleri seçmelidirler.
ölçü Kaçmamalı
Yeni evli erkeğin çok dikkat etmesi gereken bir nokta, ne kadar istekli olursa olsun cinsel birleşmede ölçüyü kaçırmamasıdır. Eşinin yaralı olduğunu düşünmeli, ilk gece hanımından bir istek gelmeden onunla ikinci kere birleşmekten kaçınmalıdır. Daha sonraki günler¬deki en tehlikeli davranış, erkeklik gücünü göstermek isteği ile aşırı cinsel yaklaşımdır. Erkek kendini zorlayarak yapacağı birleşmelerle yalnız gereksiz bir yorgunluğa sürüklenmiş olmaz, eşini de cinsel iliş¬kiden soğutabilir. Üstelik daha sonraları aynı performansı göstere¬meyeceği için eşi, onun erkekliğinin zayıfladığını da düşünebilir. Bu bakımdan ölçülü bir yaklaşım gerek ruhsal ve gerekse bedensel sağ¬lık yönünden çok önemlidir.
EVLİLİKTE İLK GECE
İlk cinsel birleşmede, kadın ve erkekleri ürküten faktörlerden bi¬ri de bekâret zarının durumudur. Genç kız acı duyacağından kaygı¬lanırken, erkek de başarılı olamamak şüphesi içinde bocalar. Bu yüzden evlilik hayatında ilk gecenin önemi büyüktür.
Bu ilk ilişki sırasında eşlerin tutumu, cinsel uyum sağlamaları yö¬nünden olumlu veya olumsuz etkiler doğurur. Kadında cinsel soğuk¬luğun ya da erkekte iktidarsızlığın oluşmasında bazen ilk geceki o-layların tesiri olduğuna da rastlanmaktadır. Bunun için, evlilik haya¬tının bu ilk aşamasının nasıl geçirilmesi gerektiği konusunda doğru bilgiler edinmek gereklidir. Genç kızlar genellikle ilk cinsel birleşme¬yi korkulacak bir olay olarak görürler. Genç koca da çeşitli duygu¬ların tesirinde kalarak heyecanlanır. Oysa bu zar yırtılırken, genellik¬le hafif bir acı verir. Kızlık zarının yırtılışı sırasında kanama da olur.
 (Zinseilik
Ancak bazı zarlarda kanama olmaması, kadının bakire olmadığım göstermez.
Ayrıca ilk gecede sinir gerginliğinden doğan güçlükler de ortayQ çıkabilir. Korku ve sinir gerginliğinden dolayı bazen kadının dölyolu-nun içi kurur. Kayganlaşma olmadığı için erkek cinsel organının içe¬ri girmesi güçleşir. Bazen de ilk cinsel birleşme heyecanı sebebiyle, erkekte geçici olarak iktidarsızlık ortaya çıkabilir. Erkek bu durum¬dan büyük bir sıkıntı duyar. Bu sebeple kadın anlayışlı ve dikkatli davranmalıdır. Kadının bilgisiz ve anlayışsız bir tutumla erkeğe ağır, alaycı sözler söylemesi bu geçici iktidarsızlığı kalıcı hale getirebilir.
Evliliğin ilk gecesinde önemli olan, sıkıntı ve üzüntü meydana geti¬recek durumlardan olabildiğince kaçınmaya çalışmaktır. Gerçekte u-yumlu ve mutlu beraberlik için, eşler yalnız evliliğin ilk günlerinde değil, bütün bir hayat süresince birbirlerine anlayışlı davranmalıdırlar.
Bu yüzden ilk gece ilişki olacak diye zorlamamalıdır. Olmadığı zaman da, ikisi de birbirine: "Zararı yok, sevgilim. Bu yeni ve deği¬şik yaşantıya alışabilmemiz biraz zaman alacak." diyebilmelidirler.
Birbirine Alışmalı
Yeni evlenen çiftlerin öncelikle birbirlerine alışmaları gerekir. Bir¬birlerinin neyi sevip sevmediklerini, vücutlarının birbirleriyle uyumunu öğrenmelidirler, ilk birleşmede eşlerin ikisinin de heyecanlı ve güven¬siz olması doğaldır. Bu güvensizliğin normal olduğunu bildiklerinde gerginlikleri, korkuları azalır ki bu da çok önemlidir. Çünkü "bende anormallik var" evhamı hoş olmayan durumlara yol açabilir.
Bu sebeple eşler ilk gece sımsıkı sarılmalı, öpüşmeli, birbirini ok-şamalı, birbirlerine güzel sözler söylemelidir.
Şu unutulmamalıdır: ilk gece yalnızca bir başlangıçtır, önlerinde uzun yıllar vardır ve her başlangıç biraz acemiliktir. Acemi olmadan usta olunmaz.
 
 ne (Zinseiâik   ? 95
Kabalıktan Kaçınmalı
Nikâhın sıkıntılı ve heyecanlı havası, düğün için yapılan hazırlık¬lar, bilhassa gelini çok yorar. Bu sebeple sükûna ve istirahata ihtiyaç vardır.
Nikâhtan sonra kadının ruhsal durumu hemen birleşmeye elverişli olmayabilir, erkeğin bu durumda sabırlı olması lâzımdır. Kadının kabu¬lünü ve arzulu olduğu zamanı kollamak gerekir. Sözden ziyade tatlı jest¬ler, davanışlar ve hareketlerle kadını cinselliğe hazır hale getirmelidir. Evliliğin ilk günleri zarfında kocanın gösterdiği kibar ve nazik hareketler birçok kadının aklından senelerce çıkmaz. Erkek bu devrede nefsine ha¬kim olmak için yaptığı mücadelenin, fedakârlığın mükâfatını sonradan görür. Erkeğin sabırsızlıkla yapacağı ilişkiden duyacağı hazzı değil böy¬le bir hareketin ilerideki arkadaşlığı sağlayacağını düşünmesi lâzımdır.
Muayene için getirilen bir hanım baştan kocasına karşı sevgi du-yamamasının temelinin ilk gece atıldığını söylemişti:
"16 yaşındaydım, cinsel ilişki hakkında hiçbir şey bilmiyordum. İlk cinsel birleşme beni çok korkuttu. Çünkü kocam çok kaba davran¬dı ve zorla ilişkiye girdi. Cinsel ilişkiden soğudum. Ondan iyice nef¬ret ettim."
Birleşme Gedkebiîir
Bu satırları kaleme alırken bir erkek okuyucu telefon etti ve üç günlük evli olduklarını, eşiyle henüz karı-koca olamadıklarını anlat¬tı. Kendisine söylediklerim şöyleydi:
"Baz/ evliliklerde birleşmeler gecikebilir. Özellikle cinsi hislerini, sayısız tahrik unsuruna rağmen baskılamış bir erkek birden sevdiği bir hanımla baş başa kalınca ortamın heyecanlı şartları içinde başarılı olmayabilir. Bu durum son derece normaldir.
Önlerinde uzun yıllar vardır. Birkaç gün geç olması ile hiçbir şey değişmez. Daha sonra bunu rahatlıkla telafi edebilirler.
Kadın için de benzer durumlar sözkonusudur. Aldıkları cinsi terbi¬ye veya ilk birleşmenin acılı olacağı zannı gibi faktörlerin de tesiri ;/e rahat cinsi birleşmeye geçemeyebilir, kocasına uygun birleşme pozis¬yonu sağlamayabilir. Bu normaldir.
Ayrıca ilk ilişkide birleşmenin rahat olabilmesi için, vajinal salgı¬lama neticesinde oluşacak kayganlığın önemini eşinizin de bilmesi gerekir. Halbuki ilk günler kayganlık yeterince olmayabilir.
Erkeğin soğukkanlı olması, rahatlatıcı bazı ilaçlan kullanması fay¬dalı olabilir. Zamanla cinsi ilişkiniz düzene girecektir."
DÜZENLİ CİNSEL HAYAT SAĞLIK GETİRİR
Cinsel hayat, evliliğin temel direğidir. Düzenli ve uyumlu cinsel¬liğin olduğu evlilikler mutlu ve huzurlu çiftler demektir.
Cinsel hayatı tatminkâr olan kişi kendini daha rahat ve neşeli hisseder. Çevreye ve kendine bakışı iyimserleşir.
Cinsel hayatın düzenli olması, kişileri doyumlu hissettirmesi ya¬nında sağlık yönünden de birçok fayda sağlar, uzun ve sağlıklı yaşa¬maya yardımcı olur. Düzenli bir cinsel hayat, vücudun hormon ve e-nerji dengesine olumlu etkiler yaparak sağlığa sağlık katar.
Düzenli cinselliğin sağlığa yaptığı katkıları maddeler halinde sı¬ralayalım:
1. Cinsel hayat aynı zamanda fizikî egzersiz demektir. Haftada üç defa sevişen bir kişi yılda 7500 kalori yakmış olmaktadır ki bu da 47 km.'lik bir koşuya eşdeğerdir.
Fiziksel egzersizin sağlığımıza çok yararlı ve gerekli bir işlem olduğu bilinmektedir.
2. Cinsel münasebet oksijen kaynağıdır. Cinsel ilişki sırasında solunum sayısının artışı hücrelerdeki oksijen miktarının artma¬sını, organ ve dokuların en iyi şekilde çalışmasını sağlamak¬tadır.
 
 o e Caıseââik   ? 97 I
3.
4.
6.
8.
Münasebetle birlikte testosteron artışı olur. Aslında her tür fi¬ziksel egzersiz kan testosteron seviyesini arttırır. Testosteron düzeyi yükselince erkeklerde kemik ve kasların güçlendiği dü¬şünülüyor.
Yine sevişme ile kan kolesterol seviyesinde düşüş olur. Cinsel ilişki, total kolesterolü düşürürken iyi kolesterolün kötü koles¬terole oranını olumlu etkiler. Kolesterol düştüğünde ise kalp rahatlar, tansiyon düşer. Böylelikle kalp krizi ve felç riski yarı yarıya azalır.
Cinsel ilişkinin ağrı kesici etkisi vardır. Karı kocanın sevişmesi "eklem ağrılarını, kas ağrılarını ve baş ağrısını" azaltır. Bu da cinsel uyarılma sırasında salgılanan hormonlara ve orgazm hissini yaşamanın ağrı eşiğini yükseltmesine bağlıdır. Cinsel birleşme DHEA (dehidroepiandosteron) adı verilen hormonu salgılatır. Bu hormon, spor yapanlarda doğal ola¬rak salgılanan ve gençlik kaynağı olduğu düşünülen bir mad¬dedir. DHEA orgazmdan önce normalin üç-beş katına kadar yükselir.
Cinsellik prostatı korur. Araştırmacılar erkeklerde prostat be¬zinin içinde toplanan sıvıların prostat rahatsızlıklarına sebep olabileceğini söylüyor. Düzenli cinsel ilişki, prostatın içinde fazla sıvı birikmesini önler.
Cinselliğin stres giderici etkisi vardır. Cinsel birleşmenin stres seviyesini azaltmada en etkili metodlardan biri olduğu eski¬den beri bilinmektedir. Cinsel ilişki sonrasında yaşanan rahat¬lama psikolojik yönden olduğu kadar dolaşım (kalp-damar) sistemi için de yararlıdır.
Cinsel hayat, mutlu beraberlik demektir ve evlilikleri koru¬maktadır. Eşler birbirine duygu yüklü olarak sarıldıklarında kan oksitosin seviyeleri artmaktadır. Oksitosin ise hipofiz be-
 
 
98»   yaşam ve Cinseiûik
zinden salgılanan ve "bağlılık hormonu" olarak adlandırılan maddedir. Oksitosin seviyelerinin yüksek oluşu çiftlerin birbi¬rini özlemesini sağlamaktadır.
10. Kadınlara özel yarar sağlar. Düzenli cinsel hayat kadında es-trojen hormonunu yükselterek kalbi ve vajinayı formda tutar. Kan dolaşımı daha iyi çalışır. Adet görme süreleri daha dü¬zenlidir. Yine adet ağrıları rahatsızlık vermez.
1 1. Cinsel ilişki rahatlatır. Bütün gün çalışan, vücuduna kramplar giren ve yorulan kişi ilişkiyle birlikte rahatlar ve gerginlikten kurtulur.
12. Cinsellik hamlaşmayı önler, insanın vücudundaki tüm hormon¬lar yoğun kapasiteyle çalıştığında, sinir uçları bir anlığına sanki uyuşmuş gibi olur. Neredeyse bir morfin gibi etkili olan bu hor¬monlar, vücudu tam anlamıyla gevşetir. Buna bağlı olarak da insan bir anda tüm adele ağrılarından kurtulmuş olur.
13. Temiz bir ağız için de cinsellik faydalıdır. İnsanın ağzındaki bezler ne kadar fazla tükürük salgılarsa, dişler de yemeklerin içerdiği asitlerden o kadar korunmuş olur. Sevişirken ise, çok fazla tükürük salgılanır. Bu yüzden dişlere çok iyi gelir.
14. Sevişme esnasında salgılanan hormonlar, lenf bezlerini çalış¬tırır ve buna bağlı olarak gelişen iyi kan dolaşımı sayesinde cilt gergin kalır, böylece ciltte kırışıklıklar oluşmaz.
15. Cinsellik esnasında salgılanan hormonlar, sindirim sisteminin daha rahat çalışmasını ve besinlerin daha iyi hazmedilmeleri-ni sağlar.
16. Bağışıklık sistemini geliştirir.   Orgazm, enfeksiyonlara   karşı koruyucu hücreleri artırır. Kişi daha az hastalanır, işyerinde performansı daha yüksek olur.
vlitik. ve Cinseiûik   "99
Kadını Erkeğe Bağlar
Uyumlu ve tatmin edici cinsel ilişki kadını yumuşatır, kalbindeki sevgiyi arttırır ve eşinin kendisine duyduğu bağlılığı hisseder. Kendi¬sinin kocası yanında değerli ve vazgeçilmez olduğunu anlar. Sevmek ve sevilmek arzusu tümüyle tatmin olur. Gerginliklerinden kurtulur.
Erkeğe Tutku ve Bağlılık Aşılar
Erkekler için güzel bir ilişki, hayal kırıklıklarından uzaklaşmaya vesile olur. Eşine karşı tutku ve bağlılığını canlandırır. Fetih ve zafer hislerini tatmin eder. Karısının sıcak yakınlığı, erkekliğine güvenmesi onu etkileyip heyecanlandırır. Kadının tatmin olması, erkeğin başarı¬ya ulaştığının ve sevgisinin kabul edildiğinin cevabıdır.
SAĞLIKLI CİNSEL HAYATIN ŞARTLARI
Tatminkâr bir cinsel hayatın temeli eşiyle iyi geçinmekten, uyum¬lu bir evlilikten geçer, işte bunu sağlayan belli başlı prensipler:
O Evlenen çiftler arasında ilk başta birbirlerini anlama ve uyum problemi çıkabilir. Bu yüzden aceleci değil sabırlı olmalıdır. İ-kisi de birbirine, "Zararı yok canım, zamanla düzelir." deme¬lidirler. Bu yeni ve değişik yaşantıya alışabilmeleri için zaman gerektiğini bilmelidirler.
O Birbirlerinin duygularını açıkça ortaya koymalı, cinsel beklen¬tileri hakkında rahatça konuşabilmelidirler. Eşler arasında cinsel açıdan farklılıklar olabilir, birbirlerine açık ve dürüst o-lurlarsa uyum sağlamaları kolaylaşır.
O Karşılıklı sevgi, güven ve saygının hakim olduğu atmosferde problemler daha kolay aşılacaktır.
O Cinsel konularda eşler bilgiye sahip olmalı, gereksiz korkular¬la uğraşmamalıdır.
O Beden sağlığı ve temizlik önemlidir.
100 b   İ/a
 şanı ne
 
 dinsel tık
£j)liiik oe dııseûûik   «101
O Erkek eve güleryüzle, selâm vererek girmelidir, eşi de kocası¬nı güleryüzle karşılamalı ve hal hatır sormalıdır.
O Evlilikteki aksamalardan karşıdakini suçlamak yerine kendi payının da olduğunu düşünmeli, daha iyiye gitmesi için neler yapacağını tasarlanmalıdır.
O Eşi için en iyisini düşünmeli ve birtakım olumsuzlukların düzel¬mesi için dua etmelidir.
O İyi iletişim, iyi bir evlilik ve cinsellik için anahtardır. İyi iletişim olduğu takdirde anlaşıldığımızı ve ciddiye alındığımızı hisse¬deriz. Özellikle kadın anlaşıldığını, sevildiğini ve ilgilenildiğini hissederse eşiyle birleşme isteği önemli derecede artar.
O Cinsellik, birbirini seven ve sayan çiftin karşılıklı sevgi ve say¬gı üzerine karşılıklı sorumluluklar üstlenerek inşa ettikleri iliş¬kinin çok özel bir parçasıdır. Çiftler herşeyini paylaşan, birbir¬lerine hayranlık duyan, takdir eden, iyi ve kötü gününde, has¬talıkta ve sağlıkta birbirinin yanında olan ve yanında olmak isteyen kişilerse birbirlerine duydukları sevgi ilişkilerini güçlen¬direcek, cinsellik ise bu leziz pastanın kreması olacaktır.
İlgisizlik, cinsel isteğin en büyük düşmanıdır.
BİRLEŞME ÖNCESİ VE SONRASI
Hanımıyla yatmak isteğini duyan bir erkek önce meşru olan gü¬zel söz ve hareketlerle onu hazırlamalıdır. Sonra kendi durumuna göre sevişmeyi ayarlamamalı, karısının da tatmin olmasını ve zevk duymasını sağlamalıdır. Zira kadının bedeni daha geç uyanır ve geç söner. Kocasının okşamasından kadının bütün bedeni zevk alır. Ace¬leye getirilen birleşmeden kadın yeterli zevki ve tatmini almaz. Pey¬gamberimiz şu Hadis-i Şeriflerinde bu duruma işaret etmektedir:
Birleşmede önceden yapılan sevişmenin iki mühim sebebi vardır. Birincisi kadın ve erkek cinsel arzusu arasındaki farktır. Erkeğin hanı-
mına karşı duyduğu alâka kolayca birleşme arzusuna kayar. Veyahut erkeğin harekete geçmesi ara uyarılar olmaksızın, kendiliğinden ar¬tabilir. Erkek hiç değilse 55-60 yaşına kadar, ruhen ve bedenen, he¬men birleşmeye hazır haldedir. Halbuki kadında birleşme arzusunun uyanması için az çok uzun bir uyarılmaya (ruhî ve bedenî) ihtiyaç var¬dır. Erkeğin çabucak vardığı hazır oluş noktasına kadının varması i-çin ruh ve bedenlerinden geçen dolambaçlı yolda erkekle beraber zarif ve nazik bir yolculuk yapması icap eder.
Kadın ve erkek cinsel arzuları arasındaki bir başka fark da karı koca anlaşmazlığında rol oynar. Kadınların çoğu, kâfi derecede u-zun süren bir başlangıca rağmen, erkeklerden çok daha geç or¬gazma ulaşırlar. Bu sebeple, hazırlayıcı bir sevişme oyunu olmaksı¬zın, kadınların birçoğunun tatmin olması ihtimali çok şüphelidir. Ka¬dın ve erkeğin, aynı zamanda orgazma ulaşmaları için, kadının bi¬raz çabuk, erkeğin de yavaş davranması icap eder.
Eğer cinsel ilişki erkeğin ihtiyacına göre, başlangıç safha olmak¬sızın cereyan eder, kadın kocasını sevse bile hazırlanmadan, fizikî o-larak birleşmeye katılırsa erkek orgazmı çabuk yaşadığı için kadın tatmin olamaz, işin daha kötü tarafı, kadın tahrik edilerek ve fakat yatıştın I maya rak yarıda bırakılmış olmaktadır. Cinsel arzusu tatmin olan erkek ekseriya uyumaya başlamaktadır. Halbuki birleşmeyi ta¬kiben karı kocanın ruhen ve bedenen rahata kavuştukları an kadar başka hiçbir an, evlilik yönünden bir değer taşımaz. Belki kalben ve ruhen soğuk bırakılan bir kadın da uyuyabilir. Fakat araya karı ko¬cayı birbirinden ayıran bir duvar girer. Tahrik edilip, tatmin edilme¬den yarıda bırakılan kadın bazen, sinirleri gergin bir halde bütün ge¬ceyi uyanık geçirebilir. Bu şekilde bir hayal kırıklığı karı koca arasın¬daki bütün münasebetleri bozmaya yardım eder.
Birleşmeden evvel bir sevişme devresinin lüzumlu oluşunun ikin¬ci mühim sebebi şudur: Erkeğin kadına direk olarak, fizikî bir ihtiyaç¬la sokulması kadında cinsel arzuyu uyandırmamakla kalmaz, böyle
102 ?   paşanı oe dinsuûûik
<ivûiûik ve CinseÛiik   ? 103
bir yaklaşma, birçoklarında, bilhassa hassas ve ince ruhlu olanlarda şaşırtıcı ve korkutucu bir tesir icra eder. Zifaf gecesi eşler odalarına çekildikleri zaman karısına hemen sarılıp derhal birleşen kocaya kar-şı çok defa şu reaksiyonun uyandığı şahit olunur: "Bu andan itibaren ondan soğudum ve kendimi iğfal edilmiş gibi hissettim."
Nitekim imam Gazali "İhyâ-ı Ulûmiddin" adlı eserinde şöyle yaz¬mıştır:
"Sonra da ihtiyacını yerine getirince, eşine imkân versin de o da aynen kendisi gibi ihtiyacını giderebilsin. Zira kadının tatmin olması kimi zaman gecikebilir bu da onun şehvetini ve nefsani isteklerini ka¬bartır. Onun ihtiyacı giderilmeden, erkeğin işini bitirip ondan uzak durması ise, ona bir işkence ve eziyettir. Çünkü böyle bir durum, ya¬ni erkek ile kadının ayrı ayn doyum/anma/ön, aralarında soğukluğa sebep olabilir. İkisinin birlikte doyuma ulaşmaları ise, tatmin olmanın en üst düzeyidir."
Öpüşme
O Eşler arasındaki şehvetli bir öpücük vücuttaki hemen hemen her kası etkiler. Dudaklar aşın hassas sinir uçlanyla doldurulmuştur. Bu sinir uçları, ' beynin korteksinde zevk duygulan oluşturan ve cin' sel isteği artıran, nispeten daha büyük bir alana sinyalleri geri gönderir.
Öpücük daha heyecan verici bir hal aldığında dudaklara kan hücum eder, rengi kırmızıya döner ve üreme organlan ile meme uçları gibi, vücudun diğer kısımlarında bulunan uyarılmış dokulara ben¬zer bir şekilde şişmeye başlar.
Yaradılış Farkı
Erkekle kadının uyarılmalarından tatmin olmalarına kadar birçok yönden cinsel farklılıkları vardır:
O Bir erkeğin doyuma ulaşabilmek için iki veya üç dakikaya ih¬tiyacı olmasına rağmen bu süre kadın için en az on kat daha uzundur. Kadının doyuma giden yolda yaklaşık 20-30 dakika uyarılması gerekir.
Bir erkek eşinin doyuma ulaşmasını istiyorsa, kendisi için ge¬rekli olan 2-3 dakikanın yanına bir sıfır ekleyerek süreyi he¬saplamalıdır.
O Kadınlar da cinselliğe erkekler gibi isteklidirler ve ihtiyaç his¬sederler. Ancak bunun için kocaları tarafından sevilmeye ve nazlanmaya gerek duyarlar.
O Tıbbiyedeyken bir hocamız, "Kadın ütüye benzer, geç ısınır geç soğur." demişti. Gerçekten kadının cinselliğe konsantre olması erkek gibi değildir, geç olur. Ancak tatmin olması da yine geçtir.
Birleşme Her Zaman Mükemmel Olmaz
-5
Erkek için de kadın için de cinsel birleşme eyleminin ve orgazmın her zaman aynı şekilde gelişip sonuçlanmayacağı bilinmelidir. Kimi zaman öyle yoğun ve hoş bir doyuma ulaşılır ki eşler birbirlerine şük¬ran duyarlar. Ancak bazen de umduğunu bulamamanın, düş kırıklığı¬na uğramanın puslu havasında bocalanıldığı zamanlar olur. Birbirini seven karı kocanın cinsel hayatında bütün bunlar doğaldır. Ne var ki cinsel yönden uyum sağlamış olan ve cinselliklerini birbirleriyle pay¬laşmasını öğrenen eşler cinsel yaşantılarına yenilik katmasını bilir, cin¬sel zevk ve doyumlarını durup durup tazelemeyi başarırlar.
 
104 ?   yaşam oe Ciııfeûâik
Cinsellik Sevgi iledir
Cinselliğin sevgi ile olduğu da bilinmelidir. Ve insanın cinselliği hayvanî cinsellikten sevginin olması ile ayrılır. İnsan cinselliği her za¬man için salt cinsellikten başka bir şeydir, cinsellik üstü olan bir şe¬yin, sevginin fiziksel dışavurumudur. Sadece bu vazifesini yerine ge¬tirdiği ölçüde cinsellik gerçekten de hoş bir tecrübe olur. Ünlü psiki¬yatrisi Maslow, "Sevemeyen insanlarla sevebilen insanların cinsellik¬ten aldıkları haz aynı değildir." derken haklıdır.
Dokunmanın Önemi
Erkeğin uzanıp eşine dokunması veya elini tutması hanımı için baştan çıkarıcı bir davranıştır. Nedense erkekler el ele tutuşmayı kü¬çümserler. Halbuki bir kadın eşinin kendisine1 şu şekilde dokunması¬nı hissetmekten hoşlanır. Eğer kocası yalnızca cinsel ilişki sırasında o-na dokunuyorsa sevildiği duygusunu algılayamaz.
Bu yüzden erkek gün boyu fırsat buldukça eşine dokunmalı, ko¬lunu omuzuna atmalı ve bunları cinsellik dışında yapmalıdır.
Nasıl Teknik?
Kadına zevk verebilmek için belli bir sevişme tekniğini bilmek ö-nemli değildir. Önemli olan yanlış bir teknik uygulamamaktır. Yani ne yapacağınızı bilmeniz değil, ne yapmayacağınızı bilmeniz ve bun¬dan kaçınmanız mühimdir.
Mesela bir kadının göğsüne çok kaba bir şekilde dokunmak, he¬nüz ıslanmamış organına girmeye çalışmak, onun hoşlanmadığı ha¬reketleri yapmak ve sözleri söylemek, kadının duygularına hiç önem vermeden yalnızca kendi zevkiyle ilgilenmek, kendi cinsel tepki za¬manlarını kansınınkiyle uydurmamak (kadın tatmin noktasından çok uzak olduğu halde, erkeğin boşalma anının geldiğine karar verme¬si gibi çok sık yaşanan bir durum), kadın yalnızca yumuşak ve seve¬cen dokunuşlarla tahrik olabildiği halde, kaba ve sert davranmak
tok
 ve
 Ginsaûûtlc   ? 105
kesinlikle en kötü sevişme şekilleridir. Tersine, ritimleri, zevkleri birbi¬rine uydurabilmek, belki de hiç farkında olmadan en iyi birleşme tek¬niklerini uygulamak demektir.
Kısacası, erkek gerek bedenî gerekse zihnî olarak kendini tama¬men kadına vermeli, kendi zevkiyle hanımınınki arasındaki dengeyi her zaman ve azami tabiîlikle korumalıdır.
Birleşmeden Sonra
Birleşme olup iki taraf tatmin olduktan sonra da iş bitmez. Eğer erkek hemen hanımından ayrılıp uyumaya başlarsa kadında '/Acaba beni sevmiyor mu?" veya "Derdi sadece bu mu?" gibi düşünceler başlayabilir.
Aslında pek çok hanım bundan şikâyet eder ve bu durumdan hiç hoşlanmaz. Kendilerine hafif kadın muamelesi yaptığını düşünenlere bile rastlanır.
Gerçekte erkeklerin çoğu böyle davranır. Aslında bunun sevgiy¬le pek alâkası yoktur. Çünkü bu pek çok erkekte görülen bir durum. Cinsel ilişki esnasında erkeklerde kan daha çok erkeklik organında yoğunlaşır. İlişkide boşalmanın ardından kan tekrar bütün vücuda yayılır. Bu da kasların rahatlamasına sebep olur ve bu rahatlama, ar¬kasından uykuyu getirir.
Bilim adamları yaptıkları araştırmalar sonucunda cinsel ilişki esna¬sında beynin, uyku isteğini arttıran kimyasal bir salgı ürettiğini iddia e-diyorlar. Kadınlarda ise, böyle bir uyku haline rastlanmıyor. Bunun baş¬lıca sebebi, kadınlarda kanın cinsel organdan vücudun diğer bölgele¬rine daha yavaş yayılmasıdır. Ayrıca beyin, erkeklerde görülen salgıyı kadınlarda da üretir. Ancak bu salgının vücuda yayılması erkeklerin-kinden daha yavaş bir şekilde gerçekleşir. Yine de erkekler her ne ka¬dar uykuları gelirse gelsin, ilişkiden sonra hanımlarına sırtlarını dönüp uyumamalıdırlar. Çünkü fırtınalı bir birleşmenin ardından sükûnete ka¬vuşturacak, şefkatli bir sarılış kadınlar için çok önemlidir.
 
£oiiâik oe Cinseiİik   ? 107
CİNSEL BİRLEŞME VE DÖLLENME
Cinsel birleşme birçok ana vücut sisteminin katıldığı bir işlemdir Duyguların çalışması sonucu eşler cinsel yönden uyarılır. Cinsel uya¬rı işlemine dokunma, görme, koku alma ve işitme duygularının tümü de katılır. Sinir sisteminin tesiri altında, eşleri cinsel birleşmeye hazır¬layan vücut değişimleri olur. Kan, penisteki süngersi dokuya dolarak onun sertleşip dikleşmesine yol açar. Dölyolu ve vulva, salgı bezleri¬nin penisin girişini kolaylaştıran salgılarıyla kayganlasın Her iki cins¬te de dudaklar kanla dolar, nabız atımı ve kan basıncı artar ve has¬sas meme uçları cinsel birleşme sırasında çoğu defa sertleşir.
Orgazm yaklaşırken, eşlerin hareketi birbirine uyumlu olarak hız¬lanır. Orgazmda, eşler zevkin doruğuna ulaşırlar ve sinirsel bir gevşe¬me hissederler. Erkek orgazmı, spermaları depolayan boruların kontrol edilemeyen birkaç kasılmasından oluşur. Bu kasılmalar sperma ve er-suyu (semen) karışımını penisteki idrar yolundan dışarı fışkırtır. Dişinin orgazmı daha geneldir ve vulvayla dölyatağını çevreleyen kasların ka¬sılma hareketleriyle oluşur. Zihnî yönden, yaşanan hadise son derece değişkendir ve hafif zevk duygusundan çok büyük hissî zevk doruğuna kadar değişim gösterebilir. Orgazmdan sonra, kan, dolmuş olduğu cinsel organlardan hemen geri çekilir. Penis, ardında dölyatağının üst bölümüne bir ersuyu (semen) gölcüğü bırakarak ayrılır. Ersuyundaki spermalar, fallop borularından rahme inmekte olan yumurta hücresini döllemek üzere yolculuklarına buradan başlarlar.
Orgazmın Aşamaları
Orgazm süreci genel olarak dört aşamada gerçekleşir: 1. Birincisi vajenin salgıları ile kayganlaştığı heyecanlanma dev¬residir. Sebebi ne olursa olsun, ilk cinsel uyarılmayı izleyen 10 ile 30 saniye arasında bu ıslanma başlar. Klitorisin uyarılma¬sı, bir ön şart olmamakla birlikte, cinsel uyarılmaya fazla kat¬kıda bulunur. Meme uçları dikleşir ve göğüsler büyür. Kadın cinsel organının dış dudakları biraz açılır ve iç dudaklar şiş-
meye başlar. Cinsel uyarılma cinsel organlarla birlikte vücu¬dun diğer kısımlarına da yayılır. Kaslar gerilir, nabız artışı ar¬tar, tansiyon yükselir, cilt pembeleşir ve ısınır.
2. Bu aşamada duygulanma ve heyecan zirveye doğru yaklaşır. Nefes alma sıklaşır, nabız ve tansiyon yükselmeye devam e-der. Ciltteki alevlenme biraz daha çoğalır ve yaygınlaşır. Vü¬cuttaki kasların gerginliği daha da artar. Meme uçlarının et¬rafı da şişer. Vajenin dış ucundaki yaklaşık üçte bir bölümü o-luşturan bölgedeki dokular kanla dolarak şişkinleşir, vajeni daraltır ve penisi sıkıca kavrar. Rahim ve vajinadaki değişme¬ler devam eder, rahim büyür (çocuk sahibi olmuş kadınlarda bu büyüme iki misline kadar çıkabilir). Klitoris, erkeğin peni¬sinin sertleşmesi gibi sertleşir ve kalkar, iç dudakların rengi pembeden parlak bir kırmızıya dönüşür. Bu uyarılmanın deva¬mı halinde çok kısa bir süre içinde orgazma ulaşılabilir.
3. Üçüncü aşama orgazmın kendisidir. Vajenin dış tarafındaki üç¬te birlik hassas bölge kadının katılımı ile ritmik kas kasılmaları yapmaya başlar, cinsel duygulanmayı hızlandırır. Bu kasılmalar, orgazmın şiddeti azalıncaya kadar devam eder. Nabız, tansiyon ve nefes alıp verme sıklığı doruk noktasına erişir, ciltteki alev¬lenme iyice belirgin hale gelir ve bütün kaslar aynı şekilde etki¬lenir. Bazen bir titremenin eşlik ettiği yoğun bir zevk hissi içinde orgazma ulaşılır ve erkeğin penisinden meni fışkırır. Kadının or¬gazma ulaşması erkeğinki kadar belirgin değildir.
4. Gerek kadın ve gerek erkekte orgazmdan sonra bir rahatlık ve gevşeme olur. Meme uçlarındaki şişkinlik iner, sanki uçlar dimdik duruyormuş gibi görünürler. Bu, bir kadının gerçekten doyuma eriştiğini gösterir. Ciltteki kırmızılık ve alevlenme ça¬bucak kaybolur. Orgazmdan sonra bedenin cinsel uyarılma¬dan önceki durumuna gelmesi yarım saat sürebilir.
T
 y,
asam ve
Kuyruk
Döllenme Nasıl Olur?
İnsan   vücudunun   en   ilgi   çekici fonksiyonu döllenmedir. Yumurta   ve spermin birleşmesi için, birçok uygun şartın biraraya gelmesi gereklidir. Ka¬dının yumurtalıkları her 28 günde bir, bir yumurtayı serbest bırakır. Bu yumurta, 48 saat boyunca bir sperm ile kavuşmayı   bekler. Eğer bu süre içinde buluşa-     mazlarsa,   serbest   bırakılan      yumurta canlılığını kaybeder. Sperm makinası olan erkeğin bu   sürede   eşiyle   birleştiğini düşünelim. O gün, bekleni¬len   buluşma gerçekleşebilir ve yeni bir insanın ilk tohum¬ları atılabilir. Erkeğin cinsel ilişkide boşalmasıyla birlikte 500 milyon sperm, kuyruklarının yardımıyla, saatte 3 milimetre hızla yumurtaya doğru ilerlemeye başlar. Spermlerin her birinin bo¬yu milimetrenin 60 binde biri ka¬dardır. Oysa saldırı-
       Sf ^'          ) H f —I----Kalın barsak
 
Zvİiilk
109
 
Sperm hücresinin şematik gorunumu
Mesane
ya geçtikleri yumur¬ta, bir spermden 85 bin defa daha bü¬yüktür.   Buna   rağ¬men,    minicik    bir sperm      kendinden daha büyük bir yumurtayı döllemeyi başarabilir.
Sperm kanalı'
İdrar yolu
 
- Prostat
Sperm kanalı
Yumurta
Yumurtalarda üretilen spermler, dışarı çıkana kadar oldukça uzun bir yol katederler (okla işaretlenmiş)
Sperm hücreleri
 
Yumurtalık
Vagma
Sperm hücreleri kadın üreme organlarında yukarıya doğru
ilerleyerek tüplerin içine girer Burada yumurta hücresiyle
karşılaşırlarsa döllenme meydana gelir
Ancak   spermlerin yumurtaya      ulaşma yolculukları birçok tu¬zakla doludur. Daha yolun başında, bu spermlerin  yak¬laşık 100 mil-
,           •                   Serbest kalmış
yon tanesi, va-     yumurta hucresı linanın   salgıla¬dığı asidin kurbanı olur. An¬cak,   en   güçlü   ve sağlam   spermler i-natla yola devam e-derler.   Bunların   da büyük   bir bölümü,
onları yok eden lökosıtlerin (akyuvar) tuzağına düşer. Sonunda, 500 ka¬darı hedefe ulaşır. Ne var ki, bunların da içinden sadece bir tanesi şans¬lı olacaktır, ilk varan sperm yumurtaya girer, diğerleri ise orada can verir. Şanslı sperm ile yumurtanın buluşmasından 30 saat sonra döllenme ger¬çekleşir. Döllenen yumurta aşağıya, uterusa (dölyatağı) iner ve oraya yer¬leşir. Daha sonra da çoğalmaya başlar...
Enerji Gerektirir rni?
Bu daha çok, cinsel faaliyetle enerji harcarlarsa oyuncularının başarısının azalacağına inanan antrenörlerce, öncesinde cinsel ya¬sak getirilen spor karşılaşmalarından kaynaklanır. Halbuki cinsel en¬gellenme durumu ve gerginliği de oyuncuların performansını boza¬bilecektir.
Cinsel ilişki 45-50 metre koşmak kadar bir enerji gerektirir ve sağlıklı bir insan bu miktarı rahatlıkla karşılayabilir. Cinsel faaliyet tatmin edici ise ardından gevşeme ve rahatlama duygusu gelir.
  10
 (Zinseâilk
Cinsel faaliyet sebebiyle sıkıntı veya güçlük çekiliyorsa, uzun sü¬reli cinsel ilişkiye girilmemişse, harcanan enerji artar.
HAMİLELİK
Erkeğin vajene girmesi ile uzuvdan meni fışkırır. Menide milyon¬larca sperm hücresi bulunur. Spermler uzun kuyruklarını oynatarak rahim ağzına doğru harekete geçerler. Rahim küçük bir boğa kafa¬sına benzeyen, armut şeklinde bir organdır. Boynuzlan, yumurtalık¬ları ve rahimi birbirine bağlayan fallop tüpleridir. Spermler rahim ağ¬zından içeri girer ve bu boynuzlardan yukarı yüzerler. Orada yumur¬talıktan çıkmış, aylık inişini yapan bir yumurtaya rastlayabilir veya rastlamazlar.
Spermler tüplerde bir yumurta ile karşılaşırlarsa bir bombardı¬man başlar ve küçücük sperm hücreleri yumurtayı sarıp kuyruklarını şiddetle oynatarak onun içine girmeye çalışırlar. Bir sperm yumurta¬nın duvarından içeri girer ve yumurta ile birleşmeyi başarırsa yumur¬tanın duvarı aniden başka spermler girmesin diye sertleşir ve böyle¬ce gebelik oluşur. Döllenmeye yol açan sperm, yumurtanın çekirde¬ğinin bir parçası olur. Diğer spermler ise birkaç saat için¬de ölüp yok olur. Meninin fışkır¬tılmasından yu¬murta hücresi i-le karşılaşmaya kadarki bütün süreç en fazla se¬kiz saat sürer.
Sperm    ile   yu- murtanın    birleştiği tık            a         m      An      a                   zaman döllenme o-
Tuplerı birinin içinde gerçekleşen döllenmeden sonra oluşan embriyo rahim içine yuvalanır ve burada gelişir       I UT Ve işte bu anda
 
Döllenme
 
Yumurtalık
VaJ!na
(Lııİîiik oa (Ziııseûûik   »111
bir bebeğe gebe kalınır. Y kromozomu taşıyan spermler erkek, X kro¬mozomu taşıyanlar ise kız çocuk olurlar. Çocuğun cinsiyetini yumur¬tayı hangi cins spermin döllediği belirler ve bu tamamen şansa bağ¬lıdır. Aslında şans bu sürecin hepsinde rol oynar. Yumurta aşağı iner¬ken sperm fallop tüpünde olmalıdır. Bir kadın tüm hayatı boyunca yal¬nız 400 olgun yumurta üretir ve her bir ay içinde yumurtanın döllen¬me ihtimali bulunan 12 ile 24 saat arasında bir müddet vardır.
CİNSELLİĞE HAZIR OLMALI
Günümüzde açık saçıklık, müstehcenlik bir hayli artmış; medya aracılığı ile evlerimize kadar giren bu durum, aile bireylerini ve özel¬likle erkekleri olumsuz yönde etkiler olmuştur. Aile bu dejenerasyon¬dan bir hayli nasibini almış haldedir. Boşanma, geçimsizlik, ailede aldatma yaygınlaşmış, yani aile kurumu zayıflamıştır.
Evlilik karşılıklı fedakârlığa dayanır. Eşlerin birbirlerinin ihtiyaçlarını gidermeleri her iki tarafın diğerine duyduğu sevginin bir göstergesidir. Karşılıklı ihtiyaçların başında ise cinsellik yer alır. Ancak çiftlerden biri di¬ğeri ile aynı derecede cinsel ihtiyaç duymayabilir. Erdemli bir ilişkide, e-şinin duyduğu cinsel arzuyu diğer eş çok görmez ve hassas bir şekilde mantıklı olan herşeyi yaparak eşine yardımcı olmaya çaba gösterir.
Cinsellik karşılıklı iştirake bağlı olduğu için bazen eşlerden biri hasta, stresli, rahatsız veya yorgun bulunduğunu öne sürerek ilişkiye girmek istemeyebilir. Ama mutlu ve uyumlu evlilikte her eş her zaman istekli ve hazır olmaya çalışır, eşinin cinsel arzularını karşılamak için elinden gelen her şeyi yapar, yapmalıdır.
Dünyanın kuruluşundan beri kadınlar, erkekler üzerinde kullana¬bilecekleri en büyük gücün yatak odasından geçtiğini anlamışlardır. Bir erkeğin duyabileceği en önemli ihtiyaç, özellikle günümüzde cin¬selliktir ve karısından gelebilecek en ufacık bir red dahi bazen dün¬yayı onun başına yıkabilir.
112B   paşanı ve L^inseMik
Çoğu zaman bir erkeğin hanımına sarılması, kadın için ne anla¬ma geliyorsa bir erkeğin de karısıyla cinsel ilişkiye girmesi aynı şey¬dir. Cinsel ilişki erkeği rahatlatır, ona güven verir ve hanımı tarafın¬dan sevildiğini hissettirir. Erkekler genellikle kendilerini duygusal ola¬rak ifade edemediklerinden cinsel olarak sevgilerini gösterdiklerini düşünürler. Halbuki kadın cinsel gücünü kocasını kontrol etmek için kullandığında erkek kendisini hatalı, kötü, eksik hissedecek ve uta¬nacaktır. Aynı zamanda erkek yeterince iyi bir koca olmadığı hissine kapılarak "gerçek bir erkek olsaydım karım beni isterdi" şeklindeki düşünceler zihninde uyanabilecektir. Hattâ kadının cinselliğini erke¬ğine karşı koz olarak kullanması, evlilikteki en önemli bağların çö¬zülmesine yol açabilecektir.
Evet, cinsellik erkek için evlilikte en büyük önemi taşıyan konu¬dur. Evliliğin sağlıklı bir şekilde devamı için kadın açısından da böy¬le olmalıdır. Bu konuda uyumsuzluğa asla yer yoktur. Eşler birbirleri¬nin ihtiyaçlarını karşıladıklarında bunun mükâfatını alacaklardır. Bir¬birine bağlı eşler arasında cinsellik "kişinin iyi olması, mutluluğu ve belki de fiziksel sağlığı için çok önemli olan duygusal bir güvenlik his¬sini" besler.
Kocayı cinsellikten mahrum bırakmak doğru değildir. Bazı eşler (genellikle kadınlar) eşlerinin ihtiyaçlarını reddeden birtakım davra¬nışlar içine girebilirler. Kendisini "yorgun", "isteksiz", "neşesiz" gö¬rüp veya evdeki çocukları, aile büyüklerini bahane edip "şimdi sıra¬sı mı?" diyebilirler. Ama bu terslemelerinin gerçeğe uygun olmadığı çabucak anlaşılır. Aile böyle kaygan bir zemin üzerine inşa edilirse tabii olarak kısa sürede sarsıntı geçirebilir. Eşler bu şekilde birbirle¬rinden duygusal olarak uzaklaşıp, ihtiyaçlarını evlilik dışında gider¬mek isteyebilir ve giderek evlilik dağılabilir.
Tekrar ediyorum, cinsellik kadının kocasına onu sevdiğini, kabul ettiğini ve onunla evli olmaktan hoşlandığını ifade etmesinin bir yo¬ludur. Cinselliği geri çevirmek, erkeğin benliğini yaralar.
 
iiaûiûik ve Cinseûâik   «113i
Niyazi Bey eşinden bu yönde şikâyetçiydi: "iki haftadır seks yap¬mıyoruz. Karım devamlı başağrısınm olduğunu söyleyerek beni red¬dediyor. Çıldıracak haldeyim." Ve ekliyordu: "Birçok erkek düşünür, toşmıi' ve evlilik dışı ilişkiye kayar. Ben inançlıyım, yapamam. Yürüyü¬şe çıkarak enerjimi boşaltıyorum. Eğer karım daha sıcak olsaydı ev¬liliğimiz daha yolunda giderdi. Üstelik çıldıracağıma iyi vakit geçiri¬yor olurduk."
Gerçekten yapılan anketler Niyazi Bey'e hak veriyordu: Evlilikle¬rinden memnun olan erkeklerin hemen hepsi hanımlarıyla iyi bir cin¬sel uyum içinde olduklarını söylemekteydiler.
Saniye Hanım böyle mutlu bir ailenin uyumlu hanımıydı. "Koca¬mı hiç reddettiğimi hatırlamıyorum." diyordu. 30 senedir evli olan bu kadın; "Benim fikrime göre, eğer iyi bir cinsel hayatınız yoksa, iyi bir evliliğiniz olamaz. Yemek pişirebilir, ortalığı temizleyebilir, çalışa¬bilirsiniz ama eğer sevgi dolu ve sıcak değilseniz, kimseye mutluluk vermiyorsunuzdur, kendinize de mutluluk vermeyeceksinizdir." de¬mekteydi.
Cinsellik Şart
İnsan vücudu cinsel açıdan azamî doyuma ve zevke ulaşmak ih¬tiyacı üzerine yaratılmıştır. Bir kadın bazen orgazma ulaşmadan tat¬min olabilir. Ama erkek böyle değildir ve evlilikte karşılıklı ihtiyaçla¬rın giderilmesi sözkonusudur. Nasıl bir kadın için iletişim, karşılıklı sohbet ve romantiklik, aşkını ifade edebilmesi için birinci sırada yer alan öğelerse; cinsellik de erkek için aşkla ihtirası birbirine bağla¬makta önem taşır.
Kısacası bir erkeğin karısı tarafından sevildiğini anlayabilmesi cinsel isteğine karşılık verilmesiyle olur. Erkeklerin sevgi hislerini can¬landırmanın en güçlü yolu cinsellikten geçer.
Günlük streslerinden bunalmış ve yorulmuş olsa bile, eğer karısı ona sevgiyle yaklaşıyor ve onunla sevişmekten zevk alıyorsa, birden
 
İ 4 ?   paşanı oe L^insatâik
canlandığını hissedecektir. Cinsellik kendini daha iyi hissetmesini sağ¬lar; daha önemlisi duygularının su yüzüne çıkmasına ve karısının ken¬disini sevdiğini anlamasına yardımcı olur. Karısının sıcak, yumuşak, sevgi dolu bedenine dokunan ve ondan aynı karşılığı alan erkek mut¬lulukla dolar, taşar.
Yabancı Kadına Şehvet
Erkek dışarıda veya medyada gördüğü, işittiği tahrik edici kadın¬lardan veya sözlerden etkilenebilir. Bu durumda cinsel enerjisini eşi¬ne yönlendirmelidir. Bu şekilde eşine daha çok bağlanır, kendi haya¬tında daha güçlü ve başarılı olur. işte bu aşamada hanımı kocasıyla ilişkiye girmekten mutlu olduğunu belli etmelidir. Cinsel bakımdan reddedilmek erkekte hayal kırıklığı ve ruhîmçökkünlük gibi kötü so¬nuçlar doğurabilir.
Bir kadın, eşinin istediği her zaman cinsel ilişkiye girmeye istekli ol¬mayabilir. Ancak aşırı derecede hassas davranmaya özen göstermelidir. Eşi teklif ettiğinde o an kendini hazır hissetmiyorsa, hemen "hayır" de¬memeli ve "Bir parçam ilişkiyi isiiyor, ama bir süre sonra olursa daha hoş olur." gibi bir cevapla erkeğinin duygularını hesaba katıp onun ken¬dini reddedilmiş hissetmesine meydan vermeden işi tatlıya bağlamalıdır.
Aslında canı istemese bile şöyle demesi daha hoş olur: "Cinsel¬lik havasında değilim ama niçin birşeyler yapmayalım?"
Erkeğe Düşen
Tabii kadın cinselliği reddediyorsa burada erkeğin de kendini sorgudan geçirmesi gerekir. Kadın cinsel ihtiyacını hissetmeden ön¬ce romantik bir şekilde sevildiğini duymak ister. Yani kadınların cin¬sel arzu duymadan önce duygusal doyuma ulaşmaları gerekir.
Evliliğin sağlıklı ve mutlu devamı için çiftler birbirlerinin ihtiyaç¬larını gidermeye hazır olmalıdırlar.
EŞLER BERABER, AYNI YATAKTA YATMALI
Arada cinsel soğukluktan yakınan çiftler gelir ve aynı yatakta yat¬madıklarını öğrenince şaşırırım. Çünkü cinselliği ateşleyen olay, "ay¬nı yastığa baş koymak"tır.
Uykunun birçok fonksiyonu vardır. Bunlardan biri de "cinse/ faa¬liyet "tir. Bir gecelik uyku süresince cinsel yönden uyarılır, birkaç defa yeniden uyarılırız. Şu halde uyku, cinsellikte doğal olarak bir tema¬dan ötekine geçiştir. Gecenin ortasında veya sabahın erken saatin¬de pek tabii olarak rüyadaki bir uyarılma halinden dolayı kişi eşiyle cinsel ilişki haline geçebilir.
Şahsi kanaatimiz, eşlerin ayrı yataklarda yatmasının evlilikteki cinselliği etkileyip en aza indirgediği şeklindedir. Birbirine hiç dokun¬madan (bir kolunu eşinin göğsüne koymadan veya çenesini eşinin boynuna dayamadan) uyumakla cinselliğe hazırlık sayılan pozisyon¬lardan ayrı kalınır. Ayrı yatan eşler, bedenlerinin de birbirlerine ya¬bancılaşacağını unutma mal ıdırlar.
Cinsel ilişki seyrekliğinden yakınan çiftler muhakkak ki birlikte, aynı saatte ve çok giyinik olmadan yatağa girmelidirler. Sarılarak, bedenleri birbirine dokunarak uyutmalıdırlar.
Çoğu çift, belli bir gayrete bile girmeden cinsel hayatlarının can¬landığını görecektir.
Bu fikirlerimi belirttiğim Servet Bey itiraz etti: "Eşim deli dolu ya¬tıyor, deliksiz uyku uyuyamıyorum."
Pek çok çiftin birbirlerine değerek rahatça uykuya dalamadıkları için ayrı yatakta yatmaya karar verdiklerini çok iyi biliyoruz. Eşlerden biri ötekinin yatakta çok hareket ettiğinden, ellerini kollarını oynattı¬ğından yakınır. Diğeri kendisini "altta kalıp ezilmiş" gibi hissettiğini söyler. Bazıları ise sabaha kadar aralarında "yorgan kapma sava¬şanın vukubulduğunu anlatır.
116 ?   ^f-aşatn ve Clıtsettik
Bunlara rağmen bir orta yol bulunmalı ve eşler beraber yatmalı diyoruz. Sabrederek, deneyerek aynı yatakta uyumayı öğrenmelidir¬ler. Böylelikle eşlerin cinsel beraberlikleri daha doyurucu seviyeye u-I a saçaktır.
O Temelle ayrı yataklarda yattığını öğrenince doktor , Fadime'ye sordu: "Peki, ilişkiye gireceğiniz zaman nasıl oluyor?" Fadime de, Temel'ın onu yatağına çağırdığını ve kendisinin gittiğini söyledi. Doktor bu defa, "Fadime Hanım sizin canınız istediğinde ne yapıyorsunuz?" diye sorunca Fadime şöyle cevapladı: "Temele beni mi çağırıyorsun diye soruyorum."
Cinselliğe Darbe Vuran Davranışlar
Gerçek böyleyken kadının ve erkeğin yatarken muhakkak birbirini kollamaları ve aynı zamanda yatağa girmeleri gerekir. Günümüzde ol¬duğu gibi tam yatacakken bulaşığa veya temizliğe girişilmesi, televizyon önünde saatler geçirerek uyuklamak gibi hareketler doğru değildir.
Çiftler sevgi dolu ve güler yüzle birlikte yatmalı, birbirlerinin is¬teklerini gözetmelidirler.
TEMİZLİĞE DİKKAT ETMELİ
Eşlerin birbirlerinden karşılıklı soğumamaları ve daha çok cinsel istek duymaları için temizliğe dikkat etmeleri şarttır. Bu, aynı zaman¬da toplum içinde önemli bir yer bulmak ve saygı duyulması için de geçerlidir.
 
totâik ve Clnsdtık   "117
Temizliğe dikkat etmemek, kirli dolaşmak ve ter kokmak eşleri birbirinden soğutur. Bu yüzden elbise ve çoraplar temiz olmalı, ağız sürekli fırçalanmalıdır.
Özellikle cinsel bölgelerin temizliğine özen göstermemek, gerek¬li traşları yapmamak, karşısındakinde kötü duygulara ve cinsel istek¬sizliğe yol açar.
Eşinin cinsel soğukluğundan yakınan birçok hastamda şikâyet aynıydı: "Temizliğine dikkat etmediği için tiksinti geldi."
Yurtdışında uzun süre kalmış bir psikiyatrist kongrede verdiği teb¬liğde, temizliğine ve etek traşına dikkat etmeyen kişilerin eşlerinde cinsel soğukluk geliştiğini bildirmişti.
Bu yüzden hem kadın hem erkek temizlik konusunda titiz olma¬lıdır. Eşlerin kendilerine bakmaları, yıkanmaya ve koku sürmeye özen göstermeleri cinsel çekiciliklerinin artmasına sebep olur. Bu aynı za¬manda eşine gönderdiği şöyle bir mesajdır: "Ben seni seviyorum, se¬ninle birlikte olmayı çok önemsiyor ve istiyorum."
Eşlerin Görünüşü Önemlidir
O Düzgün görünmeye özen göstermelidirler. Tırnak ve saç temizlığiyle giysilerine özellikle dikkat etmeli' dirler.
O    Hijyene (temizliğe) önem vermelidir. O    Mütevazi, ancak şık olunmalıdır. O    Dişler devamlı fırçalanmalıdır.
CİNSELLİKTE DEĞİŞİK POZİSYONLAR
Evlilikte dengeli cinsel hayatı sağlamak eşlerin hedefi olmalıdır. Ancak bu uyumu sağlamak kolay değildir. Öncelikle kadınla erkeğin cinsel birleşmeden "zevk alma" dönemleri ve yaşları farklıdır. Erkek, erken yaşlardan itibaren cinsel zevkin doruğuna erişirken kadınlar,
 
118B   yaşam ire (Zinseiiii
 
evliliklerinden aylar, bazen yıllar sonra doyumun ne olduğunu anla-mayabilir. Özellikle evliliğin ilk aylarında, kadının cinsel birleşme es¬nasında erkeğiyle aynı derecede zevk aldığını söylemek mümkün de¬ğildir.
Erkeğin hanımını uyarması için çeşitli pozisyonlarda birleşme tekniğini tatbik edebilirler. Aynı eşle yıllar boyu beraber olan çiftler değişik teknikleri uygulayarak cinsel hayatlarına renk katabilir, daha çok zevk alabilirler.
Ancak şunu tekrar belirtelim: Eşler arasında duygusal ihtiyaçla¬rın karşılanması ve sağlıklı iletişim herşeyden önce gelir, ilk başta a-rada sıcak bir elektriklenme, sevgi ve hoş sohbetin oluşması hepsin¬den önemlidir.
«
Değişik Pozisyonlar
Çiftler değişik pozisyonlarla cinsel hayatlarını zevklendirebilirler.
Kadının sırtüstü pozisyonu: Eşler tarafından en çok tatbik edilen¬dir. Erkek, kadının üstüne uzanır. Dizleri ve dirsekleriyle destek sağ¬lar. Kadının kalçaları açıktır ve hafifçe kalkmış durumdadır. Erkek ak¬tiftir, kadın ise pasif. Erkek girer, kadın onu kabul eder. Kadının kal¬çaları ne kadar ayrık olursa penis de o oranda daha derinlere gire¬bilir ve kadınla erkeğin kasıklarının uyumlu olarak birbirlerine çarpış¬ları aynı anda daha yoğun bir tahrik duygusu verir. Bu, orgazma u-laşmak için en uygun ve en tanınmış pozisyondur. Kadının kolları ser¬besttir. Kadın, bacaklarını büker ve baldırlarını cinsel heyecanın çe¬şitli derecelerine göre uzatır.
Yeni evliler ilk cinsel birleşim için bu pozisyonu tercih ederler. Çünkü bu şekilde cinsel organları birleştirmek çok kolaydır.
Ayrıca çocuk isteyen çiftlerin tercih ettiği pozisyondur. Cinsel bir¬leşmeden sonra kadın yataktan kalkmaz ve hattâ kalçasının altına bir yastık yerleştirerek kalçasının yükselmesini sağlarsa hamile kalma
 
<£ffâiiik ae (Zinsetöik   ? 119 ?
ihtimali artar. Bu şekilde dölyolunun dibinde biriken spermlerin döl-yatağma girmeleri kolaylaşır.
Kadının üstte olduğu pozisyon: Eğer erkek kadına göre çok kilo¬lu ve iri ise kadının üstte olması onlara daha rahat bir cinsel birleş¬me imkânı sağlar. Kadın bu duruşta erkeğin penisini, oturur vaziyet¬te vajinasına alır. Kadın bu duruşta birleşmenin derinliğini ve hare¬ketlerini denetler durumdadır.
Yan pozisyonlar: Yüz yüze veya arkadan yan pozisyonlar da ter¬cih edilebilir.
Arkadan yaklaşma pozisyonu: Erkek arkadan yaklaşarak penisini dölyoluna sokar. Kadın yüzüstü yatar ve bacaklarını açar. Veya kadın diz ve dirseklerinin üstüne ağırlığını verecek bir pozisyonda durur.
Tercih Hangisi?
Cinsel zevki yaşamak için "en iyi" pozisyon diye bir şey yoktur. Bu kadından kadına, erkekten erkeğe ve birleşmeden birleşmeye de¬ğişir. Uyarılma ve tatmin olmada pek çok etken vardır. Orgazm o-lunması için, öncelikle birleşme esnasında istekli ve rahat olmak ge¬rekir.
Çiftler, en çok hoşlarına giden pozisyonu deneyerek ve yaşaya¬rak öğrenebilirler.
TERS İLİŞKİ ZARARLIDIR
Günlük hekimlik hayatımda hanımını arkadan (anüsten) ilişkiye zorlayan ve bundan dolayı evlilikleri bozulan çok çift gördüm. Bir de¬fa bu durum özellikle kadınlar için kabul edilemezdir, iğrenç bir yak¬laşma şeklidir.
Arkadan ilişkinin tıbbî zararlarını kadın hastalıkları ve doğum uz¬manı Op. Dr. İhsan Fahri "Gençlerle Açık Açık" adlı kitabında şöyle anlatmaktadır:
120 ?   yaşam ve CinseMik
"Arkadan (makattan) ilişkiler birçok açıdan tehlikeli ve sağlığa zarar¬lıdır. Anüs girişinde bulunan ve makatın açıldıktan sonra tekrar büzülme¬sine yarayan kas çok genişleyebilirse de sürekli basınç altında Ica/mas/ ya da bir basınç sonucu bazı kas liflerinde kopmalar olması, anüsün bü¬zülme kabiliyetini azaltır. Gevşemiş anüs büzücü kası, yumuşak dışkının kaçırılmasına, bazen meydana gelen çatlaklar da dışarı çıkma sırasında şiddetle ağrı ve zonklamalara neden olur. Ayrıca bu çatlaklardan giren mikroplar anüs etrafında abseler oluşturur. Aynı cinsel olayda penisin önce vajinaya, sonra anüse sonra yine vajinaya geçerek orada kokulu akıntıların meydana gelmesine yol açılır. Anal birleşme olmadan da, e-ğer cinsel temastan önce kadın vulva ve anüs etrafını iyice yıkamamış-sa, penisin anüsün etrafına sürünmesiyle iyi temizlenmemiş anüs kıvrım¬ları arasında sıkışmış dışkı alınıp vajinaya sürüklenebilir."
LOHÜSALIKTA İLİŞKİ
Doğumdan sonra kadın, tam anlamıyla anneliğe adım atar. Emzir¬me, bebek bakımı ve gece sık uyanma ile yorulur. Bir de doğuma bağ¬lı fiziki rahatsızlıklar ve bitkinliklerde olunca kendini toparlaması, hami¬lelik öncesi durumuna dönmesi için zamana ihtiyacı vardır. Bu yüzden bir veya iki ay, cinselliğe karşı ilgisizlesin Azalmış östrojen (dişilik) hor¬mon seviyesinden dolayı zaten problemli ve günün sonunda çok yor¬gun olan kadın, normalde cinselliği yük olarak görür ve istemez.
Bu arada ilginç olan bir başka konu, babanın, annelik rolünü ön plan¬da gördüğü için ilk zamanlar karısına karşı cinsel isteksizlik duymasıdır. Ay¬rıca bebeğin bakımı, bölünen uykular anne kadar olmasa da babayı da yorar. Bebeğin bakım ve ihtiyaçları önce geleceği için cinsel yakınlıktan u-zak olmaları tabiidir. Ayrıca doğumdan dolayı kadın cinsel organında ze¬delenme, yırtık, azalan ıslaklık ve ağrıya yatkınlık ile çocuğa süt verdiğin¬den dolayı annenin göğüslerinde aşırı hassasiyet ve yara olmuş meme uç¬ları gibi cinsellikte mesele olacak fiziki tecrübeler yaşanmaktadır.
 
Cinstdfrik   "121
Bu ve benzeri gerçeklerle doğum sonrası, cinsel açıdan hassas bir dönemdir. Uzmanlar bu yüzden doğumu takiben 4-8 haftalık lo-husalık denilen sürenin geçmesini tavsiye etmektedirler.
Şimdiye kadar tavsiye olan bu durum son araştırmalarla yasağa dönüşmüş bulunmaktadır.
En Yakın örnekler
Doğum sonrası cinselliğin komplikasyonunun çok yakın zaman¬da iki İngiliz kadının ölümüne yol açtığı gazetelere yansıdı. Bu yüz¬den uzmanlar lohusalık döneminde en az bir buçuk ay cinsel ilişki¬den uzak durulmasını salık veriyorlar. Her iki vak'ada, biri 22 diğeri 29 yaşında olan genç anneler, doğumu takip eden birinci haftada eşleriyle yeniden ilişkiye girdiler. Seks sırasında yaşanan ani ölümler üzerine yapılan otopsilerde, genç kadınların beyin ya da kalplerinde hava baloncuğundan kaynaklanan emboliye rastlandı.
Lohusaları yakından ilgilendiren haber İngiltere'de yayınlanan "Medical Journal" adlı tıp dergisinde çıkan araştırmanın sonuçlarına dayanıyor.
Doğum sonrasında henüz kendini toparlamamış olan rahim, i-lişkinin etkisiyle aldığı havayı damarlara geçiriyor. Alınan hava, kalp ve beyindeki ana arterlerde baloncuk teşekkülüne ve emboliye (tı¬kanma) yol açıyor.
Tıbbın yeni bulduğu bu hakikati, Kur'an-ı Kerim tam 14 asır ön¬ce insanlığa sunmuştur. Çünkü dinimizde lohusalıkta (doğum sonra¬sı yaklaşık 40 günlük dönem) ilişki yasaktır.
Büyük Bîr Tehlike
Yeni anne-baba olan çiftin ilişkiye girmesi kati mahzurlu görüle¬rek yasaklanmıştır. Tıp otoriteleri doğum sonrasında rahmin topar¬lanması ve eski halini alması için takribi 42 günün gerekli olduğu¬nu, bundan önce yapılacak bir cinsel ilişkinin, ölüme kadar gidebi-
 
k oe.
 QinsiMik   ? 123
lecek tehlikeler oluşturabileceğini belirtiyorlar. Çünkü damarlar he¬nüz açıktır ve hava embolisi ihtimali fazladır. Hava embolisi (balon¬cuk) ile vücudun hayati organlarına giden damarlar tıkanabilir. Ayrı¬ca rahmin mukoza jenerasyonu (yenilenmesi) tamamlanmadığı için harabiyet büyük olabilir.
ADET HALİNDE CİNSEL İLİŞKİ
Cenab-ı Hak, Efendimize hitaben Kur'an-ı Kerim'in Bakara Su¬resinin 222. ayetinde adet halinde cinsel temasta bulunulmasını şöy¬lece yasaklamaktadır:
"Sana, kadınların aybaşı hali hakkında da sorarlar, de ki; o bir e-
zadır.
«
Aybaşı halindeyken onlardan ayrılın; temizleninceye kadar onla¬ra yaklaşmayın. Temizlendikleri zaman Allah'ın size buyurduğu yol¬dan yaklaşın. Şüphesiz ki Allah, daima iövbe edenleri ve temizlenen¬leri sever."
Ayette görüldüğü gibi dinimiz aybaşı halinde cinsel birleşmeyi yasaklamıştır. Modern tıbbî bilgilerimiz İslâmî kaidelere paralellik göstermektedir. Bu dönemde yapılan birleşme tamamen mahzurlu¬dur. Çünkü adet zamanı rahim mukozası (iç zarı) düştüğü için bura¬sı yara halindedir. Birleşme ile vajina içine, oradan da rahmin ilerleyen kısımlarına zararlı mikropların sokulması doğru olmaz.
Adet kanının tesiriyle o günlerde dışarıdan gelecek mikroplara karşı dölyolunun koruyucu ortamında bir zayıflama olur. Mikroplar kolayca dölyolundan adet sebebiyle genişlemiş olan dölyatağı kana¬lından geçer, yumurta kanalları ve yumurtalıklara kadar çıkarak o bölgenin iltihaplanmalarına yol açar. Aybaşı (regl) dönemindeki iliş¬ki, pek çok kadında yumurta kanalı iltihaplarına, kanalın tıkanması¬na ve kısırlaşmaya sebep olur.
 
Yine adetliyken cinsel ilişkiye girilirse adet kanaması kuvvetlenir. Ortaya çıkan aşırı birikme, geçici bile olsa, karın ve kalçalarda ağrı¬lar oluşturabilir. Bu ağrılar kanamadan önce başlayabilir, gitgide ar¬tabilir ve kanama sırasında kuvvetlenebilir. Meselâ gizli kalmış bir müzmin bel soğukluğu, adet kanaması sırasında aktif duruma geçe¬bilir. Öte yandan adet kanaması sırasında mikroplar vücuda girebilir.
Erkeğe de Zararlı
Aybaşı hali kanı içinde kopmuş doku parçaları, mukus, dölyolu muhteviyatı, vulva yağ bezlerinin salgıları, bakteriler ve enzimler bu¬lunur. Bütün bunlara bağlı olarak nahoş bir koku da intişar eder.
Bu durumda ilişkiye girmek erkekte eşine karşı cinsel soğukluğa yol açabilir.
Yine erkeklerde "uretrike simple" adı verilen idrar yolu iltihabının sebebi çok defa adet zamanı yapılan birleşmedir. Bundan başka, bu devrede akan kan penise bulaşarak nahoş manzaralar arz edecektir.
İlişki Dışında Sevişme Serbest
Peygamber Efendimiz; "Her şeyi yapın fakat cima etmeyin." bu¬yurarak, kadının adetli iken pis sayılmayacağını belirtmiştir. Çünkü Kur'an bu dönemden "eziyettir" diye söz etmiştir. Yani adetli iken ka¬dınla cinsel ilişki, hem erkek için, hem de kadın için bir eziyettir ve sağlığa zararlıdır.
CİNSEL İLİŞKİ SIKLIĞI NE OLMALI?
Evlilikte cinsel birleşmenin sayısı, yapılma sıklığı kişiden kişiye ve evlilikten evliliğe değişmektedir. Önemli olan bu aralıkları, her iki e-şin isteğine göre ayarlamak ve zorlayıcı bir ilişkiden kaçınmaktır.
 
 
124
£oMlk i'e CinseMik   »125
Bununla beraber yurtdışında yapılan bir ankette çıkan sonuçlar aynen şöyle:
Hiçbir zaman yapmıyorum Yılda bir kez
Yılda bir kereden fazla, ayda birden az
Ayda bir defa
Ayda iki defa
Haftada bir ?jrfaftada iki defa
Haftada uç defa Jİffaftada 4-6 arası
Haftada 6'dan fazla İnilmiyorum
'% 12"! %5 %4
% 11_ % 15J %63 %3 % 19
Aslında cinsel ilişki sıklığı yaşlara göre de değişir.
35 yaşına kadar 35-45 yaş arası 45-60 yaşlarında
Ancak yine de şunu söyleyelim: Bu konuda normal veya olağan sayılabilecek bir ölçü yoktur. Çünkü sağlıklı cinsellik, daha çok duy¬gusal zevk ve doyuma dayanır. Önemli olan cinsel birleşmenin han¬gi sıklıkta değil, hangi duygularla yapıldığıdır. Çiftler zevk aldıkları ve heyecan duydukları şekilde biraraya gelebilirler. Bunu onların istek¬leri belirler. Yeter ki tatmin olsunlar. Eğer yaptıklarından daha çok is¬tek duyuyorlarsa bir eksiklik var demektir.
 
haftada 5-7 defa haftada 3-5 defa haftada 1 -2 defa
Yaşlı emekli adam doktoruna gitti ve cinsel yetersiz¬lik çektiğinden şikayet etti. Doktor, "Ne sıklıkla ilişkiye giriyorsunuz?" deyince "Ayda 2-3 defa." diye cevapladı. Doktor bunun normal olduğunu, cinsel' likte bir problem olmadığı, kanaatini taşıdığını söyle-di. Yaşlı adam, "Ama doktor bey," dedi. "kahvedeki yaşıtlarım başka şeyler anlatıyorlar. Kimi haftada 1 -2, kimi ise 3 defa ilişkiye girdiğini söylüyor." Doktor güldü ve "Bakmayın onlara. Sız de böyle olduğunu anlatabilirsiniz. Bunda bir sakınca yok." dedi.
Her Zaman Aynı olmaz
Bir de şu var: Eşlerin cinsel birleşme sayısı devamlı düz bir çizgi çizmez, inişler çıkışlar sözkonusudur. Bazen öyleki birkaç hafta can¬ları istemeyebilir, bazen de her zamankinden daha sık olabilir. İki du¬rum da normaldir ve endişeye kapılmak yersizdir.
Eşten üzün Süre Ayrı Kalmamalı
Erkeğin dikkat edeceği hususlardan birisi de hanımından fazla uzak kalmamasıdır.
Peygamberimiz bir hadisinde bu konuda şöyle buyurmuştur:
"Yolculuk bir nevi işkencedir. O sizin uykunuzun, yemenizin den¬gesini bozar. Öyle ise sizden biriniz yolculuğa çıktığı zaman işini biti-nr bitirmez evine; ailesinin yanına dönsün, fazla oyalanmasın."
 126
 L-insetiik
1271
ERKEKTE SIVI
Erkeklerde normalde idrar yolundan dört çeşit sıvı akar:
1- İdrar: Böbrekten süzülen idrar mesanede birikir. Mesane do. lunca idrara çıkma hissi oluşur. Mesanenin kasılmasıyla da idrar boşalır.
2- Meni: Cinsel uyarılma sırasında arka idrar yolu ve meni ka¬nallarında biriken sıvı, boşalma ile dışarı atılır. Boşalma ile a-tılan bu sıvıya meni denir. Gelen sıvının meni olması için, cin¬sel uyarılma (şehvet) ve boşalma hissi olmalıdır. Ancak gece boşalmalarında bunlar olmayabilir; gelen sıvının özelliğin¬den, boşalma olduğu anlaşılır. Meni 2-6 cc hacminde, önce pıhtı şeklinde, sonra sıvılaşıp akıcı olan, özel kokulu ve mat beyazımsı bir sıvıdır. Gusül gerektiren*sıvı menidir.
3- Mezi: Cinsel uyarılma (şehvet) esnasında penisin ucunda be¬liren birkaç damla yapışkan, şeffaf sıvıdır. Bazı erkeklerde çok belirgin olurken bazılarında çok azdır. Bu sıvı meni ile karıştı¬rılmamalıdır. Gusül abdestini gerektirmez.
4-Vedi: İdrardan sonra gelen 1-2 damla, idrardan daha koyu kıvamlı, kaygan sıvıdır. Temizlenme esnasında penis ucunda¬ki sıvının kaygan olması ile fark edilir. Prostat ve idrar yolu ı-çindeki salgı bezlerinden gelmektedir. Bu sıvının, büyük ab-dest sırasında ıkınırken gelen sıvıyla aynı olduğu düşünülmek¬tedir. Gusüle gerek yoktur.
İdrar Meniye Karışır mı?
Semenin (meni) geçiş kanalı olan uretra aynı zamanda idrar yo¬lu olduğu için çoklarımız semenin içinde idrar da bulunduğunu sa¬nırız. Ama bu inanış tümden yanlıştır. Ejakülasyon (boşalma) sırasın¬da otomatik olarak kapanan bir kapakçık idrar kesesinden idrar a-kimini keser.
 
Gusül Ne Zaman Gerekir?
Cinsel arzunun en üst düzeyinde (şehvetle) ve hızla, fışkırarak ke¬sik kesik gelen meni durumunda gusül abdesti gerekir.
Penis başı (sünnetli kısım) vajinaya girdiğinde de gusül almalıdır.
Sözgelimi yüksekten düşme esnasında veya heyecanlı bir durum¬da inzal olunursa gusül gerekmez.
Cünüplük Pis midir?
Rüyalanmak ve cinsel ilişkide bulunmak gibi bir yolla cünüp ol¬mak insan hayatı için tabiî bir durumdur. Bu sebeple cünüp olmanın pis olmakla bir ilgisi yoktur.
Cünüplük dinî bakımdan özel bir haldir. Cünüp kişi, namaz kıla¬maz ve Kur'an-ı Kerim'i eline alıp okuyamaz. Bu yüzden dinimize göre bir namaz vaktini kaçırmadan yıkanarak boy abdesti almak ge¬rekir. Cünüpken herşey yapılabilir, bu istisnalar dışında normal halden farkı yoktur.
KONUYLA İLGİLİ KADINLARIN SORULARINA CEVAPLAR
O Kadınların adeti sırasında tampon mu ped mi tercih edilmeli?
Adet dönemleri kadınların fizikî performansını ve rahatını en çok bozan zamanlardır. Her ay tekrarlanan periyodik kana¬malar hareket kabiliyetini büyük ölçüde engellediği için, bu dönemde özellikle çalışan kadınlar en çok rahat edecekleri çözümü arıyorlar. Tamponlar, metodlar içinde en yaygın olan¬lar arasında yer alıyor. Yalnız son yıllarda geçirgenliği son de¬rece azaltılmış ve eskiye oranla çok daha kullanışlı pedler ü-retiliyor. Ancak yine de birçok kadın vajina tamponunun ra¬hatlığını hiçbir şeye değişmiyor. Ancak tampon kullanımı bü-
128 ?   }J-aşam ve CutseMik
yük özen ve dikkat istiyor. Tamponu zamanında değiştirmeyi ihmal etmek kan zehirlenmelerine yol açabiliyor. Bu yüzden günde en az 4 defa değiştirilmelidir. Ayrıca sık değiştirmemek kötü ve giderilmesi güç bir koku oluşmasına yol açmaktadır. Sonuç olarak uzmanlar "Tampon kullanmayın demiyoruz ama, eğer mecbur değilseniz pedleri tercih edin." demektedirler.
O Niçin bazı kadınlar menstruasyon (aybaşı kanaması) sırasın¬da şiddetli ağrılar çekerler? Bunu önlemenin yolu yok mu?
Sancılı aybaşı, birçok rahim ve yumurtalık hastalıklarında gö¬rülebilir. Doktorlar bunları, birinci ve ikinci derecede nedenle¬re ayırırlar.
Birincisi, rahimde gelişme ya da duruş bozukluğundan olabilir.
İkinci olarak da rahim ağzındaki veya kendisindeki hastalık¬lardan, iltihaplardan olan sancılı aybaşları gelir. Fibroid urla¬rı, yumurtalık kistleri ve yumurtalık çevresindeki iltihaplanma¬lar da sancıya sebep olabilirler.
Görülüyor ki, tedaviden önce, tam bir pelvis muayenesiyle, gerçek nedenin açık olarak teşhis edilmesi gerekmektedir.
Ne yazık ki, pek çok kadın, o günlerinde başlarına gelecek kaçınılmaz bir sefaleti daha başlangıçtan bütünüyle kabullen¬mekle yetinirler. Her ay kadınların işlerinden birkaç günü "ka¬dınların doğal bir yükü" olarak yitirmeleri kesinlikle gereksiz¬dir. Çünkü bu durum onların sandıkları gibi değildir. Ağrının temel nedenlerinin tedavisinden kaçınmak işi çözüm-lemez. İlaçlarla, hormonlarla ve özellikle kontrollü egzersiz¬lerle bu perişan edici günler ağrısız günlere dönüştürülebilir. Böylece, günlük normal işler kesintisiz olarak sürdürülebilir.
O Adetten az önce kadının kendisinde belirgin karakter deği' sikliklerini fark etmesi, olağan bir durum mudur? Ben,
 
Cinseââik   ? 129 ?
cuklarımla ve kocamla olan ilişkilerimde böyle bir değişikliği fark ediyorum ve kendime kızıyorum. Hepimizi benim bu tedirginliğimden kurtaracak özel ilaçlar yok mudur?
Adetten az önce genel bir hormon dengesi değişikliği olur ve ortaya çıkan çeşitli bedenî değişiklikler, hissî etkilenme ve stres meydana getirir. Birçok kadında vücutta sıvı birikimi, si¬nirlilik, başağrıları, halsizlik, huzursuzluk olur.
Kendini oyalamakla problemleri halletmek kolay değildir. Bir evin idaresinin yorgunluğu, aybaşı zamanlarında kadını daha fazla etkiler.
Bir doktorun kontrolü altında hafif sakinleştiriciler almak, adet öncesi gerginlikleri azaltabilir.
O Önümüzdeki günlerde 15 günlük umre seyahatim olacak. Orada adet görmek istemiyorum. Ne yapmalıyım?
Doğum kontrol hapı kullanıyorsanız şöyle yapacaksınız: Adet kanamanızın seyahatten 5 gün önce başlamasını istediğinizi varsayalım. Son hapınızı gitmeden 7 gün önce alın ve kesin. Kanamanın yolculuktan 3 gün önce başlamasını istediğinizde ise, hap almaya gidişten 5 gün önce son verin. Bu, istenilen günle alınan son hap arasında 2 günün bulunması gerektiği¬ni gösteriyor. Sonra, her zaman olduğu gibi 7 gün ara verin ve yeni paketle hapınızı almayı sürdürün. Kanamayı öne almak değil, ertelemek istiyorsanız, şu kaide¬lere uymanız gerekiyor: 2 kutu arasındaki aradan vazgeçerek, son hapınız biter bitmez yeni kutuya başlayın. 7 günlük nor¬mal ara verildiğinde ise, kanama yeniden başlamış oluyor.
Doğum kontrol hapıyla korunmuyorsanız, yine bu haplardan yararlanmanız mümkün. Burada iki yol var. Birincisi, adetleri¬nizi öne çekmek veya ertelemek amacıyla tatilden bir, hattâ i-ki ay önce doğum kontrol hapları almaya başlamak. Bunun
130 b J/,
af am oe
CmseMik
 
için de bünyenizin doğum kontrol haplarını reddetmemesi ge_ rekiyor.
Daha kolay bir yöntem gestagen hormonu. Özellikle sağlık sebebiyle doğum kontrol hapı kullanmayan kadınlar bu hor¬monla adetini geciktirebiliyor. Bunun için, beklenen adet gü¬nünden 4 gün önce gestagene başlar ve gestagene devam ettiği sürece adet ertelenir. Kadın adetini kaç gün ertelemek isterse, o kadar süreyle bu ilacı alır. Hapı bıraktıktan iki gün sonra, yani aynen doğum kontrol hapında olduğu gibi, ade¬tini görebilir. En iyisi bir kadın-doğum hekimine danış-manızdır. Yalnız kullanım süresi 15 günü geçmemelidir.
O Kadınlarda doğum yapma süreleri hangi yaşlar arasındadır?
On yaşından önce ve 62 yaşından sonra doğum yapmış çı¬lanlar vardır. Bunlar, kuşkusuz ayrıcalıklı durumlardır. Menstruasyonun başlaması, kadının gebe kalabileceği zama¬nı da gösterir. Menstruasyonun kesilmesi, yani menapoz gebe kalma döneminin sonunu belirtir.
Menopoza birdenbire girilmesi, ender görülen bir olaydır. Genellikle, yavaş yavaş ve menstruasyonda düzensizliklerle başlar. Bu süre içinde gebe kalma ihtimali hâlâ vardır.
O Yeni evliyim. Anne olmak istiyorum. Sağlık açısından nelere dikkat etmeliyim?
Gebelik son derece normal ve tabiî bir hadisedir. Bunun için gereken tek şart ise anne adayının sağlıklı ve formda olması¬dır. Dikkat edilecek ufak birkaç nokta yeterlidir: Kilo, tansiyon ve hayat şekli. Kilo, vücut yapısı ve boyla orantılı olmalıdır. Yani çok zayıf ve şişman olunmamalıdır. Anne adayının siga¬ra içmemesi de gerekir.
O Çocukta kan uyuşmazlığı çıkabilir mi?
Anne Rh negatif, baba Rh pozitifse, anneyle doğacak çocuk arasında kan uyuşmazlığı olabilir. Kan uyuşmazlığı ilk çocuk¬ta olmaz.
O 7 aylık evliyiz. Eşim 2,5 aylık bir düşük yaptı. Onun kan bu A Rh {'), benimki A Rh (+). Düşük sonrası Anti Rh D i' simli bir iğne yaptılar. Eşim şu an hamile. Düşük riski olur mu?
Düşük sonrası birkaç ay içinde vücut ve rahim yeniden eski haline dönüşür diye hamile kalmaktan kaçınmak gerekir. Ye¬ni bir hamilelik durumunda ise gebeliğin 7. ayında kan uyuş¬mazlığı ile ilgili bir test (indirekt coombs testi) yaptırmalı ve ay¬lık kontrollerle yakından izlenmesini ihmal etmemelisiniz.
O Gebe kalabilmek için gerekli şartlar nelerdir?
Bir kadın için:
1. Yumurtalıkların normal çalışması ve özürsüz yumurta hüc¬resi (ovum) üretmesi
2. Yumurta kanalının açık olması
3. Yumurta kanalındaki, yumurta hücresini dölyatağına taşı¬yan iletken yüzeyin iyi çalışır olması, burada yapışıklıkların, engellerin bulunmaması
4. Döl yatağı iç yüzeyinin (endometrium) her ay normal bir gelişim göstermesi
5. Döl yatağı kanalının (serviks) açık olması
6. Döl yatağı kanalındaki fizyolojik tıkacın her ay yumurtla¬ma zamanında erkek hücrelerine (sperm) karşı geçirgen duruma gelmesi
132 ?   paşanı ve (ZlnseMik
7. Döl yolunda normal bir ortam bulunması, yani herhannı bir iltihap ve parazitin bulunmaması
8. Bu organlarda doğuştan bir anormallik veya sonradan o-luşmuş bir engel olmaması.
Erkekte de eşini gebe bırakabilmesi için bazı şartlar gereklidir:
1. Yumurtalıkların (testis) normal çalışması
2. Spermlerin normal özellik ve sayıda olması
3. umurtalıklardan kamışa kadar spermlerin geçtiği yollarda herhangi bir engel olmaması.
Bunlardan başka, kadının yumurtladığı günlerde eşlerin cinsi temasta bulunması ve spermlerin döl yoluna akıtılması gerekir.
« O Hamile kalmak için uygun dönemi nasıl hesaplayabilirim?
Aslında kadındaki yumurtlama dönemi, bir sonraki adetten 14 gün öncesine rastlar. Bu tarihten üç gün geriye gittiğiniz¬de ise, hamile kalmaya en elverişli dönemi bulmuş olursunuz.
O En kısa zamanda hamile kalmak için şansım nedir?
Döllenme mucizesi, gözle görülmeyecek boyuttaki bir sperm¬le bir yumurtanın buluşmasıdır. Tabii bunun yanı sıra, başka birçok şartın da gerçekleşmesi gerekiyor. Çiftlerin % 65'i 6 aylık bir sürede çocuk yaparken, % 80'inde bu dönem 1 yıla kadar uzuyor.
O Cinsel ilişki sayısı arttıkça, hamile kalma ihtimali artar mı? Sık sık cinsel ilişkide bulunmak, tabii olarak hamile kalma şansını arttırır. Fakat önemli olan, doğru dönemde ilişkide bu¬lunmaktır. Ayrıca, çok sık cinsel ilişkide bulunulduğunda, spermlerin "performans"larını kaybedip, dölleme yetenekleri¬nin azalması da bir gerçek.
 
otâik o e Cinseûûik   ? 133
O Hamile olup olmadığımı en çabuk hangi metodla öğrenebilirim? Hamileliğin ilk belirtileri, özellikle düzenli âdet görenlerde, kanamanın gecikmesi, vücut ısısının 37 derecenin üzerine çık¬ması ve göğüslerde hassasiyyettir. Bütün bunların yanısıra, ec¬zanelerde yaptırabileceğiniz testler de güvenilir sonuçlar verir. Kendinizin de yapabileceğiniz bu idrar testi sayesinde, hami¬le olup olmadığınızı birkaç dakika içinde öğrenebiliyorsunuz.
O Kadının gebe kalıp da bunu fark etmemesi mümkün müdür? Bazen gebeliğin erken belirtileri, başka hastalıklarla karıştırı-labilir. İşin içinde erken evredeki bir gebeliğin bulunduğunu, doktor da, hastası da fark etmeyebilir.
Gebeliği ilk günlerinde saptamak için iki dakikalık bir idrar testi yetmektedir. Başka şikayetlerle büyük bir hastaneye baş¬vuran 300 kadının 1 3'ünde kendilerinin de farkında olmadık¬ları gebelik, bu yoldan ortaya çıkarılabilmiştir. Fark edilmemiş erken evredeki gebelikleri bu şekilde ortaya çıkarmanın önemi şuradadır. Bazı hastalıklarda normal ola¬rak kullanılan ilaçların ve testlerin çocuklara zarar vermesi böylece önlenmiş olur.
Bu, çabuk sonuçlu idrar testleri doktor muayenehanesinde kolayca yapılabilir.
O Gebelikte ne gibi egzersizler yapılmalı?
Gebelik esnasında mutedil (ılımlı) vücut faaliyeti ve vücut eg¬zersizlerine -anne ve fetüs yönünden- daima ihtiyaç vardır. Bununla beraber aşırı faaliyet ve egzersiz en az hareketsiz ha¬yat kadar zararlıdır; aşırıya kaçmamak üzere her gebenin günlük vücut hareketlerine önem veren bir yaşantı içinde bu-
lunması gerekir. Böyle bir faaliyet solunum, dolaşım, sindirim gibi bedenî fonksiyonları düzenlemesi yanında zihnî ve ruhî huzuru da temin eder.
Gebeler için en uygun sporun temiz havada yürüyüş, hafif vü¬cut egzersizleri olduğu unutulmamalıdır. Doğuma yaklaşan bir gebelikte açık havada yürüyüşler (tabii güneş altında de¬ğil) doğuma hazırlık yönünden de çok faydalıdır.
Gebenin bir defada uzun yürüyüş yerine hergün sabah ve ak¬şam üzeri olmak üzere yarım veya bir saat yürümesi daha uy¬gundur.
O Gebelik esnasında seyahate çıkılabilir mi?
« Prensip olarak gereksiz ve uzun seyahatlerden kaçınılmalıdır.
Böyle bir durum gerekiyorsa en emin vasıta olarak uçak yol¬culuğu tercih edilmelidir. Karayolu ile uzun seyahatlerde her iki saatte bir ara vererek gebenin bir süre dinlenmesi uygun olur.
Otomobil veya sarsmayan diğer bir vasıta ile günlük kısa se¬yahatler gebelik açısından hiçbir zaman mahzurlu değildir. Şehirde veya çevrede yapılan piknik veya gezi mahiyetinde 25-30 km.'lik kısa seyahatler yorgunluktan ziyade gebe kadı¬nın zihnî ve ruhî açıdan gevşemesinde, rahatlamasında müs-bet rol oynar.
O Hamilelikte cinsel ilişki tehlikeli midir?
Çok özel durumların dışında, bütün hamilelik boyunca nor¬mal bir cinsel hayat sürmek için tıbben hiçbir mahzur yoktur. Yalnız dikkat edilecek nokta, hamileliğin ilk üç ayında ilişkide daha yumuşak olmaktır.
Hamilelik sırasında cinsel ilişki şu durumlarda bütünüyle yasakür.
O    Kadın daha önce ani bir düşük yaşamışsa, hamileli¬ğin ilk üç ayında.
O    Bir düşük tehdidini izleyen hartalarda. O    Kapalı tutmak için rahim boynuna bir kanca takıl-
mışsa.
O    Erken doğum riski varsa, hamileliğin son üç ayında. O    Doktorun plasentanın konumunun uygun olmadığı'
nı belirtmesi halinde, son üç ayda. O    İkiz gebelik halinde, son üç ayda ilişkiye girmek doğ'
ru değildir.
O Gebeliğin erken döneminde sabahları görülen mide bulantı larına karşı güvenilir ilaçlar var mı?
Kesinlikle hayır. Kendi doktorunuz ya da doğum doktoru tara¬fından özel olarak önerilecek olan ilaçların dışında, eş-dost tavsiyesiyle hiçbir ilaç almamalısınız.
Doktorların bugünkü kanısı şudur ki, gebelikte ne kadar az ilaç alınırsa, anne için de, doğacak çocuk için de o kadar iyi olur. Azar azar yiyerek, sigara ve alkolden kesinlikle kaçınarak, a-şerme ve bulantılarınız hafifleyebilir. Denemeye değer.
O Uç tane sağlıklı çocuğun annesiyim. Şimdi gebeyim. Sabah' lan müthiş bir bulantım olmasa, bu gebelikten zevk alaca' ğım. Bulantıya karşı alabileceğim bir ilaç var mıdır?
Sabahları görülüp bazen ikindi ve akşama dek uzayabilen mide bulantıları, çoğunlukla gebeliğin ilk yedi gününden onuncu hafta¬sına kadar sürer. Bereket versin, on ikinci haftaya doğru kaybolur. Gebelik başlangıcındaki bulantının, bedensel ve duygusal, birçok karmaşık nedeni vardır. Çok sık ve az miktarda yeme-
136 ?   jjaşant o e Cinseİiik
 
 oa
 CmseMik   ? 137
nin bu kötü belirtiyi azalttığı görülmektedir. Karbonhidrat yö¬nünden zengin besinlerin azar azar ve günde altı-sekiz kez a. lınması, yararlı olabilir. Fakat bu zararsız öneri bile, kendi doktorunuzun kontrolü dışında uygulanmamalıdır. Gebelik sırasında sözümona "güvenilir" bir ilacın doğuraca¬ğı yaygın mutsuzluğun ışığında, bütün doktorlar özel olarak kendileri için yazılmadıkça, gebe kadınların bütün ilaçlardan kaçınmalarını salık verirler.
Aşağıdaki durumlarda hastanede doğum yapılması iyi olur.
O    İlk çocuğunu doğuran kadınlarda doğumun nasıl ola- ' cağı, kolay mı zor mu olacağı ve yalnızca hastanede bulunan araç gerece gerek olup olmayacağı bilinemez. ı O    35 yaşın üzerinde ilk çocuğunu doğuran kadınlar O    Daha önce zor veya kompiikasyonlu doğurn yap' , mış, ikinci veya sonraki çocuklarını doğuracak ka' J dınlar
O    İkiz veya çoğul gebelikler.                                      |
O Hanımım hamile. Doğum tarihini nasıl hesaplayalım?
Genel kaide olarak, gebelik döllenmeden sonra 266 gün veya son adet tarihinin ilk gününden sonra 280 gün (9 takvim ayı ve bir hafta) sürer. Bu rakamların ortalama olduğunu, son adet ta¬rihini hatırlamaya (her ay takvimde işaretlenmeli) ve 28 günlük düzenli siklüslere bağlı olduğunu unutmamalıdır. Bir çok kadı¬nın siklüsü 28 günden kısa veya uzun sürdüğü için doğum son adetin ilk gününden 39-41 hafta sonra olabilir. Bazı gebelikle¬rin bu süreden çok kısa veya uzun sürdüğü sanılır; oysa tarihler karıştırılmış ya da yanlış hesaplanmıştır. Mesela, bazı kadınlar¬da gebelik başladıktan sonra küçük bir kanama olur. Son adet
tarihi olarak bu kanamanın zamanı alınırsa gebelik gerçek sü¬resinden dört hafta daha kısa görünür.
T
|   Doğum tarihini hesaplamak için şu metodu ;i    kullanabilirsiniz.
I           1)    Son adet kanamasının ilk gününü belirleyin.
I                  Örneğin 10 Ekim. Gelecek yılın takviminde u
I                 şaretleyin.
2)     Bu tarihten 3 ay geriye gidin (bu durumda 10 Temmuz)
3)     Bu tarihe 7 gün eklerseniz "beklenen" doğum tarihini bulursunuz. Örneğimizde bu tarih 17 Temmuz olacaktır.
O Hamilelikte ilaç kullanımının ne gibi mahzurları var?
Hamilelik esnasında bilerek ya da bilmeyerek kullanılan ilaç¬ların bazılarının bebek üzerine olumsuz tesirleri bilinmekle be¬raber, her 1 00 anne adayının 90-95'i hamileliği boyunca bir kutu da olsa ilaç kullanmaktadır. Özellikle hamileliğin ilk üç ayın içerisinde alınan ilaçların daha kalıcı ve ağır zarar ver¬meleri ve bu aylarda bazen hamilelikten habersiz olma, duru¬mu daha ciddi boyutlara çıkarmaktadır. Gebelik esnasında fetüse etki üç çeşit olmaktadır. Ya alınan i-laç doğrudan öldürücü, zehirleyici veya anormal organ geliş¬mesi şeklinde etkiler. Ya plesentaya tesir ederek fetüs-anne a-rasındaki kan ve oksijen alışverişini bozar. Ya da annede birtakım rahatsızlıklar yaparak dolaylı yoldan bebeği etkiler. Hangi yol olursa olsun ciddiyetini ve boyutunu hamileliğin hangi ayında olduğu ve ilacın miktarı belirler. Hamileliğin ilk 20 gününde ilaçların tesiri tek yönlüdür. Yani ya fetüsü öldürür ya da tesir etmez.
 
138"   yaşam o e d'uısetlik
İlaçların fetüse verdiği esas zarar hamileliğin 3. haftası ile 3. ay,n başlarına kadar olan sürede vuku bulur. Bu dönem anormal or¬gan gelişiminin en sık görüldüğü dönemdir. Düşük daha az olur. 3. aydan itibaren organ gelişiminin tamamlanma dönemine girildiğinden organlardaki bozukluk ancak fonksiyonel seviye¬lerde olmaktadır.
Fetüse zarar veren bazı ilaçlar şunlardır: Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar, hormonlar, kortizon, şeker hastalarının kul¬landığı haplar, sakinleştirici ilaçlar, aspirin dahil bazı ağrı ke¬siciler, bazı antibiyotik türleri, kalp ilaçları vs. ve alkol.
 
Alkolün zararlı olabileceği seviye tespit edilememekle birlikte za¬rarları hakkında detaylıca kanıt elde edilmiştir. Başta düşük tartılı doğum olmak üzere, küçük baş, zeka geriliği, kalp-damar anor¬mallikleri, eklem bozuklukları gibi hususlar gelişebilmektedir. Alkol kullanan annelerde bebek ölümü daha sık görülmektedir.
Hamilelik boyunca ilaç kullanımı tamamen bir hekim kontro¬lünde olmalıdır. Oluşabilecek herhangi bir zararın geri dönü¬şü olmayacağı unutulmamalıdır.
O Ultrason nedir? Hamilelerde kullanıldığında çocuğa zaran olur mu?
Ultrason, röntgenin yardımcısıdır. Daha önce röntgenle pek görüntülenemeyen organların (karaciğer, pankreas, böbrek¬lerin iç yapıları, üreme organları ve fetus gibi) görüntülenme¬sinde son derece faydalıdır.
Ultrason cihazı, ses dalgalarından yararlanılarak iş görür. Her organın sese verdiği akis (yankı) değişiktir. İşte yankı gücü ek¬rana beyaz noktacıklar halinde yansıyarak resmi çizer. Ultrason, hamilelikte bize son derece faydalı bilgiler verir: Hamileliğin ilk üç ayında en korkulan ve en sık görülen ters¬lik olan kanama sebepleri, çocuğun normal gelişiminin izlen-
 
£vû'âik re Cinsellik
139
mesi, gebeliğin bozulması ve karındaki çocuğun ölümü gibi durumlarda ilk başvurulan teşhis aletidir. Yine "eş"in yerleşi¬mi; bebeğin yatış şekli, cinsiyeti, bebekte herhangi bir ano¬mali olup olmadığı, kilosu, kaç haftalık olduğu, doğum tarihi ve gebelik sırasında karşılaşılan pek çok problemde de ultra-sona müracaat edilir.
Ultrason, bu faydalarından dolayı gebelik döneminde çok başvu¬rulan bir inceleme metodu oldu, geniş kitlelerce tanındı. Bir baş¬ka önemi de, röntgen ışınlarının hücrelere ve buna bağlı olarak cenine zarar vermesiydi. Ultrason bu tip zarara yol açmıyordu. Fakat böylesine yaygın ve çok sık kullanılması da doğru de¬ğildir. Uzmanlar, son zamanlarda ultrason yönteminin ana rahminde oluşturduğu yüksek ısıya dikkat çekerek, aşırıya ka-çılmamasını tavsiye etmektedirler.
O Bundan beş yıl önce âdet gecikmesi ve düzensiz âdet görme problemleriyle doktora göründüm. Polikistik överim olduğu anlaşıldı. İlaçla hormon tedavisi gördüm ve adetlerim düzene girdi. Ancak ileride çocuğum olmaz diye korkuyorum.
Polikistik överler, hormonal veya hormon dışı iltihap gibi sebep¬lerden gelişir. Oluşan yumurta çatlayamaz ve gebelik olmayabi¬lir. Şöyle ki çoğunlukla görüldüğü gibi kist oluşumu tek taraflı ise diğer over hormonal faaliyetlerini sürdürür ve gebelik teşekkül e-der. Günümüzde düzenli doktor kontrolü ile gebe kalmamanız hemen hemen mümkün değil. Yani çocuğunuz olur. Kistin tekrar¬lama ihtimali varsa da sadece ilaçla tedavisi mümkündür. O Sezeryanla normal doğum arasındaki fark nedir? Niçin bazı doğumlar sezeryanla yapılır?
Sezeryan, anne karnındaki bebeğin doğum vaktinde iken veya daha önceden cerrahi olarak karın ön duvarı ve rahme yapılan bir keşi ile karından çıkarılmasına verilen addır. Normal yoldan
1
 
140 ?   yaşa
doğum mümkün değilse, doğumun gecikmesi anne ve çocuk . çin tehlikeli olacaksa hamileliğin sezeryan ile sonlandırılrrıası gerekir. Sezeryan işlemi, annenin narkoz aldığı bir ameliyattır.
ft
Sezeryanı gerektiren durumlar:
1-     Annenin hayatını tehlikeye sokan haller (çocuğun eşinin yanlış yerleşmesi, rahimde yırtılma tehlikesi)
2-     Çocuğun hayatını tehlikeye sokan haller (çocukta oksijensiz kalma tehlikesi)
3-     Annenin korunması gereken haller: Normal doğu¬mun tehlikeli olabileceği, annenin ağır hastalıkları, anneyi bitkinliğe sürükleyen uzun doğumlar, rahim ameliyatı geçirmiş olanlar.
4-     Çocuğun korunması gereken haller: Çocuğun başı ve annenin kalçası arasındaki uyumsuzluk, çocuğun do-ğum kanalından geliş bozuklukları, doğumun gecikme¬si, çocuğun miadının geçmesi, annede şeker hastalığı olması, uzun süren kısırlıktan sonraki gebelikler.
Sezeryan ancak hastane şartlarında ve uzman hekimler tarafından yapılabilir. Bir defa sezeryan ameliyatı geçiren kadınlar, bir daha¬ki doğumlarını genellikle yine sezeryanla yapmak zorundadırlar.
Sezeryanla doğum kararı çok dikkatle alınmalı, gerekirse bir başka hekimin daha görüşüne başvurmalıdır. İdeal olan doğu¬mun normal yoldan gerçekleşmesidir. Sezeryan, son çaredir. An¬cak sezeryanla doğuma karar verildiğinde de endişeye kapılmak doğru değildir. Son derece gelişmiş cerrahi yöntemler, güvenli bir anestezi (narkoz) uygulaması ve ameliyat sonrasında da an¬tibiyotiklerin desteği bir araya gelince bu işlem hem anne hem de çocuk açısından büyük bir güvenlikle gerçekleştirilebilir.
O 4 yıl önce ilk doğumumu sezeryanla yaptım. Çocukta kor¬don dolanması olduğu için normal doğum olmadı. Şu anda
 
totâik va CinsMik   «141
ikinci çocuğuma 4 aylık hamileyim. Acaba normal doğum yapma şansım ne kadar? Yine sezeryanla mı yapacağım? Kordon dolanması sezeryanı mı gerektiriyor?
Kordon dolanması sezeryan sebeplerinden biridir. Çünkü ço¬cuğun kalp atışları bozulmuştur ve mecburen sezeryan yap¬mışlardır. Bu doğumunuzda normal doğum sancıları sırasın¬da dikişler açılıp iç kanama ile rahimin yırtılması (rüptür) or¬taya çıkabilir. Bu olay hem bebeğin hem de annenin hayatı¬na mal olabilir. Bu kadar riskli neticeyi, büyük tehlikeyi göze almamak için, daha önce sezeryanla doğum yapan anneyi, i-kincide de sezeryanla doğurtmak düşünülür.
O 23 yaşında 4 yıllık evli bayanım. 2 yıl önce 8 aylık bebeğim karnımda öldü. Doktorlar sezeryanla bebeği aldılar. Ve en az 2 yıl doğum yapmamamı tavsiye ettiler. Fakat 5 ay sonra tekrar hamile kaldım ve tekrar sezeryanla doğum yaptım.
Sizden öğrenmek istediğim, normal doğum yapabilir miyim? Ne zaman hamile kalmam uygun olur? En fazla kaç doğum yapabilirim?
Daha önce bir kere sezeryanla doğum yapmış birisi nadiren normal doğum yapabilir. Fakat iki kere sezeryan geçiren bir hastanın doğum yapmaması şart. Çünkü rahim iki kere aynı yerden açılıp dikildiği için eski dikiş yerleri doğum sancıları sı¬rasında açılıp tıpta rüptür dediğimiz patlama olur. Bu da anne sağlığı ve bebek açısından çok tehlikelidir. Fazla çocuk istedi¬ğinizi belirtiyorsunuz. Eğer ameliyatınızı yapan doktorunuz izin verirse (ilk çocuğunuz yaşamadığı için) bir dördüncüye izin ve¬rilebilir. Normalde 3 sezeryandan sonra tüpler bağlanmakta ve böylelikle tekrar çocuk sahibi olmak engellenmektedir.
O Kısırlık tedavisi nasıl yapılır?
Bu tabii kısırlığın sebebine göre değişir. Yumurtlama problemi varsa; yumurtalıkları faaliyete geçirici hormonlu ilaç tedavisi, tüp-
142 ?   yaşam ve dnseSûik
 
ler kapalı ise; laparoskopik ameliyat veya tüpleri tamire yönelik mikro cerrahi ameliyatı yapılır. Sperm problemi varsa; tüp bebek ve mikro enjeksiyon, rahim zarı iltihabında; iltihabı yakmaya yö¬nelik ameliyat, ilaç tedavisi ve tüp bebek, rahim boynu problem¬leri varsa; sperm enjeksiyonu ve tüp bebek sözkonusu olur.
O Sigara kadınları nasıl etkiliyor?
Batı ülkelerinde yapılan araştırmalar kadınların daha fazla ya¬şadığını gösteriyor. Fakat kadınlarda sigara içme oranı arttık¬ça bu oran değişiyor. Daha çok akciğer ve meme kanserine yakalanıyorlar.
Sigara içen kadınlar, erkeklerdeki sigaraya bağlı hastalıkların hepsine yakalanabilmededirler. Bunlardan ayrı olarak kadın olmaları dolayısıyla sigara ile ilgili bdşka hastalıklara da ya¬kalanma riskleri vardır. Bunlar: 1) Çocuklarında üst solunum yolu hastalıkları görülmektedir. 2) Doğum kontrolü hapları kullanan genç kadınlarda sigara ile ilgili damar hastalıkları çok daha sıktır. 3) Rahim ağzı kanserine yakalanma ihtimal¬leri fazladır. 4) Sigara içmeyen akranlarına göre daha erken menopoza girerler. 5) Sigara içen kadınlarda menopoz sonu kemik erimeleri ve kırıklıkları daha sık görülür. Hamileliği sırasında sigara içmenin, kendisine ve doğacak çocuğa zararı dokunur. Bebeğin anne karnında gelişmesi ya¬vaşlar ve doğum kilosu daha düşüktür. Sigara, kadının gebe kalma şansını azaltır; erken ve ölü doğum, düşük ve kanama¬lar daha sıktır. Gebeliği sırasında sigara içen kadınların ço¬cukları takip edildiğinde, fizik ve zihnî olarak gelişmelerinde gecikme ve davranış kusurları bulundu. Türkiye'de maalesef kadınlarda sigara içme oranı artmakta¬dır. Buna bağlı sigaradan doğan problemler de giderek bü¬yümektedir. Bu yüzden kadınların sigaradan uzak durmaları ve mücadele etmeleri önemlidir.
 
Mik oe CinsaUik   ? 143
O Kocama nelerden zevk aldığımı nasıl söyleyebilirim?
Karı ve koca, birbiriyle açık sözlü olmalıdır. Aralarında mah¬remiyet olmaz. Cinsel ilişki, özel bir nitelik taşır ve devamlı bir¬birini tekrarladığı zaman, bu önemi azalabilir. Eşler arasında daha uyumlu bir cinsel hayat olabilmesi için bu konuları ko¬nuşmaktan çekinmemelidir. Onu kırmadan, rahatsızlık verme¬den söylemenizde fayda var.
O Göğüsler için hangi rahatsızlıklara dikkat etmek gerekir?
Göğüsler, cinselliğin olduğu kadar anneliğin de sembolüdür. Memeleri tehdit eden rahatsızlıklar şunlardır:
1 - Adet öncesi rahatsızlıkları: Şikâyetler, adet görmeye başla¬nılan bulûğ çağı döneminden, menopoza kadar sürer. Ka¬namanın başlamasından birkaç gün önce, göğüslerde ge¬rilme görülür. Bazen bu gerilme ağrı da yapabilir. Ancak, adet kanamasının başlamasından sonra göğüsler yine es¬ki formlarına döner.
2- Göğüs akıntıları: Genelde ergenliğe girişten menopoza kadar olan yaşlar arasında, ama özellikle doğum yaptık¬tan sonra görülür. Belirtisi, göğüslerden biri veya ikisinde, değişik renklerdeki akıntıdır. Bu tür akıntıya sakinleştirici veya anoreksiya (zayıflama) hastalığı ilaçları kullananlar¬da ve uyku hapı alanlarda çok sık rastlanır. Çünkü bu tip ilaçlar, vücutta prolaktin artışına sebep olur. Bu akıntıların tedavisi yoktur. Göğüs akıntılarında muhakkak uyarı kabul edilmesi gereken bir nokta vardır: Akıntıyla birlikte adet kanamaları da düzensizleşirse veya doğum yapmış kadın¬ların sütleri birden   kesilirse, vakit geçirmeden doktora başvurulmalıdır.
3- Kist: 1 5-30 yaşlarında, daha çok da 20 yaş civarında gö¬rülür. Belirtisi, göğüste oluşan ve genelde aralıklarla ağrı
144 ?   paşanı ve C^inseâiik
 
veren yumrulardır. Göğüs kisti sıklıkla, sıvıyla dolu bir şiş. kinlikten meydana gelir. Kansere dönüşme riski yoktur. Ağ¬rı vermeye başladığında en doğru tedavi metodu, dokto¬run kistin içindeki sıvıyı iğneyle çekip boşaltmasıdır. Bu müdahale endişe verecek boyutlarda değildir. Eğer kist küçükse ve ağrı vermiyorsa, müdahale etmek gereksizdir. 4- Meme kanseri: Göğüs bölgesinde ele gelen bütün sertlikler ille de kanser habercisi değildir. Ancak meme kanseri ka¬dınlarda 35-40 yaş arasındakiler ölüm sıralamasında birin¬ci sırayı almaktadır. Yaş ilerledikçe risk oranı artan meme kanserinin belirtisi, genelde ağrılı olan bir şişkinliktir. Tedavi göğsün tamamının veya tümörün alınması ve radyoterapi fi¬şin tedavisi) uygulanmasıdır. Ayrıca ilaç da tedaviye eklenir.
 
«
O Kadının göğüs büyüklüğüyle hassasiyeti arasında bir ilgi var mıdır?
Göğsün büyüklüğüyle hassasiyeti ve vereceği zevk arasında hiçbir bağlantı yoktur, ister büyük ister küçük olsun, göğüs uy¬gun ve doğru şekilde okşandığında yoğun bir cinsel zevk verir.
O Göğüslerim çok küçük ve yumuşak. Büyür mü? Bir hastalık belirtisi mi? Çok üzülüyorum.
Birçok hanım bu konudan şikâyetçi. Göğüslerin küçük olma¬sı, adetin düzenli görülmesi şartıyla önemli değildir. Daha zi¬yade bünyedendir, soyaçekimle ilgilidir. Meme kanseriyle as¬la ilgisi yoktur. Göğüslerin büyük veya küçük olması, boyun kısa veya uzunluğu, tenin esmer ve beyaz olması gibidir. Vü¬cudumuzun herhangi bir bölümünü beğenmeyip üzüntüye gi¬receğimize Cenab-ı Allah'ın yarattığı güzelliklerinizi düşünüp şükretmeyi bilmeliyiz. "Ben güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim." diyen Peygamberimizi örnek almalıyız. Zira gü¬zel ahlâklı ve iyi huylu olmak bütün kusurları örter.
Ayrıca göğüsleriniz ileride hamile kaldığınızda ve emzirdiği¬nizde süt kanallarının genişlemesi ile büyüyecektir. Sütten bebeğinizi kestikten sonra memeleriniz kısmen küçülse de şimdikine oranla daha büyük olacaktır. Bir de çok zayıfsanız kilo almakla biraz büyüme olur.
Meme derisi altına içinde silikon olan balonlar yerleştirilerek göğüs istenilen büyüklüğe getirilebilir. Ancak hamilelik ve em¬zirme döneminde problemlere yol açabilen, fıtrata müdahale sayılacak bu ameliyatı hiç tavsiye etmeyiz.
O 18 yaşında genç kızım. Sol göğsüm sağa oranla büyük. Çok rahatsız oluyorum. Kansere yol açar mı?
iki göğsün büyüklüklerinin farklı olması normal kabul edilir. Bu durumun kanserle bir ilgisi yoktur.
KONUYLA İLGİLİ ERKEKLERİN SORULARINA CEVAPLAR
O Bazı ilâç veya yiyecekler cinsel isteği arttırır mı?
Kesin değildir. "Kimya-yı Saadef'te un ve yağdan yapılan çok kalorili keşkek yemeğinin şehveti arttırdığı rivayet edilmektedir.
Cinsel isteği arttırmak isteyen kişi yeterli ve düzenli uyumalı, i-yi gıda almalı, fazla yorulmamalı, stres ve gerginliklerden u-zak olmalı ve genel olarak sağlıklı olmalıdır.
Enerjiyi arttıran fındık, fıstık gibi kuruyemişlerin, tatlıların, çi¬kolatanın, yağlı yiyeceklerin dolaylı tesiri olur.
O Erkeklerde giderek artan kısırlığın sebebi nedir?
Geçtiğimiz 30-50 yıl içinde erkeklerde testis (yumurtalık) ve erkek üreme sisteminin gelişim ve fonksiyon bozuklukları gi¬derek artmaktadır. Erkek üreme sistemi gelişmesi bozuk kişi¬lerde bu durum önemli sonuçlara yol açmakta ve bu kişilerin
146
 CL'uıseMik
sayısı da gün geçtikçe artmaktadır. Sperm sayısındaki genel düşüş ise çok daha fazla sayıda erkeği etkilemekte ve yalnız¬ca infertilite (kısırlık) açısından bir problem oluşturmaktadır.
O Acaba östrojen (yani kadınlık hormonu) niçin artmaktadır?
Bunun için şu kaynaklar sayılabilir: I
İnsan Hormonları Niçin Bozuluyor?
O    Diyetteki değişiklik. Diyette lif miktarının azalması ka¬dınlarda salgılanan östrojenin geri emilimini artırabilir.
Vücudun yağlanması. Vücut yağı bazı steroidleri östro jene çekebilir.
Ağızdan doğum kontrolü haplarının kullanılmasında artışlar. Çünkü bu haplar östrojen hormonunu ihti-va eder.
Hayvancılıkta östrojen hormonlarının kullanılması.
Çevrede kirlenmeye bağlı olarak östrojenik kimyevî maddelerin artışı.
 
Cinseââlk m 1471
O
o
o o
O Bir defa enfarktüs geçirdikten sonra cinsel ilişkiye girilebilir mi? Cinsel ilişkinin çok yorucu olabileceği, dolayısıyla da kalbe zarar verebileceği düşüncesiyle, kalp doktorları bir zamanlar enfarktüs geçirenlere cinsel faaliyeti yasaklıyorlardı. Ancak bugün bu görüş değişti: Aksine şimdi bu tür yasağın psikolo¬jik olarak verdiği zararın daha fazla olduğuna inanılıyor. Eskisinden farklı bir görüşle, bugün cinsel açıdan yeterli ve et¬kili olduğunu bilmesi kalp hastasına psikolojik yönden büyük fayda sağlıyor ve durumuyla başa çıkma gücü veriyor. Bunun sonucunda da kalp hastalığının muhtemel bir sonucu olan moral bozukluğunu önlüyor. Ancak bu noktada her aşırı ça¬banın, fazladan harcanan gücün hasta bir kalbe zarar vere¬ceği gerçeğini gözardı etmemek gerekir.
Bu sebeple de enfarktüs sonrasında sevişirken fazla sıkılmama-ya ve yorulmamaya dikkat edilmelidir. Uygulanan pozisyon, en az yorucu olanı olmalıdır. Evlilik dışı ilişkilerden katiyetle kaçınıl¬malıdır. Ayrıca fazla yemekten sonra hemen ilişkiye girmemelidir.
O Yaşım 60'a yaklaştı. Cinsel performansımın düşmemesi için nelere dikkat etmeliyim?
Bu yaşlarda genel vücut sağlığınızın ve beyin fonksiyonlarının daha iyi çalışması cinselliğin korunmasını da sağlayacaktır. İş¬te dikkat edecekleriniz:
 Yaşlılıkta Qnsel Performans Nasıl Korunur?
 O   Yüksek tansiyon, kolesterol ve diyabetinizi mutlaka
 egzersiz ve ilaçlarla kontrol altına alın. O   Az yağlı, sebze, meyve ağırlıklı, küçük porsiyonlarla
beslenin. Yani az yiyin. Zeytinyağını tercih edin.
Beyaz un ve şekerden uzak durun. O    50 yaşından sonra günde bir bebe aspirini için.
 Sigara ve alkole yaklaşmayın.
 İyi şartlarda yaşayın ve çalışın. Moraliniz ve huzu-
runuz yüksek olsun.
 Bol bol egzersiz (meselâ yürüyüş) yapın.
 Beyni aktif tutmak için kitap okuyun, kültürel faali¬yetlere ilgi gösterin.
 Hayata aktif katılın. Dostluklarınızı sürdürün. Sosyal
etkinliklerden uzak kalmayın.
 Yaşlılıkta cinselliğe hiçbir engel yoktur. Bu gerçeği
bilin.
 Yaşlılıkta da amaçlarınız ve hayalleriniz olsun. Boş
ve anlamsız hayattan kaçının.
O O
O O
O O O
148 ?   paşanı ae (Zmgaîiik
O 14 aylık evli, 30 yaşında erkeğim. Çocuğumuz olmuyor. Eşim ve ben iki-üç defa muayene olduk. Eşimin normal olduğu söy¬lendi. Bendeki sperm sayısı 7 ile 15 milyon arası bulundu.
Benim sol testisim bildim bileli kasıkta duruyor, hiç inmedi. Muayene olduğum doktor bunun küçük olduğunu söyledi. Bir kısmı ameliyatla aşağıya indirmeyi, bir kısmı da almayı tavsiye ettiler. Beni testisin küçük olması ve sperm sayısı dü¬şüklüğü konusunda bilgilendirir misiniz? Teslisler (yumurtalıklar) spermlerin yapıldığı organlardır. En i-yi sperm yapımı teslisler, torbası içindeyken olur. inmemiş tes-tisler çoğunlukla sperm yapımı pek olmayan organlardır. Si¬zin yaşınızdaki ameliyatla aşağı indirilmesinin faydası olmaz. Bunun yanında inmemiş testislerin de mahzuru olabileceğin¬den bir bevliye uzmanına muayene olmanızı tavsiye ederiz. Tek testis çoğunlukla çocuk sahibi olmaya yeter. Sperm sayısı eksik olduğunda birtakım tedavi ve uygulama¬larla çocuk sahibi olma sağlanabilir. Evliliğiniz daha 14 aylık. Bu oldukça kısa bir dönem. Tedaviyi aramaya devam edin.
O Bir yıllık evliyim. Karımla sık ilişkide bulunduğum halde ken¬disinin orgazm olmadığını öğrendim. Belki de bu yüzden ha¬la hamile kalmadı. Acaba beni seviyor mu? Eşinizle her gece ilişkide bulunmanız onun tatmin olduğu ma¬nasına gelmez. Çoğu zaman erkekler bencil davranıp kendi¬lerini düşünürler. Halbuki hanımınızı da ilişkiye hazırlamanız gerekir. Çünkü cima, tek yanlı değil iki yanlı bir fiildir. Erkek i-lişkiye başlamadan önce okşayışlarıyla, tatlı sözleriyle kadını hazırlamalı ve faal bir şekilde sevişmeden sonra cinsi ilişkiye geçmelidir. Sevişme biçiminde de erkek dikkatli olmalı, kadı¬nı fiziken rahatsız etmemelidir. Cinsel ilişkide konuşmanın da payı büyüktür. Taraflar birbirlerinin bedenlerini öğrenmelidir.
âj>£itik vt> Cuısetûik   ? 149
Erkek en çok zevk anının yaklaştığı anda, bu coşkuya hazır o-lup olmadığını kadına da sormalı, boşalma zamanını ayarla¬malıdır. Bu husus yalnız sevişme yönünden değil, özellikle ye¬ni evlilerin çocuk sahibi olmaları yönünden de önemlidir. Ya¬taktaki fiile kadın ne derece sıcak ve faal olarak katılırsa ha¬mile kalma ihtimali de o derece yüksektir. Eşinizin şikayetini büyütüp sakın ona kızmayın. Yeni evlilerin kendi aralarında dertleşebilmesi güzel şeydir. Aile yuvanızdaki mutluluğun art¬masını sağlar.
Erkekte cinsel isteğin ortaya çıkması için, çok küçük bir dürtü yeterlidir. Yani erkek cinselliği kolay uyanır. Fizikî ve ruhî açı¬lardan, bir erkeğin cinsî ilişkiye hazırlanması için çok kısa bir zaman gerekir. Oysa hanımların oldukça uzun bir uyanma sü¬resine ihtiyaçları vardır. Havaya girebilmeleri için erkeğin yar¬dımına ve uyarmalarına muhtaçtırlar. Ama erkek bu durumu hiç dikkate almadan ani ve sert hareketlerle, sabırsızca birleş¬meye giderse, hazırlığını tamamlayamamış, fizikî ve ruhî ola¬rak kendini vermeye hazırlanmamış kadın için cinsi ilişki tam bir karabasana dönüşür.
 
£atiiik oe Cinseûâik   «151
Doğum Kontrol Metodları
Gebeliği önlemek için birçok metod bulunmaktadır. Bunların bir kısmı ilaç-alet gerektirirken bazıları gerektirmez. Sırayla belirtirsek:
1- Geri Çekme (Azil): Erkek menisi akacağı zaman cinsel orga¬nını kadının cinsel organından dışarı çıkarır. Böylece erkek tohum hücrelerinin kadının dölyoluna akması ve onun yumurta hücresi ile birleşerek gebelik meydana gelmesi önlenmiş olur. Metodların en basitidir ve her zaman uygulanabilir. Fakat bu metod ancak iradele¬ri yüksek olan çiftler için uygundur. Çünkü cinsel tatminsizliğe, dola¬yısıyla cinsel ve ruhsal doyumsuzluk ve huzursuzluğa sebep olmakta¬dır. Özellikle kadınlar gebelik ihtimali korkusuyla cinsel doyuma pek ulaşamazlar.
Diğer önemli nokta ise bu metodla gebe kalma ihtimalinin ol¬dukça yüksek oluşudur.
Cinsel birleşmeyi yarıda kesme metoduna uzun süre başvuran¬lar, ruhsal birtakım problemlere yakalanma tehlikesi ile karşı karşıya-
152 ?   paşanı ire L-insetiik
dır. Çünkü birleşme, uyarılmanın en gergin bir zamanda, organiz¬maya en aykırı gelen bir anında kesilmektedir. Bu, sinirsel uyarılma¬nın tabiî olarak neticelenmesine şiddetli ket vurma demektir. Ayrıca, erkeklerde olduğu kadar kadınlarda da doyum imkânı ortadan kalk¬maktadır. Çünkü heyecan altüst olmakta ve eşlerin her ikisi de dur¬ma anı için devamlı dikkatli olmak zorundadır. Hangi anda durula¬cağı da belirsizdir. Bazen durmak için geç kalınabilir, bazen de sperm kadının organı üzerine dıştan düşebilir. Bu durumda, hareket¬li spermler içeriye kadar ulaşabilir.
2- Takvim Metodu: Kadının adet gördüğü gün, birinci gün ka¬bul edilerek 7. adet günü ile 22. adet günleri arasındaki günler ge¬be kalma ihtimali yüksek olan süredir. Bu günler arası ya cinsel mü¬nasebet yapılmaz veya herhangi bir metodla korunur.
Adetin 7. gününden önce ve 22. gününden sonra yapılacak cin¬sel birleşmede gebe kalma tehlikesi yoktur.
3- Kaput (Prezervatif, Kondom, Kılıf): Prezervatif, erkek tarafın¬dan kullanılan, bir eldiven parmağı şeklinde, ince lastik veya plastik¬ten yapılmış, gebeliği önleyici bir araçtır. Kadının yumurtasını aşıla¬yacak erkek tohum hücreleri, yani spermler bu kılıfın içinde kalarak, gebeliğin oluşmasını engeller. Kaput erkek cinsel organına takılır. Kaputun dış yüzeyine krem sürülürse, kayganlığı sağlanarak, cinsel birleşmenin daha rahat olması sağlanır. Bugün kaputların çoğu kay¬gan bir madde ile hazırlanarak ambalajlanmıştır. Penis sertleştikten sonra takılır.
Prezervatifin avantajları çabuk ve kolay kullanılabilmesi, oldukça güvenli olması ve vücuda herhangi bir tesir yapmamasıdır. Ancak kaput sert hareketlerden yırtılabilir veya dölyolundayken, kayarak çı¬kabilir. Bu da gebeliğe yol açabilir. Kaputun % 85-90 oranında gü¬venli bir metod olduğu ispatlanmıştır.
 
CinseMik   M 153
 
Fakat bu yöntemde, cinsel birleşmede yabancı bir his duyulur, i-ki taraf birbirinin sıcaklığını hissedemez. Bu da cinsel doyumun yete¬rince olmayışını doğurur.
Erken boşalma görülen erkeklerde ise, kamış başının hassasiye¬tini azalttığından, bu tür cinsel problemi olanlara özellikle tavsiye e-dilir.
Ayrıca kadında bir hastalık, akıntı veya bir parazit varsa, yine ka¬put kullanmak faydalıdır.
4- Dölyolu Diyaframı: Diyafram kubbe şeklinde lastikten yapıl¬mış bir araçtır. Cinsel ilişkiden önce vajinanın (dölyolu) içine yerleş¬tirilir ve rahmin ağzını bir kapak gibi kapatır. Böylece, ilişki sırasında erkek tohumları rahime giremez ve kadın yumurtasıyla birleşemez. Dolayısıyla gebelik olmaz.
Diyafram sperm öldürücü bir kremle birlikte kullanılır. Çeşitli boyları   vardır.    Kadın doğum   uzmanı   ta¬rafından   muayene yapılarak uygun öl¬çü belirlenir ve nasıl uygulandığı   öğreti¬lir. Diyaframın etki¬li   olabilmesi   için her cinsel ilişkide kullanılması   gere¬kir.   Cinsel   ilişkiden hemen önce uygula¬nacağı gibi altı saat öncesinden de vaji-naya   yerleştirilebilir. Cinsel ilişkiden son-
Sperm oldurucu madde içeren diyafram
 
Dölyolu
Makat
Kusursuz bir korunma aracı olan diyafram, tamamen zararsızdır
Herhangi bir zedelenmeye yol açmadığı gibi, vücut boşluğunda
da kaybolma ihtimali yoktur Dolyolunun yukarı kısmı duyarsız
olduğu için, düzgünce yerleştikten sonra diyaframın varlığı
hissedilmez
 
154»
sam oe
 
 ve Cinseûâik   «155
ra 6 saat süreyle spermler vajinada kalabildiğinden ve rahime geçe-bildiğinden bu süre zarfında çıkarılmaz
Diyaframla birlikte duş alınabilir, tuvalete gidilebilir. Ancak diyaf¬ramı yerinden oynatacak şekilde iç taraf yıkanmaz. Diyaframın 24 saatten fazla kalması mahzurludur, iltihaplanmalara yol açabilir. Ay¬rıca diyafram ne kadar itilirse itilsin, rahim ağzından daha yukarı çı¬kamaz, içe kaçması kesinlikle söz konusu değildir. Adet düzenini et¬kilemez. Yalnız sık idrar yolu iltihabı geçirenlerin diyafram kullanma¬ması daha iyidir.
5- Gebeliğin Önlenmesinde Kimyevi Metodlar (Dölyolu Köpük Tabletleri, Fitiller, Kremler): Bu metod, spermleri hareketsizleştirmeyi veya öldürmeyi amaçlar. Güvenilirlikleri büyük değişiklikler gösterir. Yalnız kullanıldıklarında % 100 güven sağlamazlar. Kaputla birlikte olursa ek bir güvence olarak faydalıdırlar.
Dölyolu köpük tabletleri vücut ısısında erir. Tabletin cinsel birleş¬meden 10 dakika önce dölyoluna konması gerekir, ilacın dölyolun-da erimesi 10 dakika kadar sürer, bu sebeple ilacın yerleştirilmesi i-le cinsel birleşme arasında en az 1 0 dakika beklenmelidir.
Köpük tabletlerinin 1 saat süre ile koruyucu olacağı unutulma¬malıdır. Bu süre içinde koruyucu etkisinin devamını sağlamak ama¬cıyla ayağa kalkılmamalı ve sekiz saat içinde yıkanılmalıdır. Bu se¬beple çiftler her istediği birleşme şeklini uygulayamazlar. Gebelikten korunma şansı çok yüksek değildir. Ayrıca bu köpükler bazen kaşın¬tı ve akıntılara sebep olabilir.
Dölyolu kremleri de benzer şekilde tesirlidir. Yalnız beklemek ge¬rekmez. Her ilişkiden önce kullanılır ve 8 saat geçmeden yıkanılmaz, ayağa kalkılmaz. Her birleşmeden ve ayağa kalkıştan sonra kremi tekrar koymak gerekir.
Özellikle doğum kontrol hapı alanların birkaç yılda bir verdikle¬ri aralarda, çalışma şartları sebebiyle eşi uzun süre uzakta olanların kısa beraberlikleri için, erken yaşta evlenmiş genç kızlara ve doğum
kontrol hapı ve spiral kullanmayan veya kullanmak istemeyenlere tavsiye edilmektedir.
Şimdi rahmetli olmuş bir profesör, verdiği konfer¬ansta Türk toplumu olarak çoğalmamız gerektiğini, bu yüzden doğum kontrolüne karşı olduğunu heye¬canlı bir dille anlatmıştı. Dinleyicilerden biri ken¬disinin kaç çocuğu bulunduğunu sorunca, başını yere eğdi ve kısık sesle, "Bir" dedi.
KONUYLA İLGİLİ SORULAR VE CEVAPLARI
O Spiral nedir?
Spiral dölyatağına yerleştirilen gebelikten korunma aleti olup pek çeşitli modelleri vardır. Tesir mekanizması dölyatağı iç yü¬zeyinde yaptığı değişikliklere dayanır. Tohum hücrelerinin bir¬leşip dölyatağına yuvarlanmasına engel olur.
O Kimlere spiral tavsiye ediliyor?
Spiraller, birkaç yıl gibi geçici bir süre korunmak isteyen ka¬dınlara tavsiye edilebilir.
Bu metod seçilirken şu esaslara dikkat edilir: 1 -    Doğum kontrol hapı kullanamayan kadınlar,
2-     Doğum kontrol hapının kullanılması zararlı olan hastalar,
3-    Çeşitli sebeplerle doğum kontrol hapı istemeyenler, j
4-     Bu hapları hergün aynı saatte almayı alışkanlık hali ne getiremeyenler.
156
'attı if e
(Zinseiiik
O Kimler spiral taktıramaz?
Gebelik   şüphesi,   yu¬murtalık   ve   yumurta kanalı iltihabı, dölya-tağı anomalisi ve ilti¬habı,   kanama   bo¬zuklukları      olanlar, kanser veya   şüphesi
 
<Lı4ittk ve duıseûtik   "157
olanlar, ur bulunanlar, döl-yolu   iltihabı   olanlar.   Ayrıca geçmişinde dış gebelik olan¬lar, dölyatağı ufak olan¬lar, dölyatağı boynunda doğum yırtığı bulunan¬lar, bazı kalp hastaları ve kansızlık gibi sistemik hastalıkları   bulunanlar bu   metod   kullanılma¬malıdır.
 
Dolyatağ
Dolyoluna sarkan iplikler
ı
Bu şekil, bir dölyatağı ıçı koruma aracı olan spiralin
dolyatağına nasıl yerleştiğini göstermektedir Spirali
yerleştirmek için hekim, dölyatağı boynunu, aracın
geçebileceği kadar açar Bu hareket o anda biraz
acıya yol açsa da spiral dolyatağına yerleştiğinde
herhangi biracı kalmaz
O Spiral çıkarıldıktan ne kadar sonra gebe kalınabilir?
Tekrar çocuk arzu eden kadınların % 9O'ı ilk yıl içinde gebe kalıyorlar. 18 ay sonra bu oran % 93'e çıkıyor.
O Spirali kim, ne zaman takabilir?
Doktor veya bu konuda yetişmiş ebeler takabilmektedir. Adet kanamasının son günlerinde dolyatağına yerleştirilir.
O Doğum kontrol hapları hakkında bilgi verir misiniz?
Günümüzde, kısırlaştırma dışında en güvenli gebeliği önleme metodudur. Doğum kontrol hapları kadında yumurta hücresi¬nin olgunlaşmasını ve yumurtalıktan atılmasını önler. Haplar
kullanılmaktan vazgeçildiği zaman, yumurta hücresi olgunla-şarak yumurtalık borusuna atılacak ve gebe kalma sözkonu-su olabilecektir. Hap kullanımı ile ilgili açıklamalara uyuldu-ğunda gebeliği önleyecektir.
Bu metodda amaç, haplardaki sunî hormonların yardımıyla, olgunlaşan yumurtanın yumurtalıktan çıkmasına, yani yumurt¬lamaya engel olmaktır. Ayrıca bu haplar, yumurta kanalı ilet¬kenliğine, dölyatağı sathını kaplayan tabaka (endometrium) ve dölyatağı boynu hücreleri ve tıkacı gebeliği önleyecek şe¬kilde etkiler.
O Haplar nasıl kullanılır?
Hapları kullanmadan önce doktor muayenesinden geçmek gerekir. 21, 22 ve 28 günlük haplar vardır. Haplar hergün ay¬nı saatte alınmalıdır. Eğer bir hapın alınması unutulmuşsa, er¬tesi gün öğleye kadar iki hap yutulmalıdır. Bir ay içinde hapın alınması birden fazla unutulmuşsa, hapların alınmasına de¬vam edilmeli ve buna ek olarak, o ayın bitimine kadar gebe¬liği önleyici diğer bir metod daha kullanılmalıdır. 21 ve 22 günlük haplara başlamak için adet kanamasının beşinci günü beklenir ve beşinci günü hapların alınmasına başlanır. Birinci paket bitip ikinci paket haplara başlamak için 21 günlük haplarda 7 gün, 22 günlük haplarda 6 gün bek¬lenir. 28 günlük haplara başlamak için adet kanamasının ilk günü beklenir. Birinci pakete ara verilmeksizin ikinci pakete başlanır. İkinci pakete başlamak için adet kanamasını bekle¬mek gerekmez.
Emzikli kadınların sütünü keseceğinden bu dönemde hap kul¬lanılmaz.
O Kimlerin doğum kontrol hapı kullanması mahzurludur?
Şu hallerde bu haplar kesinlikle kullanılmamalıdır:
158»    jjaşam ov Cutset tık
Doğum Kontrol Haplarının Kullanılmadığı Durumlar
Gebelik şüphesi Şeker hastalığı
Geçirilmiş damar tıka¬nıklıkları
Daha önce kanser a-meliyatı geçirilmişse
Hormon üreten urların bulunması
Kalp ve damar hastalığı
 
la,
ÜiMte- Cmsaûâik "159
Geçirilmiş     karaciğer hastalıkları
Sara (epilepsi)
Safra akımı bozuklukları
Migren
Yüksek tansiyon
Aşırı şişmanlık
İleri derecede varis
O Haplar hangi hallerde hemen kesilirî
Alışılmamış şekilde başağnlarının ortaya çıkması, görme bozuk¬lukları, sarılık, tansiyon yükselmesi.
O Doğum kontrol hapı kullanmama rağmen hamile kaldım. Ni¬çin? Doğmamış çocuğa zararı olur mu?
Şimdiye kadar varılan sonuçlara göre olmaz. Bazı durumlar¬da doğum kontrol hapı kullanılmasına rağmen gebe kalına¬bilir, ishal olmak veya ilacı bir kere almayı unutmak buna se¬bep olabilir. Gebelik belirtilerini fark etmeyen veya bunu tah¬min etmeyen kişi ilacı almaya devam eder. Ancak doğum ha¬pının düşüğe yol açtığı veya gebe kişiye veya bebeğe zarar verdiği hakkında ortaya çıkan net bir bulgu yok.
O Kadınların kısırlaştırılması nasıl olur?
Ergenlik çağından adetten kesilene kadar dişide her ay bir yu¬murta hücresi gelişerek yumurtlama (ovulasyon) dediğimiz du¬rum oluşur. Gebeliğin teşekkülü, kadının yumurtladığı günlerde cinsel birleşme sonucu erkeğin sperminin dölyolu ve dölyatağın-
 
dan geçerek yumurta kanalı içinde, kadı¬nın yumurtalığın¬dan   gelen   yu¬murta ile birle¬şerek olur. Hüc¬resel   döllenme yumurta   kanalı içinde      olur. Kadının   kışır-laştırılmasında yumurta kanal¬ları kesilir ve kesi¬len uçlar bağlanır. Bu şekilde, bu a-meliyattan   sonra, cinsel   birleşmede erkeğin menisi ka¬dının yumurta hüc¬resine   ulaşıp   döl¬lenme imkânı bula¬maz.
Bu ameliyat her yaşta yapılabilir. Ancak bu ameliyattan sonra artık bir daha çocuk sahibi olma imkânsız olduğundan, böy¬le bir karara varmadan önce iyice düşünülmelidir. Yine ameliyat herhangi bir organı yok etmek anlamına gelmez. Adet kanamaları devam eder. Cinsel istek, güç ve zevk değişmez.
Erkeklerin de kadınların da cinsiyet hücrelerini taşıyan
boruların kesilip bağlanmasıyla kısırlaştırmaları
mümkündür Soldaki şekilde görüldüğü üzere erkekte
vazektomı denilen bu işlem spermlerin penise ulaşmasına
engel olur Sağdaki şekilde ise kadının kısırlaştırılması
görülmektedir Vazektomıden daha zor bir işlem olan bu
ameliyat yumurtanın spermle karşılaşmasını engeller
Tüpler her ıkı taraftan bağlanır
160 ?   _l/asam ae dbtseiâik
O 4 çocuk annesiyim. Bu yüzden yumurta kanalını ameliyatla kapattırmıştım. Şimdi eşim de ben de hararetle çocuk istiyo¬ruz. Geriye dönüş mümkün mü?
Ancak mikrocerrahi metodlarının geliştirildiği yurtdışı bazı merkezlerde bu tür ameliyat yapılmaktadır. Başarı oranı yüzde 10-20 arasında değişmek üzere düşüktür.
O 6 çocuğum var. Hanımım da hap kullanmaktan bıktı. Kısır-laştınlmam nasıl olur?
Erkeğin kısırlaştırılması (vazektomi), oldukça kolay, küçük bir ameliyatla yapılır. Bu ameliyatta her iki meni (sperm) kanalı, meni geçmesine engel olacak şekilde kesilir ve bağlanır. Bu ameliyattan sonra, erkekte orgazm esnasında eskisi gibi fışkır¬ma (ejekülasyon) görülür. Fakat bu Kısırlaştırma ameliyatın¬dan sonraki ejakulatta, yani gelen sıvıda meni olmadığı için çocuk olmaz. Onun için böyle cerrahi bir girişimden önce doktorunuzla oturup, etraflı bir şekilde, açıkça konuşmak ge¬rekir. Çocuğunuzun olmasını kesin bir şekilde istemiyorsanız böyle bir cerrahi girişime başvurabilirsiniz. Ayrıca bu cerrahi girişimin hadımlaşma ile ilgisi yoktur. Erkek¬lik gücünün, iktidarının kaybına yol açmaz. Cinsel hayatı o-lumsuz etkilemez.
O Cinsi ilişkiden sonra gebeliği önlemek mümkün müdür? Bu¬nun için ne gibi metodlar vardır? Adet söktürücü diye bili¬nen iğne ve ilaçlar gerçekten gebeliği önler mi?
Adet söktürücü diye bilinen iğne ve ilaçlar genellikle adet gecik¬mesi olduktan sonra kullanılan ve hormon ihtiva eden ilaçlardır. Adet gecikmesi olduktan sonra gebelik çoktan rahim içine yerleşmiştir ve bu ilaçlar gebeliği önlemezler. Sadece gebelik olmaksızın görülen adet gecikmelerinde kanamayı başlatırlar.
 
Saiiiik ire Glnseûtik   «161
Hamilelik varsa, bebeğe zarar verebileceklerinden doktor tav¬siyesi olmadan kullanmamanız uygundur.
O Doğum kontrol metodlarının kıyaslanması nasıldır?
Gebeliği önlemede kullanılan her metodun her çifte tavsiye e-dilmesi imkansızdır. Her metodun kendine göre özellikleri var¬dır. Hepsinin güvenilirliği bir değildir. Bazılarının uygulanması kolay, bazılarınınki ise daha karmaşıktır. Çoğu zaman hasta¬nın maddi durumunu da hesaba katmak gerekir. Metodun seçilişi çift ve hekim tarafından tesbit edilir. Hekimin muayenesi sonucu, hastanın bazı özellikleri, geçirilmiş hasta¬lıkları varsa bu durumların mahzurları da değerlendirilir. Me¬sela varisli bir hanıma doğum kontrol hapı verilmez. Birkaç defa yumurta kanalı iltihabını geçirmiş kişiye spiral, yani döl-yatağı aracı tavsiye edilmez.
Herhangi tıbbi bir sebebe dayanan doğum kontrolünde, güve¬nilirliği yüksek olan metodların seçilmesi şarttır. Çünkü oluşacak bir gebeliğin ve sonundaki doğumun annenin sağlığına verebi¬leceği zararları göz önünde bulundurmak gerekir. Bu gibi kim¬selerde güvenli bir metod seçilmezse ve hasta tıbbi yönden do¬ğum yapamayacak bir durumda ise, o zaman tıbbi tahliyeye, ya¬ni kürtaja başvurmak isteyebilir. Kürtaj ise dinimizce yasaklan¬mış, başlı başına pek çok mahzurları olan bir işlemdir. Cinsel birleşmenin sıklığı da önemlidir. Yabancı ülkede çalış¬ma, askerlik gibi sebeplerle çiftlerin uzun süre ayrı kaldıkları durumlarda kaput (kılıf) önerilebilir. Fakat normal bir aile ya¬şantısında bu metod her zaman kullanıldığında oldukça pa¬halı gelebilir.
Dölyoluna yerleştirilen krem, fitil ve tablet gibi kimyasal me¬todlar ve dölyolu diyaframı gibi aletler daha fazla özen, te¬mizlik ve rahat ortamı gerektiren yöntemlerdir.
162 ?   ^faştım a e L,insaCBik
Doğum kontrol hapı alması mahzurlu olan veya bunu almak is¬temeyen ya da düzenli bir şekilde kullanacak titizlikte olmayan¬lar için dölyatağı araçları (spiral) en uygun metodlardan biridir.
O Son zamanlarda bir dergide, doğum kontrol haplanyla ilgili korkunç bir makale yayımlandı. Bu hapları almakla, ölüm ya da sürekli bir sakatlık tehlikesine mi atılıyoruz?
Ne yazık ki, bazı yazarlar bilgisizlikleriyle umut yerine korkuyu körükleyerek sansasyona sebep oluyorlar. Bu davranışları çok yanlış buluyorum.
Koruyucu haplar satışa çıkarılmadan önce kontrolleri yapıl¬mıştır. Bu kontrol, üreticilerin mallarını överek göklere çıkar¬malarına karşı halkı sürekli olarak uyarmakla görevli sağlık kuruluşlarının büyük sorumluluklarından biridir. Bütün ilaçlarda bir yan etki ihtimali vardır. En zararsız ilaçlar bile ileri derecede alerjik bünyesi olan kişilerde aşırı reaksi¬yonlar yapabilir.
Doktorunuz size doğum kontrol haplarını bu anlayış içinde yazmıştır.
Hapların seçiminde, yararlar ve zararlar ölçülmüştür. Dokto¬runuzun bütün bunları göz önünde tuttuğuna güvenebilirsiniz. Yaptığımız her iş bir ölçüde risklidir. Hiçbir bilimsel temele da¬yanmayan istatistikleri her okuyuşta sağlığımızın, canımızın tehlikede olduğunu düşünüp dehşete kapılmamalıyız.
O Daha razla çocuktan kaçınmak için vazektomi yaptırdım. Şimdi anlıyorum ki, üzücü bir hata yapmışım. Bu düşünce, o sırada çok çekici görünmüştü. Ama karım dört yıl önce öl¬dü ve şimdiki kanm da çocuk istiyor.
Vazektominin, sosyal yaşantıda değişiklik olması durumunda üzüntüler getirebileceği uyarısını hep yapmışımdır. Bu ameli-
 
yatı önceden istediği halde sonradan ruhsal sıkıntılar duyan erkekler de vardır.
Operatörler, spermi taşıyan ve vas deferans denen kanalı ge¬çici olarak kapayabilecek yöntemleri arayıp durmaktadırlar. Günümüzde hâlâ, kesilmiş uçları birleştirmek başarılı olama¬maktadır. Birleştirilebilen vakalarda bile, sperm, genellikle gebeliği sağlayabilecek kapasitede değildir. Her ameliyatın bir riski vardır. Vazektominin riski de, ameliyat¬tan önce uzun uzun düşünülmesi gereken, sosyal ve psikolo¬jik bir risktir.
O Son yedi yılda beş çocuğum oldu. Kocamla birlikte, daha fazla çocuğumuz olmaması için, kısırlaştırma ameliyatına ka^ rar verdik. Bunun bir sakıncası var mıdır?
Gönüllü kısırlıkta bedensel, duygusal, ahlaksal ve yasal so¬runlar çıkabilir. Tek bir yanıt bütün vakalara uymaz. Kadında tüpleri bağlayarak kısırlaştırma ve erkeğin kısırlaştı-rılması, dönüşü olmayan ameliyatlardır. Modern korunma yolları dururken, böyle geri dönülmez yol¬lara başvurmak, akıllıca bir iş değildir.
Genel bir görüşe göre, kadının kısırlaştırılması için özel ne¬denler olmalıdır. Gebelik bir kimsenin canını ya da akli den¬gesini tehlikeye atabilecekse, ameliyat ancak o zaman düşü¬nülmelidir.
Bu önemli sorununuzda karar vermek benim yetkim dışında¬dır. Yapabileceğim tek şey, sonucu sonradan değiştirilemeye¬cek böyle bir ameliyata girişmeden önce uzun uzun düşünme¬nize ve konuyu doktorunuzla görüşmenize yardımcı olabil¬mektir.
164 ?   yaşam ve (—inseiâik
 
İmÛiÛÜc oe Cinsetâik   ? 165
O Doğum kontrol hapı ve menopoz ilaçlanndaki hormonların vücuttaki hormonlardan farkı nedir?
Doğum kontrol hapı sentetiktir, yani laboratuvarda üretilmiş, tir. Ancak içinde bazı bitkisel temel maddeler bulunur. Kimya¬sal yapıları, vücudun ürettiği hormonlardan farklıdır, daha et¬kilidir. Doğum kontrol hapı, tabii âdet düzenine müdahale e-derek tesirini gösterir; meselâ yumurta teşekkülünü engeller. Tabii hormonlardan elde edilen tabletlerle bu tesiri elde et¬mek mümkün değildir.
Tabii hormonlarla aynı yapıya sahip laboratuvar ürünü hor¬monlar, uzun zamandan beri menopoz ilaçları olarak başa¬rıyla kullanılıyor. Bu ilaçlar, menopoz döneminde vücuttan ek¬silen östrojen ve gestajen yerini tutarak, bu dönemde ortaya çıkacak şikâyetleri engelliyor ve kemik sağlamlığını mümkün olduğunca uzun süre koruyor.
O Hormonlu ilaçlar kilo aldırır mı?
Menopoza karşı alınan ilaçlar başlangıçta su tutulmasına, ya¬ni biraz kilo alınmasına yol açarlar. Bazı kadınlarda sentetik östrojen geçici olarak iştah açabilir. İlacı kullanan kişi farkın¬da olmadan daha çok yemeğe başlar. Vücutta tutulan su mik¬tarı ve açlık hissi ilk birkaç ay içinde normale döner. Buna rağmen kişi kilo almaya devam ediyorsa, sebebi kullanılan i-laç olabilir; bu durumda ilacı değiştirmek gerekir. Ancak bir kadın birdenbire kilo almışsa sebebi beslenme bozukluğu ve¬ya hareket azlığı olabilir.
O Erkek kısırlığının mikn>enjeksiyon metoduyla yenilmesi kim¬lere uygulanır ve nasıl?
Kısırlıkta problem, erkeğin spermlerinin zayıflığı ve cansızlığıy-sa mikroenjeksiyon metodu çözüm olabilir. Yalnız tatbiki bir hayli pahalıdır.
Mikro-enjeksiyon yönteminde, erkeğin spermleri çok az sayı¬da veya ölü bile olsa, bunlar laboratuvar ortamında çeşitli sperm ilaçlarıyla canlandırılıyor ve hareketliliği arttırılarak döllenme sağlanabiliyor. Uzmanlar spermi tüp bebek labora-tuvarında kadın yumurtasının içine yerleştiriyor. Normal şartlarda baba olabilmek için 20 milyon sperme ihti¬yaç duyulurken, mikro-enjeksiyon yönteminde 2 ile 7 arasın¬daki sperm ile erkekler baba olabiliyor.
O Bu metodun tüp bebekten farkı ne?
Tüp bebekte yumurtanın spermi kendi isteği ile içeriye alması ter¬cih edilir. Mikro enjeksiyonda sperm, zorla yumurtaya enjekte e-dilir. Mikro-enjeksiyon tek bir spermle bile döllenme sağlayabil¬diği için daha umutsuz vakalarda bile olumlu sonuç alınabilir.
O Tüp bebek sahibi olabilmek için hangi şartlar gerekir?
1. Kocanın en az iki milyon spermi olmalı
2. Ekonomik durumları iyi olmalı
3. Normal tedavi ile çocuk sahibi olamamaları
O Beyim uzak bir yerde bulunuyor ve arada kısa izine geliyor. Nasıl bir doğum kontrolü uygulayabiliriz? Yabancı ülkede çalışma, askerlik gibi sebeplerle çiftlerin uzun süre ayrı kaldıkları durumlarda prezervatif tavsiye edilebilir. Fakat normal bir aile yaşantısında devamlı kullanıldığında ol¬dukça pahalıya mal olur.
Dölyoluna yerleştirilen krem, fitil ve tablet gibi kimyevî metod-lar ve dölyolu diyaframı gibi aletler, daha fazla titizlik, temiz¬lik ve rahat ortam gerektirir.
 
£pliâik oe Cinselûik ? 167 I
O 32 yaşında, çalışan bir hanımım. Şu an için kocam ve ben çocuk sahibi olmak istemiyoruz. Spiral taktırmak istiyorum Ancak hiç doğum yapmadım. Doğum yapmamış kadınlarda spiral taktırmak mahzurlu mudur? Ne gibi?
Spiral hiç doğum yapmamış kadında tercih edilen bir metod değildir. Doğum kontrol hapını tercih edebilirsiniz.
Spiralin mahzurları şunlardır:
O    Rahimde delinme ve spiralin karın içine kaçması. Bu durumda karında ağrı ve ateş olur. Dış gebelik oranında artma
İltihap. İltihap sebebiyle yumurtanın geçiş yollan tı¬kanabilir                                 m
Doğurganlığı tamamen yok etme ihtimali
O
o o
O Seyrek kullanılmayla yapılan doğum kontrol metodlan var mıdır?
Periyodik enjeksiyonlar, belli miktarlarda hormon ihtiva eden preparatların aylık, üç aylık veya altı aylık şekillerde, adeleden yapılan iğnelerle tatbikidir. Depo-provero bu metodun ünlü ila¬cının adıdır. Progestin içerir ve yumurtlamayı engeller. % 1 00'e yakın, yüksek bir koruyuculuğu vardır. Impalantlar: Ülkemizde uygulanmaya geçtiğimiz yıllarda baş¬layan bu metodda 6 minik kapsül kol derisi altına küçük bir operasyonla yerleştirilir. Bu kapsül belli bir ritmde hormon sal¬gılayarak yumurtlamayı önler. 5 yıl etkili, % 99 koruyucudur.
O Doğum kontrol haplarının ne gibi mahzurları var?
Kilo alma, doğum kontrol hapı kullananların en sık şikâyet et¬tikleri yan etkilerdendir. Ama en çok dikkat edilmesi gereken yan etkisi, toplardamar hastalığı olanlardaki menfi tesiridir. Önemli boyutta varisleri olan veya daha önceden trombofle-
bit gibi, toplardamar tıkayıcı hastalıklardan birini geçirmiş o-lanların bu hapları kullanmaları tehlikelere sebep olur. Doğum kontrol hapının etkili olabilmesi için düzenli kullanıl¬ması gereklidir. Eğer bir gün hapın kullanılması unutulursa, hatırlandığı zaman hemen içilmeli, iki gün üst üste ilaç alın¬mazsa da o ay hapın korumayacağı varsayılarak, diğer me-todlarla korunulmalıdır. Bilindiği gibi, bir kadının hamile kal¬ma günleri, iki adet kanaması arasında geçen sürenin ortala¬rına rastlayan günlerdir. İlaç alınması unutulursa, hamile kal¬ma riski sadece o gün için geçerli değildir. İlacın yumurtalıklar üzerindeki baskılayıcı tesiri ortadan kalkacağı için, bir süre sonra yumurtalık, yani bir yumurta hücresi üretecektir ve bu günde de cinsel birleşme olursa, hamile kalma ihtimali belirir. Doğum kontrol hapı kullanımında sıklıkla yapılan hatalardan biri, sadece cinsel birleşme yapılan günlerde kullanılmasıdır. Böyle alındığı zaman hiçbir koruyucu etkisinin olmayacağı bi¬linmelidir. Hap her ay düzenli olarak kullanılmalıdır. Ara veri¬len günlerde adet kanaması olur ve bundan sonra, yeni bir kutu ilaca başlanır. Hamile kalınması istenilmediği takdirde çok uzun süreler için ilaç kullanılabilir.
O Yeni evlendik. Bir süre çocuğumuzun olmasını istemiyoruz. Hangi metodu tavsiye edersiniz?
Sizin için en uygun metod doğum kontrol haplarıdır. Eczane¬lerde bu iş için kullanılan pek çok ilaç bulunmaktadır. Yalnız düzenli olarak kullanılmalı ve ara verilmemelidir. Kullanılırken yan etkiye rastlanıldığında hekime müracaat e-dilmelidir.
168 ?  yaf
 anı vtı
DOĞUM KONTROL METODLARININ KARŞILAŞTIRILMASI
 
 
Bıyolo|ik
Metodlar
Mekanik Metodlar
Takvim Yöntemi, Gen Çekilme
Kadın için yan etki¬len yoktur
Prezervatif
Kimyasal Metodlar
Hormonal İMetodlar
polyatağı İçi JVaçlar
Kısırlaştırma
Diyafram
Dolyolu ıçı hap-|el-krem kopuk vb
Doğum kontrol hapı
Spiral
Erkekte ve Kadında
Kolay kullanım, tıbbı danışma gerektir¬mez, zührevi hasta¬lıklardan ve AiDS'ten korur, güvenlik oranı yüksektir
tur
Kullanım kolaylığı
Güvenlik oranı yük¬sektir, kullanımı ko¬laydır
Cinsel organlar dı¬şında yan tesirleri yoktur
Kesin güvenlik
İyi yerleştirildiğinde güvenlik oranı yük¬sektir, yan tesiri yok-
İ        Eksiklikleri
j İstenmeyen gebelik sayısının yüksek ol¬ması, uzun sure cin¬sel ilişkide buluna-mama, metodun kesin olmamasının meydana getirdiği gerilim, zaman za¬man erken boşal¬ma, kadında cinsel soğukluk ihtimali
Sertleşmeyi koruma¬da zorluk, cinsel tat¬mini azaltabilir, a ler|i ihtimali
Ölçü uygun değilse yerinden oynayabilir, yerleştirme zorluğu, dolyolunun temızlığı-_ne imkân vermemesi Diğer metodlarla bir lıkte kullanılmalıdır
Kadın için yan tesirleri vardır, bazı durumlar¬da kullanılmaz
Gebeliği önleyici etki tam değil, iltihap ihti¬mali vardır, fark edil¬meden dışarı çıkabilir
Psıkolopk rahatsızlık ortaya çıkabilir
 
 
1
KÜRTAJ VE ZARARLARI
Kelime anlamı kazıyarak temizleme demektir. Tıpta gebeliğin so¬na erdirilmesine denmektedir. İki türlü olur: Birincisi, annenin sağlık durumunun tehlikeye girmesi veya çocukta ağır bir irsi hastalığın ol¬ması durumudur. Diğeri ise istenmeyen çocukların alınmasıdır. 1 983'te çıkarılan bir kanunla hamileliğin ilk üç ayında serbest bıra¬kılmıştır.
Kürtajın Tehlikeleri
Kürtajın kadının ruhî ve bedenî sağlığı açısından mahzurlu bir a-meliyat olduğu kesindir. Hiçbir hassas ve sorumluluk sahibi kimse kürtajı savunamaz. Kürtaj, doğum kontrol metodu da değildir. Tehli¬keleri:
1- İltihaplanma: Çocuk aldırma sırasında mikrop kapma ihtima¬li normal doğuma nazaran 10 defa daha fazladır. Çünkü ra¬him boşluğuna çocuk doğumu esnasında pek nadir olarak müdahale edildiği halde, çocuk aldırma ameliyesinde ister is¬temez bu müdahale zaruret halini alır.
2- Rahim delinmesi: Bazı durumlarda rahim delinmesi olabilir.
3- Ölüm olayları: ABD'de her yıl binlerce kadın kürtaj sırasında kaybedilmektedir.
4- Kanamalar: Ameliyattan sonra 48 saat istirahat etmeyen ka¬dınlarda ağır kanamalar görülebilir.
5- Kramplar: Bazı kadınlarda aralıklı olarak kramp tarzında ağ¬rılar olabilir.
6- Kısıriık: Rahim ağzının genişlemesi sonucu içeri girmesi kolay-laşan mikroplar, tüplerde iltihaba yol açarak tıkanma meyda¬na getirirler. Bunun sonucunda kısırlık ortaya çıkabilir. Yine ra¬him boyunda oluşan gevşeklik düşüklere sebep olabilir.
 
170 ?   Rasattı ve L-ifiseiiik
Dünyanın Kürtaja Bakışı
Dünya Sağlık Örgütü, kürtajın kadın bünyesinde maddi hasarı¬nın yanı sıra, telâfisi imkânsız ruhî problemlere yol açtığını kaydet¬miştir.
Kadın doğum uzmanları bir defa kürtaj yaptıran kadının bir daha hamile kalomama riskinin de yüksek olduğunu belirtmektedir. Kürtaj sanıldığı gibi basit bir ameliyat değildir. Kürtaj sırasında kadının vücu¬duna bağlı ve yapışık durumdaki cenin, çeşitli operasyon aletleri ile i-çeride parçalanarak ve parça parça koparılarak alınmaktadır.
Psikolojik Etkileri
Kürtaj kadının psikolojisini alt üst eder. Bilhassa genç kızlar, ço¬cuklarını kaybettikten sonra gittikçe çoğalan bir keder ve üzüntü ile karşılaşırlar. Çünkü kürtaj, kadınların çoğunun şuuraltında kanuni de olsa, cinayetten başka bir şey değildir. Bu durumda sorumluluk hissi, kendisini kolaylıkla suçluluk duygusuna bırakmaktadır. "Onun ölümüne ben sebep oldum." sık tekrarlanan ve küçümsenmeyecek derecede ciddi ve ağır bir şikâyet haline gelmektedir.
Aslında, hemen her kadın çocuk doğurma saatlerinde cinsel münasebetin bu neticesinden ekseriya pişman durumdadır. Çünkü, doğum dayanılması oldukça zor olan ve anneyi sancılar içinde kıv-randıran bir olaydır. Fakat normal ve meşru şekilde doğuran kadın, annelik hisleriyle çocuğu kucağına alıp bağrına basınca, maddi ve manevi acılarını unutur. Halbuki kürtaj olan bir kadının acılarını u-nutturacak böyle bir imkan olmadığı gibi, annelik hisleri ile vicdan azabı çekmeye başlar. Bunun üzerine sevdiği erkeğe karşı beslediği hisler, pek kolaylıkla nefret şeklini alabilir. Ve bu olaydan sonra cin¬sel münasebete karşı bir çekingenlik, soğukluk ve korku hissetmesi (frijidite) pek muhtemeldir.
SÜNNETİN FAYDALARI
Penis başını kılıflayan deriye sünnet derisi adı verilir. Bu deri par¬çası ülkemizde İslâm'ın tavsiyesi olarak sünnet denilen basit bir ameli¬yat ile kesilir.
Sünnetin sağlık bakımından oldukça yararlı olduğu bilinmekte¬dir. Sünnetsizlerde sünnet derisi ile kamış başı arasında smegma is¬mi verilen bir salgı birikmektedir. Bu birikim ise mikropların da işe karışmasıyla çok acı veren iltihaplara yol açabilir.
Ayrıca sünnet olmuş erkeklerin hemen hiçbirinin penis kanserine yakalanmadıkları kanıtlanmıştır. Estetik açıdan da sünnet uygundur.
Bazen de sünnet derilerinde darlık olur, bu durum ameliyatla gi¬derilmediği takdirde peniste "fimos'ız" dediğimiz bir rahatsızlık orta¬ya çıkarır. Bu da penis sertleşmesine veya idrar boşalımı esnasında acı duyulmasına sebep olur.
Yine bir görüşe göre, sünnetli erkeklerde penisin kıyafetlere sür¬tünmesi sonucunda hassasiyeti giderek azalmaktadır. Böylece sün¬net, erken boşalma gibi, erkeklerin korkulu rüyası olan bir problemin de ortadan kalkmasını sağlamaktadır.
Sünnetlinin Hanımı da Korunuyor
Sünnet olmanın kişiye birçok fayda verdiği bilinmekte iken yeni araştırmalar sünnetlinin hanımını da hastalıklardan koruduğunu göstermektedir.
"New England Journal of Medicine" adlı İngiliz tıp dergisinin son sayısında yer alan bir habere göre; rahim kanseri vakalarının % 99'un-dan sorumlu tutulan papillomavirus (HPV virüsü) sünnetli erkeklerde daha az görülüyor. Çünkü sünnetsizlerin sünnet derisinin iç kısmına virüs daha kolay yerleşmekte ve "smegna"ya bulaşarak bu kısmı ze¬delemektedir.
 
172
Ua
fam ve CinseMlk
Amerikan Kanser Cemiyeti'nden Dr. Michael Thun, "Sünnetin faydaları gelecekte kesinlikle daha da ortaya çıkacaktır." diyor. Yine Thun'a göre sünnet ayrıca AiDS'in yayılma hızını da düşürecektir. Çünkü 1 988'den beri yapılan araştırma verilerine göre sünnet, A-IDS'e karşı da koruma sağlamaktadır.
İspanya ve 4 başka ülkede yaklaşık 3800 kadın üzerinde araş¬tırma yapıldı. Bu kadınların yarısı rahim kanserliydi, diğer yarısında ise kanser yoktu. Kocalarının sünnet olup olmadıklarına bakıldı. Ra¬him kanserli olanların kocalarında sünnetsizlik aşikâr bir şekilde dik¬kati çekiyordu. Kocaları sünnet olmayan hanımların sünnetli olanla¬ra oranla 5 kat daha fazla risk altında olduğu anlaşıldı.
Barcelona Kanser Enstitüsü'nden araştırmacı Dr. Xavier Casteil-sague, rahim kanserini kontrol altına almak için sünnet kampanyası başlatılmasını teklif etmektedir. Bu doktor, "Rahim kanserinden ko¬runmada zorluk bulunan, gelişmekte olan ülkelerde sünnet büyük fayda sağlayacaktır." demekte ve eklemektedir:
"Nispeten basit ve emniyetli sünnet işlemi ile hayatı tehdit eden infeksiyonlara karşı korunma sağlanacaktır."
Kenya Manitoba Universitesi'nden Dr. Stephan Moses ise bu ül¬kede sünnetin yaygınlaştırılmasıyla AiDS'in çığ gibi çoğalmasının ö-nüne geçileceğini söylemektedir.
Sünnet çağımızda sıklaşan hastalıklara karşı önemli bir koruma sağlamaktadır. Üstelik bu koruma, hem sünnetli olan kişiye hem de esinedir. Araştırmacıların belirttiği gibi çalışmalar arttıkça sünnetin faydaları daha da ortaya çıkacak, yakın bir gelecekte belki her erke¬ğe rutin olarak tatbik edilecektir.
Kaç Yaşında Olmalı?
Dinimizde doğuştan itibaren akıl-baliğ oluncaya kadar sünnet yaptırmanın mahzuru yoktur. Tıbben de böyledir.
 
oe.
CinseMlk   ? 173
Sünnet, her mevsim yapılabilir.
Sünnetin Tıbbî Faydaları
       Bölgenin temizliği kolaylaşır.
      Sünnet derisi ile ilgili problemler olmaz.
       İdrar yollarında enfeksiyon riski azalır.
       Penis kanserine karşı koruyucudur.
       Sünnet, sünnetlinin karısını da bazı hastalıklara kar¬şı korur.
ÇIPLAKLIK
Özellikle büyük şehirlerimizin daha çok varlıklı kesimlerinde ha¬nımların açılması, çıplak dolaşması yaygınlaştı. Buna sahil şeritleri-mizdeki durumu da ekleyebiliriz. Acaba kadınlar niçin açık saçık gi¬yinirler? Ve bunun ne gibi etkileri ortaya çıkar?
O Güneş ışınlarından faydalanmak için açık mı giyinilmelidir? Aslında faydalanmasını bildiğimiz takdirde güneş, gerçek te¬davi edici bir yardımcıdır. Güneşteki ultraviyole ışınlarından yararlanarak birçok hastalık tedavi edilir. Bunlar arasında er¬genlik sivilceleri ve sedef hastalığı başta olmak üzere, bazı ka¬şıntılı hastalıklar ve egzema türleri sayılabilir. Ayrıca kalsiyum metabolizması düzenleyicisi olarak D vitamini imalatı ile vü¬cuda mikrop ve mantarların yerleşmesini engellemesi sayıla¬bilir. Güneş; zihnî faaliyeti arttırır, çalışma ve performans üze¬rine müsbet tesiri vardır. Saçların büyümesini hızlandırır. Fakat aşırı çıplak olarak fazla güneşte bulunmak cildi bozar. Güneşin cilt kanseri ile yakın ilişkisi vardır. Güneş ışınlarının zararlı etkileri yıllarca birikim yaparak kanserojen özellik ka¬zanmaktadır. Ayrıca güneşteki ultraviyole ışınlar cildi gerçek
174
paşanı o e L~uıseMik
 
ve derinlemesine yaşlandıran temel faktörlerden biridir. Bu yüzden ünlü Fransız cildiye hekimi Aron Brunetiere, "Katiyetle inanıyorum ki, kadınlarımız Coco Chanel'in şeytanca ortaya attığı bronzlaşma modasından önce yaptıkları gibi, güneşte fazla kalmamaya özen gösterselerdi, deri hekimleri hastaları¬nın üçte birini, güzellik enstitüleri de müşterilerinin yansını kay¬bederdi." demektedir.
Gerçekten de 1 925 yılında Fransız modacı Coco, "Beyaz ten, sağlık belirtisi sayılmaz, aksine hastalık işaretidir." deyince o günden itibaren hanımlar beyaz tenli kalmaktan çekinmeye, bronzlaşmaya başladılar. Yoksa bronzlaşmanın tıbbi dayana¬ğı bulunmamaktadır.
İşte bu sebeplerden dolayı sağlıklı olmftk için güneşte soyun¬ma değil aksine giyinme tavsiye edilir.
O Sıcak havadan nasıl korunmalıdır?
Sıcaklardan korunmak, bir nebze serinlemek isteyenler de gi¬yinmelidirler. Sıcak havalarda elbise giyinmek, insanı çıplak ol¬maya nazaran daha serin tutar. O halde, elbise, sadece vücut sathındaki sıcaklığın cildimize doğrudan doğruya intikal etme¬mesi ve güneş ışınlarına fazla maruz kalmamamız için de ge¬reklidir. Görülüyor ki elbise soğuğun zararlı tesiri gibi, sıcağın zararlarından da insanı korur, hatta vücut sıcaklığı ile dış ortam arasındaki harareti tanzim etmek gibi bir fonksiyon ifa eder.
O Soyunmak bir ruhi sapma mıdır?
Psikiyatride rastlanan cinsi sapıklıklardan biri teşhirciliktir (eks-hibisyonizm). Bu tür rahatsızlığı olanlar aslında cinsi yetersiz¬liği olan, ruh sağlığı bozuk kişilerdir. Bunlar cinsiyet organla¬rını göstermek suretiyle karşılarındaki kişilerin mahcubiyet, il¬gi ve şaşırmalarından zevk ve cinsel doyum alırlar. Çıplak ge¬zenlerde böyle bir sapmanın izleri aranabilir belki de...
CinsMik m 175
Erkek ve Kadında Cinsel Problemler
YANLIŞ GÖRÜŞLERE SAPLANMAMALI
Cinsellikle ilgili esprilerde, fıkralarda, medyada, pornografik ya¬yınlarda veya söylenti tarzında ağızdan ağıza dolaşarak yayılan bazı yanlış inanışlar kişileri cinsel yönden zor duruma sokabilmektedir. Doğruluğunu veya yanlışlığını sorgulamadan kişinin aklında yer e-den bu bilgiler, birçok yönden davranışlarını da etkiler ve kişiyi yeter¬sizlik kompleksine sokabilir.
Cinsellikle ilgili yanlış inanışlar, bazen kişide öyle yer eder ki doğru olan bilgiyi kabul ettirmek zor olur, hattâ bazen mümkün bile olmaz. Cinsel fonksiyon bozuklukları dediğimiz rahatsızlıklar bazen bu yanlışlara dayanır, işte bunlardan yaygın olanları:
O Mastürbasyon ahi bozukluğuna ve erken boşalmaya yol açar/
Mastürbasyonla ilgili olmadık zararlar üretilmiş ve kişilere korku ile suçluluk hissi aşılanır olmuştur. Öyleki bu saplantılı düşünceler gençleri bir takım komplekslere sokabilecek derecede olabilmekte¬dir. Halbuki sık olmadıkça belirgin bir zararı bilinmemektedir.
O Cinsel ilişki yorar, erken yaşlanmaya sebep olur.
Normal bir cinsel ilişkide kaybedilen enerji, vücudun fiziksel hareket¬leri ile kaybedilene eşittir. Sağlıklı bir insan rahatlıkla bu miktarı karşılaya-
176 ?     Lfaş
 şam oe
bilir. Ayrıca meninin boşalması ile ek bir enerji kaybı olmaz. Çünkü meni sürekli üretilmekte ve boşalma olmazsa da vücuttan atılmaktadır.
O Her erkek belli miktarda boşalma kapasitesine sahiptir. Bu sebeple erkek, boşalma kapasitesini idareli kullanmalıdır.
Erkeğin boşalma kapasitesinin ömür boyunca 5000 civarında olduğu şeklinde rakamlar bile verilmektedir. Gerçekte boşalma ka¬pasitesi, rakamlarla sınırlandırılamaz. Bunlar, muhtemelen gençlerin cinsel faaliyetlerini azaltmak için büyükler tarafından ortaya atılmış iddialardır, doğru değildir.
O ilişkide zevk veren sadece birleşmedir.
Aksine çiftin sevişmesi, birbirlerine masaj yapmaları gibi aktivite-ler de zevk verir.                                             m
3 Erkek cinsel ilişkiye her an hazır ve isteklidir.
Erkeklerin cinsel ilişkide bulunabilmesi için bedenen ve ruhen hazır olması şarttır. Bazı durumlarda cinsel uyaran ne kadar heyecan verici olursa olsun erkek isteksiz olabilir. Bazen penis tam sertleşme-yebilir ve bu normaldir.
O Erkeğin penisi sertleştiğinde ve cinsel uyarılma olduğun¬da boşalmalıdır!
Cinsel yakınlık ve ilişkide erkek uyarılınca, ilişkiyi yarım bırakma¬yı düşünemez, mutlaka boşalmak ister. Boşaltmazsa, rahatsız olaca¬ğını düşünür. Oysa bu kanaat doğru değildir.
O Kadın-erkek arasında cinsel yakınlaşma başladı mı ardın¬dan cinsel birleşme olmalıdır.
Hemen birleşmeye gitmek doğru olmaz. Sevişme, birleşme ol¬madan da haz verir ve bu haz cinsel ilişki ile beraber olduğu kadar, hattâ daha fazla, tatminkâr olabildiği bilinmektedir.
 
 oe
 (Zinseûûilc.   ? 177 I
O Cinsel ilişki iki tarafın orgazmı ile sonlanmalıdır.
Şüphesiz böyle olması arzulanan bir şeydir. Fakat bunu şart gör¬mek, cinselliği orgazma odaklamak, cinsel uyarılmayı azaltacak ve tatmini daha da zorlaştıracaktır. İlişkide, duyguları algılamak, do¬kunma ve temasların hazza dönüşmesi amaçlanmalıdır. Bu şekilde olursa, zaten orgazm ardından gelecektir.
O Cinsel ilişki sırasında kadın arzulu olduğunu belli etme-melidirl
Halbuki cinsellik karşılıklı bir olaydır ve kadının istekli oluşu iki tarafın hazzını arttırır. Bazı erkeklerin yetiştirilme tarzı ve kişisel özel¬likleri sebebiyle "istekli kadınları" hafifmeşrep kadınlara benzetme e-ğilimi yanlıştır.
ERKEKTE CİNSEL SOĞUKLUK
Güçsüzlük (iktidarsızlık) manasına gelen "empotans" kelimesinin yerini artık "erektıl fonksiyon bozukluğu" deyimi almıştır. Bu terim gerçekte erkeğin tatmin olabileceği şekilde ilişkiyi ve cinsi teması sür¬dürüp sonlandırmaya yeterli bir sertleşmeyi sağlamakta veya sürdür¬mekte devamlı bir yetersizliğini ifade eder.
Erkeğin bir süre normal cinsel fonksiyon gördükten sonra bazı se¬beplerle iktidarsız hale gelmesi erkeklerde en sık rastlanan problemdir. : Eğer kişi hiçbir zaman cinsi temas için gerekli sertleşmeyi sağla-yamamışsa, bu tedavisi zor olan ve nadir görülen bir durumdur ve sebebi genellikle organiktir (fizikidir). Uyku laboratuvarında birkaç gece kalmayı da içine alabilen bir seri incelemeden sonra herhangi bir sertleşme belirtisi görülmemişse çoğu erkek, meselesinin halli i-çin bir penis protezini tercih eder. Fakat dediğimiz gibi bu tip vaka¬lar çok seyrektir. Böyle bir kişi mastürbasyonla (istimna) sertleşme sağlayabiliyor, ancak hanımının varlığında bunu başaramıyorsa du¬rumu ortama bağlıdır ve sebep yine ruhidir.
178 ?   j^aşam oe Cinselâik
Sertleşmenin yeterince olmamasının sebebi genellikle psikolojiktir (ruhidir). Psikolojik faktörler şahsi ve sosyokültürel tesirlerin bir bileşke¬si şeklindedir. En yaygın sebep muhtemelen anksiyetedir (gerginlik, en¬dişe hali) ve olumsuz koşullanmaya yol açar. Cinsî davranış veya cin¬sî fiille bazı hoş olmayan ve anksiyete oluşturan olaylar arasında bağ¬lantı kurulur, bu bağlantı öğrenilir ve bu konuda endişe taşıyan şahsın zihninde yer eder. Bu nedenle sertleşmenin gerekli olduğu hallerde haz veya cinsi uyarılma yerine kişi endişe veya kaygı hisseder. Hoş olma¬yan hislenmeler sertleşmeyi engeller. Bu tip anksiyeteler gerçekten ol¬muş veya olması beklenen birden çok nahoş olayla bağlantılı olabilir: Cinsi açıdan baskı altında geçirilmiş bir çocukluk, hanımına yönelik sevgisizlik, hamilelik korkusu, hastalık bulaşma korkusu, keşfedilme korkusu, reddedilme korkusu, sertleşmeme endişesi, stres, aşırı çalış¬ma, kalp krizi gibi bir rahatsızlığının olması veya tekrarlama endişesi ve erken boşalma korkusu. Böyle bir kişide olabilecek en şiddetli kor¬kulardan biri de cinsi performansının yetersiz kalabilme endişesidir.
Cinsel yetersizliğin organik veya ruhi olduğunu ayırdetmek için şu sualin cevabı önemlidir: Kişide istimna (mastürbasyon) esnasında, rüyada, uyanırken veya başka zaman yeterli bir sertleşme oluyor mu? Eğer cevap evetse o zaman organik ve fizikî sebepler yerine ru¬hi etkenler sözkonusudur.
Kim İktidarsızdır?
Erkeğin çok istekli olduğu halde, altı ayı aşkın bir süre ereksiyo-nun (sertleşme) gerçekleşmemesidir. Yoksa herkeste geçici iktidarsızlık süreleri olabilir. Ancak yaş kırka dayandıysa, durup düşünmek gere¬kiyor. Bazı hastalıklar, ameliyatlar, ilaçlar iktidarsızlığa yol açabiliyor. Damar sertliği, hipertansiyon, kalp krizi, böbreküstü bezi yetmezliği, böbreküstü bezinin aşırı çalışması, diyabet, hormon yetersizliği, tiroid hormonunun az veya fazla salgılanması, hipofiz hormonu yetersizliği, dokuda değişiklik, uzayan ereksiyon, prostat iltihabı, cinsel ilişki ile bulaşan hastalıklar, sara, bazı nörolojik hastalıklar, böbrek yetmezli-
 
Chıseiâik   «179
ği, solunum ve akciğer hastalığı olan erkekler muhakkak sertleşme¬nin tedavisi konusunda doktorla sıkı bir işbirliğine girmeliler. Ayrıca si¬nir sistemini etkileyen ilaçlar, hormon, sakinleştirici, hipertansiyon ve¬ya uyku ilacı kullananların da dikkatli olmaları gerekiyor.
45 yaşlarındaki çift cinsel ilişkilerinin seyrekleştiğin-^ den yakınıyorlardı. Gördüm ki bıkkın, kilolu ve dal' gındılar. Her gün televizyona fazla vakit ayırıyor, yemeği çok kaçırıyor, yorgunluktan uyuklamaya başlıyorlardı. Aralarında problem yoksa da kendi' ı lerini yaşlı buluyorlardı. Onlara tavsiyem, televizyon seyretmeyi bırakmaları ve hergün birlikte yürüyüş ' yapmalarıydı. Akşam yemeğini de asgariye indire' çeklerdi.
Birkaç ay sonra durumdan memnun olduklarını i            bildirdiler.
İktidarsızlığın Sebepleri
Erkekler, toplum içinde cinsel potansiyeli yüksek olarak düşünü¬lür. Eşi, ondaki isteksizlik karşısında bu beklenti ile paniğe kapılır. Halbuki kadın kocasına hayır dediğinde normal karşılanır.
Erkeklerin cinselliğe karşı isteklerini azaltan birçok faktör vardır. İşte bunlardan bazıları:
1. İş Hayatı: Bazı erkekler meslekleri üzerinde o kadar yoğunla¬şırlar ki, işlerinde yeterli tatmini bulurlar.
2. Stres ve Yorgunluk: Kendini fazlasıyla zorlamış ve gücünü tü¬ketmiş hisseden erkekler, kendileri için yük olacak tüm diğer sorumluluklardan otomatik olarak kurtulmak isterler. Bazı er¬kekler için buna cinsellik de dahildir.
180 ?     İ/aşam oe CinsaMik
 GinseÛûik   ? 181
Fada Çalışanlarda Cinsel İsteksizlik
Çalışma hayatının cinselliği olumsuz yönde etkilediği¬ni ortaya koyan uzmanlar, yorucu bir iş günü son-rasında insanların cinsel isteksizlik yaşadıklarını açık' ladı. Eşlerin her ikisinin de çalıştığı durumlarda ise cinsel hayatın bitme noktasına geldiğine dikkat çekildi. İngiltere'de yapılan bir araştırma, çalışma hayatının cinselliği olumsuz yönde etkilediğini ortaya koydu. İngiliz bilim adamları, yorucu bir iş günü sonrası insanların cinsel isteksizlik yaşadıklarını belirledi. Araştırmaya göre, özellikle haftada 48 saatten fazla çalışanların % 50'sinin cinsel isteklerini yitirdikleri sonucu çıktı. Sonuçlara göre, stres ve yorgunluk, çiftin cinsel yaşamına olumsuz etki yapıyor. Işy^ erindeki sorunlarla ilgilenen "Chattered Institute of Personnel an Development" adlı kurumun yaptığı araştırmaya katılanların üçte biri, iş hayatındaki aşın yorgunluğun cinsel yaşamlarına sekte vurduğunu söyledi. % 14ü ise cinsel isteksizlikten şikayet etti. Yapılan araştırmanın sonuçlarına göre cinsel isteksizlik, eşlerin her ikisinin de çalışması durumunda daha da artıyor. Bilim adamaln bu duruma TINS yani "two Incomes No Sex" (İki gelir, hiç seks) adını koyuyor. Araştırma raporunu yorumlayan uzmanlar, fazla mesainin sadece işi değil işçilenn özel yaşamını da olumsuz etkilediğine dikkat çekerek, "İşverenler, en mutlu ve verimli çalışanın, iş dışında da bir hayatı olan çalışanlar olduğunu unutmamalı" önerisinde bulundu.
(Literatür, Ağustos 2003)
3.     Başarısız Olmaktan Korkmak: İstatistiklere göre dünyada her 5 erkekten biri erken boşalmadan şikâyetçi; hemen hemen her 30 erkekten biri ise iktidarsızdır. Bu dertlerine çare ara¬mak yerine erkekler genellikle cinsellikten kaçmayı tercih e-derler.
4.    Azalan İktidar: Çoğu erkek en geç 40 yaş civarı cinsel gücü¬nün azaldığını farkeder. Artık eskisi kadar sertleşme olmaz. Birçok erkek bu durumdan utanır.
5.    Cinselliğe Karşı İlginin Azalması: Erkeklerin cinselliğe karşı il¬gisi 25 yaş civarı doruk noktasındadır. Bu yaştan sonra istek sürekli olarak azalır. Bu durum özellikle her zaman ilgisi az o-lan erkekleri etkiler.
6.    Az Cinsel İstek: Bazı erkekler hergün cinsel ilişki arzularken bazıları için senede iki kere yeterlidir. Yani kişiye göre değişir. Evliliğinin başında, çoğu erkek cinselliğe karşı fazla istekli ol¬madığını gizler. Bu tip erkekler, eşlerine güvenleri arttıktan sonra ilgisizliklerini açığa vururlar.
7.     Kendini Tatmin: Bazı erkekler, bekârlıktan getirdikleri alışkan¬lıklarını devam ettirebilirler.
8.     Eşje Yapılan Cinsellikten Memnunsuzluk: Eşiyle olan cinsel ha¬yatta istediğini bulamayan erkekler için birleşme bir angarya haline gelebilir. Bu durumdaki erkeklerin yaptıkları hata, ha¬nımlarından isteklerini ve arzularını açıkça belli etmemeleridir.
9.    Alkol ve Uyuşturucu Kullanımı: İsteksizlik yapar.
10. Depresyon, Hastalık, İlaç Kullanımı
11. Yeni Rollerin Yol Açtığı Karmaşa: Eskiden erkeklerden beklen¬tiler oldukça açıktı. Yatakta da hayatta olduğu gibi çalışkan, güçlü ve lider olmalıydı. Ancak günümüzde erkeklerden bek¬lenen   daha   duygulu,   şefkatli   ve   düşünceli   olmasıdır.   Bu durum ise çatışma meydana getirmektedir.
182 ?   yaşam ve (Zinseiiik
 
i-vt'dlk ee CinseMik ? 183
12. Başka Kadınlara İlgi: Eşinde görmediği birtakım özelıiKier se¬bebiyle yabancı kadınlara arzu duyabilir ve eşinden soğuya-bilir.
Bir gün hanımt, yoğun çalışan eşine serzenişte bulundu: "Geçen gün kapıcının karısıyla konuşuyor¬duk. Kocası seninle aynı yaşta ve haftada 4'5 defa ilişkiye giriyorlarmış. Biz ise 1 defa ancak." İşadamı hanımını dinledi ve "Bana biraz zaman ver, Niçin böyle olduğunu izah edeyim" dedi. Sonra kapıcıyı çağırarak, "Senin ek iş yapmanı da istiyorum, al şu sermayeyi, limon al ve pazarlarda satmaya başla. Sabah ve akşam da apartmanın servislerini ve temizliği¬ni yaparsın." Kapıcı heyecanla işe1 koyuldu. Aradan 3 ay geçti, işadamı eşine "Kapıcının hanımına şimdi sor" dedi. Kapıcının eşi sorulunca, "Haftada bir zor" diye cevap verdi. "Akşama kadar yoruluyor, eve gelince de 'kaç limon sattım, ne kadar kazandım?' diye hesapla meşgul oluyor." İşadamı bunu öğrenince eşine "Sebebini anladın mı?" dedi.
Hanıma Düşen Görev
Hanım kocasıyla konuşmasında ve isteksizliğinin sebeplerini bui-maya çalışmasında fayda vardır. Acaba ne zaman isteksizliği belirgin olarak ortaya çıktı? O zaman ne olmuştu? Sağlık durumu ile ilgili ve¬ya ailevî değişiklikler var mıydı? Bunları incelemelidir ve halletmeye çalışmalıdır.
Bu yüzden, erkeğinin iktidarsızlığını yenmede kadının üzerine ö-nemli görev düşmektedir.
Erkeğin Sertleşmesi Aniden Kayboluyorsa
Bu durumun sebepleri çeşitlidir:
1. Sinirlilik: Boşalma (ejakülasyon) refleksini makul bir tarzda kullanmak için erkeğin kendi nefsine güvenmesi lâzımdır. Ge¬reksiz acelecilik, kadına karşı mahcup olma korkusu, karısına karşı sempati duymamak... Genellikle herşeyden korkan er¬kekler bu mekanizmayı bozabilir.
2. Korku: Beceriksizlik endişesi, hamile bırakmak korkusu, kadı¬nın birleşmeye karşı reaksiyon göstermesi korkusu, sertleşme¬nin iyi olmasına engel olur veya boşalmayı çabuklaştırır. Ka¬dının güler yüz göstermesi, iyi arkadaşlık edişi erkeğin sinirle¬rini düzeltmeye ve korkusunu gidermeye çok yardım eder. Ka¬dının olumsuz tavırlar takınması bu işi büsbütün kötü tarafa sürükler.
3. Sertleşmenin Yetersizliği: Kısmî bir sertleşme ile husule gelen duhul, çok büyük bir ihtimal ile, erken boşalmaya sebep olur. Erkeklerin pek çoğu canlı, kuvvetli, devamlı sertleşme sağla¬makta müşkülât çekerler. Bu halin mühim bir sebebi kadının kocaya karşı hareketsiz kalışıdır. Kadının soğukluğu sertleş¬meyi zayıflatır. Tam olmayan bir sertleşme de kadının soğuk¬luğunu arttırır. Böylece kısır döngü ortaya çıkar. Bu meselede dahi kadının güieryüzlülüğü büyük bir rol oynar.
4. Nemliliğin Yetersiz Oluşu: Duhulü güçleştiren her şey erken boşalmaya sebep olabilir. Kadın cinsel bezleri kâfi derecede ifraz yaparak ıslaklık temin etmezse sun'i yağlayıcı maddelere müracaat edilmelidir.
5. Hatalı Teknik: Yalnız penis duhulünde değil birleşmenin her safhasında aceleden kaçınılmalıdır. Ancak orgazmın birlikte yaşanılmasında dikkat edilmelidir. Pek çok erkek birleşmeyi mümkün olduğu kadar erken bitirmek arzusundadır. Bu yan-
 184 ?
 oe CinseSûik
lış usul, birleşmede orgazmı temin edecek olan estetik ve ru¬hî tarafları çok sarsar. Erken boşalmayı önlemek üzere birleş¬me sırasında erkek, boşalma hissi geldiğinde aklını daha çok başka taraflara çevirmeli, yavaş hareket etmeli, kadın da ha¬reket bakımından pasif kalmalıdır. Bir müddet böyle durduk¬tan sonra tekrar harekete geçerek birleşme mümkün mertebe uzatılmalıdır. Böylece, iki taraf da birbirine cinsel zevklerinin sona geldiğini bildirerek, orgazmı beraber yaşamalıdır. Kadınların bir çoğunda şöyle bir fikir vardır: Orgazm zamanın¬da, bütün hareketler yalnız erkeğe bağlı bir meseledir. Bu büyük bir hatadır. Hareketlere iştirak etmek suretiyle kadın yalnız kocanın uyu¬şuk hislerini harekete geçirmekle kalmaz, aynı zamanda bizzat ken¬dinde değişik orgazm türleri husule gelmesini sağlar.
Viagra
Sertleşme bozukluğu tedavisinde kullanılan ilaçlar arasında en bilineni "sildenafiTdir (viagra). Viagra tableti cinsel ilişkiden bir saat önce yutulur. Cinsel isteği ve uyarılmayı arttırıcı bir ilaç değildir. An¬cak cinsel uyarı esnasında penisin sertleşmesine yarayan hücre dü¬zeyindeki biyokimyasal maddelerin etkisini çoğaltarak penise daha fazla kan gelmesini sağlamaktadır. Böylece cinsel uyarıya cevabı ar¬tırarak penisin daha kolay sertleşmesine sebep olur. Yani bu ilaç ça¬lışmakta olan mekanizmanın güçlenmesini sağlar. İlacın yüz kızar¬ması, görme bozukluğu, çarpıntı gibi geçici yan etkilerinin yanında, kalp ilacı olan nitritlerle birlikte alınırsa ölümle sonuçlanabilecek yan etkisi vardır. Bu yüzden doktor kontrolünde kullanılmalıdır.
ERKEN BOŞALMA
Erkeklerde cinsel sorunların başında erken boşalma gelmektedir. Cinsel ilişkide, erkeğin kontrolü dışında boşalmasına erken bo¬şalma denilir. Bazen cinsel ilişkiye başlamadan önce bile vukubula-
bilir. Bazen de birleşmenin ilk birkaç hareketinde veya ilk saniyelerin¬de boşalma olabilir. Bazı erkeklerde erken boşalma her ilişkide problem olabilir, bazılarında ise zaman zaman şikâyet konusudur.
Erkeklerin yaklaşık % 25'inde erken boşalmaya az veya çok rast¬lanır. Çoğu kişi, problemin sadece kendisinde olduğunu düşünür ve sorununu başkalarının öğrenmesinden korktuğu için sessiz kalmayı tercih eder.
 
?nmra
Erken Bo§alrnayla İlgüi Gerçekler
O   Orgazm bir reflekstir; boşalmayı kontrol etmek (ay*
nı idrar kesesi veya barsaklan boşaltırken olduğu gi*
bi) öğrenilebilir, O   Endişe ve utanç duygularının strese yol açtığının bi*
linmesine karşılık» pek çok erkekte problemin sebe*
bi psikolojik olmayabilir, O   Erken boşalmanın sebebi fiziksel bir anormallik de^
ğildir. O   Erken boşalma konusunu kafasına takan kişi sorunu
büyütüyordun O   Problemi çözmek için birleşme sırasında ilgisiz dü*
şünceler akla getirmek veya hassaslığı giderici krem
veya spreyler kullanmak kalıcı çözüm sallamaz.
Sebepleri
Erken boşalmayı cinsel ilişkiden hemen önce veya hemen sonra boşalma olarak tarif etmiştik. Sebepleri:
O Uzun süre hanımından ayrı olanlarda, cinsel ilişkiye ara verdik¬ten sonra tekrar cinsel ilişki kurmaya çalışanlarda erken boşal¬ma olabilir.
 
186 ?   pa
 aşanı 0e
O Yaş ilerledikçe ve düzenli bir cinse! hayatı olanlarda cinsel i-lişkinin esrarının ve cinsel organların hassasiyetinin azalması sebebiyle boşalma gecikebilir. Bir dereceye kadar öğrenilmiş kontrol süreci devreye girer. Bazı erkekler ise yıllar geçtiği hal¬de bu kontrolü öğrenemezler. Bu kişilerin otonom (istemdışı) sinir sistemleri çok hassastır. Aşırı heyecanlıdırlar. Çeşitli ruhî faktörler kişideki öğrenme sürecini engelleyebilir. Stres, cinsel¬likle olsun veya olmasın problemi ağırlaştırır.
O Tecrübesiz, genç erkekler de çabuk boşalabilir. Kimi erkek er¬ken boşalmadan başlangıçta hoşlanabilir. Erken boşalma du¬rumundan üzülmeye başladığı andan itibaren erken boşal¬mayı bekler olur. Sonunda, eşi orgazmı daha az hissetmeye başlayınca problemler ortaya çıkar.
O Korku, üzüntü ve sevinç duygularının çok kuvvetli olduğu za¬manlarda bedenin bunlara uyum sağlaması çok sınırlı ve ye¬tersiz kalır.
O Erken boşalmaya sebep olan faktörlerden biri, erkeğin ergen¬lik çağında çok sık mastürbasyon (istimna) yapmış olmasıdır Bu şekilde boşalmaya şartlanmış olan bünye daha sonra bu alışkanlığı değiştiremez ve sonuç olarak erken boşalma mey¬dana gelebilir.
O Diğer bir sebep, kadının isteksizliğidir. Eşinin isteksiz davranış¬larını "Karım birleşmeyi sevmiyor ve beni islemiyor." diye yo¬rumlayan bir erkek, mümkün olduğunca çabuk sona ulaşma¬ya çalışabilir.
Tedavide Neler Yapılabilir?
1. İlaç Tedavisi: Cinsel birleşmeden 6 saat önce alınan 50 mg. tofranil veya anafranilin bazı erkeklerde faydalı olduğu, boşalmanın geciktiği gözlenmiştir. Ayrıca diğer antidepresanlar da yararlı olmak¬tadır.
2. Geciktirici Sprey-Krem: Bu ürünler genelde anestetik madde¬ler ihtiva ederler. Bunlar, penis başına sıkıldığında veya sürüldüğün¬de cildin hissizleşmesini sağlarlar. Hissin azalması, cinsel uyarıların daha az algılanmasına, neticede boşalmanın gecikmesine yol açar.
Ancak işe yarama ihtimalleri zayıftır.
3. Başka Bir Şey Düşünmek: Cinsel ilişki sırasında cinsellik dışın¬da ilgisiz konu düşünüldüğünde, cinsel uyarılmanın azalacağı, böy¬lece ilişki süresinin uzayacağı ve boşalmanın geç olacağı iddia edil¬mektedir.
Bu yöntem, erken boşalmaya köklü çare olmadığı gibi, ilişkinin cazibesini de azaltabilir.
4. Dur Devam Et Tekniği: Her erkek için bir eşik değer vardır. Bu eşik değer aşıldığında boşalma meydana gelir, erkek kendini kontrol edemez.
İlişkide, boşalmadan evvel, tam boşalma öncesinde erkek bo¬şalma olacağını hissedebilir. Bu aşamada cinsel ilişki hareketlerine ve uyaranlara devam ederse boşalma olacaktır. Eğer erkek boşal¬mayı istemiyorsa durmak zorundadır. Bir müddet sonra -bu süreç ki¬şiye ve şartlara göre değişir- boşalma hissi azalır, erkek yine ilişkiye devam edebilir.
5. Sıkma Tekniği: Dur devam et metoduyla birlikte kullanılan bir yöntemdir. Erkek ilişki sırasında boşalma hissini, durmasına rağmen ortadan kaldıramıyorsa, ilişki hareketlerine ara verir, vajina dışında penisinin başını iki parmağı ile acıyıncaya kadar sıkar. Bunun netice¬sinde sertleşmede biraz azalma ile beraber boşalma hissi kaybolur. Daha sonra ilişkiye devam eder. Bu uygulamalar neticesinde, bir müddet sonra erkek, sıkma olmaksızın boşalmasını daha kolay kontrol edebilir hale gelir.
 
6, Mastürbasyon Tekniği: Uygulamanın çok yapılması (haftada en az üç defa) gerekir. Ne kadar sık yapılırsa, başarı da o kadar ça¬buk sağlanır.
Boşalma hissedene kadar mastürbasyon yapılır, bu esnada du¬rulur ve 60 saniye beklenir. Tekrar başlanır ve boşalacağını hissedin¬ce yine durulur, 60 saniye beklenir. Bu işlem 4-5 kez tekrarlanır, son seferinde artık kişi kendini tutmaz ve boşalır.
1 -2 ay devam edildikten sonra kişi eşiyle ilişkiye girer. Ancak o esnada da boşalacağı an durur, bekler. Sonra devam ederek boşal¬mayı kontrol edecek duruma gelir.
KADINDA CİNSEL SOĞUKLUK
Bir kadının eşine ilgisini kaybetmesi evliliği zor duruma düşürür. Bir yanda kadın erkekten uzaklaşmakta, diğer yanda devamlı redde¬dilen erkeğin uzun vadede, soğuk ve ilgisiz hanımından dolayı gözü dışarıya koyabilmektedir.
Cinsel istek azalmışsa veya daha kötüsü hepten sönmüşse, yeni¬den canlandırmak için yalnızca zamana ve iyi niyete ihtiyaç vardır. Bu durumda kadının yapması gereken en mühim şey, erkeğinden neden soğuduğunu çok iyi şekilde ortaya koymasıdır. Bunun en yay¬gın sebepleri şunlardır:
O Erkek şişmanlamıştır, vücudu artık eskisi kadar çekici değildir. O Erkek bir süredir hijyenik temizliğine eskisi kadar önem ver¬memekte ve kadın bundan rahatsızlık duymaktadır. O Erkek aşırı derecede kıskanç, mütehakkim ve baskıcıdır.
O Erkek o kadar bilgisiz veya kayıtsızdır ki, cinsel ilişki sırasında acı vermektedir.
ö Erkek bencil ve acelecidir. Kadın her ilişkiden sonra hayalkı-rıklığı yaşamaktadır.
 
O Erkek içki veya sigara içmekte, bu da kadını rahatsız etmek¬tedir.
O Erkek kadının hoşlanmadığı, hattâ aşağılayıcı bulduğu bazı noktalarda ısrar etmektedir.
O Erkekle cinsel ilişki monotonlaşmıştır. Sıkıcı gelmekte ve uya¬rıcı yönü bulunmamaktadır.
Sonuçta sorunun tek çözümü ona sebep olan durumu ortadan kaldırmaktır. Kadın tatlı ve erkeği incitmeyecek şekilde onunla konu¬şarak, kendisini rahatsız eden ve fizikî olarak uzaklaştıran sebepleri anlatmalıdır.
Bunun kötü bir yönü yoktur. Aksine aradaki ilişkiyi canlandırmak için yapılan bu gayret evliliği sağlamlaştıracağı için erkeğin de tak¬dirle karşıladığı bir durumdur.
O Kadın gün boyu çalıştığı, yorulduğu yıllar boyunca cinsel arzu ve özlemlerini unutabilir. Günlük hayatın ihtiyaçları, daha derindeki arzuların önüne geçe¬bilir. Bu durumda erkeğin kadına sevecen ve yakın davranması, hoşuna giden ayrıntılara ilgisi, kadın¬lığının ihtiyaç duyduğu sevgi ve desteği sağlaması ondaki cinselliği uyandırır. Ayrıca kadınlar önce gevşemek ve cinsel ilişkiye yavaş yavaş girmek ihtiy-acındadırlar.
Stres ve Cinsel Arzu
Stres, cinsel isteğe ket vuran en yaygın sebeplerden biridir. Cin¬sel faaliyete hazır olmanın birinci şartı, gevşemek veya en azından gevşeyebilecek durumda olmaktır. Oysa günümüz kadınlarının ço¬ğunun yaşamak zorunda olduğu hayat ritminin bu isteği devre dışı bırakacak kadar zorlu olduğunu kimse inkâr edemez. Dışarıda çalış-
190 ?    paşanı ve (ZinseMik
 
âotlâik oe CinseMik   "191
ma ortamı, evin işleri, çözüm bekleyen problemler, sorumluluk duy¬gusu, zamana karşı yarış, bugün birçok kadının günlük gerçekleridir. Bu yüzden kadın cinsel isteğini yeniden canlandırabilmesi için günlük işlerle kendini fazla yormamalı, aşırıya kaçmamalıdır. Koca¬sının da kendinde hakkı olduğunu unutmamalıdır.
Doğum Kontrol Hapları
Yapılan istatistikler, doğum kontrol hapı kullananların % 80'inde cinsel istekte bir değişiklik olmadığını göstermektedir. Çocuk olma ihtimali olmadığı için gebelik korkusunu atan % 10'luk bir kesimin cinsel isteği artmakta, % 10 kadarında ise cinsel istekte bir azalma olmaktadır.
Erkeğin Hatası
Karı koca anlaşmazlığına sık sık sebep olan bir mühim faktör, kadındaki tabiî, ritmik arzuya kocanın riayet etmeyişi ve kendisini bu¬na uydurmayışıdır. Kadındaki cinsel arzu, âdetle ilgili olmak üzere, az çok belirgin yükseliş ve alçalış gösterir. Halbuki erkeklerde bu hal yoktur. Kadının bu hassasiyeti bilinmezse, erkek onun mizacındaki değişikliğin mânasını anlamakta güçlük çeker. Evlilikte birçok hırgür buradan doğar. Yeni evli, genç bir koca karısını bazen birleşmeye is¬tekli, bazen de lâkayd, soğuk gördüğü zamanda ekseriya onun asa-bî olduğunu kabul eder. Kendi bünyesini tanımayan kadın da çok defa kocasını düşüncesiz ve azgın zanneder. Hafif kavgalar bu yüz¬den başlayabilir, iyi bir uyuşma için her şeyden evvel anlayışlı olmak icap eder. Her koca bu bakımdan karısını gözetmelidir. Bazı zaman¬larda karısının isteksizliğine, kocanın hürmet etmesi gerekir. Eğer da¬ha seyrek birleşmek, kadına yaklaşırken daha ağır davranmak, da¬ha uzun ve nazik muhabbet göstermek gerekiyorsa bunları erkeğin hünerle ve istekle yapması lüzumludur.
Kadındaki cinsel his tekrar tekrar tahrik ve tecrübelerle, derece derece artar. Öyle kadınlar vardır ki yeterli cinsel iç kapasiteye sahip oldukları halde, evliliğin ilk senelerinde bu kapasiteleri uyuşuk şekil¬de kalır. Kadındaki cinsel hayatın bu vasfını bilmemek onu kusurlu zannetmeye sebep olur. Halbuki bu gizli kapasite, tekrarlayan tahrik¬lerle canlandırıldığı takdirde kadın soğuk olmaktan uzaklaşır.
Kadının Doyumu Geçtir
İstisnalar olsa bile kadın, erkekten daha zor orgazma ulaşır. Ka¬dını zevkin doruğuna çıkaran yol, çok daha zorlu ve engellerle do¬ludur. Bunların büyük bölümü de psikolojiktir. En yaygın olanları ka¬dının ev ve aile hayatına ilişkin, eşiyle yaşadığı problemler ve eşine karşı fizikî cazibe duymamasıdır. Diğer bir sebep de kocasının cinsel yeteneğinin az olmasıdır. Bu durum kaçınılmaz olarak, kadını yavaş yavaş soğutur ve iyi yönlendirilmemiş, kaba bir ilişkiye karşı isteğin azalması neticesini doğurur.
Bir hanım hastam şunları anlatmıştı:
"Kayınvalidemle beraber oturuyoruz ve çok problemliyiz. Haksız¬lığa uğradığımı düşünüyorum, bunu eşime anlatmak ve konuşmak is¬tiyorum. Ancok o dinleme gereği bile duymuyor, hemen sırtını çevirip yatıyor. Bu yüzden eşimle ilişkiye girmek istemiyorum. Aklıma hep an¬nesinin bana yaptığı kötülükler geliyor, eşimin onu haklı bulduğunu düşünüyorum."
Bir başka hastamın söyledikleri:
"Eşim bana haksız ve gereksiz yere sinirlendi, bağırdı, hattâ ap¬tal olduğumu söyleyerek hakaret etti. Ono çok kırgınım ve onunlo bu yüzden yatmak istemiyorum. İçimden gelmiyor, uzak duruyorum."
Bu yüzden bir erkeğin eşine sevecen ve yakın davranması, ka¬dınlığının ihtiyaç duyduğu ilgi, sevgi ve duygusal desteği vermesi ge¬rekir. Kadın böylelikle cinsel özlemlerini hissetmeye başlar. Sadece
 
 
totdik oa Cinsetiit   ? 193
cinsel istek duyduğunda karısına iyi davranırsa kadın haklı olarak buna cevap vermekte zorlanır.
Böyle bir hanım hastam, kocasının onu dövdüğü günlerde onun¬la ilişkiye girmek istemediğini anlatmıştı. Hastamızdaki cinsel soğuk¬luğun sebebi buydu. Kadın eşinin ona sevgi ve saygı duyduğunu his¬setmezse cinsel yönden tahrik de olmaz.
VAJİNİSMUS
Vajinismus, vajina çevresindeki kasların kasılması sebebiyle, cin¬sel birleşmenin imkansız veya çok zor ve ağrılı olmasına verilen isim¬dir. Vajinismusta vajina çevresindeki kasların kasılması kadının irade¬si dışında gerçekleşmektedir.
Vajinismus genellikle ilk cinsel ilişkide ortaya çıkar. Yalnız bazı kadınlar, ağrı ve kanama olacağı korkusuyla veya eşi ile olan prob¬lemleri nedeniyle birleşme esnasında kendilerini kasarak ilişkiye mü¬saade etmezler. Bu durum vajinismustan farklıdır ve karıştırılmamalı¬dır. Vajinismuslu kadınların genellikle cinsel ilgileri vardır. Okşan¬maktan hoşlanırlar hattâ klitoris uyarılması ile orgazm olurlar. Ancak birleşme sırasında büyük bir korku yaşayarak cinsel isteklerini kaybe¬derler. Bu kadınlarda vajinal muayene de mümkün olmaz.
Vajinismus evli çiftlerde büyük problemlere sebep olur. Kadında sıkıntı, gerginlik, kadınlığında eksiklik olduğu düşüncesi ve suçluluk duyguları ortaya çıkmaya başlar. Erkek ise yanlış olarak eşi tarafın¬dan istenmediği, reddedildiği duygularına kapılmaya yönelir. Za¬manla erkekte sertleşme yetersizliği ortaya çıkabilir. Bu yüzden teda¬vide çiftlerin birlikte gayreti gerekir.
Vajinismusla karşılaşan çiftler öncelikle çözümü büyü yapıl¬masıyla bağlandıklarını düşünerek tıp dışı alanlarda ararlar, sonuç başarısızdır. Bazen ise kadm-doğum hekimine müracaat ederek o-perasyonla kızlık zarını ortadan kaldırırlar. Bu da olayın mekanizma-
sıyla zıt, yanlış bir uygulamadır. Sorun bunlarla çözülmez, hattâ ba¬zen daha çıkılmaz hale gelir.
İlaçların da çok faydası olmaz.
Vajinîsmusun Sebepleri
Tek bir sebebe bağlamak mümkün değildir. Bazen basit bir utan¬ma ve cinsel duygulardaki baskılanma olabileceği gibi, daha kar¬maşık içsel çatışmalar da olabilir. Bazen de altta yatan faktör, özel¬likle çocukluk dönemindeki travmatik (örseleyici) bir yaşantıdır.
Ülkemizde ise daha çok kadınların cinsel konularındaki bilgisiz¬liğine ve sosyokültürel etkenlere bağlıdır. Bu kadınlar, çoğunlukla ev¬lenmeden önce, cinsel ilişki konusunda yanlış bilgilendirilmiş ve kor¬kuya şartlandırılmışlardır. Cinsel ilişkinin çok zor, ağrılı ve acı vere¬ceği konusuna iyice inanmış bir kadının ilk cinsel birleşmesinde problem yaşamaması mümkün değildir. Böyle bir sorunu olan kadın¬ların eşlerinin tutumu da son derece önemlidir. Eğer erkek eşinin kor¬kusunu anlamaya çalışıp ona destek olma yerine, bir an önce cinsel ilişkiyi gerçekleştirip hem kendisine hem eşine hem de çevresine kar¬şı erkekliğini ispatlama gayreti içinde hareket ediyorsa mesele daha da büyüyecektir. Özellikle   ülkemizin   belli yörelerinde aile büyükleri eş¬ler arasındaki sorunlara mü-dahil   olabilmektedir.   Eşler sabahleyin ilk gece olup bi¬tenler konusunda yakınla¬rına adeta hesap ver¬mektedirler. Bu, toplu-
 
Rahim
Rektum (son barsak)
Vajinismus (vaıende istem dışı kasılma)
 
194 ?   yaşam oe Cbısdiik
mumuzun hoş olmayan bir adetidir ve sorunu içinden çıkılmaz hale getirmektedir.
Vajinismusun Tedavisi
Çift tedaviye uyumlu ve istekli olduğu zaman vajinismusun teda¬visi oldukça kolaydır.
Öncelikle çift, özellikle kadın sorunun niteliği konusunda bilgi¬lendirilir. Vajinanın etrafındaki kasların kasılmasına bağlı olarak va¬jinismusun ortaya çıktığı izah edilir.
Tedavi Eşiyle Beraber olmalı
Bazen kadın, vajinasına penisin girmesinden ve hatta jenital or¬ganlarına dokunulmasından öylesine şiddeti^ korkar ki her cinsel harekete, vajinayı çevreleyen kasları kendi kontrolü dışında otoma¬tik olarak gererek tepki gösterir. Şüphesiz, bu girişi imkânsızlaştırır. Bu her ne kadar onu mantıksız bir seks korkusuyla başbaşa bırakan yetiştirilme tarzının sonucu olsa da, acele veya travmatik bir ilişki sonrasında da bu sorun ortaya çıkabilir. İstisnai olarak ("vajinismus" diye bilinen) bu durumun   fiziksel bir nedeni vardır ve bu durumda bir kadının mutlaka doktora görünmesi gerekir. Sevgiyle ve sabırlı bir tedaviyle sorun çözülebilir. Bu yüzden, muhtemelen bunun üstesin¬den gelinmesine yardımcı olmalıdır. Aşağıdaki egzersiz programı so¬runun çözümünde erkeğin yapabileceği yardımları anlatmaktadır. 1 - Hanımını vajinasının çok küçük olduğu konusundaki korkusu¬nun hayal ürünü olup gerçeklere dayanmadığına ikna etme¬lidir. Vajina duvarlarının son derece esnek olduğunu, bura¬dan bebek geçebildiğine göre, penisinizin de kolayca geçebi¬leceğini izah etmelidir.
2- Vajinasının nasıl oluştuğunu görmesi için onu bir ayna karşı¬sında incelemesini tavsiye etmelidir.
 oe Cinseûûik   ? 195
 
3- Bu aşama belki de kadın için en zor olanıdır, fakat bunu bir kez başarırsa, diğer şeyler daha kolay gelişecektir. İyice kay¬ganlaştırılmış parmağının ucunu ilk boğuma kadar vajinaya sokması gerekir. Önce, sadece girişe dokunabilecektir. Her denemede parmağını biraz daha fazla sokması önemlidir. Va-jinal kaslarının sıkıştığını hissettiğinde biraz ara vermeli, ken¬disi de parmağıyla kasları sıkıştırıp daha sonra serbest bırak¬malıdır. Bu egzersizi birkaç defa yaptıktan sonra vajinal kas¬ları kontrolü altına aldığını hissetmeye başlayacaktır.
4- Bir parmağını vajinaya yeteri kadar rahatça sokabildiğinde i-ki parmağını kullanmayı denemelidir.
5- Şimdi aynı şekilde kocasının da parmağını sokmasına izin ve¬recek kadar rahat olması gerekir. Gevşemesini ve vajinasını çevreleyen kasları sıkmasını isteyiniz.
6- Önce onun daha sonra da eşinin parmaklarıyla gerçekleşen bu denemelerden birkaç hafta sonra, ilişkiyi denemeye hazır olması gerekir. Bunu yaparken önce kadının tamamen uyarılmış olması (gerektiğinde ekstra kayganlaştırıcı kullanın) daha sonra onun is¬tediği kadar yavaş ve nazik olarak hareket etmesine imkan vere¬rek kadının üstte olduğu gibi pozisyonu seçmesine özen gösteril¬melidir. Başlangıçta fazla sert girmeyip penisin vajinasında bulun¬masından kaynaklanan duygulara alışması sağlanmalıdır.
Bu yöntemle, çok derin bir korkunun üstesinden gelmeye çalıştı¬ğını ve bunun kocası hakkındaki duygularıyla değil, ilişki hakkında¬ki duygularıyla ilgili bir şey olduğunu unutmamalıdır. Kadının göster¬diği bedensel tepkinin göstermek istediği tepkiden tamamen farklı olması eşi kadar onu da üzmektedir.
DEPRESYON VE CİNSEL HAYAT
Her yıl milyonlarca insan depresyona girmekte, fakat bu insan¬ların sadece üçte biri tedavi için bir doktora başvurmaktadır. Depre-
 
•----V -1--.V»—.:
196
sif hastalıkların değişik türleri olup, hepsinin de cinsel hayatı olum¬suz şekilde etkilemesi söz konusudur.
Depresyonun Başlıca Belirtileri:                                       1
O    Mutsuzluk, sinirlilik, suçluluk duygusu veya umut- f suzluk                                                                      (
O    Önceleri zevk alınan şeylerden artık zevk alamama ve ilgisizlik
O    Kilo, iştah ve uyku düzeninde değişiklik
O    Konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık ve kararsızlık
O    Cinselliğe karşı ilgisizlik veya cinsellikten zevk ala¬mama
O    Bitkinlik veya enerji kaybı             »
O    Huzursuzluk veya fiziksel etkinliklerde azalma
O    Tıbbî açıklaması olmayan fiziksel ağrılar
O    Ölüm veya intihar düşünceleri.
Cinsel problemlerden yakınan pek çok çiftte, eşlerden birinin dep¬resyonda olduğu dikkatimi çekti. Her fert ve her vaka birbirinden fark¬lıdır, fakat eşlerden biri depresyonda ise, tüm aile bundan etkilenir. Bu durumda diğer eşin sabırlı ve anlayışlı olması, eşine yardım etmesi ve ona her konuda cesaret vermesi beklenir. Depresyonda olan kişinin duygusal olarak aileden kopması sebebiyle, bu bazen güç olabilir.
Bunca zorluk yetmezmiş gibi, depresyon çiftin cinsel hayatını da etkiler. Bu konuda en yaygın şikâyet cinsel isteğin azalmasıdır. Çift cinsel birleşme yapsa bile, heyecan ve zevk yoktur.
Depresyonun Tedavisi
Bu konudaki bir başka problem de depresyonun ilaçlarla tedavisiyle ilgilidir. Bugün depresyon tedavisinde kullandığımız ilaçların çoğu, maa-
tvûlilkve CitıseMik   "1971
lesef, bir yan etki olarak cinsel sorunlara yol açmaktadır. Bu yan etkilerin başlıcalan; sertleşmede azalma, istekte azalma ve orgazm yoğunluğun¬da düşmedir. Depresyonda zaten var olan cinsel sorunlar ilaçlarla tedavi sırasında daha da artabilmektedir. Ancak şu da bir gerçektir, depresyon ilaçlarla düzeldikten sonra cinsel sorunlar da ortadan kalkmaktadır.
KONUYLA İLGİLİ SORULAR VE CEVÂPLARI
demektir?
O    Beraberliğinizde güç çatışması varsa
O    Kendinize güveniniz azsa
O Cinsellik eşler arasında bir mükâfat veya ceza me¬todu olarak kullanılıyorsa
O   Aranızda iletişimsizlik varsa
O Cinsellikte ihtiyaç, istek ve beklentilerinizi eşinize anlatamıyorsanız
O Cinsellik paylaşılan bir güzellik değil de bir mecbu¬riyet olarak görülüyorsa
O    Erken boşalma korkusu varsa
O    Hamile kalma endişesi duyuluyorsa
O Cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanma korkusu mevcutsa
O    Eşlerden biri aldatıldığını düşünüyorsa
O    Eşler arasında hissî yakınlık ve dostluk kurulamıyorsa.
O 27 yaşında 3 yıllık evli erkeğim. İlişki sırasında rahatlamama rağmen boşalamıyorum.
Orgazm sırasında çok az meni çıkması veya hiç çıkmaması durumuna geriye boşalma diyoruz.
Geriye boşalma oldukça seyrek görülen, zararsız bir durum¬dur. Burada meni, orgazm esnasırîda penisin ucundan çık¬mak yerine, mesaneye girer.
Geriye boşalmayı boşalma durumundan ayırt etmek için şöyle bir test yapabilirsiniz: ilişki sırasında tatminden sonra kırmızı bir beze idrar yapınız. Geriye boşalma meydana geldiğinde bez, meniyi tutmak için süzgeç görevi yapar ve bu, kırmızı bezin üzerinde leke halinde görülür. Boşalma yoksa, bezde meni görülmeyecektir. Boşalma yoksa bir psikiyatriste başvurmalısınız. Geriye boşalma; şeker hastalığı, prostat ve uretra ameliyatı, tansiyon ilaçları kullanılması gibi durumlarda ortaya çıkabilir. En sık da şeker hastalığı olan erkeklerde rastlanır.
Geriye boşalma zararsızdır. Mesaneye giden meni, idrar bo¬şalması sırasında idrarla birlikte atılır. Yalnız üremeye zarar verebilir.
O 28 yaşında gencim. Çabuk boşalıyorum. Bu yüzden evlenmek¬ten korkuyorum. Acaba erken boşalmanın tedavisi var mıdır?
Erken boşalma çeşitli sebeplerden kaynaklanabilir. Cinsi bir¬leşmenin tekniği konusunda bilgisizlik, başarısızlığa uğrama korkusu, kendine güvensizlik, aşırı mastürbasyon (istimna), seyrek boşalma sebebiyle meni torbasının fazla dolu oluşu bunlardan bazılarıdır.
Bekarlardaki erken boşalma, genellikle cinsi açlık dolayısıyla-dır. Bu yüzden gençlerdeki erken boşalmayı bir cinsi problem olarak görmüyoruz. Aynı şey evlilik hayatında da devam eder¬se (ki genellikle etmez), bu takdirde mesele olabilir.
O Şikâyetim erken boşalma. Bunu geciktirmenin çaresi var mı?
Erken boşalmayı geciktirmek için penise sürülen bazı mer¬hemler eczanelerde satılmaktadır. Bunları kullanabilirsiniz.
Ayrıca prezervatif (kılıf) kullanılması da cinsi organın hassasi¬yetini azaltarak boşalmayı geciktirir. Ne var ki kılıf kullanılma¬sı cinsi ilişkinin hazzını her iki taraf için de azaltır. Gerek mer¬hem, gerek kılıf suni aletlerdir. Asıl önemli olanı cinsi ilişki sı¬rasında erkeğin kendine dikkat etmesi ve coşkuyu, heyecanı kontrol altına alabilmesidir. "Çabuk boşalacağım" ve "eşimi tatmin edemeyeceğim" diye telaş ve korkuya kapılanlar, sırf bu telaşları yüzünden erken orgazm olurlar. Erkek nefsine ve kendine güvenmelidir. Erken orgazmı geciktirmenin bir başka yolu daha var, buna "psikolojik metod" denir. Cinsi ilişki sıra¬sında bir süre kafanızı başka şeylerle meşgul edin, günlük ha¬diseleri düşünün, 1'den 1 00'e kadar sayı saymayı deneyin. Bu şekilde cinsi ilişkinin süresi uzar.
O Erken boşalmanın ilaçla tedavisi var mıdır?
Evet, bazı ilaçların boşalmayı geciktirdiği bilinmektedir. Imip-ramin (tofranil) bunların başlıcasıdır. Bu ilaçtan ilişkiden önce alınırsa faydası görülür.
O Son aylarda cinsi isteksizlik çekiyorum. Halbuki yaşım çok fazla değil, daha 40 yaşındayım; neden olabilir?
Cinsi isteksizliğin altında yatan birçok sebep olabilir: Acaba eşinize karşı mı soğukluğunuz var? Onunla problem-liyseniz cinsi isteğiniz de olmayabilir.
Psikolojik sıkıntı ve moral bozukluğunuz mu var? Genel ola¬rak bu durumlar cinsi isteği de etkiler.
Son zamanlarda diüretik (idrar söktürücü) ilaçlar, sinir hapla¬rı veya alkol mü alıyorsunuz? Bunlar geçici olarak cinsi isteğe tesir ederler.
Acaba hormon yetersizliği, kansızlık veya şeker hastalığı gibi rahatsızlıklarınız olabilir mi?
I 200 ?    {paşanı va dinseMik
Size bir üroloji veya psikiyatri uzmanına müracaatınızı tavsiye ederim. Yapılacak tahlil ve tetkiklerle, cinsi isteksizliğin altında yatan faktör belirlenir ve ona uygun tedavi yapılır.
O Arkadaşlar arasında "Bir erkek her zaman isteklidir ve her zaman ilişki kurmaya hazırdır, "şeklinde bir söz duydum. Bu doğru mudur?
Değildir. Cinsi hayat dalgalıdır. Bazen istek olabilir, bazen ol¬mayabilir. Olmadığı zamanlar hemen karamsarlığa kapılmak doğru değildir. İş hayatındaki olumsuzluklardan ailevî prob¬lemlere, yorgunluktan çeşitli gerginliklere kadar pek çok fak¬tör cinsî fonksiyonları etkileyebilir.
O Son zamanlarda cinsî isteğimde azalma dikkatimi çekiyor. Halbuki yaşım daha 32 ve 7 yıllık evli erkeğim. Acaba nef¬sim neden uyanmıyor?
Cinsel isteğin azalması, günümüzün bir hayli yaygın problemle¬rinden başlıcasıdır. Azalmış cinsî istek probleminin altında çeşitli etkenler yatmaktadır. Sık rastlanan bir etken, cinsî bıkkınlık hissi¬dir. Bu yüzden ilişki şeklini değiştirmekte, cinselliği monotonluk¬tan çıkarmakta fayda vardır. Ayrıca yaş ilerledikçe cinsî ilişki sık¬lığının azaldığı bir gerçektir. Bunu da dikkate almalıdır. Çiftlerin temizliğe özen göstermemeleri de istek azalmasına yol açar. Temizlik, ağızdan edep bölgesine kadar dikkatle ya¬pılmalıdır.
O Yaşım 59. Bir yıldır iktidarsızım. Sertleşme olmuyor. Gittiğim doktor penisten papaverin iğnesi yaptı. Sonuçta 'Tenise kan gelmiyor, sana çubuk takılması gerekli." dedi. Cinsel yönden kan'koca olarak hayatımız kararmış durumda. Ne yapabilirim? Kan damarlarında tıkanıklık veya daralma olması durumunda iktidarsızlık gelişebilir. Papaverin testinden sonra gece değişik-
liklerini ölçmekle (Regi scan veya NPT) ve renkli doppler ul-trasonografi ile damarların durumu, içinden geçen kan mik¬tarı ölçülmekle teşhis kesinleştirilir. Penise protez (çubuk) teda¬visi son altematifdir. Ondan önce de bazı şeyler yapılabilir. Gelişmiş bir üroloji merkezine başvurunuz.
O 62 yaşında bir erkeğim. Son zamanlarda yatakta başarısız ol¬maya başladım. Acaba bu normal midir?
Cinsel güç ergenlik başlangıcından 25 yaşına gelinceye ka¬dar en yüksek şekilde giderek yoğunlaşır. Bu yaştan sonra üst seviyede devam eder ve 4O'lı yaşların sonuna doğru giderek azalma başlar. Azalma yoğunluğu 50'li yaşlarda sürer. İlişki sayıları giderek seyrekleşir ve 6O'lı yaşlarda artık tükenme e-mareleri başgösterir. Ancak bu durum kişiden kişiye farklılık gösterir.
Erkeklerin yaşlandıkça cinsel gücünün azalması çok doğaldır. Cinsel organ sertliğini kaybeder, esnekleşir, tam sertleşme zor oluşur.
O Alkol cinsel isteği arttırır mı?
Özellikle Amerikan filmlerinde en yoğun sevişme sahneleri bol alkol tüketiminden sonra gerçekleşse de, gerçekte durum çok farklıdır. Alkolün merkezi sinir sistemi üzerinde çökertici bir tesi¬ri vardır. Bu sebeple de alkollü içkiler sertleşme kapasitesini, a-lınan zevki, orgazmın yoğunluğunu, cinsel bölgenin hassasiye¬tini azaltır ve bazı durumlarda boşalmayı saatlerce geciktirir. Arada sırada kullananlarda alkolün tesiri anlıktır. Meselâ er¬kek tahrik olmuş bile olsa, ilişki sırasında sertleşmeyi kaybe¬debilir. Ama devamlı yüksek dozda alkol kullanımı muhakkak iktidarsızlığa götürür.
Erkek iktidarsızlığının en mühim ve en yaygın sebeplerinden başlıcası alkoldür.
I 202 ?   yaşam oe Cinnettik
 
O Yıllardır diyabet (şeker) hastasıyım ve bu hastalığın sonucu olarak iktidarsız oldum. Bunun için her şeyi denedim ama hiçbir yarar göremedim. Ne yapmalıyım?
Erkek diyabet hastalarının % 20'sinin sertleşme (kadınlarda ise orgazm) sorunu vardır. Diyabet vücuttaki değişik sistemle¬ri etkileyen bir hastalıktır. Hastalık kılcal damarları harap eder ve bunun sonucu olarak sinirler olumsuz olarak etkilenir. Bu da cinsel sorunlara yol açar.
Ereksiyonun (sertleşme) gerçekleşmesi için üç sistemin eş za¬manlı çalışması gerekir: Testosteron hormonunun üretimi, kan damarlarının esnek ve açık olması, penisten beyine elektrik mesajları gönderen sinirler. Diyabette ise şu manzara ile kar¬şı karşıyayızdır: Sertleşme olabilir, anccfk çok sürmeyebilir, bu da moral bozukluğu ve endişeye sebep olur. Fiziksel olarak başgösteren sorun ruhsal tepkilerle birleşip, büyür. Bir ürologla görüşmeniz şart.
O Sigara kullanmam cinsel performansımı etkiler mi?
Pek çok kimse hâlâ sigara kullanımının kılcal damarlarda ha-rabiyete sebep olduğunu anlamak istemiyor. Bunlara elbette penisteki kılcal damarlar da dahildir. Sigaranın kalp-damar sistemi üzerindeki kötü etkileri de eklendiğinde sertleşme so¬runu kaçınılmazdır. Kısacası sigara içenler hemen bu kötü a-lışkanlığı terk etmelidirler.
O Erkeklik organım eğri. Gerek normal durumda gerekse erek' siyon devresinde belli oluyor. Eğiklik 30° civarında sol tara' fına doğru. 22 yaşındayım, ileride evlilik hayatımda bu duru' mun mahzurları olabilir mi? Tedavisi mümkün mü?
Bir üroloji (bevliye) uzmanına müracaat etmeniz ve muayene olmanız uygundur. Peniste oluşabilen fibröz bir plak sebebiy-
 
tofâik oe CinseUik   ? 203
 
le organda eğrilik olabilmektedir ve ileri derecede eğrilikler cinsi ilişkiye engel olur. Bu sebeple muayene olmanız doğru olur. Gerekirse ameliyatla bu plağın çıkartılma veya bazı du¬rumlarda bu sert plak içerisine enjekte edilen bazı ilaçlarla e-ritilmesi denenebilir.
O Sertleşme sırasında peniste ağrılı bir bükülme meydana geli' yor. 43 yaşındayım. Ne yapmalıyım?
Sertleşme sırasında meydana gelen bu bükülmeye "peyronie" hastalığı denir ve bu durum cinsel ilişkiyi zorlaştırır, bazen de imkânsız hale getirir.
Penis eğrilmesi çoğunlukla 40-60 yaşındaki erkeklerde görü¬lür. Penisin içinde, boyunca uzanan ve sertleşme sırasında kanla dolan silindir şeklindeki cisimlerin çevresinde bir yara i-zi (nedbe dokusu veya sert bir tabaka) oluşmuştur. Penisin eğ¬rilmesine sebep olan bu dokunun oluşma sebebi bilinmemek¬tedir.
Belirtiler genellikle hafiftir ve çoğunlukla zaman içinde daha kötüye gitmez. Birçok vakada hastalık kendi kendine geçer. Ancak bu yıllar alabilir. Çok çeşitli tedavi şekilleri denenmek¬tedir. En iyisi bir süre kendi kendinize geçmesini bekleyin. Geçmez ise bir ürologa başvurun.
Eğriliğin derecesi cinsel ilişkiyi imkânsız hale getiriyorsa, (ge¬nellikle getirmez) eğrilik cerrahi işlemlerle düzeltilebilir.
O 10 yıllık evli, 29 yaşında kadınım. Bazen çabuk orgazm oluyo' rum. Ancak bazen de çok uzun zaman alıyor. Acaba neden?
Çünkü cinsellik öncelikle insanın kafasında yapılanıyor ve cin¬sellik karşısında verilen reaksiyonlar ruh halimizi yansıtıyor. Eğer kişi yorgun, çökkün ve sinirli ise, kocasıyla arasında problemler varsa, orgazma ulaşması yavaş olur. Kafanızda o-lan meseleleri önemsemeseniz bile sinir sisteminiz bunları al-
2041
 ite C^îaseliik
gıladığı için cinsel hayatınız da etkilenecektir. Bunun tam ter¬si olarak fizikî rahatsızlıklarımız beynimizi ve hislerimizi etkile¬yebilir. Sırtımız, karnımız veya dişimiz ağrıyorsa, cinsel yönden uyarılmamız hemen hemen imkansızlaşır. Hormonlar da cin¬sel istek ve hassasiyet üzerinde rol oynayabilir. Sözgelimi ay¬lık regl çemberinin ortalarına doğru kadınların cinsel yönden daha aktif ve istekli oldukları bilinir.
O Kadında boşalma olur mu?
Kadının ejakülasyonu (boşalma), kadın orgazma ulaşmadan he¬men önce oluşur. Kadının ejakülasyonuna, kadının menisi diye¬biliriz. Bu salgı bazı kadınlarda çok seyrek, bazılarında da her za¬man görülmektedir. Bazı kadınlarda boşalma birkaç damla ha¬linde, bazılarında ise yatağı oldukça ıslatacak kadar olmaktadır.
O İki aylık evli bayanım. Severek evlendim. Fakat her ilişkide korkunç canım yanıyor. Ne yapacağımı şaşırdım.
Acı duyma bazı hanımlarda evliliğin ilk zamanlarında olabilir. Sebebi psikolojiktir. Size tavsiyemiz, sabırlı olmanızdır. Gide¬rek alışırsınız. Ayrıca sinir sistemini sakinleştirici, kasları gev-şetici ilaçlardan da fayda görürsünüz. Evliliğe intibakınız art¬tıkça şikayetiniz de azalacaktır.
O 30 yaşında, 13 yıllık evli, 2 çocuk annesi hanımım. Cinsi te^ maştan hiç zevk almıyorum. Halbuki kocamı seviyorum. Ka-din olarak herşeyim normal. Temas sırasında bir utanç ve tiksinme benliğimi kaplıyor. Ne yapmalıyım?
Probleminiz tamamıyla ruhidir. Baskıcı bir aile içinde büyüdü¬ğünüz ve cinselliğe karşı olumsuz şartlanma içinde yetiştiğiniz belli. Halbuki dinimize göre, cinsellik helâl dairesinde olmak şartıyla tavsiye edilen ve güzel olan bir fiildir. İnsanın sevdiği kocası ile birlikte olması hem sevaptır, hem de ailenin deva-
 
£.ı4itik aa Cinseâiik   ? 205
mini ve mutluluğunu sağlar. Bu yüzden kafanızdaki peşin hü¬kümleri yıkmaya çalışınız ve cinsiliği sevmeye uğraşınız. Bun¬dan zevk almak için gayret ediniz. Zamanla bunu yenebilir ve tatmin olmuş çift olarak daha mutlu hale gelebilirsiniz.
O 10 yıllık evli bayanım. 2 yıldır hiçbir şekilde cinsel istek duy' muyorum. Bu süre içinde kocam çok sık iş değiştirdi ve İÇ' meye başladı. Her gün eve içkili geliyor ve bizi üzüyor. Aca-ba sebep bu mu?
Elbette! Kocanızın içip aileyi üzmesi evliliğin yolunda gitmediğinin göstergesi. Bir anlamda kocanız artık sizin için bir yabancı ve davranışları da sizin kendinizi güvende hissetmenize engel oluyor. Kocanızı tedavi olmaya ve alkolü bırakmaya ikna etmenizden başka yol görünmüyor.
CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLARLA İLGİLİ SORULARA CEVAPLAR
O İki yıl önce geneleve gittim. Temastan sonra penisimde a' kıntı ve müthiş bir sızı başladı. Bu durum bir hafta devam et' tikten sonra kesildi. Fakat sonra bazı lekeler belirdi ve halen hem sızı, hem de lekeler mevcut. İdrar yaparken bu sızı da' ha çok hissediliyor. Ayrıca o günden beri hem kolay uyan¬mıyor, hem de sıcaklığı yok.
Penisten gelen iltihabî akıntıların sebepleri çeşitlidir. İlk akla gelen gonoredir (belsoğukluğu). İdrar yolu iltihaplarına üret-rit adı verilir. İltihap prostattaysa prostatit, testisler ve epidi-dimde ise orşit ve epididimit denir. İdrar torbası iltihabı ise sis¬tittir. Gonokok, koli basilleri, stafilokok, streptokok, virüs gibi bazı mikroplar, idrar yoluna veya bu organlara yerleşerek, ağrı ve akıntıya yol açarlar, iki yanlı epididimit ve orşit rahat¬sızlığı olduğu takdirde kısırlık gelişebilir.
<îvtiûik oe CiııseMik   U 207
Hastalık cinsel birleşmelerden kapılabileceği gibi kötü sağlık şartlarından, idrar yolu darlıklarından vb. de olur. Tedavileri es¬kiye göre kolay olmaktadır. Mikrobun hangi antibiyotiğe karşı hassas olduğu laboratuvarda antibiyogram testiyle tespit edile¬rek o antibiyotik kullanılır. Sık idrara çıkma hissi, sistitlerde gö¬rülür, lltihabî akıntılarda hemen doktora başvurulmalıdır.
O 21 yaşında erkeğim. Problemim iki yıl önce başladı. Sık tu¬valete çıkıyordum. Bazen az bazen çok idrar geliyordu. Ba¬zen kesik oluyor, bazen olmuyordu. Gittiğim doktor idrarımı inceledi ve mastürbasyon yapacaksın dedi. Dinen mahzurlu olduğunu bildiğim için çekiniyorum. Acaba bir ihtiyaç mıdır? Bu rahatsızlıktan nasıl kurtulabilirim?
Sık sık ve az az idrara çıkma, yanma ve'sızı ile yapma bize sis¬tit (idrar torbası iltihabı) olduğunu gösterir. Antibiyotikler ile tedavisi mümkündür.
Kronik prostat iltihabı için ise yine kültür antibiyograma daya¬lı bir hassas antibiyotik eşliğinde haftada iki defa prostat ma¬sajı için doktorunuza gidiniz. Veya mümkünse evlenin ve dü¬zenli olarak boşalın.
Mastürbasyon çare değil, tam aksine çaresizliktir. Sperm üre¬tim fazlasının boşalması için ihtilam (gece boşalması) yeterli¬dir. Tıbben gereksiz enerji kaybı olduğunu, sağlığın israfı sa¬yılması gerektiğini söyleyebiliriz.
O Gonore, yani belsoğukluğu, zührevi bir hastalık mıdır? Son¬radan kısırlık yapar mı?
Hiç kuşkusuz, zührevi bir hastalıktır. Birçok gencin bunu, ko¬layca iyi oluverecek bir hastalık, genital organların bir "soğuk algınlığı" gibi almaya çalışmaları, anne, baba ve eğitimciler tarafından kesinlikle engellenmelidir.
 
Çok bulaşıcı bir hastalık olan gonore, her iki cinste de olur, mikrobu gonokoktur. Rasgele cinsel ilişkilerden geçer, sonra¬dan hem erkekte, hem kadında kısırlık yapabilir. Tedavi edilmemiş vakalarda bu hastalığın sadece genital böl¬gelerde sınırlı kalacağı kanısı yanlıştır. Bu çok aktif zührevi has¬talık, erkekte kronik prostat iltihabı, eklem iltihapları, hattâ kal¬bin iç tabakasının iltihabı demek olan endokardit yapabilir. Kadında, genital ve idrar yollarında, rahimde iltihaplar yapa¬bilir ve kısırlığa yol açar.
O Gonoreyi, gelip geçici, komplikasyonsuz bir hastalık sanır-dim. Şimdi bu hastalığı daha iyi tanıyorum, her iki dizimi de ömür boyu sakat bıraktı.
Bu gerçeği böyle acı bir biçimde öğrenmiş olduğunuza üzül¬düm. Genç insanlar için yürütülen yoğun halk sağlığı kam¬panyalarına rağmen, çok kişi hâlâ bunu zararsız bir gençlik deneyimi sanmaktadır.
Hastalığa maruz kalır kalmaz başlanacak yoğun bir tedaviy¬le, mikrop hemen kontrol altına alınabilir, ihmal edildiğinde, bu mikrop, diz, el bileği, ayak bileği eklemlerine yerleşip, ek¬lemin hareketini sürekli olarak yok edebilir. Genç kızlarda ise yumurtalıklara ve yumurtalık kanallarına yayılıp sonradan kısırlığa neden olur.
O 18 yaşımda gonoreye tutuldum. Tedavi oldum, "iyileştin" dediler. Şimdi 28 yaşındayım, evlenmeyi düşünüyorum. Hâlâ, eşime bu hastalığı bulaştırma tehlikesi var mı?
Sorumluluk duygunuz övgüye değer. Ne yazık ki, zührevi has¬talığa tutulmuş birçok genç bunu tedavi ettirmeyip, sonunda başkalarına da bulaştırır.
Gonorenizi esaslı olarak tedavi ettirdiğiniz için, bunun izinin hâlâ kalmış olabileceği pek düşünülemez. Ama gene de, kül-
208
paşanı ve L~iııseitik
tür ve yayma preparat biçimindeki bakteriyolojik muayeneleri yaptırarak rahat edebilirsiniz.
Evlenmeden önce sifiliz için yapılan kan testi, gonoreyi gös¬termez. Bunun için, tam bir muayeneden geçmek, genç bir çiftin evlenmeden önce birbirlerine verebilecekleri en değerli hediyelerden biridir.
O Belsoğukluğu hastalığı nasıl bulaşır, belirtileri nelerdir? Hastalığı taşıyan kişiyle yapılan cinsi ilişkiden en az 24 saat, en çok 14 gün sonra başlar.
Hastalık erkekte klinik olarak hemen görülür. Hasta kirli sarı irinli penis akıntısı ile hekime müracaat eder, ayrıca idrar ya¬parken ağrı ve acı vardır. Hastalığa tedavi uygulanmazsa git¬tikçe müzmin hale gelip erkeğin idrar yollarına ve testislerin-deki (yumurtalık) meni borularına kadar yayılıp kısırlığa sebep olabilir. Cinsel organlarının dışına yayılma gösterirse bulaştığı bütün organlarda iltihap yapar.
Kadınlarda ise mikrop alındıktan sonra klinik olarak hemen belirti vermeyebilir. Belirti vermeye başladıktan sonra rahim ağzı, idrar yolu ağzı ve vajinada akıntıya yol açar. Akıntının yapısı erkekteki gibidir. Ayrıca idrar yolları şikayetleri de yapa¬bilir. Kadında yukarı cinsiyet organlarına sıçrar, onlarda iltiha¬ba sebep olabilir. Hatta bazen karın zarına atlayarak karın za¬rı iltihabı dahi yapabilir. Sonuçta kadının yumurta kanalının tı¬kanmasına yol açarak kısırlığa sebep olabilir. Belsoğukluğu için üroloji (bevliye) hekimine başvurmak gere¬kir. Erken teşhis halinde antibiyotiklerle kolayca ve bir sakat¬lık bırakmadan tedavi olunabilir.
O Gittiğim doktor belsoğukluğuna yakalandığımı söyledi. Bilgi verir misiniz?
Cinsel hastalıklardan olan belsoğukluğu (gonore) cinsel temas¬la insandan insana geçen bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır.
 
Gonorenin etkeni hücre içinde kahve tanesi gibi ikişer ikişer bu¬lunan "neisseria gonorrkea" adındaki diplokok mikroplardır. Hastalığın kuluçka devresi 2-3 gün olup bazen 7 gün de sü¬rebilir. Hastalık erkeklerde idrar yolunun ağzında yanma ve kaşıntı ile başlar. Hafif akıntı, kızarıklık ve şişkinlikten başka, akıntı sebebi ile yapışıklık vardır. Daha sonra koyu sarımtırak yeşil, kokusuz, cerehatli bir akıntı başlar. İdrar yaparken yan¬ma da olur. Tedavi edilmeyen vakalarda iltihap idrar yolunun, yani uretranın arkasına da bulaşır. İdrar yolu iltihabı (uretrit) kronikleştiğinde (müzmin hale geldiğinde) sabahları sıvı dam¬lalar ve yapışmalar olur, çoğu defa da cinsel bir hastalık kor¬kusu yerleşir.
Kadınlarda da sık idrar etme ve yanma belirtileriyle uretrit şeklinde başlayan gonore, etrafa yayılarak vulvit, vaginit gibi iltihabi hastalıklara sebep olur. Gonore mikrobu kan yoluyla yayılarak cinsel organların dışında da hastalık yapmaktadır. Bunların arasında gonore konjunktiviti, gonore artiti (gonor-troz), gonore endokarditi vb. sayılabilir. Hastalıktan korunmak için erkek ve kadın en ufak bir akıntıda doktora başvurmalı, şüpheli temaslardan kaçınmalıdır. Eşi hasta olanların prezer¬vatif (kılıf) kullanması gerekir.
Gonore (belsoğukluğu) tedavisinde antibiyotikler (penisilin) ve sulfasit gibi ilaçlar kullanılır.
O Oğlum galiba frengi. Bu hastalığın tedavisi var mı? Evlene' bilir mi? Hastalık çocuklarına geçer mi? Frengi hastalığının tedavisi başarıyla yapılmaktadır. Bu yüzden oğlunuzun vakit geçirmeden bir üroloji uzmanına müracaatı¬nı sağlayınız. Tedavi edilince tabii ki evlenebilir ve çocukları¬na geçmesi söz konusu olmaz.
1210 ?   yasanı ire (Zinseûâik
 
 oe
Cinseûûik   "211
O Sifilizin, yani frenginin aşamalan nelerdir? Bunun mikrobu, vücudun belirli bir yerini etkiler mi?
Sifiliz, bulaşıcı bir zührevi hastalıktır; mikrobu, treponema pal-lidum denilen bir spirokettir. Bu önemli ve karmaşık hastalığın ilerlemesi genellikle üç aşamaya ayrılır. Birinci aşamada, ge¬nital organların üzerinde ya da ağız, dudak örtü tabakasında "şankr" denen bir yara olur.
Bu şankrların birçoğu ağrısız olduğu için, ne yazık ki, üzerle¬rinde durulmaz. Bunlar, tedavisiz, birkaç günde iyileşirler, kü¬çük bir iz bırakabilir ya da hiç iz bırakmayabilirler. Ama sifili-zinin kendisi yerinde kalır.
İkinci aşama, hastalık geriledikten bir-üç ay sonra birdenbire patlar. Buradaki değişik belirtiler, başka hastalıkları andırabi¬lir ve hattâ önceleri sifiliz akla gelmeyebilir. Boğaz iltihabı, de¬ri döküntüleri, hafif ateş, vücudun çeşitli yerlerinde ağrılardan ibaret olan bu belirtiler sonradan sifiliz olarak belirlenir.
Üçüncü aşama, yaşamın herhangi bir döneminde ortaya çı¬kar ve çok tatsız belirtiler gösterebilir. Tedavi görmeyip ihmal edilmiş sifilizin yapacağı yıkımdan kurtulabilecek organ yok¬tur. Beyin, omurilik, karaciğer, kalp, göz, kulak, kan damarla¬rı, böbrekler, irili ufaklı tüm organlar bu hastalığa tutulabilir.
Tedaviden kaçınmış anne ve babaların bu ihmallerinin üzücü belirtilerini çocukları çekebilir. Kongenital, yani doğuştan sa¬kat olarak dünyaya gelebilirler.
Evlenme öncesi yapılacak testlerle kalıtsal sifiliz ihtimali orta¬dan kaldırılabilir. Sifiliz geçmişi olmasa bile hastaneye yatırı¬lan her vakada sifiliz testleri yapılır. Eğer yoğun eğitimle ön¬lenmezse ve erken tedavi yapılmazsa, bu hastalık dünya ça¬pında yayılacaktır.
O 18 yaşında genç kızım. Derdim, 13-14 yaşımdan beri bazen şeffaf bazen yeşilimsi'beyazımsı renkte akıntımın olması. I* laçla yeşil akıntı geçti. Ama beyaz şeffaf bir akıntı devam e-diyor. Acaba kısır mıyım?
Tarif ettiğiniz akıntılar normal vajinada olur. Aralıklı olarak, adet başlangıcından beri devam eden, ilaçla geçmeyen, kokusuz, şeffaf-beyaz akıntınız büyük ihtimalle fizyolojiktir (normaldir).
Yeşil dediğiniz dönemde vajinitis denilen alt üreme organ ilti¬habı sözkonusu olmuş. Alt üreme organ iltihapları, evli olup cinsel yolla bulaşan bir hastalığın başlangıcı şeklinde geliş-memişse üst üreme organlarını (yani rahimi, tüpleri) etkile¬mez. Tüplerinizin tıkalı olduğu şeklindeki kısırlık düşünceniz tamamen yersiz.
O Kadınlardaki akıntı hakkında bilgi istiyorum.
Akıntı, kadınların cinsel birleşme organı olan vajinanın enfek¬siyonlara (mikroplu hastalıklara) karşı bir korunma mekaniz¬masıdır. Yetişkin bir kadın vajinasında normal olarak bulunan bakteriler, özellikle döderkin basilleri, vajinanın dökülen epi-tel hücrelerindeki glikojeni laktik aside çevirip serviksin alka-len olan salgısını dengeleyerek vajinada ph = 4 kadar bir asit ortamı sağlar. Kadınların % 10-15 kadarının vajinasında mü-küs salgılayan bezler de bulunur. Bu asit ortam ve bakteriler, diğer mikroorganizmalara karşı korunmayı sağlamak üzere vajinanın temizlik derecesini belirler.
Kız çocuklarında puberte dediğimiz ergenlik çağına kadar bu engel henüz oluşmadığından çeşitli mikroorganizmalar (go-nokok, streptokok, pnömokok, E.coli, Candida albicans, tri-komonas vb) vajinaya girebilir ve akıntıya (lökore) sebep ola¬bilir. Bu yüzden kız çocuklarının anüs temizliği önden arkaya doğru olmalıdır.
212 ?   yaşam ae Cinsel tik
Kadınlarda menopozdan sonra hormonal yetersizliğe bağlı, pembe renkte seröz akıntı görülebilir.
Vajinaya sokulan yabancı cisimlerin de her yaşta iltihap ve çı¬kıntıya yol açabileceği unutulmamalıdır.
Beyaz, berrak, sümük şeklinde (müküs), kokusuz akıntı nor¬mal östrojen hormon varlığında yumurtlama belirtisi olarak her sağlıklı kadında görülür. Gebelikten korunma hapları a-lanlarda bu akıntı artabilir.
Beyaz peynir kırıntısı şeklinde, küf kokusunda ve fazla miktar¬da olan akıntı mantar enfeksiyonu; beyaz, süt renginde kı¬vamlı akıntı kollum iltihabını gösterir. Trikomonas denilen tek hücreli parazitlerin sebep olduğu iltihapta (trikomuonasis) sa-rı-yeşil renkte köpüklü ve pis kokulu bimakıntı olur.
Kahverengi, sulu, küf kokulu akıntılar, iç ve dış cinsel organ¬ların çeşitli iltihaplarında veya tümörlerinde ilk belirti olarak görülür. Bu tip akıntılar kadınların doktora başvurmalarını ge¬rektiren sebeplerin başında gelir. Akıntılar sebeplerine göre doktor tarafından verilecek ağızdan veya vajinal yoldan kul¬lanılan ovul, tablet, krem şeklindeki çeşitli ilaçlarla tedavi e-dilirler.
O Normal dışı bir akıntıyı nasıl fark ederiz?
Adetten önce, anormal kabul edilmeyecek, belli belirsiz bir vajina akıntısı olabilir. Yetişkin bir kadındaki kötü kokulu, ça¬maşırı kirletecek ölçüde ve kadının fonksiyonlarını bozacak nitelikteki vajina akıntıları anormal kabul edilir. Bu durumda doktor akıntıyı inceleyerek teşhis koyar ve sebebini bulabilir.
O Kadınlarda akıntının sebebi nedir?
Kadınlarda akıntının en sık görülen sebebi vajina enfeksiyonla¬rıdır. Ancak akıntının çeşitli sebepleri olabilir. Bunları sıralayalım:
 
£etiİik ve Cbıseiiik   "213
Yabana cisimlere bağlı vajinal akıntılar:
Özellikle genç kızlarda, yabancı cisimlerin (kağıt, pamuk vb.) vajinaya kaçması ile sık karşılaşılır. Bu durum da sıklıkla vaji¬nal akıntıya ve enfeksiyona sebep olur. Unutulmuş bir tampon veya rahim içi araç da kötü kokulu akıntıya yol açabilir. Mu¬ayenede yabancı cismin varlığı teşhis edilir ve cisim çıkartılır¬sa, olay kendiliğinden hallolur.
Bakterilere bağlı enfeksiyonlar:
Özellikle adet öncesi ya da menopoz sonrası dönemde östro-jenin azalmasına bağlı olarak, vajende yaralanma veya ya¬bancı cisim varlığında bakteriyel enfeksiyonla karşılaşılabilir. En sık karşılaşılan bakteri "gonderella va//'na//'s"dir. Hastalar kötü kokulu ancak rahatsızlık vermeyen akıntıdan da şikayet¬çi olurlar. Bel soğukluğu ve diğer bakteriyel enfeksiyonlarda da vajinal akıntı olur. Ancak kesin tanı için muayenede kültür alınması gerekir. Muayene sonucuna göre uygun antibiyotik tedavisi ile durum kontrol altına alınır. Virüslerin neden olduğu enfeksiyonlar: Bu gruba bağlı enfeksiyonlarda özel bir tedavi şekli yoktur. Mantar enfeksiyonuna bağlı akıntılar:
En sık rastlanan akıntı nedenidir. Bunlardan en çok "kandida albikans" hastalık yapar. Kandida albikans ağızda, bağırsak¬ta ve vajinada zaten bulunur. Enfeksiyon oluşturması, diabet gibi sistemik bir hastalık, gebelik, kortizon, antibiyotik ya da doğum kontrol hapı gibi ilaçların kullanımı ile birlikte görüle¬bilir. Kadınları en fazla rahatsız eden akıntılar mantar ile ilgili olanlardır. Bunların ana belirtileri kaşıntıdır. Kaşınmaktan do¬layı ciltte yaralar oluşabilir, idrar yapmayı takiben yanma his¬si duyulabilir. Kötü koku genellikle yoktur. Beyaz, süt kesiği gi¬bi bir akıntı vardır. Tedavide genellikle lokal olarak uygulanan
1214 ?   yaşam oe Cünsattık
kremler kullanılır. Son zamanlarda tekrarlayan mantar enfek¬siyonlarına karşı ağızdan alınan ilaçlarla da tedavi yapılıyor. Tedaviye zayıf cevap alındığında eş de muayene edilmeli ve i-lişki kurarken mutlaka prezervatif kullanılmalıdır. Ayrıca emici özelliği olmayan iç çamaşırları giyilmemeli, çamaşırlar çok i-yi durulanmalıdır.
• Mikrobik akıntılar:
Miktarı bol, köpüklü, yeşilimsi ve şiddetli kötü kokulu akıntı mevcut olduğunda "trikomonas vajinalis" denilen bir mikro¬organizmadan şüphelenilir. Kronik enfeksiyonlarda akıntının miktarı azalabilir ve renk griye dönüşebilir. Hatta akıntının rengi açık yeşilden sarıya doğru bir hal alabilir. Eşlerden her ikisi de beraber tedavi edilmelidir. Prezervatif kullanmadan kesinlikle ilişkiye girilmemelidir. Bu grup akıntıların tedavisin¬de metronidazol grubu ilaçlar kullanılmaktadır.
• Rahim başı iltihaplarına bağlı akıntılar:
Bu akıntılar kötü kokulu ve iltihabi karakterdedir. Yetişkin yaş grubundaki kadınların yarısından fazlasında görülen bir jine¬kolojik bozukluktur. Dikkatli bir muayeneyi takiben kadından alınan örneğin incelenmesi ile akıntının nedeni net olarak or¬taya çıkarılır. Etkene yönelik tedavi uygulanır.
• Vajinanın kuruluğuna bağlı akıntılar:
Vajina katlarının incelmesi sonucu, özellikle menopoz sonrası kadınlarda vajina, hem enfeksiyon hem de yaralanmaya açık hale gelir.
O Kadınlar, akıntılardan ve akıntılara sebep olan durumlardan nasıl korunabilir?
Akıntıları önlemek öncelikle bir temizlik eğitimi sorunudur. Er¬genlik çağındaki genç kızlara temizlik, vajina duşu, hijyen maddeleri hakkında bilgi verilmelidir. Cinsel hastalıklarla kar-
 Cüıseâûik   ? 215
şılaşmanın kısa ve uzun dönemdeki etkileri de bu eğitimin bir parçası olmalıdır.
Sentetik iç çamaşırlardan kaçınmak, tuvalet alışkanlığına dik¬kat etmek gerekli ve önemli kaidelerdir.
O 32 yaşında evli bir kadınım. Yaklaşık 6-7 ay önce cinsel böl¬gemde beyaz beyaz bazı çıkıntılar başladı. Kadın doğum doktoruna gittim. "Sende konditom var." dedi ve almak ge-rektiğini söyledi. Yalnız bayıltarak alacağı için korktum. Bir daha da doktora gitmedim. Gittikçe daha da çoğalıyor ve ka¬şıntı da oluyor. Bir de beyaz akıntım var. Kondilom neden o-lur? İlaçla tedavi edilemiyor mu? Aldırmazsam ne olur? Eşi¬me de bulaşır mı?
Kondilom cinsel organ siğilidir. Cinsel ilişkiyle bulaşır. Cinsel yolla en sık bulaşan beş hastalıktan biridir. Hem erkek hem de kadında çok görülür. Ama kadınları daha çok etkiler. Siğil et¬keni bir kere vücudunuza girince yaşam boyu taşıyıcı durumu¬na geçiyorsunuz. Yani cinsel ilişkiye girdiğiniz her kişide siğil oluşabilir. Tıpkı sizde olduğu gibi cinsel organlar ve çevresin¬de küçük, etsi bazı çıkıntılar olur. Zamanla büyüyebilir. Çoğu zaman akıntı da olur. Siğiller hep belli bir yerde kalmaz, yayı¬labilir. Vajinada ve anüs içinde de olabilir. Rahim ağzına yer¬leşirse teşhisi zordur. Rahim kanserine dönüşe ihtimali vardır. Tedaviye gelince; henüz bu tip virüse karşı bir ilaç yok. Teda¬vi, tahrip etmek şeklindedir. Tahrip edici bir ilaçla, elektrikle, dondurma yoluyla olabilir, iyileştikten sonra bile birkaç ay kontrol altında tutulmalısınız. Daha fazla yayılmadan tedavi olmanızı öneriyorum.
P?f *?*•{"
Jjiifttak£az   ? 217
Kaynaklar
Baruch-Miller, D.W.-Hyman, Evlilikte Cinsellik, Remzi Kitabevi, 1986.
Buckley, Ros-Mike, Cinselliğin Doğası, Gerdien ve Sjoerd Poorta, Bütün Dünya Kitaplığı, 2003.
C. Somers, Leon-Barbara, Sevgi Cinsellik ve Çocuklar, Kavram Ya¬yınları, 1989.
Cooling, Prof. Robert, Cinsel Sorunlarınız ve Yanıtları, Açı Yayınları, 1995.
Demircan, Ali Rıza, İslâm'a Göre Cinsel Hayat, Eymen Yayınları, 1988.
De Villers, Linda, Cinse/ Hayatınıza Renk Katacak Yöntemler, Hyb Yayıncılık, 1998.
Diamond, Jared, Seks Neden Keyiflidir?, Varlık Yayınları, 1996.
Enis, Münevver-Ahmed, Cinsel Ahlâk ve Biyolojik Tehlike, iz Yayın¬cılık, 1994.
Fahri, Dr. ihsan, Gençlerle Açık Açık, Altın Kitaplar Yayınevi.
Gillan, Patricia, Cinsel Sorunlar ve Tedavileri El Kitabı, Menteş Kita¬bevi, 1993.
Gray, John, Mars&Venüs Yatak Odasında, Altın Kitaplar, 1996.
__________Mars ve Venüs Flört Ediyor, Altın Kitaplar, 1 999.
218
 Jaşanı o e (^.insult Ik
Haşimi, Prof.   Dr.   M. Ali, Müslüman Şahsiyeti,   Risale Yayınları, 1996.
Kara, Prof. Dr. Hayrettin-Aydın, Prof. Dr. Sabahattin, Cinsel Sorun¬lar ve Çözüm Yolları, Sen Yayınları, 2002.
Kirschner, Jozef, Cinsellikten Haz Almak ve Mutlu Olmak, Arıtan Ya¬yınevi, 1994.
Koloğlu, Ali, Cinsel Mutluluk Rehberi, Kitap Dünyası, 2000.
Longford, Laurie, Aradığınız Aşksa Neden Sadece Cinsellikle Yetine-sinizl, Hyb Yayıncılık, 2002.
Masters-Johnson, William H.-Virginia E., İnsanda Cinsel Davranış, Bilimsel ve Teknik Yayınları-Çeviri Vakfı Yayını, 1994.
McGinnis, Alan Loy, Sevginin Gücü, Beyaz Yakınları, 1999.
Mirzabey-Büyükavşar, Dost-Dr. Deniz, Evlilik ve Cinsellik, Uysal Ki-tabevi, 2001.
Nejad, Dr. Muhteşem, Aile ve Cinsel Sorunlarımız, Yapa Yayınları, 1991.
O'Connor, Dagmar, Aynı Eşle Yıllar Boyu Mutlu Cinsel Yaşam, İnkı¬lâp Kitabevi, 1991.
Özcan, Yusuf, Gençlik ve Evlilik, Semerkand Yayınları, 2001.
Özgüven,   Prof.   Dr.   İbrahim   Ethem, Cinsellik ve Cinsel Yaşam, Pdrem Yayınları, 1997.
Parsons, Rob, Altmış Dakikalığına Evliliğiniz, Hyb Yayıncılık, 1997.
Polonsky, Dr.   Derek C, Cinsellik Hakkında Konuşamadıklarımız, Hyb Yayıncılık, 1997.
Poroy, Op. Dr. Akif, Cinsel Sağlık, Milliyet Yayınları, 1989.,
_________________Seks, Ad Yayıncılık, 1995.
Saygılı, Doç. Dr. Sefa, Evlilikte Mutluluk Sanatı, Elit Yayınları, 2002. Seks Hatalarımız, Tempo Kitapları, 1995.
 
JCaifitakâat   ? 219
Sher, Dr. Massimo, Seks, 100 Sorun 100 Çözüm, Naturel Kitaplığı, 1989.
Taşçı, Prof. Dr. Ali ihsan, Cinsel Eğitim, Yedirenk Kitapları, 2001.
Tordjman, Gilbert, Seksoloji İçin Anahtar, Bilgi Yayınevi, 1975.
Turner, Dr. Margaret, Cinsel Konularda Herkesin Bilmesi Gereken¬ler, Düşünen Adam Yayınları, 1993.
Türkent, Doç. Dr. Münir, Kadın Ruhu ve Kadında Cinsî Hayat, Nur-gök Matbaası, 1955.
Uysal, Asım, Evlilik ve Cinsel Hayat, Uysal Yayınevi, 2001.
Yetkin-incesu, Dr. Nesrin-Dr. Cem, Cinsel işlev Bozuklukları, Roche Yayınları, 2001.
Yurdanur, Safa M., Cinsel Yaşam Kılavuzu, Bilgi Yayınevi. 1999.
Yeken, Fethi, islâm ve Cinsellik, Petek Yayınları, 1986.
 
 
 
Gelincik Sofrası t
 
 
Mutfak bir kuituru belirleyen temel taşlardan bindir Gelincik Sofrası kültürümüzü ve bizim mutfağımızı yansıtan malzemesi kolay bulunan uygulanabilir
500 u aşkın tarif ve pek çok pratik bilgiyi deıçenyor
 
 
İ
«
Rüya insan hayatının vazgeçilmez bir
parçasıdır Uyku devresinin dışına da mesajlar gönderen
ruyalardakı sembollerin anlamları iyi kavrandığında
hayata da bakan pek çok mesaj verirler
anne baba ve eğitimcilere
çocuk
eğitim"
el kitabı
Sev d a Durs
Bu kitap bıı bebek bekleyen jeya minicik yavrusunu kucağına almış takat şimdiye kadar karşılaşmadığı
problemlerle kafası karışık ve ne yapacağını
şaşırmış anne babalar için ellerim uzattıklarında
ulaşabilecekleri kadar yakın ve bir o kadar da
içten hazırlanmıştır
 
mut    evlilik
Sevginin aşkın sonrasında bir ideal haline gelen
evliliğin evlilikten sonra aşki ve sevgiyi korumanın
yollan eşler arasındaki problemlerin nasıl aşılabileceği
örnek ve mutlu aile olmanın ne anlama geldiği
farklı bir üslupla anlatılıyor
 
Bü eserdeki fal kavramı gelecekten haberler bildirme
şeklinde tanf edilen faldan farklıdır Çunku bu çalışma
bir bilim dalı olan Karakter Bilim çerçevesinde
değerlendirilebilecek bir eserdir
 
Dua ayetlerinden namaz dualarına stresli zamanlardan huzurlu ve mutlu olunan anlarda okunacak dualara kadar
hayatın acı ve tatlı her dilimim bir ibadet ve kulluk bilinciyle geçirmemize yol gösteren dua örnekleriyle dolu
iniük Yaşamı Kolaylaştıran
Pratik
Bilgiler
Bı-jk.
Pratik Bilgiler benzerlennden oldukça farklılıklar
içeriyor Gunluk hayatta ev hanımlarının yanı sıra
karşılaştığı sorunlar scın pratik bilgiler arayan
nerkesın başvuru kitabı
Doç Dr Sefa Saygılı & Dr Ah Akben Dr Özer Odabaşı
 
Bu eser beslenmeye sağlığı korumak adına gems bir perspeKtıften yaklaşıyor Bedenimizin yediklerimizin bir
butunu olduğunu düşündüğümüzde beslenmenin hayatımızdaki onemı de kendiliğinden ortaya çıkıyor
 
Doğul ÜflMeJiü,!
Gülten Şenşafak
 
Tamamlayıcı Tıp Yöntemleriyle
 
 
Dr. Recai Yahyaoğlu
 
Kadının
Sağlıklı Yasam Rehberi
 
yaşam ve Cinsellik
Doç. Dr. Sefa Saygılı
Yaşam ve Cinsellik, sevgi dolu bir bütünlük oluşturacak birlikteliklerin oluşumunu sağlayan; evlilik hayatında kadın ve erkek herkesin bilmesi gereken konuları uzman kaleminden, sade bir anlatımla sunuyor.
Eserde;
• Çocuklarda cinsel eğitim
• Ergenlik dönemi
• Evlilik öncesi ilişki
• Evlilikte eşler arası cinsel hayat " Doğum kontrol yöntemleri
• Kürtaj
• Erkekte ve kadında cinsel problemler
• Menapoz
• Andropoz
• Vajinismus
• Cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve daha birçok konu hakkında bilgiler ve sevgi dolu birlikteliklerle
ilgili tavsiyeler bulacaksınız.
ISBN-975-8821-040
 
Facebook
 
Reklam
 
Sezai Karakoç'tan...
 
Onlar sanıyorlar ki;
Biz sussak mesele kalmayacak
Halbuki biz sussak, tarih susmayacak..
Tarih sussa, hakikat susmayacak.
Onlar sanıyorlar ki, bizden kurtulsalar mesele kalmayacak.
Halbuki bizden kurtulsalar, vicdan azabından kurtulamayacaklar.
Vicdan azabından kurtulsalar,
Tarihin azabından kurtulamayacaklar.
Tarihin azabından kurtulsalar,
Tanrı'nın gazabından kurtulamayacaklar."
Necip Fazıl Kısakürek'ten...
 
Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.
Necip Fazıl Kısakürek'ten...
 
Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!
Hey gidi küheylan, koşmana bak sen!
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!
Eski çınar şimdi noel ağacı;
Dallarda iğreti yaprak utansın!
Ustada kalırsa bu öksüz yapı,
Onu sürdürmeyen çırak utansın!
Ölümden ilerde varış dediğin,
Geride ne varsa bırak utansın!
Ey binbir tanede solmayan tek renk;
Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın!
Mehmet Akif Ersoy'dan...
 
Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak...
Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.
Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle.
İmânı olan kimse gebermez bu ölümle:
 
Bugün 27 ziyaretçi (40 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
La ilahe illallah...